İğneyi kendine… – Bölüm 4

Ayfer sevinçle sarıldı boynuna Kevser’in. Kartı alıp, “Ay sen sahiden  bir meleksin ya! Olabilecek en iyi çözüm oldu bu sahiden!” dedi

“Annene teşekkür et ama yüzüne söyleme!” dedi Kevser gülerek, “Haydi inşallah rast gider işin. Benim şimdi gitmem lazım görüşürüz!”

“Görüşürüz!” dedi Ayfer sevinçle, hemen telefonunu çıkarıp Büşra’yı aradı.

“Kızım başka şey istesek olacakmış! Bak sana ne anlatacağım!”

Hızlı hızlı Kevser ile konuştuklarını anlattı Büşra’ya da.

“Resmen ballısın var ya!” dedi Büşra sevinçle, “Bence hiç oyalanma git hemen yarın!”

Ayfer okuldan keyifle döndü eve böylece. Hürriyet hanım kızının keyifli halini görünce daha da keyiflendi. O da Kevser’e kartı verdiğinden beri pek keyifliydi. İşler şimdilik yolunda gidiyordu. Kız bakalım hangi gün gidecekti kafeye. “Çok oyalanma başkasını bulurlar” diye sokmuştu aklına. Tahsin haber verecekti kız kartla oraya gittiğinde.

Adamlar kız işe başladıktan sonra ayarlayabildikleri gün  beş on dakika bayıltacak, fotoğrafları çekecek sonra da Hürriyet hanımın verdiği Şükran hanımın telefonuna yollayacaklardı. Aslında baştan doğrudan Lamia hanımın telefonuna göndermeyi düşünmüştü ama o zaman güne gelenlerden birinin yaptığı çok belli olurdu. Ne de olsa Lamia hanım kendi evinde açıklamıştı onca insana durumu.

Şükran zaten Uluğbey sitesinin namlı dedikoducusuydu. Telefonuna bu fotoğraflar düşünce bütün siteyi dolanıp en son Gülesen hanımlara söyleyecekti sanki herkesten saklamış ilk ona diyormuş gibi. Gülesen hanım da çok üzülecekti aslında şimdi ama neyse genç kızdı, bir erkek arkadaşı var diye kıyameti koparmazdı herhalde. Sonuçta ayıp bir şey olmayacaktı fotoğraflarda. Gene de Tahsin’in abartama huyu olduğunu bildiği için mesaj yazdı hemen gözlükleri takıp.

“Kıza kartı verdim. Konuştuğumuz gibi sakın kıza zarar verecek bir şey olmasın bak! Sen de görünme oralarda, Kevser seni tanır görünce, bizden olmasın.”

“Tamam” diye kısa bir cevap geldi Tahsin’den.

Mesajı yazarken “Kızı oraya ben yolladım şimdi fotoğraflar gelince benden şüphelenmez mi bunlar?” diye bir panik dalgası düştü içine Hürriyet hanımın.

Canım markette rastladığı kadından aldığını söylemişti kafenin kartını, istiyorsan git demişti zorla kızı götürüp oğlanlarla resim çekmemişti ya. Ayrıca baygın olduğunu kimse anlamayacaktı ki resimlerde kendi isteğiyle gibi duracaktı. Kız da anlamayacaktı ne ara olduğunu, ayılınca “bayılmanla ayılman bir oldu” diyeceklerdi ona. Fotoğraf çektiren oğlan da kaybolacaktı ortadan.

Bir türlü açıklayamayacaktı Kevser’cik olanları. Hatta kendine bile açıklayamayacaktı. Sonuçta çamur atınca izi kalırdı ayrıca. Kızın masum olduğu ortaya çıkana kadar Hürriyet hanımın istediği olmuş olurdu. Olmazsa sonradan bunlar sahtekarmış kıza düzen kurmuşlar diye kendi atardı ortaya lafı.

Yok o da olmazdı o zaman kafeyi dava filan ederlerse bütün plan ortaya çıkardı.

“Neyse kimse bu kadar detayla uğraşmaz herhalde diye avuttu kendi kedini sonra. Unuttu bu fikri.”

O akşam Ayfer ayrı, annesi ayrı keyifli ve düşüceli oturdular salonda televizyon izlerken. Evin babası hiç anlamadı ikisinin halinden ama üstlerine de varmadı. Anne kız bir işler çeviriyorlardı demek yine ve hiç bulaşmak istemiyordu şimdi onlara.

Ertesi gün Kevser yerine Ayfer sevinçle gitti kafeye. Tahsinin arkadaşları elinde kartla gelen kızı görünce bekledikleri kız olduğunu anladılar. Zaten eleman aradıkları falan yoktu, Tahsin’in hatırı için kabul etmişlerdi bu oyunu. İşler güçler zayıftı ne zamandır. Siz de biraz eğlenirsiniz demişti Tahsin.

İş zaten büyük  bir iş değildi, hatta kafenin kendi yakışıklı sayan şefi Erhan “İlaca gerek yok ben kızı tavlar çekerim resmi” diye hava basınca iddiaya girmişlerdi ilaçsız işi halledebileceklerine dair.

Ayfer hiç tecrübe sorgulanmadan hemen işe kabul  edilmesine çok sevinmişti. Cumartesi pazar hariç yarım gün çalışacaktı. Çalışma günlerini de kendi belirlediği halde ses etmemişti kafe sahipleri. Ne iyi insanlardı gerçekten. Böylece annesi onu okulda zannedecekti çoğu vakitte o gelip burada çalışacaktı. Eğer çok sıkıştırır ya da okulu astığını duyarsa burada işe girdiğini söylerdi, böylece Kevser gibi olduğu için annesi kızamazdı da.

İlk günden Büşra arkadaşlarını toplayıp geldi Ayfer’i ziyarete. Gençler kafeyi beğenmişlerdi. Ayfer’de neredeyse onların masasına bakmıştı çalıştığı saat boyunca patronlar buna da bir şey dememişilerdi. Ayfer çalışmanın bu kadar kolay ve eğlenceli bir şey olduğunu bilseydi çoktan girerdi bir yere. Demek Kevser böyle yapa yapa dolduruyordu milletin gözünü.

“Bu Erhan denen adam da sana bakıyor sürekli!” demişti Büşra daha Erhan’ı görür görmez.

“Şefimiz o!” demişti Ayfer kıkırdayarak.

Bir  hafta sonra Ayfer alışmıştı kafeye ve oradaki herkese. Şakalaşmalar muhabbetler harika gidiyordu iş hayatı. Erhan’da  ciddi ciddi ilgileniyordu onunla. Biraz büyüktü ama olsundu.

“Ayfer çok tatlı kızsın ya, anneme seni anlatıyorum bir haftadır biliyor musun?” dedi Erhan tepsiyi bırakan Ayfer’e.

“Niye anlatıyorsun ki beni?”

“İşte tatlısın diye! Annem tutturdu ikiniz bir resim?ekin oğlum akşam gelince gösterirsin. Çekeriz di mi? Annem çok sevinir vallahi.”

Erhan’ın “seni anneme anlatıyorum” demesinden iyice etkilenen Ayfer “Çekeriz tabi ya” diyerek hemen Erhan’ın yanına yaklaştı. O da Erhan’dan hoşlanmaya başlamıştı yavaş yavaş. Ciddiydi demek çocuk hemen annesine söylediğine göre.

Erhan poz poz çekti ikisinin resimlerini, giderek samimleşen pozların en sonunda yanak yanağa olmak üzere en az yirmi fotoğraf olmuştu.

“Ay annemi çok mutlu edeceksin” diye ağzı kulaklarına vararak gülümsedi Erhan’ın. Bir yandan iddaya girdiklerine göz kırpıyordu. Kazanmıştı iddayı. Ayfer güzel kızdı gerçekten ama işte biraz akılsızdı. Hemen inanıvermişti Erhan’a.

Erhan fotoğrafları çekip arkaya gidince Tahsin’in arkadaşı ve kafenin sahibi Mustafa gelip yapıştı koluna.

“Tamam oğlum bu kadar, kıza zarar vermeyeceğiz dedik. Bitir muhabbeti. İleri gitmek yok!”

“Niye ağabey kız da benden hoşlandı görmüyor musun?”

“Olmaz oğlum, bitti kızı işten çıkarıcam akşama! Sen yolla Tahsin ağabeyine fotoğrafları tamam!”

“Peki ağabey, patron sensin!”

Ayfer’in yanakları al al dolaştı mesaisi bitene kadar. Erhan’a o kadar yakın durunca heyecanlanmıştı. Annesine bahsetmişti demek bir de. E yakında ciddi niyetlerle gelirdi o zaman. Annesi ne kadar şaşıracaktı kim bilir? Yok şimdilik annesini karıştırmak iyi bir fikir değildi. İşten çıkınca Büşra’ya anlatacaktı hemen.

Çalışma saati sona erince, Mustafa seslendi Ayfer’e “Ayfer hanım biraz gelir misiniz?”

“Buyurun Mustafa Bey!”

“Ayfer hanım bir kaç günlük deneme sürenizdi baştan size söylemiştik sanırım bunu.”

“Hayır söylemediniz!”

“Neyse söylemesekte bu iş böyledir bir kaç gün deneme süresidir sonra işe alım işlemleri yapılır.”

“Tamam” dedi Ayfer işe alındıktan sonra sorun yoktu zaten.

“Ne yazık ki sizi uygun görmedik iş için!”

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s