Aşk – Bölüm 1

Didem ile Yusuf üniversitede tanışmışlardı. Okulun koridorunda birbirlerini gördükleri ilk gün etkilenmişlerdi birbirlerinden. Zamanla oluşan ortak arkadaş grupları derken nihayet yakınlaşmaya başlamış ve sonunda da Yusuf Didem’e evlenme teklif etmişti.

“Yusuf dur bir gören olacak, bak artık sokağa geldik.Artık bırak şu elimi!”

“Ya aşkım vallahi yoruldum seninle  her gün şu sokağın başında ayrılmaktan. Artık son sınıf olduk ne zaman söyleyeceksin annene”

“Söyleyeceğim vallahi. Şimdi tam  final zamanı anneme birini seviyorum desem. Derslerime çalışmayacağım, diplomamı alamaycağım diye paniğe kapılacak. Kaç kez anlattım sana. Şu finallerimiz bitsin söz veriyorum bak.”

“Tam dört yıldır beraberiz, evlenmeye karar verdik, kendi aramızda yüzük bile taktık. Bunları nasıl söyleyceksin peki?”

“Dedim ya bulacağım bir yolunu. Bak babam öldüğünden beri üzerime çok fazla düşüyor. Kadıncağızın benden başka uğraşı kalmadı.”

“E sen demiyormusun aşkım. Bir kaç aydır değişklikler var. Tura bile gitmiş hatta seni bırakıp. Yüzü gülüyor artık diye. Söyle gitsin işte. Sen söyle ki ben de ben  de söyleyeyim”

“Tamam bu hafta sonu söyleyeceğim söz.” dedi Didem Yusuf’un  gözlerinin içine bakarak.

O da Yusuf’u çok seviyordu. Zaten okul bitti bitecekti, bir ömür ayılmayacaklardı artık. Acele ediyor diyecekti ama dört yıldır gizli saklı dolaşıyorlardı. Biri görecekte annesine diyecek diye sürekli yüreği ağzında gezdirmişti çocuğu. Annesinden son aylarda gerçekyen bir farklılık vardı. Eskisi kadar Didem’in üzerine düşmüyor. Bir sıkıntı olduğunda gelecekle ilgili karanlık tablolar çizmiyor. Eskiden musluk bozulsa karalar bağlayan kadın, “Aman ölüm yok ya ucunda, çağırır yaptırırız” deyip geçiyordu.

Babası öldüğünden beri onu hiç bu kadar iyi görmemişti Didem. Babası öleli sekiz yıl olmuştu. Hoş babasının sağlığında da annesi çok farklı değildi. Babası otoriter ve sinirli bir adam olduğu için her zaman onu kızdırmaktan korkardı. Bu korkaklık zamanla tedirginliğe dönüşmüş, o da karamsar olmasına yol açmıştı. Belki de babasının üzerindeki etkisini daha yeni yeni atabiliyordu onca yıldan sonra.

Yine de okul konusunda  çok titizdi. Dikkatini dağıtacak bir şey olacakta derslerinde başarısız olacak diye  ödü kopardı Sinem hanımın. Gerçi ilkokula başladığı günden beri notlarını dünyanın  en önemli meselesi haline getiren babasının etkisiydi muhtemelen bu devam edende. Hatta belki annesi onu bile aşmış olabilirdi kim bilir.

Gülümsedi kendi kendine aşmış olsa ne olurdu  sanki, okul bitmişti zaten. şimdi Yusuf’a söz vermişti en azından hafta sonu annesine söylemeyi deneyecekti.

Konuyu açmak için pazar günü erkenden kalktı ve annesine güzel bir kahvaltı hazırladı. Ana kız kahvaltı sofrasında uzun uzun konuşabilirlerdi. Babası öldüğünden beri annesi onun okul günleri hariç erken kalkmayı bırakmıştı. Babasının sağlığında pazarda olsa sabahın yedisinde kalkardı, çünkü babası uyanır ve erken kahvaltı yapmak isterdi. Kadıncağız şimdi yılların yorgunluğunu atmak ister gibi pazar olunca saat ona kadar uyuyordu. Normalde Didem’de uyur kalkmazdı ama bu gün için annesine sürpriz yapmak istiyordu.

Sinem hanım uyanıpta mutfakta hazırlanmış sofrayı görünce şaşırdı, “Hayırdır kızım” dedi gülümseyrek.

“Beğendin mi anneciğim senin için” dedi Didem gülümseyerek.

“Ellerine sağlık yavrum, baksana simit bile almışsın. Ne kadar severim sokak simidini kahvaltıda” diyerek sandalyesini çekip hemen yerleştirdi yerine Sinem hanım.

“E neden daha önce söylemedin anne alırdım ben sana”

“Neyse neyse almışsın işte, haydi çayları koyda yiyelim. Vallahi mis koktu mis.”

Annesinin keyfini görünce Didem’de keyiflendi iyice, hakikaten neden daha önce böyle bir şey yapmamıştı sanki. Şimdi onun halini görünce pişman olmuştu ilk kez yaptığına. İnsan çok sevdiklerinin hep onları düşünmesini bekliyordu herhalde. Onların da düşünülmeyi beklediği hiç aklına gelmiyordu. Derin bir iç çekerek doldurdu çayları.

“Ne oldu evladım çok derin iç geçirdin?”

“Yok anneciğim keyiflendim seninle ben de. Bundan sonra yapalım pazarları böyle.”

“Yapalım vallahi. Dışarıdaki kahvaltılardan güzel olmuş bak! Ellerine sağlık benim kızımın.”

Şimdi hemen konuya girmek uygun olmazdı herhalde, biraz başka şeylerden sohbet edip, keyif çayı vaktine geçtiklerinde bahsetmek en iyisiydi. Şimdi pat diye söylese kahvaltıyı o yüzden hazırladığı da belli olacaktı Didem’in. Acaba bu gün değil de haftaya mı söyleseydi o yüzden. Haftaya da hazırlardı hem onun için hazırladığı belli olmazdı. Yusuf’a ne diyecekti o zaman. Hemen soracaktı şimdi konuştun mu diye. Konuşamadım haftaya dese iyice içerleyecekti o da.

“Didem kızım pek bi içli ve düşüncelisin bu sabah. Hayırdır anneciğim bir derdin mi var?” dedi Sinem hanım kızının masanın üzerindeki elini tutup.

“Yok anneciğim ne sıkıntım olacak. İyiyim ben merak etme. Sen anlat bakalım Sinem hanımcığım, pek keyifli görüyorum maşallah seni bu aralar.”

Sinem hanım kızının yüzüne bakıp gülümsedi ama cevap vermedi önce.

“Didem kızım benim sana söylemek istediğim bir şey var ama nasıl söyleyeceğimi bilmiyorum.” dedi sonra.

Didem tam kendisi bir şey söylemeye hazırlanırken annesinden benzer cümleyi duyunca ağzındaki lokmayı yutamadı birden.

“Hayırdır Sinem sultan ne söyleceksin?” dedi merakla.

Sinem hanım başını iki yana sallayıp durdu bir süre, belli ki söyleyeceği şeyi toparlamakta zorlanıyordu.

“Anne hasta mısın yoksa?” dedi Sinem telaşla. Kadıncağızın söylemekte bu kadar zorlandığı başka ne olabilirdi ki?

“Yok kızım hasta  falan değilim çok şükür.”

“E söylesene o zaman ne oldu?”

“Yavrum biliyorsun baban öleli sekiz yıl oldu. Yattığı yer nur olsun, kötü adam değildi. Bizde pek kınanır böyle şeyler ama oldu işte bir kere. Yani sen olmaz dersen ben de  tabi bir şey diyemem. Haklısın. İnan utanıyorum ama işte oluyormuş kimseyi  de kınamamak lazım demek ki.”

Annesinin ağzında çevirip durduğu laflardan hiç bir şey anlamamıştı. Neyden utanıyordu, neye olmaz diyecekti Didem.

“Anne ne olduğunu açık açık söylesene  hiç bir şey anlamadım.”

“Ya işte anlatmaya dilim varmıyor da ondan kızım. İşin özeti şu ki ben biriyle tanıştım.”

Didemin yüzüne bir gülümseme yayıldı birden “E?”

“İşte iyi bir adam. Bu yaştan sonra olur mu diyeceksin ama oldu işte. Biz aşık olduk galiba!” diyerek başını önüne eğdi Sinem hanım. Yanaklarının kıpkırmızı olduğunu  görebiliyordu Didem. O da ne söyleyeceğini şaşırmıştı. Karşısında sanki annesi değil de kız kardeşi duruyordu şimdi.

Kızının sessizliğinden tedirgin olan Sinem hanım sesi titreyerek “Bak Didemciğim benim için her şeyden önce sen gelirsin. Sen olmaz dediğin anda biter yavrum, sakın üzülme olur mu?”

“Anne delirdin mi sen? Ne bitmesi ! Harika bir haber bu bayıldım!”

Sinem hanım şaşkınlık dolu ve gülümsemeye korkan bir ifadeyle baktı kızının yüzüne.

“Yani sen?”

Sinem oturduğu sandalyeden kalkıp sarıldı annesinin boynuna sımsıkı “Hayatımda ilk kez seni bu kadar mutlu görüyorum anneciğim, onu elinden alabileceğimi nasıl düşünürsün!”

(devam edecek)

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s