İğneyi kendine… – Bölüm 2

Lamia hanımın evinde evlenme çağına gelmiş deyince, genç bekar kızları olanlar da bir kıpırdanma oldu hafiften. Lamia hanımda bunu farkedince devam etti söze.

“Turgut burada mı yaşayacak, orada mı devam edecek bilmiyorum ama kendi memleketinden, kültüründen bir kızla evlenip gitmek istiyor tabi çocuk. Ağabeyim de bana bundan bahsedince ben de düşündüm tabi uzun uzun. Hepinizi yıllardır tanır severim. Çocuklarınız elimizde büyüdü. Burada hepinizin içinde  düşüncemi açıklamaktan da bir zarar görmüyorum.”

“Aklınızda biri var herhalde öyle değil mi Lamia hanımcığım” diye atıldı Hürriyet hanım duramayıp. Kızı Ayfer çok güzel bir kızdı. Turgut gibi bir delikanlıya da onun gibi güzel bir kızın layık olduğu konusunda Lamia hanımla aynı fikirde olduklarından şüphesi olmadığından heyecanlanıp atılıvermişti. Zaten kızın okumaya niyeti de yok gibi duruyordu. Bu çocuğun da durumu iyi geleceği parlaktı, evlenirlerse onlara da Amerika kapıları açılıverirdi bunca yıldan sonra.

“Var Hürriyet hanımcığım,” diye devam etti Lamia hanım, “Kevser’i düşünüyorum. Siz ne dersiniz Gülesen hanımcığım?”

Gülesen hanım Hürriyet hanımın yüzünde dona kalan ifadesini farketmeden şaşkın şaşkın Lamia hanımın yüzüne bakakalmıştı.

“Benim kızım Kevser mi?”

“Evet vallahi Kevser’i bütün site öve öve bitiremiyor Gülesen hanımcığım çocuğun bahtı gülsün, yeğenim Turgut hakikaten dalyan gibi delikanlıdır. Fotoğrafını da göstereyim isterseniz” diyerek Lamia hanım boynunda asılı gözlüğünü takıp telefonda fotoğraf aramaya başladı.

Gülesen hanımın yüzünde tuhaf bir gülümseme vardı ama kadıncağız kalabalığın içinde mahcup olmuş hissettiği için bir şey söyleyemiyordu henüz.

Hürriyet hanım kendi kızı yerine Kevser’in ismini duyunca buz kesmişti adeta. Lamia hanım telefonunda fotoğraf ararken kalabalık mırıldanmaya başlamıştı kendi arasında.

“Ayfer nere, Kevser nere tabi Kevser’i seçecek!” derken duydu Hürriyet hanımın keskin kulakları Türkan’ı.

Bir şey belli etmedi ama yine de. Kalabalığın gözlerinden anlıyordu Kevser’i onayladığını herkesin. Gururuna dokunmuştu bu tavırları. Onun kızından güzel bir tane kız mı vardı acaba su sitede ya da mahallede?  Kevser iyi kızdı tamam bir şey demiyordu. O da örnek gösteriyordu kızına ama o kadar da uzun boylu değildi. Turgut gibi Amerika’dan gelmiş, yüksek mühendis bir çocuk koluna takıp o ezik kızı mı götürecekti yani yurt dışına.

Ayfer uzun boylu gösterişli, her giydiğı yakışan bir kızdı. Geçtiği yerde bakan bir daha bakıyordu ardından. Şimdi Kevser mi yakışırdı Amerika’ya, Ayfer mi?

“Vallahi çok doğru bir seçim yapmışsın çocukların bahtları açık olsun” dedi Mukadder hanım tok sesiyle.

Kalabalık mırıltıyla ve baş sallayarak onayladı Mukadder hanımı. O sırada telefondan Gülesen hanıma fotoğrafları gösteren Lamia hanım, “Amin inşallah!” dedi içten bir sesle.

Gülesen hanım hiç bir şey dememişti ama Lamia hanım ve kalabalık çoktan onaylamıştı çocukların birlikteliğini.

Bu işi de hallettiğini düşünen Lamia hanım “E hanımlar haydi yemiyorsunuz!” diyerek sehpadaki tabakları dolaştırmaya başladı tek tek hanımların tabaklarına servis yapmak için.

“Siz görürsünüz Kevser mi? Ayfer mi?” dedi içinden hırsla Hürriyet hanım. Bir şey belli etmeden oturdu. Kocalıların yemek yapma saati gelip herkes kalkana kadar.

Herkes çıkarken Gülesen hanımı ayrı, Lamia hanımı ayrı tebrik etti sanki olmuş bitmiş gibi.

“Hayırlısıyla çocuklar da tanışsın karar versin de öyle kutlarız” demişti Lamia hanım Gülesen hanıma bakıp gülümseyerek.

“İnşallah!” demişti nazikçe Gülesen hanım da.

Uluğbey sitesinde bir gün daha sona ermişti böylece. Herkes o akşam evde Lamia hanımın yeğeni Turgut ile Kevser’i konuşuyordu. Hem sevinmişler, hem de biraz gıpta etmişlerdi. Babasızdı yavrucak zaten Allah yüzüne bakmıştı ama “Dur bakalım oğlan kızı beğenecek mi?” diyenler de vardı elbette, “Bunlar kendi kendilerine gelin güvey oluyorlar ama bu devirde gençler dinler mi öyle büyük sözü. Hele o oğlan Amerika’da büyümüş, bakalım ne olacak? Yazık garibanın da aklını çeliyorlar şimdiden.”

“Kız Ayfer, bundan sonra öyle ora bura gezmek yok, kıçını kırıp oturacaksın evde. Yarın da bir dolma doldur götür Lamia teyzenlere”

“Hayırdır anne ya kapıdan girer girmez. Gene sitedeki kızların dedikodusu mu oldu gününüzde?”

“Kız ne dedikodusu terbiyesizleşme! Ne diyorsam onu yap. Yarın okuldan gelirken yaprak al unutma! Dayını arıyacağım ben şimdi.”

“Tamam anne ya!” diyerek odasının kapısını vurup girdi Ayfer.

Hürriyet hanım oturduğu saat boyunca kafasında plan yapmıştı Ayfer’i sitenin gözünde bir numara yapmak için. Güzeldi tabi kız, kıskanıyorlardı. İyi olsun istemiyorlardı hiç biri. O ezikten yana duruyorlardı ki, güya hırslarını alıyorlardı ana kız onlardan. Hürriyet hanımda güzel kadındı, kızı da ona çekmişti tabi. Gençliğinde de onunla uğraşan çok olmuştu bu yüzden. Şimdi  kardeşini arayıp planlarını işletmeye başlatacak gösterecekti onlara.

Aslında işi düşmese hayatta aramazdı Tahsin’i, itin kopuğun teki olmuştu ama şimdi lazımdı.

“Tahsin ben Hürriyet, canım ne yapıyorsun?”

“Ne yapayım abla ya! Hayırdır arıyorsun sen?”

“Bana bak! Sana bir işim düştü, halledersen harçlığı bol!”

“Ne işin düştü abla ya, seni duyan da Uluğbey sitesi mafya anası sanacak! Bakkaldan soğan mı aldıracaksın?”

“Susta dinle hayvan herif! Bir baltaya sap olamadın şimdi bir de bana mı laf iteliyorsun! Para vereceğim düzgün yaparsan diyorum.”

“Tamam abla ya ne var söyle?”

“Enişten duymasın ama ona göre bak kuruş vermem sonra.”

“Sen ne zaman benden laf çıktığını duydun abla, uzatma da anlat!”

“Senin o arkadaşının kafesi duruyor mu? Hani şu Maltepe’de ki?”

“Duruyor ne olacak?”

Hürriyet hanım aklındaki tüm planı detaylarıyla anlattı kardeşine uzun uzun.

“Hallederim ben sen yolla kızı” diyerek kapattı Tahsin telefonu.

Hiç sormamıştı ablasına “sen ne istiyorsun bu kızdan?” diye, Hürriyet’ti bu kim bilir neye tepesi atmıştı gene.

“Ben bir yere kadar gidip geleceğim” diyerek kalktı kahvede boş boş oturduğu masadan. Sanki söylemese onu merak edecek olan vardı.

Hürriyet hanım telefonu kapatınca bir kez daha gözden geçirdi planını. Şimdilik yürüyecek gibi duruyordu. Yarın ya da öbür gün Kevser ya da Gülesen hanıma rastlayıp kafedeki işten bahsetmesi gerekiyordu şimdi de.

Ayfer ile de iyice bir konuşacaktı. Lamia teyzesine sık sık uğrasın, onu görünce özellikle hâl, hatır sorsundu. Şu makyajı da azıcık az yap diyecekti. Zaten güzel kızdı. Makyaj da yakışıyordu ama kıskanıyordu işte sitedekiler. O makjaysız soluk yüzlü çirkin  kızı tercih etmişlerdi hasetlerinden Ayfer yerine.

Göreceklerdi ama Turgut zaten gelince kendi gözüyle de görecekti güzelliğin kimde olduğunu ama o işi riske atmadan çözüverecekti. Ayfer çıkacaktı telli duvaklı gelin olarak bu sitenin kapısından Turgut’un kolunda.

(devam edecek)

 

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s