Gerçeğin peşinde – Bölüm 6

Bir kaç gün sonra Derya kendini biraz daha iyi hissetmeye başlayınca Kamil bey yeniden fabrikdaki işine döndü. Şimdilik her şey sakin ve normal devam ediyordu. Derya’nın motorunu tamir eden Cüneyt, o gün öğleden sonra hem Derya’yı görmeye hem de motoru teslim etmek için gelmişti.

“Bu çiçekleri o gün olanların özürü olarak kabul etmeni istiyorum” dedi Cüneyt Derya kapıyı açınca, “Motorunu getirdim bahçede, daha iyi misin?”

Çiçekleri görünce kendini uzun zamandır olmadığı kadar iyi hisseden Derya gülümsedi Cüneyt’i görünce.

“Teşekkür ederim, daha iyiyim” diyerek bahçeye motoruna doğru yürüdü, “Motoru getirdiğin için de teşekkür ederim. Borcumuz ne kadar”

“Borcunuz yok, bunu da o gün olanların özürü kabul et lütfen. Ben annenin başına gelenleri bilmiyordum. Gerçekten çok üzüldüm.”

“Bu boyutuyla ben de bilmiyordum” dedi Derya gözleri dolarak.

“Şirkette güvendiğim biri ile konuştum. Evet buraya iki görevli yanlışlıkla düşmüşüz ama şimdilik peşiminizde olan kimse yok. Babanla konuşacağım benim de burada olmamı riskli bulursa ben başka yere gönderilmeyi isteyebilirim.”

“Babamın seni bir risk olarak gördüğünü sanmıyorum. En azından bana öyle bir şey söylemedi ama elbette o kadar çok gizin içinde bu da benden sakladığı bir başka şey olabilir.”

“Bak inan baban sizi korumak için öyle davranmak zorunda kalmıştır. Şirket böyle bir şey, orada çalışmaya başladığın zaman aslında daima yalnız olman gerekir ama belli ki baban annenden vazgeçememiş.”

“Sen bu yüzden mi yalnızsın?”

“Bir karım ve çocuğum yok ama elbette benimde bir ailem var başka bir yerde”

“Onları özlemiyor musun?”

“Babam hayatta değil ama annemi özlüyorum gerçekten, neyse şimdi gitmem gerek. Seni yeniden gördüğüme sevindim” dedi Cüneyt elini Derya’ya uzatarak.

Derya’da ona uzattı elini ve ikisi kısa bir süre göz göze kaldılar öyle. Tehliklere karşı ortak olmak aralarında garip bir elektirik başlatmıştı.

Cüneyt motoru getirdii kamyonetine binerken, Derya’da elindeki çiçeklerin güzel kokusunu içine çekti bukete sarılarak. Kamyonetin aynasından onu seyreden Cüneyt, “Bu günün on dört şubat olması bir işaret olabilir mi acaba?” diye geçirdi içinden.

Sakin geçen ayların ardından Cüneyt ve Derya’nın arkadaşlıkları epeyce ilerlemişti. Kamil bey onun burada olmasını kendileri açısından bir risk olmanın aksine güvenca olduğunu söylemişti genç adama. Eğer yerleri keşfedilir Kamil beyin peşine düşerlerse Derya’yı koruyacak birinin olması kendini iyi hissettiriyordu ona da. Böylece Cüneyt akşam yemeklerine de davet edilmeye başladı. On dört Şubat günü getirdiği o çiçeklerin ardından gelen on dört Şubatta ikisi nişanlanmaya karar vermişlerdi artık.

“Bu kararında eminsin değil mi?” dedi Cüneyt nişanlısının elllerinden tutarak, “Şimdi her şey çok sakin ama babanın yaşadığı gibi bir hayata dönememiz an meselesi olabilir. Üstelik sen daha şimdiden her şeyi biliyorsun bile. Bunu şirkete nasıl açıklayacağız bilmiyorum.”

“Belki seni kovarlar ve sen de tamamen bana kalırsın böylece” dedi gülümseyrek Derya.

“Keşke öyle bir şey yapsalar, inan yanından bir saniye bile ayrılmazdım o zaman” diyerek sarıldı Cüneyt  nişanlısına.

Bulaştıkları silahlı tehlikelerden bir şekilde kurtulmuş gibi duruyorlardı. Şirket güvenlik nedeniyle verdiği aradan sonra yavaş yavaş yeniden organize olmaya başlamıştı. Ancak her ihtimale karşı tüm personelin geri çağırılmasına henüz başlanmamıştı. Muhbirlerden birinin kimliği tespit edilmiş olmasına rağmen, ulaşabildiği birimlerdeki işbirlikçilerinin kim olduğu bilgisi henüz tam netlik kazanmamıştı.

En azdından Derya, babası ve Cüneyt bulundukları yerde güvendeydiler şimdiliik. Ancak sadece silahlı tehliklere karşı. Bir kaç ay önce Kamil beyin sırt ağrıları ile gittiği doktorun koyduğu teşhis sonucu kemoterapi almaya başlamıştı. Sırt ağrılarının doğrudan sebebi olmasa bile tetkikler vücudun bir çok yerinde yayılma eğilimde olan kanser hücrelerini tesbit etmişlerdi.

Bu haber Derya için yeni bir yıkım olmuştu. Hayatlarına üst üste gelen felaketlerden sonra tam Cüneyt gibi iyi bir insanla hayatını birleştirmiş, elinde kalanlarla artık daha mutlu bir hayat sürebileceğine inanırken, şimdi de babasının ölebileceği fikri onu çok sarsmıştı.

“Şirket bununla nasıl  baş edeceğimizi öğretmiyor” dedi Kamil bey kızının saçlarını okşayarak, “En azından artık senin güvende olduğunu biliyorum. İster içimden ister dışımdan gelsin saldırılar, inan asla gözüm arkamda kalmayacak. Sadece benimle aynı işi yapan birini seçtiğin için biraz zor bir hayatın olacak hepsi bu. Başına annenin başına gelenler gibi bir şey gelmemesi için de Cüneyt’in azami temkini göstereceğinden hiç şüphem yok.”

“Baba! Ömrümün sonuna kadar Cüneyt’i ve seni yanımda istiyorum” diyerek sarıldıp ağlamaya başladı Derya babasına.

“Canım kızım, dur daha ölmedim zaten, bu hastalığı yenme olasılığım da var ayrıca, sen de şimdiden öldürdün beni” diyerek gülmeye çalıştı Kamil bey kızının ağlamasına yüreği dayanamamıştı. Oysa hastalık hızla ilerlemiyor olsa da geldiği evreden sonra kurtuluşunun olmadığını söylemişti doktor ona.

Kamil beyin rahatsızlığının ortaya çıkmasından sonra duydukları endişe yetmezmiş gibi bir haber de, Cüneyt’in annesinden geldi. Ölümcül bir durumu olmasa da kadıncağız önemli bir ameliyata girecekti ve aylardır görmediği oğlunu görmek istiyordu ameliyattan önce.

“Ölümlü dünya oğul, kötü kötü rüyalar gördüm geçen hafta. Dünya gözüyle seni bir kez daha göreyim de öyle gireyim şu ameliyata. İşin onca yoğun mu sahiden? Bir güncük de olsa gelip anneni göremez misin?” diye telefonda göz yaşı dökünce, Cüneyt dayanamamıştı annesine. Oysa şu dönemde özellikle, şirket muhbirleri tam belirleyememişken ve onlar burada güvendeyken riske atacak bir hareket yapmaması gerekirdi.

“Kamil baba gitmem lazım!” dedi Cüneyt çaresizce, “Derya seninle kalsın, onu riske atmayayım.”

“Olmaz ben de geleceğim!” dedi Derya öfkeyle. Seni oraya tek başına yollayacak değilim birincisi, ikincisi karı koca olduk ama annenle henüz tanışmadık bile.

“Evet annemin asıl gönül koyduğu mesele de bu sanırım. Ondan gizli evlendiğim için bana çok kırgın.”

“Seni anlıyorum oğlum. Aptal bir adam değilsin, riskleri biliyorsunuz. Hayat ikinizin hayatı. Bu meslek ne yazık ki insanı sonradan pişman eden kararlar aldırıyor. Ben karımı kaybettim bak, geri dönüpte ona söylemek istediğim onca şey  varken hem de. Dikkatli olun çok oyalanmadan gidin gelin” dedi Kamil bey gözleri dolarak.

Cüneyt’in annesinin karısının yaşadıklarını yaşadığını düşünüyordu. O da oğlunun ne iş yaptığını bilmiyordu. Eğer ikisinden birinin başına bir şey gelirse, bu görüşmeyi yapmadıklarına çok çok üzüleceklerdi gelecekte.

Derya ve Cüneyt gitmek için hazırlıkları yapmaya başladıkları sırada aldılar bebek haberini. Derya hamileydi. Bir süredir şüpheleniyordu ama emin olmadan kocasına ve babasına bir şey söylememişti. Kendi yaptığı idrar testinden sonra nihayet kan testinin sonuçlarıı çıkmıştı. Bir bebekleri olacaktı.

(devam edecek)

 

 

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s