Aşk – Bölüm 2

Sinem hanım günlerdir yaptığının yanlış olduğuna dair kendi kendine telkinlerde bulunurken kızının birden bire bu kadar olumlu davranmasına çok şaşırmıştı. Didem’im söylediğini tam olarak anlayamadığını düşündüğü için bütün gün bu konudan bahsedip durdu.

“Yavrum bak doğruyu söyle eğer seni üzdüysem hemen bir son verebilirim. Affet sen de beni olur mu?”

“Anne ne affetmesi ne üzmesi, sana çok sevindim diyorum.”

“Didemciğim elalem ne der güzel kızım. Elli yaşından sonra kadın azıttı diyecekler şimdi bana.”

“Aman anne ne derlerse desinler ya boş ver. Olmadı taşınırız bu mahalleden dert ettiğin şeye bak!”

“Deme o kadar kınarlar mı dersin!” dedi Sinem hanım eliyle ağzını kapatarak.

“Yahu yok anneciğim şaka söylüyorum. Kime ne zaten. Sen çok iyi bir şey yapmışsın, bak ne kadar mutlusun iyi hissediyorsun. Ne demeye gölgeliyorsun şimdi bunu.”

“Yok maşallah hakikaten çok iyi hissediyorum kendimi. Sağolsun Müfit bey çok naif bir insan.”

“Müfit mi adı?” dedi Sinem heyecanla annesinin dizinin dibine oturup. Yusuf’la konuştuklarını unutmuştu çoktan, “Ay hadi anlatsana nerede tanıştınız?”

Kızıyla böyle şeyler konuşmaya alışık olmayan Sinem hanım mahcup olduğunda yaptığı gibi başını iki yana sallayıp, dişlerini gizleyerek gülümsedi önce uzun uzun. Didem annesinin bu halini görünce iyice keyiflendi.

“Ay haydi anne ya öleceğim meraktan.”

Bütün gün ana kız Müfit beyden konuştular durdular. Belediyenin açtığı kurslara gelip giderken tanışmışlardı. Yok Müfit bey kursiyer değildi komşusunun zoruyla öyle bir bakmaya gelmişti. Onunda karısı öleli çok uzun zaman olmuştu. Komşusu kahveye gideceğime buraya gidiyorum deyince merak etmiş onunla bakmaya gelmişti.

“Aslında bu yaştan sonra kursa gitmek benim neyime deyip, ayıp olmasın diye gelmiştim ama Sinem hanım orada sizi tanıyacağımı bilsem koşa koşa gelirdim” demişti Sinem Hanıma sonradan.

“Ay anne ne romantik adammış bu böyle!”

“Sorma, ben babandan hiç duymadım vallahi böyle şeyler” diyerek başını iki yana sallayıp gülümsedi Sinem hanım.

“E senin için kursa mı yazıldı peki sonra?”

“Yok yazılmadı ama nasıl olduysa bir şekil benim kurs günlerim hep oralara düştü yolu. E komşusuyla aynı kursta olunca da tabi, karşılaştık, tanıştık.”

“Sonra ne oldu peki?”

“Ben başlarda pek üzerime alınmadın. Emekli adam canı sıkılıyor herhalde arkadaşını görmeye geliyor sanıyordum.”

“Sonra nasıl anladın öyle olmadığını peki? Ay öleceğim meraktan anne!”

“Arkadaşı kursu bıraktı. Biraz rahatsızlıkları mı ne varmış fizik tedaviye başlayacakmış. O da çakışıyormuş diye gelmedi. Baktım bu adamcağız yine de geliyor. Geldiği yetmezmiş gibi benimle sokağın başına kadar yürüyüp gidiyor sonra. Bir iki böyle olunca anladım tabi benim için geldiğini”

“Pes anne ya!”

“Kızım ne bileyim ben bu yaşımda aklıma mı geliyo böyle şeyler!”

“Tamam tamam sonra ne oldu peki?”

“İşte öyle öyle derken yürümeyi bırakıp bir çay içmelere başladık, sonra parklara falan gittik. Öyle işte.”

“Nasıl öyle anne ya! Adam aşkını ilan etmedi mi sana?”

“Aa! Eşek sıpası bırak o kadarı da bana kalsın!” dedi  Sinem hanım birden bire diklenerek.

Kendini hikayenin büyüsüne kaptıran Didem’de toparlandı hemen neticede annesiydi karşısındaki. Zaten annesi sokağın başından bahsedince aklına gelmişti Yusuf ile konuştukları. Demek annesi ile Müfit bey de onlar gibi ayrılıyorlardı aynı yerden. Gülme geldi tuttu kendini. Belki de tam sırasıydı şimdi Yusuf’tan bahsetmenin. Sonuçta o da aynı durumdaydı, anlayabilirdi artık. Tam söylemek için cesaretini toplamaya hazırlanıyor du ki, “Şimdi de evlenelim diyor!” dedi Sinem hanım kaldığı yerden mahcup edasını takınarak.

“Evlenmek mi? Sen ne diyorsun peki?” dedi Didem yine ne söyleyeceğini unutup merakla.

Sinem hanım bir şey söylemeden baktı kızının yüzüne, belli ki o onaylarsa “Tamam” diyiverecekti.

“Sen evlenme çağına geldin kızım. Henüz hayatında da kimse yok, iki nikah birden çok gelir zaten bütçemize zaten kaldıramayız. Ben de düşündüm ki Müfit bey ile evlenirsek, sen evlenirken de desteğimiz olur, başımızda durur. Ben kadın başıma her işe yetişemiyorum zaten.”

Sinem yutkundu sadece, şimdi nasıl söyleyecekti onunla evlenmek için hazırda bekleyen bir sevgiilisi olduğunu ve okul biter bitmez evlenmeyi planladıklarını.

“Ya niye öyle diyorsun anne, bak ben de mezun olacağım yakında. Bir işe de girerim senin de emekli maaşın var, hallederiz dert etme!”

“Aman kızım senin gönlün varsa birinde benimkinin hiç önemi yok, bu yaşımıza gelmişiz başımızdan zaten bir evlilik geçmiş. Gençler dururken ortaya atılıpta illa evleneceğiz diye bir şey yok.”

“Yahu adamcağız evlenme teklif etmiş seninde gönlün var besbelli ne diye bahaneler bulmaya çalışıyorsun anneciğim. Ben de evlenirim, sen de evlenirsin ne var bunda. Hatta bakarsın ikimiz beraber evleniriz.”

“Yok yok ayıp kızım, gelinlik yaşta kızı var kendi evleniyor derler gerçekten. Çok haklısın çok. Yok olmaz bu bizim evlilik işi. Ben hemen yarın konuşurum Müfit beyle.”

“Olmaz! Ne alakası var anne ya! Kimseye söylemessiniz evlendiğinizi!”

“Ayol adam gelip burada yaşayacak nasıl saklayacağız koca adamı konu komşudan.”

“Gelip bizim evde mi yaşayacak yani?”

“Yok henüz bir şey konuşmadık elbette lafın gelişi, yoksa adamın evi barkı var çok şükür.”

“E daha ne o zaman sen oraya gidersin en çok, kimseyi de tanımıyorsun orada hiç sorun olmaz!”

“Canım ben gidersem sen gelmeyecek misin? Yok olmaz bu iş bak sen de istemiyorsun ben yarın konuşayım Müfit bey ile.”

Akşamın kalanını da bu şekilde tamamlayıp nihayet uykuya çekildiler. Didem bir türlü fırsat bulup Yusuf’tan bahsedememişti annesine ve yarın sabah Yusuf gözlerinin içine bakacaktı ne olduğunu öğrenmek için. Dahası şimdi Yusuf’tan bahsederse annesi Müfit beyden vazgeçecek gibi duruyordu. Zaten kadıncağız toplumsal baskıdan öyle korkmuştu ki neredeyse bahane arıyordu devam etmesini istediği bir beraberliği bitirmeye. Öte yandan annesi Müfit beyle evlenirse sahiden aynı evde yaşamaları gerekecekti. E nasıl olacaktı o zaman?

Aslında o Yusuf’la annesi de Müfit bey ile evlenirse hiç böyle bir sorun kalmayacaktı. Hatta belki annesi Müfit beyin evine gider onlar da Yusuf ile bu evde yaşarlardı. Yok canım olmazdı öyle şey. İç güveysi mi geliyordu bu Yusuf. Oturacakları evi de düşünecekti elbette.

“Aman neler saçmalıyorum” diyerek döndü yatakta öbür yanına. Ancak sabaha kadar bitmedi bu dönmeler ve kendi kendine hesaplaşmalar.

Sinem hanım nihayet kızına açılmış olmaktan çok memnundu. Ne güzel bir evlat yetiştirmişti, zerre kadar kınamamıştı anacığını, en azından yüzüne bir şey dememişti. E babasının anısı üzerine başka adam koymak kolay değildi onun için evlattı nihayet. Hüsnü bey kan kusturmuştu evlilikleri boyunca Sinem hanıma ama kızından yıllarca saklamıştı bunları.

(devam edecek)

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s