Aşk – Bölüm 3

Anacığının evlenirken “Kan kusacaksın, kızılcık şerbeti içtim diyeceksin” diyen sözleri hiç gitmemişti kulaklarından. O da öyle yapmıştı kan kusmuştu ama sesini çıkarmamıştı. Hele kızına hiç belli etmemişti. Ayıptı zaten öyle evin içinde olanı dışarı yansıtmak olmazdı. Kadın evin sırrını tutandı. Yine de üzülmüştü tabi Hüsnü bey ölünce. İçten içe biraz da sevinmişti belki ama kendine bile itiraf edememişti yıllarda.

“Ah Sinem hanım, ah bu aşk seni çok değiştirdi!” dedi kendi kendine döndü yatakta öbür yanına o da kızı gibi.

Sabaha kadar ana kız dönüp durdular yataklarında kendi kendileriyle hesaplaşarak. Kahvaltıda ikisininde kafası düşüncelerle dolu olduğundan fazla konuşmadılar. Didem okula gitmek için çıktı evden annesini öpüp. Şimdi Yusuf’a hesap vermesi gerekiyordu. Küplere binecekti yine konuşmadığını duyunca, üstelikte söz vermişti çocuğa.

Annesinin de aşık olduğunu nereden bilecekti ama? Peki Yusuf’a bahsedecek miydi şimdi bundan. Yok bahsetmeyecekti. Daha ortada bir şey yoktu ki belki de vazgeçip evlenmezlerdi. Yusuf’ta damat olacaktı nihayet annesinin bu kadar özelini şimdi ona söyemek doğru bir şey değildi. Damat olacaktı ama onunda kocası olacaktı öte yandan. E birbirlerinden daha şimdiden bir şey saklayacaklarsa nasıl evleneceklerdi? Yine de eğer annesi olur da Müfit beyden ayrılırsa, hele bir de hayatına başkası falan da girerse ne düşünürdü Yusuf? Yok şimdilik söylemeyecekti.

“Ay Didem sen de sanki annenden değil ergenden bahsediyorsun” dedi içindeki ses.

Tamam abartmıştı, kadıncağızın bu adamı bırakıp başkasını bulacağı yoktu elbette. Bunu bile kabul edememişti daha. O açıdan korkuyordu. Annesi korkup geri çekilebilirdi bu beraberlikten ama dışarıdan “çıktı ayrıldı” olurdu adı.

“Hay Allahım sanki annemden değil de kızımdan bahsediyorum!” deyip gülümsedi kendi kendine.

“Hayırdır aşkım gülümseyerek geldiğine göre annenle konuştun herhalde!” dedi Yusuf onu görür görmez.

“Derse girelim de konuşuruz sonra!” dedi Didem hemen. Aynı annesi gibi başını iki yana sallayarak söylemişti bunları.

“Ne sonrası kızım ya! Öleceğim meraktan, konuşmadın mı yoksa?”

“Konuştum!” dedi aceleyle, “Konuştum ama annem düşüneyim dedi!”

“Düşüneyim mi dedi? Neyi düşünecek onunla evlenmeyeceğim ki, seninle evleneceğim!”

“Yusuf! Annem hakkında doğru konuş!” diyerek sınıfa yürüdü doğrudan Didem.

“Ya ne dedim ki ben şimdi?” diyerek Yusuf’ta peşinden.

Ders başlamak üzere olduğundan Didem bir kaç saat kazanmış oldu böylece. Aslında iyi kıvırmıştı annem düşünecek diyerek. Annesi düşünüyordu evliliği sahiden ama Yusuf’u değil ama Müfit beyi. Yalan da sayılmazdı yani. Konu evlilikti en azından. Tamam da sonra ne olacaktı. Düşündüğü gibi gelecek pazar açılabilirdi annesine yine kahvaltı hazırlayıp.

“Ay ne kahvaltısı Didem, kadın senin gönlünde biri varsa ben vazgeçerim diyor doğrudan!”  dedi içindeki ses.

Nasıl çözülecekti bu iş şimdi?

Yusuf bütün gün surat astı Didem’e, “Sen annenle konuşana kadar böyle!” dedi sonra da ters ters.

“Annem düşünüyor dedim ya aşkım!”

“Yalan söyleme Didem, ben seni tanımıyor muyum? Bak sana bir hafta daha süre veriyorum!”

“Ne olacakmış bir hafta sonra!” dedi sinirle Didem bu sefer ellerini beline koyup. Bir şekilde üste çıkıp zaman kazanmak zorundaydı.

“Bir hafta sonra eğer konuşmamış olmazsan ben gelip konuşacağım” dedi Yusuf hırsla.

“Aşkım tamam bak halledeceğim söz veriyorum.”

“İşte bak ele verdin kendini konuşmadın değil  mi annene? Bir de yalan söyledin bana!”

“Hayır söylemedim! Annem düşünüyor!”

“Annenin düşünmesi bitince haber ver o zaman!” diyerek yürüyüp gitti Yusuf. Sonra aniden döndü, “Bir hafta süren var! Ayrıca yalan söylediğin için hesaplaşacağız!” dedi ve dönüp yürümeye devam etti.

Didem’in acilen bir çözüm bulması gerekiyordu. İyice kafası karışmıştı. O da Yusuf ile okul biter bitmez evlenmek istiyordu. Dört yıldır bunun hayalini kuruyorlardı. Tamam da annesinin de aynı zamanda evlenmek isteyeceği nereden aklına gelebilirdi ki. Hem de Sinem hanımın. Yani başkasından duysa hayatta inanmazdı. Şu Müfit beyi merak ediyordu gerçekten acaba annesini nasıl kandırabilmişti.

“Nasıl kandıracak, annen gün yüzü görüp, güzel söz mü duydu senin gibi” dedi içindeki ses.

Buruldu birden gerçekten de kadıncağız belki de hayatı boyu elde ettiği en iyi şansı yaşıyordu. Hoş annesi tarafından olay böyleydi. Bu Müfit bey kimin nesiydi acaba? Ya kötü niyetli biriydiyse ve annesine bir zarar verise ne olacaktı? Şimdi durduk yere nereden aklına gelmişti bu düşünce. En iyisi karar vermeden önce bu Müfit beyle bir tanışmak lazımdı. Evet en iyisi buydu. Annesine bir an önce bu adamla kendisini tanıştırmasını söyleyecekti.

Peki diyelim Müfit beyle annesi ayrıldı, sonra annesi çok üzülecekti muhtemelen. O halde nasıl gidip ben evleneceğim diyecekti yarayı deşer gibi. Annesi “Nereden çıktı bu şimdi?” demeyecek miydi? Aslında Yusuf haklıydı belki de başından beri annesine anlatması gerekirdi her şeyi. O da küsüp gitmişti şimdi. Hayır küsmesi de neyse barışırlardı nasılsa, bir de gelip annesiyle konuşmakla tehdit etmişti.

Evet her şeyi bir sıraya koymak lazımdı, önce Müfit beyle tanışacak nasıl bir adam olduğunu anlamaya çalışacaktı. Sonra eğer kötü biriyse annesine onunla evlenmesini istemediğini söylecekti. Yusuf’u söylemesi gerekecekti peşine de. Yok adam iyi biriyse evlen diyecekti ama gene Yusuf’u söylemesi gerekecekti peşine.

“Off Yusuf Off!” dedi kendine kendine, “Biraz sabırlı olsan ne olurdu sanki!”

“Daha ne sabrı Didem ya!” dedi Yusuf’un hayali sesi bu sefer.

Eve girer girmez Sinem hanım dikildi karşısına, “Müfit beyle konuşacaktım ama bu gün işi varmış yarın görüşeceğiz Allah kısmet ederse. Seninle önemli bir konu konuşacağım dedim.”

“Ne diyeceksin adama anne?”

“Ayrılalım bu böyle olmayacak diyeceğim elbette ne diyeceğim?”

“Allah Allah adam neden diye sormayacak mı?”

“Kızım evlenecekmiş derim. Ne bilecek?”

Annesinin bu nokta atışı panikletmişti Didem’i, “Yok canım ne gerek var bu yalanlara. Hem ben seni bu kadar mutlu eden adam nasıl biriymiş çok merak  ettim. Önce bir tanışalım sonra gene ayrılırsın istersen.”

“Olur mu kızım. Aileyle de tanıştırınca artık o iş ciddi olur deli misin?”

“Daha iyi ya ayrılacaksan kızım seni beğenmemiş dersin, şimdi bulduğun bahanenden iyidir anneciğim.” dedi Didem annesinin yanağından makas alarak, “Sen ona söyle bir akşam yemeğine götürsün bizi.”

“Ayıp değil mi kızım? Bizi yemeğe mi götür diyeceğim elin adamına?”

“Niye ayıp olsun, adam seninle evlemek istiyor, kızımla tanıştıracağım diyeceksin. Bir akşam yemeği ayarlasak dersin o anlar zaten.”

“Tövbe estağfurlah, şu düştüğüm durumlara bak bu yaştan sonra”

Bir kaç saat sonra ertesi gün için akşam yemeği randevusu ayarlanmıştı.

(devam edecek)

 

 

 

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s