Aşk – Bölüm 4

Ertesi sabah Didem uyandığında annesi evin içinde durmadan bir o yana bir bu yana koşup duruyordu.

“Hayrola anne ne oldu, misafir mi gelecek?” dedi Didem merakla. Annesi eve misafir geleceği zaman böyle olurdu bir tek. Telaşla orayı bıurayı toplar siler. Sonra bir şey unuttum mu diye aynı yerleri iki üç kez dolanır dururdu. Çocukluğundan beri bu misafir telaşını anlayamazdı Didem.

“Evlen, evin olsun anlarsın” derdi Sinem hanım hep. Zaten hep bir şeyler olunca anlarsın, yaparsın sözleri vardı annesinin.

“Evlenince gidersin.”, “Büyüyünce yaparsın”, “Evin olsun anlarsın”, “Anne olunca görürsün” ve daha bir sürü söz dizisi.

“Yok kızım misafir falan gelmeyecek, baktım biraz toz olmuş onları alıvereyim dedim seni uyandırmadan. Çok mu gürültü yaptım yoksa?”

“Yok anneciğim yapmadın da, sabah sabah seni koştururken görünce sorayım dedim.”

“Haydi otur kahvaltını et de bir an önce masayı da toplayıp kaldırayım.”

“Dışarı mı çıkacaksın sonra?”

“Yok kızım senin okulun yok mu?Senin için söylüyorum”

Didem annesinin akşamki yemek için stresli olduğunu anlamıştı aslında ama yine de anladığı belli olmasın diye “Tamam” diyerek daha  fazla uzatmadı sözü. Kadıncağız nasıl gerildiyse bir türlü bir yere sığamıyordu. Havası kaçan balon gibi açık bir pencere bulsa oradan uçup gidecekti çarpa çarpa.

“Sen kahvaltını ettin mi anne?” diye seslendi Didem çayını doldururken.

“Ettim, ettim! Ye sen!” diyen sesi geldi annesinin küçük tuvaletten, şimdide orayı temizliyordu herhalde. Orayı sadece misafirler kullanırdı oysa.

Annesi içerilerde kendi iç savaşını eşyalarla verirken o da Yusuf’u düşünmeye başladı. Ne  aramış, ne de mesaj atmıştı dün. O da inat etmiş yazmamıştı bir şey ama beş dakikada bir telefonuna bakmıştı. Anlaşılan bu defa ciddiydi Yusuf. Aslında annesinin durumunu anlatsa anlayabileceğini biliyordu ama şimdi Müfit bey işi kesinleşmeden de  anlatmak istemiyordu işte. Annesine elalmi boş ver  diyordu ama kendisi de mi takıyordu  ne?

“Neyse ya!” dedi ekmeğini ısırıken. Bu akşam belli olacaktı nasılsa Müfit bey durumu, ondan sonra konuşurdu Yusuf ile duruma göre. Bir  gün daha beklesindi bakalım.  Masayı toplamaya kalkmıştı ki annesi hızla daldı içeri ve aldı elinden tabağı.

“Bırak, bırak! Haydi git giyin sen. Ben toplarım.”

İçeride savaşacak eşya kalmamıştı demek ki, Sinem hanım savaşmak için bulduğu son eşya grubunu da Didem’e kaptırmak istemiyordu.

Didem annesini yanağından öptü “Eline sağlık Sinoş, sakin ol her şey çok güzel olacak!”

Sinem hanım kızının gerginliğini anladığını farkedince  durdu ve onun yüzüne baktı.

“Ah Didem, bu  yaşta öyle zor ki aşk!”

“Her yaşta zor annem, her yaşta!” diyerek iç çekip gitti odasına Didem. Sinem hanım kızının arkasından bakakaldı öylece. Öyle bir derli söylemişti ki bu sözü, ancak  kendisi de aşk acısı çekiyorsa böyle söylenirdi. Mutfağı unutup peşinden gitti kızının.

“Didem? Kızım biri mi var yoksa sevdiğin?” dedi yumuşak bir sesle. Birine aşıkta kavuşamıyor sanmıştı besbelli. Aslında şimdiki hali tam da böyleydi ama yine de Sinem hanımın düşündüğü vehamette değildi elbette.

Gülümseyerek baktı Didem annesinin yüzüne “Yok annem yok !”

“Ne bileyim evladım, öyle dertli iç geçirdin ki vallahi ciğerimi söküryorlar sandım. Hayır varsa söyle bak ben vazgeçeceğimi söyledim.”

“Anne!”

“Tamam, tamam” diyerek dönüp gitti  Sinem hanım mutfağa, biraz sonra gelen seslerden savaşın yeniden başladığını anladı Didem. Bu gün evin eşyalarına rahat yoktu anlaşılan. Giyinip çıktı okula bu savaşın içine girmemek  için.

Akşam eve geldiğinde Sinem hanımın saçında bigudiler sarılı olduğunu gördü. Küçüklüğünden beri annesinin saçını sardığını görmemişti. Kadıncağızı daha fazla strese sokmamak için görmemiş gibi yaptı. Kim bilir ne zamandır ilk kez gece dışarı çıkıyordu aslında annesi. Müfit beyle hep gündüz parklarda falan gezmişlerdi. Heyecanlanması çok normaldi. Aslında keşke Didem bri bahane bulup gitmese de onlar da bu gece  romantik başbaşa bir yemek yeseler çok güzel olurdu ama o zamanda Müfit beyle tanışma fırsatını kaçırırdı. Eğer adamı beğenirse hemen yakınlarda onları romantik bir akşam yemeğine yollamaya karar verdi içinden.

Şimdi çözmesi gereken iki mühim mesele vardı, biri annesinin, biri kendisinin. Annesinin kıyafet seçişindeki, makyajını yapışındaki heyecanı hayranlıkla izledi ama hiç sesini çıkarmadı. Gencecik bir kız gibi görünüyordu böyle olunca. Etekleri zil çalan gencecik bir aşık gibi. Kendi belli etmediğini sanıyordu muhtemelen ama Didem tanıdığı bu duygu ve heyecanı elbette görürmez anlamlandırabiliyordu.

“Ah Sinem hanım ah! İnşallah çok mutlu olursun!” dedi içinden, “Yoksa aşk acısı çeken bir anneyle iyice zor olacak işler!”

O da odasına  gidip hazırlanmaya başladı. Bir saatten az kalmıştı evden çıkmalarına. Önce telefonuna baktı, yine ne arayan ne soran vardı. Bu gün okulda da görmemişti Yusuf’u. Onunla karşılaşmamak için yolunu değiştiriyordu belki de. Bu kadar büyütülecek ne vardı sanki?

Müfit bey saat tam sekizde çaldı kapılarını. Arabasıyla gelmişti ikisini de almaya. Sinem hanım kapıyı açıp, nazikçe tanıştırdı kızı ile sevdiği adamı. Gerçekten çok naif görünümlü hoş bir adamdı Müfit bey. Traşını olmuş, takım elbisesini giymiş, belli ki o da Sinem hanım kadar özenmişti bu geceye.

Kot pantolonu ve gömleği ile bu gece için fazlalık olduğunu düşündü Didem. Yemeği yedikten sonra bi bahane bulup kaçabilirdi belki yanlarından. Önce biraz sohbet edip adamın puanını verecek. Geçer not alırsa onları biraz başbaşa bırakacaktı. Öyle özenmişlerdi ki bu geceye ikisi de hakketmişlerdi bu kadarını.

Seçilen restorana kadar Müfit beyin Didem’e sorduğu bir kaç soru dışında hiç konuşmadan gittilere arabada. Garson onları özel seçildiği belli olan dört kişilik bir masaya aldı. Garson Didem’in sandalyesini, Müfit  bey de annesinin sandalyesini çekerek oturmalarına yardımcı oldular.

Bu gece Didem’de prenses  gibi hissedecekti anlaşılan kendisini.

“Keşke bir elbise giyseydim” dedi içinden.

Müfit beyin nazikçe yemek ve içecek seçimini annesine bırakışını, Sinem hanımın restoranlarda yemeğe alışık olmadığı için bocalayışını gözleri dolarak izledi. Bu adama gerçekten içi ısınmıştı. Davranışları annesini kandırmak isteyen bir adama hiç benzemeyecek kadar doğaldı. Babasını çok severdi onun  yerini kimse dolduramazdı ama annesinin böyle değerli hissettirilmesinden çok hoşlanmıştı. Sinem hanım sürekli başını iki yana sallayarak gülümsüyordu.

(devam edecek)

 

 

 

 

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s