Korku evi – Bölüm 2

“Telefonlarımızı yanımıza alsa mıydık?” dedi Oğuz’un tedirgin sesi.

“Haydi ama bak kafeye gelmek üzereyiz, bir pizza yiyip döneriz çok tedirgin olursak.” dedi Alper.

“Mehtap teyze o kadar ısrar etti ki ben tabağımdaki her şeyi yedim neredeyse, pizza için yerim kalmadı” dedi Tuna karnını ovuşturarak.

“Senin yerine ben yerim” dedi Özgür gülerek.

Nihayet gergin ve karanlık yolu sonlandırıp, kasabanın haraketli caddelerinden birinde olan pizzacıya vardılar. Altı genç birden kapının önüne doğru yürüyünce, içeriden çıkmak için acele eden iki adam homurdandılar. Çocuklar ellerinde pizza paketleri ile onlar çekilsin diye bekleyen adamların yüzlerindeki gergin ifadeyi görünce geri çekildiler.

Adamların üzerinde işçi tulumları vardı ama bu kasabanın yakınındaki fabrikanın tulumlarına hiç benzemiyordu. Ayrıca fabrikada gece vardiyası yapılmıyordu.

Yeni boşaldığı belli olan tek büyük masaya yerleştiler. Diğer masalar iki veya üç kişilikti. Masada hala kalkan müşterilerin bardakları duruyordu. Kafenin garsonu masadaki boş bardakları ve bardakların hemen yanındaki broşürü buruşturarak aldığı sırada Özgür onun  elini tutup kağıdı çekti.

“Pardon sizin miydi?” dedi genç garson mahcup bir edayla, “Az önce giden işçiler bıraktı sanmıştım.”

Özgür cevap vermeden ilgisini çeken broşürü incelemeye başlamıştı. Doğukan “Sorun değil” deyince garson masayı silip yanlarından uzaklaştı.

“Ne var o broşürde söylesene?” dedi Tuna hemen Özgür’ün yanında oturuyordu.

“Baksanıza burayı daha önce hiç duymamıştım” dedi Özgür ilgiyle broşürü masaya bırakarak.

“Korku Evi mi?” dedi Oğuz broşürün başlığını okuyup, tedirgin çıkmıştı yine sesi.

“Evet ama bu bir oyun. Geldiğimiz yerde vardı bir tane Tarık abimler gitmişlerdi hatırlıyorum.”

“Nasıl oyun yani?”

“Bir grupla seni korkunç bir evin içine sokuyorlar, paralı elbette bu arada. Sonra o evin içindeki yerlerden bir şeyler bulup kilitleri açmaya evin içinden çıkmaya çalışıyorsun.”

“Peki neden korku evi deniyor o zaman?”

“Çünkü sen evden çıkmaya çalışırken aynı zamanda da seni korkutmaya çalışıyorlar.”

“Ben almayayım” dedi Oğuz  hemen.

“Ya bir dur oğlum bu akşam için macera aramıyor muyduk? İşte size macera!” dedi Özgür heyecanla.

Tuna, Doğukan, Soner ve Alper birbirlerien  baktılar. Oğuz zaten oyunu kullanmıştı.

“Neden olmasın ki?” dedi Alper, “Daha önce hiç korku evine girmedim ama baştan oyun olduğunu bildiğin bir şeyden neden korkacaksın  ki?”

“Bildiğim kadarıyla içeride pek öyle hissedilmiyor” dedi Tuna.

“Nereden biliyorsun ki?” dedi Özgür onu küçümseyerek.

“Bir dergide okumuştum, çoğu insan oyunu bitiremeden  çıkmak istiyormuş.”

“İyi de bu küçücük kasabada ne diye böyle bir yer açmışlar ki, daha bir  sinema bille yok.” dedi Soner, “Az önce çıkan işçiler orada mı çalışıyorlardı sizce?”

“Olabilir belki de onlar korku ekibindeydiler.” dedi Özgür heyecanla, “Biz onları gördüğümüze göre, içeride yeniden  görsek bile korkacak bir şeyimiz yok. Bizim gibi pizza yiyorlar işte!” diye bir kahkaha attı sonra.

“Bence gidelim!” dedi Tuna Doğukan’a bakarak. Sonuç olarak onun doğumgünüydü ve o karar vermeliydi.

“Burada da oturabiliriz zaten amacımız bu değil miydi?” dedi Oğuz yeniden, “Böyle bir yer açıldıysa daha sonra babalarımızla da gidebiliriz belki.”

“Tamam da o zaman bu akşam için planladığımız özgür macera için uygun olmaz ki, bu resmen bu gece için planlanmış gibi önümüze çıktı.”

“Tamam gidelim” dedi Doğukan, “Kaç para olduğu yazıyor mu baksana  broşüre.”

“Hayır yazmıyor ama kapıda öğrenebiliriz herhalde.” diye yanıtladı Özgür.

Hepsini tuhaf bir heyecan sarmıştı.

“Yeri neredeymiş?” diye broşürü alıp incelemeye  başladı Alper, “Eski cadde sanırım burası, tiyatronun yanı gibi duruyor.”

“Bu kasabada tiyatro mu var?” dedi Tuna hayretle, “Bu gece ne çok yer öğreniyoruz böyle”

“Ya şu halk evi gibi kursların, gösterilerin yapıldığı binayı diyorum işte, bankanın yanındaki küçük yer.”

“Haydi, gidince buluruz nasılsa.” diyerek ayağa kalktı Özgür.

“Pizza yemeyecek miyiz” dedi Oğuz son bir umutla.

“Doğukanlarda yeterince yedik zaten, çıkınca yeriz Oğuz! Haydi cesur ol biraz!”

Oğuz diğer beş arkadaşının da gitmeye kararlı olduğunu görünce mecburen kalktı yerinden. Özgür zaten en iri ve en  cesur olanlarıydı. O hiç bir şeyden korkmazdı. Doğukan ve Alper’de cesur sayılırlardı. Oyunlarda da en riskli kararları hep onlar alırdı. Tuna genellikle sessiz bir çocuktu ama bu geceki tavrına bakılacak olursa o da pek korkak değildi anlaşılan. Soner’i çok fazla tanımıyordu ama en azından korkaklık göstermiyordu bu gece. Eğer Oğuz bu gece onlarla gitmezse sonsuza kadar korkaklığı ile alay edeceklerini biliyordu.

“Peki o zaman!” diyerek kalktı onlarla birlikte.

“Paramız yetecek mi?” dedi Tuna yürümeye yeni başladıkları sırada. Durup hepsi ceplerindeki parayı kontrol ettiler. İçeri girip bir şey yemedikleri için paraları hâlâ ceplerindeydi. eğer dönüşte paraları bitmiş olursa Doğukan’ın annesinin hazırladığı çörek ve diğer şeyler zaten garajda onları bekliyordu.

Hızlı adımlarla eski caddeye yol aldılar. Bu cadde kasaba ilk kurulduğu yıllarda kullanılan caddeydi. O zaman sokak veya diğer caddeler zaten olmadığı için bütün önemli binalar bu cadde üzerindeydi. Sonradan çoğu boşaltılıp başka amaçlar için kullanılmaya başlamışlardı. Oldukça eskiydiler. Bir  kısmının yıkımı geçen yıl yapılmıştı ama hâlâ eski binaların çoğu duruyordu.

Korku evinin bu eski ve bakımsız caddede olması iyi bir seçimdi bu yüzden. Adresteki binanın önüne geldiklerinde kapıda herhangi bir yazı veya bilet satan bir yer göremediler. Tahmin ettikleri gibi kursların yapıldığı binanın hemen yanındaki dört katlı eski bir binaydı burası. İçeride hiç ışık yanmıyordu. Cadde boyunca herhangi bir kafe ya da benzeri olmadığı için hemen tüm binalar karanlıktı.

“Babam bir kez bankaya geldiğimizde bu binada eskiden fabrikada çalışan sakat bir adamın kaldığını söylemişti. Fabrikada geçirdiği bir kaza yüzünden sakatlandığını söylemiş babama.”

“Bu binada tek başına mı kalıyormuş yani?”

“Bilmiyorum babam kaldırımda tekerlekli sandalyeli adamı görünce anlatmıştı sadece.”

“Fabrika da insanları sakatlayacak makinalar olduğunu bilmiyordum” dedi Oğuz.

“Eskiden vardı belki de ben de bilmiyorum” dedi Tuna.

“Tamam da bize ne bu adamdan?” dedi Özgür sabırsızca bir an önce içeriye oyuna dahil olmak istiyordu.

“Adam burada oturuyorsa burası nasıl korku evi olabilir?” dedi Alper, adamı neden anlattığını açıklamak ister gibi.

“Belki de artık burada oturmuyordur.” dedi Özgür kısa kesmek için.

Doğukan binanın giriş kapısının önüne gelip içeriyi görmeye çalıştı “Belki de içeri girmemiz gerekiyordur bilet almak için.”

“Neden dışarı herhangi bir şey  yazmamışlar?” dediz Oğuz yine kendini tutamayıp.

“Belki de oyun çoktan başladı” dedi Özgür ve cesaretini toplayıp kapıdan içeri daldı. Özgür girince diğerleri de peşinden geldiler.

İçerisi karanlıktı ama bir süre sonra gözleri alışmaya başlayınca etrafı seçmeye başladılar.

“Sesleri duydunuz mu?” dedi Soner, “Aşağıda birileri var sanırım.”

Hepsi nefeslerini tutup sesleri dinlediler. Gerçekten de tıkırtılar ve uğultu şeklinde insan sesleri geliyordu kulaklarına. Etraflarına bakındılar ama aşağı inen herhangi bir merdiven göremediler.

Oyun binanın üst katlarında değil altındaydı anlaşılan.

(devam edecek)

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s