Aşk – Bölüm 5

Erkekler değer verdikleri kadınları bal gibi de çözyorlardı işte. Kadınların tek istediği değerli hissetmekti sadece. Kimi bir mücevher, kimi bir şiir, kimi bir söz, kimi bir çiçekle değerli hissediyordu. Belki de duruma göre değişiyordu bu ama aslında tek derdi kadınların değerli hissetirilmekti. Bir kadını nasıl değerli hissettireceğini bilen erkeğin kaybetme şansı olamazdı zaten. Ona bir prenses gibi davranmak değildi olay. Onun söylediği, yapmayı sevdiği şeyleri bilmek. Bildiğini hissettirmek, mavi seviyorsa, mavi bir şeyler tercih etmek. Şiir seviyorsa bir kerecik olsa bir şiir okumak. Yapmayı çok istediği şeyleri denerken onu eleştirmemek, desteklemek, elinden tutmak. Yanında olduğunu hissettirmek. Gözlerinin içine bakıp olmasa da dünyanın en sevilmeye  değer şeyiymiş gibi davranışmak. Hiç beklemediği zamanlarda değerli olduğuna dair bir şeyler yapmak, öyle özel gün denilen günlerde görev gibi değil, içinden geldiği için.

Hasta olduğunda “İyi misin?” diye sormak, eliyle ateşini kontrol etmek. Bazen kırılacak bir şeymiş hibi hassasiyet göstermeki bazen de dünyanın en güçlü kadını olduğuna dair motive etmek.

Bir kadın bir erkekten değerli hissetmeyi bekler sadece işte. Bir erkekte bir kadından elbette. Kadınlar anaç tavırlarla gösterirler sevgilerini, bir bebeği sever gibi severler erkeklerini ama kendilerinin öyle sevilmesini istemezler, yüceltilmeyi seçerler, Poh pohlanma değil ama farklı bir şey bu.

“Kızım daldın gittin iyi misin?” dedi Sinem hanım, Müfit bey garson ile konuşurken. Gerçekten de annesi ve Müfit beyi seyrederken elini şakağına dayamış gözleri uzaklarda dalmış gitmişti Didem düşünce denizinde. Aslında bu  gece burada oturuken Yusuf’u ne kadar özlediğini farketmişti.

“İyiyim anne çok güzel bir akşam” dedi gülümseyerek. Müfit bey yeniden annesine dönünce o da düşüncelerine daldı tekrar.

Yusuf’ta nazik bir erkekti Müfit bey gibi. Sevilmek istediği gibi severdi Didem’i. Tamam ikisinin de inatları çatıştıkları yönleri vardı ama bunlar tadı tuzuydu herşeyin. Bir şeye üzülse saçma sapanda olsa, hemen açardı göğsünü Didem’e. Didem o göğüse gömülüp gözlerini kapadı mıydı dünyanın en güvenli limanında gibi hissederdi kendini. Limanın dışında kıyametde kopsa, o orada huzurlu ve  güvendeydi. Çok zordu aslında bir insanın yanında bunları hissedebilmek. Yusuf’un onu yarı yolda bırakmayacağını bilirdi. İşte bu değerli hissettirmenin en önemli kısmıydı. En önemlisi. Ne yaparsa yapsın yarı yokda bırakılmayacağını bilmek bir kadın için çok önemliydi.

Derin bir iç geçirdi farketmeden. Müfit bey ve annesinin bakışlarıyla karşılaşında gülümsedi hemen.

“Size danışmadan davet ettim ama birazdan oğlum da gelecek” dedi mahcup bir edayla Müfit bey. Muhtemelen Didem’in iç geçirmelerini sıkılmak olarak algılamıştı adamcağız ve Didem’e de bir sohbet arkadaşı geldiğini ima etmeye çalışıyordu.

“Sahi mi?” dedi Sinem hanım heyecanla, daha da doğrusu biraz tedirgin olduğu belli olmuştu. Bu akşam Müfit beyi kızına göstermeyi planlamıştı ama kendisinin de Müfit beyin oğluna görücüye çıkacağını hiç düşünmemişti. Müfit bey Sinem hanımın tedirginliğini farkedince dikkatini Didem’den yine ona çevirdi.

“Sinem hanımcığım kusura bakmadınız inşallah! Didem kızım gelecek deyince siz, ben de oğlumu davet ettim. Çocuklar ayn anda tanışsın, görüşsün diye, hata mı ettim?”

“Yok olur mu Müfit beyciğim, çok iyi yapmışsınız elbette, şaşkınlığımı mazur görün lütfen”

“Olur mu benim kabahatim, böyle sürprizler hoş değil, size önceden sormam gerekirdi. Lütfen affedin.”

“Lütfen rahatsız olmayın, sizin evladınız benim de evladım” deyiverdi Sinem hanım adamcağızın mahcubiyetini görünce ama sonra söylediği lafın nereye gittiğini anlayınca kıpkırmızı oldu birden.

“Sağolun efendim sizi de öyle” dedi Müfit bey nazik nazik gülümseyrek.

Yusuf’a olan hasret depreşen Didem masada konuşulanlardan habersiz yine uzaklara dalıp gitmişti. Yusuf ile geçirdikleri tüm o güzel anlar gözlerinin  önünden geçiyordu bir bir.

“Yarın gidip konuşacağım kesin” dedi kendi kendine. Müfit beyi beğenmişti artık ondan bahsedebilirdi, bu haftasonu neden annesiyle konuşamadığını da açıklayabilirdi böylece. O zaman Yusuf her şeyi anlar yumuşardı. Hatta her zaman yaptığı gibi ona akıllar verir, destekler bu işin altından beraber kalkarlardı. Ah ne iyi olurdu o zaman. Evet Yusuf’a gerçekten ihtiyacı vardı.

Neredeyse küçük dilini yutacaktı kendine uzanan elin sahibini görünce. Çok fazla düşüncelere dalıp hayal mi görmeye başlamıştı yoksa.

“Yusuf! Senin ne işin var burada!” diye kalktı masadan. Neredeyse koşup sarılacaktı boynuna, yüzüne yayılan gülümsemeyi son anda farketti. Gözlerini birbirinden  alamayan gençlerin halleri Müfit bey ile Sinem hanımı da çok şaşırtmıştı. Ne  olduğunu anlayamadıkları için onlarda gençleri seyrediyorlardı.

“Siz tanışıyor musunuz?” dedi Müfit bey ilk şaşkınlığı üzerinden atınca.

“Tanışmak mı?” dedi Yusuf gözlerinin içi gülerek. Hayatıda yaşadığı en güzel tesadüfün bu olduğunu düşünüyordu şimdi. Günlerdir babasının durumunu bir türlü anlatamamıştı Didem’e. Bu geceyi atlatıp onunla yeniden konuşmayı düşünüyordu yarın. Şimdi tam da burada onu karşısında görünce mutluluktan ne yapacağını bilememişti. Demek babasının aşık olduğu kadın, kendi aşık olduğu kızın annesiydi. Bu  nasıl güzel bir tesadüftü böyle. Hayatın bundan güzel bir sürprizi olabilir miydi?

“Evet tanışıyor musunuz dedim oğlum?” dedi Müfit bey tekrar.

“Biz birbirimize deli gibi aşığız baba! Tıpkı sizin gibi. O sana bahsettiğim kız Didem!” dedi heyecanla Yusuf.

Yusuf’un böyel birden bire her şeyi açık edeceğini düşünmeyen Sinem kalakaldı öylece, Sinem hanım iyice şoka girmiş görünüyor soran gözlerle bir Didem’e bir Yusuf’a bir  Müfit beye bakıyordu. Tesadüfün bu kadarına Müfit bey de çok şaşırmıştı.

“Görüyor musunuz Sinem hanım, hayat bizim için her şeyi ayarlamış çoktan.” dedi Müfit bey neşe içinde, “Madem çocuklar da burada ve onlarda zaten birbirine aşık ben de onların gözü önünde bir kez daha sorayım size. Benimle evlenir misiniz?” dedi Müfit bey pat diye.

Sinem hanımın ağzını açacak hali kalmamıştı ama başını iki yana  sallamaya başladığına göre son derece keyifli olduğu ortadaydı. Dönüp kızına baktı heyecanla önce.

“Anne evet de!” dedi Sinem’de heyecanla. Artık kendisini bir film karesinin içinde gibi hissediyordu. Bu arada hâlâ ayakta duran Yusuf gelip onu kendine çekti. Tanıdığı bu güvenli limana hemen teslim oldu Didem. Sinem hanım kızı ile Yusuf’a baktı bir kez daha.

“Evet” dedi başını önüne eğerek.

Müfit bey masanın üzerinden uzanıp Sinem hanımın elini tuttu ve ceket cebinden çıkardığı yüzüğü onun parmağına yerleştirdi.

“Peki ya sen?” diye fısıldadı Yusuf Didem’in kulağına.

“Peki ya ben ne?” dedi Didem.

“Peki ya sen benimle evlenir misin?”

Bu defa Didem baktı annesinin yüzüne, elleri hâlâ Müfit beyin avuçlarında olan Sinem hanım gözlerini kapatarak onayladı kızını.

“Evet!” dedi Didem heyecanla Yusuf’a, “Evet aşkım evlenirim!”

SON

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s