Gerçeğin peşinde – Bölüm 3

Derya daha yeni motorsiklet kullanmayı öğrendiği için adamın teklifi karşısında tereddüt etti. Kendininkine zor alışmıştı zaten. Bu teklifi kabul edebilmesi için önce adamın motorunu görmesi gerekiyordu. Duvara dayanmış o kocaman motora gözü takılınca adamın yüzüne baktı şaşkınlıkla ve motoru işaret ederek ;

“Bu değil değil mi?” dedi.

“Tam olarak o!”

“Bu motoru bir hafta bana mı teslim edeceksiniz yani?”

“Evet ihtiyacınız olduğunu söylediniz.”

“Ya motorun başına bir iş gelirse ya da ben motoru alıp bir daha dönmezsem”

“Sizi bulabilirim!”

“Nasıl?”

“Herkesin kendine göre yöntemleri vardır!”

İyiden iyiye tedirgin olmaya başlayan Derya,  kendi lastiği inik motorunu alıp geri dönmeyi bile göze almak üzereydi. .Hiç bilmediği bir yerde ıssız bir tamirciye ne diye kendi başına gelmişti ki zaten. Şehirde kazandığı alışlanlık ve  düşünceleri burada artık bırakması gerekiyordu. Belki de babasını değiştiği için sorgularken bunları da düşünmesi gerekiyordu.

Derya’nın sessizleştiğini gören tamirci;

“Bir saat beklerseniz ben sizi evinize bırakırım. Bir hafta olmadan motorunuz hazır olur, getiririm.”

Kabul etmekten başka çaresi olmayan Derya “Tamam” dedi omuzları düşerek.

“Şurada bir kaç kitap, dergi var oyalanmak için” dedi adam ve yeniden kafasını tamir ettiği arabanın motorunun içine soktu. Bir saat olmadan arabanın sorununu halletmişti ama Derya’yı bırakmak yerine başka  bir parçayı eline alıp onunla oyalanmaya başladı.

“Bir saat demiştiniz!” dedi Derya.

“Ah evet ama arabanın sahibi bir saat sonra geleceğim demişti. Henüz ortalarda yok! Onu beklemek zorundayım.”

Dudaklarını ısırarak başını salladı Derya ve elindeki kitapla oyalanmaya devam ediyormuş gibi yapıp adamı izlemeye  başladı. Acaba benzinlik tarafına geçip buradan evlerine doğru giden bir araç olup olmadığını mı sorsaydı. Dağ adamı gibi görünen bu yüzü gözü karışık adam tedirgin ediciydi sahiden.

Ortalama kırk beş dakika sonra aracın sahibi geciktiği için özür dileyerek kapıdan içeri girince derin bir iç çekti Derya. En azından bu tamircinin yalan söylemediğini gösteriyordu.

Tamirci adama arabasını teslim ettikten sonra dükkanını kilitledi ve dökük kamyonete doğru yürüken başıyla Derya’ya gelmesini işaret etti.

“Bütün bu yolu motoru iterek mi geldiniz?” dedi Derya’ya dönüp.

“Evet.” dedi Derya ağzını eğerek.

Adam gömlek cebinden çıkarttığı kartı ona uzattı, “Bu numaradan beni ararsanız bir daha ki sefere, gelip motorunuzu alırım”

Derya adamın uzattığı kartı bir şey söylemeden alıp, çantasına  yerleştirdi. Adamın tam evin önüne gelmesi fikrinden de tedirgin olduğu için ev yoluna döndürmeden ana yolun başında indi kamyonetten teşekkür edip.

“Peki motor bitince buraya mı getireyim?” dedi tamirci. “Yani burada sadece yol var?”

Öyle ya adam motoru tamir edip geri getirecekti, ona evi göstermekten başka çaresi yoktu şimdi. Eliyle evin olduğu yeri işaret edip, “Şurası!” dedi.

“İsterseniz oraya kadar bırakayım sizi” dedi tamirci. Sakallarından göremiyordu ama adamın tonlamasından güldüğünü anlamış, biraz da bozulmuştu.

“Hayır bir yere uğrayacağım!” dedi ters ters.

İkisi birden yolun kalanına baktılar ister istemez. Ağaçlar ve tarlalardan başka bir şey yoktu kalan yol üzerinde.

“Tarle farelelerine selamlarımı söyleyin!” diyerek kamyoneti çalıştırıp uzaklaştı tamirci ve Derya’da aptallığına söylene söylene eve gitti.

Akşam Kamil bey eve döndüğünde ahırda Derya’nın motorunu göremeyince ne olduğunu sordu.

Derya’da  lastiği patladığı için onu benzincinin oradaki tamirciye bıraktığını söyleyince, babasında daha önce hiç görmediği bir öfkeli bir tavırla karşılaştı.

“Sen ne diye bilmediğin bir yerde kendi başına böyle bir işe kalkışıyorsun. Ya sana bir şey  yapsalardı?”

Tamircide yaşanılanlardan sonra zaten tedirgin olan Derya babasının da aynı tedirginliği yaşadığını anlıyordu ama bu kadar öfkelenmesini anlayamıyordu doğrusu.

“Sonuçta bana bir şey olmadı. Bir hafta sonra eve getirecek zaten!”

“Ne ? Adam bir de evimize mi gelecek?”

“Evet baba sorun ne? Motoru mektıpla yollayacak hali yok ya!” dedi Derya’da öfkesine hakim olamayıp. Zaten zor bir gün geçirmişti, annesinin acısı hala çok tazeydi, bu lanet yere alışamıyordu. Bir de babasının öfkesini taşıyamazdı artık.

“Yarın gider motorunu alırız oradan!” dedi Kamil bey aynı öfkeyle, “Benim ilçede bildiğim insanlar var. Oraya bırakırım”

“Motoru nasıl taşımayı düşünüyorsun peki?” dedi Derya bu gün yaşadığı maceranın ardından onun itilemeyeceğini iyice öğrenmişti.

“Hallederim dedim ya!” dedi Kamil bey yine öfkeyle ve kapıyı çarpıp odasına girdi.

Bu sabah ahıra girdiğinden beri olan her şey kabus gibiydi zaten, bir de babasının bu anlamsız çıkışı iyice sinirlerini bozmuştu Derya’nın. Olduğu yere çöküp hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlayınca babası yeniden odadan çıktı ve gelip ona sımsıkı sarıldı.

Bu sarılma ikisine de iyi gelmişti.

“Biliyorsun burada kimseyi tanımıyoruz. Sen genç bir kızsın ben senin başına bir şey gelmesinden korkuyorum. İnan annenden sonra sana bir şey olmasını asla kaldıramam” dedi babası da hıçkırarak.

“Tamam haklısın, benim hatamdı” dedi Derya ve daha sıkı sarıldı babasına. Bir süre öylece kalıp ağladılar.

Kamil bey ertesi sabah, fabrikadan bir kamyonet alıp geri geleceğini söyleyerek ayrıldı evden ve yaklaşık bir buçuk saat sonra bahsettiği kamyonetle geldi. İkisi birlikte Derya’nın bir gün önce gittiği tamirciye gittiler ama tamirci kapalıydı. Benzinci bir araç teslim etmeye gittiğini ve bir saate kadar döneceğini söyleyince, kamyonetin içinde beklemeye başladılar.

Kamyonetin içinde düşüncelere dalmış tamircinin gelmesini beklerken, babasının birden bire “Arabada kal ve sessiz ol!” diyerek kamyonetten inmesine bir anlam verememişti ki biraz sonra kamyonetin arkasında babası ve tamircinin bağrıştılarını duydu.

“Kimsin sen kamyonetin arkasında neden dolanıyorsun?”

“Asıl sen kimsin burası benim tamirhanem!”

Babasının ikazına rağmen bağrışmayı duyar duymaz arabadan inip onların yanına gelen Derya iki adamın durup dururken birbirlerinin yakalarına yapıştığını görünce aralarına girdi.

“Durun ne yapıyorsunuz! Baba bu adam tamirci”

Tamirci “Baba” kelimesini duyunca geri çekildi ellerini Kamil beyin yakalarından çekip. Ancak bu arada kasketi başından uçup gittiği için hemen eğilip onu aldı yerden.

Bu arada Kamil bey de ellerini adamın yakasından çekmişti ama kasketin uçup adamın hızla onu yerden alıp başına takması ile beraber birine benzettiğini düşünmüştü.

Bu defa Derya ve adamın müdahale etmesine fırsat vermeden hızlı bir hareketle adamın kasketini çekip aldı başından.

Anlık bu harekete müdahale edemeyen tamirci yeniden öfkelenerek Kamil beyin yakasna yapıştı yeniden;

“Ne yaptığını sanıyorsun? Versene kasketimi!”

Kamil bey adamın elinden bir şekilde kurtulup bir kaç adım geri attı ve gözlerini kısarak onu incelemeye devam etti. Derya iki adamın tuhaf davranışları karşısında artık ne yapacağını bilemeden şaşırmış, öylece bakıyordu artık.

“Ver şu kasketi dedim sana!” diye bağırdı öfkeyle tamirci.

(devam edecek)

 

 

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s