Gerçeğin peşinde – Bölüm 4

“Sen!” dedi Kamil bey sesi heyecanlı çıkmıştı, ayrıca nefes nefese kalmıştı iki adamda, “Seni tanıyorum!”

“Sahi mi?” dedi tamirci alaycı bir sesle, “Beni burada herkes tanır çünkü civardaki tek tamirci benim. Ver şu kasketimi artık ben de işimi yapmaya devam edeyim! Yoksa polis çağıracağım!”

“Baba lütfen ver şu adamın kasketini!” dedi Derya’da o arada biraz toparlanarak.

“Sen Cüneyt Özbek’sin!” dedi Kamil bey bu defa.

İsmi duyan tamirci biraz irkilse bile çabucak toparlandı ve “Kapa çeneni ve şu kasketimi geri ver! Motorunuzu da alıp gidin buradan sizin işinizi yapmıyorum!” dedi öfkeyle.

“Seni buraya şirket mi gönderdi?” dedi Kamil bey aynı heyecan ve şüpheyle.

“Ne şirketi?” dedi Derya şaşkınlıkla, artık babasının aklını oynattığına iyice kanaat getirmişti. Sorun onu nasıl durduracağıydı.

“Evet ne şirketi?” dedi tamirci de Derya’yı taklit ederek sonra bir anda hamle yaptı ve Kamil beyin üzerine atlayıp onu yere devirdi. Cebinden çıkardığı çakıyı onun beline dayayarak tamirhaneye doğru iteklemeye başladı.

Bu hamle karşısında Derya iyice şoka girmişti.

“Ne yapıyorsun? Bırak babamı!” diye çığlık attı bu sefer.

“Bağırmayı keste şu cebimdeki anahtarları alıp tamirhaneyi aç, yoksa babanın bağırsaklarını yerden toplamak zorunda kalabilrisin” dedi tamirci dişlerinin arasından.

Derya korkuyla adama yaklaştı ve montunun gösterdiği cebinden anahtarları aldı, elleri titreyerek doğru anahtarı bulması biraz uzun sürse de sonunda kapıyı açabildi. Tamirci Kamil beyi iterek içeri soktu, Derya’da girdikten sonra kapıyı yeniden kilitleyip anahtarı onun cebine koymasını isteyince onuda yaptı.

Adam kaşla göz arasında Kamil beyi bırakıp arkasındaki çekmeceden bir silah aldı ve adamı kızının yanına doğru fırlattı. Tüm bu olanlar sırasında Kamil bey ne bir şey söylemiş, ne de kurtulmak için bir hamle yapmıştı.

“Senin şirketten olduğunu biliyordum. Bana başka kimse olmayacak demişlerdi, söylesene niye yolladılar seni buraya?” dedi kızını kendine çekerek tamirciye.

“Kim olduğunu söyle?” dedi tamirci.

“Kamil Tekin”

“Arnavut Kamil misin sen yoksa?”

“Evet ta kendisi” dedi Kamil bey. Derya ikisinin arasında anlam veremediği bu konuşmayı dinliyordu heyecanla. Bu iki adam gerçekten birbirlerini tanıyorlardı geçmişten ama bu kadar tepki göstermelerinin nedenini anlayamamıştı henüz. Tamircinin neden bir bıçak taşıdığı ve silahı olduğunu hiç anlayamamıştı.

Bu konuşma sırasında Kamil beyde bir anda bir silah doğrultuverdi tamirciye. Şimdi ikisi de silahlarını birbirlerine doğrultmuşlar kıpırdamadan duruyorlardı.

“Soruma cevap ver” dedi Kamil bey.

“Yaptığın şey aptalca, önce kızını vurabilirim” dedi tamirci.

“Yine de ölürsün” dedi Kamil bey.

“Hepimiz ölebiliriz” dedi tamirci yeniden.

“O zaman soruma cevap ver. Seni neden gönderdiler?”

“Aynı soruyu ben sana sorayım. Seni neden gönderdiler, hem de kızınla?”

“Görevde değilim” dedi Kamil bey.

“Ben de değilim.”

“Ne yani koruma programıyla mı geldin?” dedi Kamil bey bu sefer hiç inanmamıştı bu söylenene.

“Evet” diye yanıtladı tamirci silahını indirmeden, silahı bir Kamil beye bir Derya’ya çeviriyordu, “O da mı bizden?” dedi Derya’yı göstererek.

“Hayır o gerçekten kızım”

“Yeni sen gerçekten koruma programı ile geldin buraya!”

“Evet budala herif öyle ama senin neden burada olduğunu hâlâ anlayamadım”

Tamirci cebinden bir telefon çıkardı ve diafonu açarak bir numara çevirdi.

“Şimdi anlayacağız” dedi tıslayarak.

Kamil bey kendisinde de olan bu telefonun hemen tanımıştı. Günlük hayatta kullanmadıkları bu telefon sadece şirket ile bağlantı için veriliyordu. Bu telefon üzerinden başkasının konuşma dinlemesi ya da yer tesbiti yapması mümkün değildi.

Tamirci kendi kodunu söyledikten sonra hızlıca birim amiri ile görüşmek istediğini söyledi. Amir hatta bağlandığında ikisi de bu sesi tanıdılar.

“Ne var Cüneyt? Umarım önemli bir şey için aramışsındır. Görevde olmadığın zaman beni aramaman gerektiğini biliyorsun.”

“Evet ama burada bir karışıklık yaşıyoruz.”

“Yaşıyoruz da ne demek? Neler oluyor?”

“Merhaba Suat bey” dedi Kamil bey.

Bir süre sessizliğin ardından “Kamil!” dedi Suat beyin sesi.

“Evet benim”

“Siz ikiniz orada ne halt ediyorsunuz?”

“Biz de onu öğrenmek istiyoruz.” dedi tamirci.

“İkinizin de farklı yerlerde koruma programında olması gerekiyordu.”

“Bir şekilde aynı yerdeyiz ama?” dedi Kamil bey.

“Bana bir yarım saat verin” diyerek kapattı Suat bey telefonu. Bu arada tamirci silahını indirdi.

“Şimdilik bunlara ihtiyacımız yok herhalde” dedi Kamil beyinde indirmesini istediğini belli ederek.

Kamil bey yine de indirmeden beklemeyi tercih etti. On beş dakika sonra telefona gelen arama sonucunda sistemsel bir arıza nedeniyle her iki görevlinin de aynı bölgeye koruma programı kapsamında gönderildiği ortaya çıktı.

“Ne yani burada birlikte mi yaşayacağız artık?” dedi tamirci.

“Sıkılmazsınız” diyerek kapattı Suat bey telefonu.

Kamil bey silahını indirdi, “Motor nerede?” dedi ters ters, “Yine de bir arada görünmesek iyi olur”

“Biri bana her şeyi anlatabilir mi artık!” dedi Derya öfkeyle. İki gündür yaşadıkları sinirlerini iyice felç etmişti. Babasının ne tür bir görev yaptığını da merak ediyordu doğrusu. Bunca yıldır masa başında bir memuriyet hayatı var sandığı adamın ceplerinden birinden aniden bir silah çıkmış, gizli bir şirket ile bağı olduğunu öğrenmişti.

“Eve gidince sana her şeyi anlatacağım” dedi Kamil bey silahını kaldırıken.

“Şimdi anlat baba lütfen, kim bu adam? Şirket de neyin nesi?” dedi hıçkırarak.

“İşin zor!” dedi tamirci her şey karışmadan önce tamir etmeye çalıştığı parçanın başına yeniden oturmuştu, “Böyle bir iş yaparken asla evlenmemelisin” diye devam etti sonra.

Bu son söz Kamil beyi öyle öfkelendirmişti ki “Kapa çeneni!” diye bağırdı adama.

“Yoksa annem senin işin yüzünde mi intihar etti!” diye haykırdı Derya bu defa. Bir anda kafasının içine bir çok düşünce hücum etmişti. Babasının bu yüzünü ve işini ilk kez öğreniyordu. Belki annesi de bu strese çift kimlikli bir  adamla beraber olmaya dayanamış canına kıymıştı. İki gündür öfkesini kontrol edemeyen bir Kamil beyle yüzleşiyordu o da. Annesi onun yüzünden intihar etmişti belki, belki o yüzden kaçmıştı o evden ve şehirden, dahası annesinden.

“Hayır, hayır! Sakin ol lütfen” dedi Kamil bey kızına doğru bir adım atarak.

“Üzüldüm bilmiyordum.” dedi tamirci bu arada araya girerek.

“Sana kapa çeneni dedim!” dedi Kamil bey yeniden dişlerinin arasından ve kollarını açarak kızına doğru yürüdü.

“Sakın bana dokunma!” dedi Derya, “Anneme kim bilir neler yaptın sen?”

“Kızım inan bana ben annene hiç bir şey yapmadım. Eve gidelim öyle konuşalım bütün bunları.”

“Hayır ben seninle gelmiyorum, bana gerçeği anlat hemen şimdi!”

(devam edecek)

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s