Korku evi – Bölüm 1

Hepsi bu kasabaya babalarının işleri yüzünden gelmişlerdi. Şirketin açtığı fabrika kasabanın hemen dışındaydı. Küçücük kasaba fabrika ile birlikte yeni bir çok aileye ev sahipliği yapmaya başlamıştı. Çoğu büyük şehirlerden gelen ailelerin bu küçücük yere uyum sağlaması zaman almıştı. Eskiden sadece ilkokul olan kasabada şimdi lise bile vardı.

Doğukan ve arkadaşları da bu lisenin ikinci sınıfına devam ediyorlardı. Kasaba ne kadar yeni ev  sahipleri ve onların yaşam alışkanlıklarına göre gelişme göstermiş olsa da henüz bir sinemaya sahip değildi örneğin. Çarşıda açılan bir kaç kafe dışında sosyal hayat fazla renklenmemişti. Şehirde zaptetmesi zor olan ergenleri böyle küçük bir yerde kontrol etmek kolay olduğundan aileler bu durumdan oldukça memnundular. En azından ortaokula başlayana kadar şehir hayatına alışmış olan gençler ise hayat çok fazla sıkıcıydı.

Doğukan on altıncı yaş günü için arkadaşları ile bir şeyler yapmak istiyordu ama altı genç oturup uzun uzun düşündükleri halde çok fazla seçenek üretememişlerdi. Yine de özel  bir gün olmasını istiyorlardı hani yıllar sonra bile hatırlayacakları türden. Bu kasabada macera yaşamak için bile seçenek yoktu aslında. Bu nedenle en azından daha önce izinleri olmadığı bir saatte gece dışarı çıkmak bile macera hissi yarattı içlerinde. Yapabilecekleri bir şey olmasa da geç saate kadar kafelerden  birinde oturup sohbet edebilirlerdi yetişkinler gibi.

Kasabada geç saate kadar açık olan iki kafe vardı zaten. Bunun bir macera olabilmesi için ise ailelerden habersiz gidilmesi gerekiyordu. Aslında biraz zorlasalar izin koparabilecekleri bir gece için plan yapıp yalan söylemeleye karar verdiler. Hepsi ailelerine o gece Doğukan’larda kalıp oyun konsolu ile oynayacaklarını söyleyeceklerdi.

Elbette bu yalanın inandırıcı olması için hepsinin Doğukan’larda olması gerekiyordu öncelikle. Onun annesi ve babası da onları görmeliydi, çünkü bütün aileler birbirini tanıyordu.

Doğukan’ın annesi Mehtap hanım altı çocuğu nerede yatıracağı endişesi taşısa da, Doğukan annesine garajda yer yatağı yaparak orada oyun oynayacaklarını bu nedenle endişelenmemesini söyledi.

Daha önce kasabanın zengin ailelerinden birinin oturduğu iki katlı bir evde oturuyorlardı. Bu küçük yerde arabaya ihtiyaçları olmadığı için garaj boş duruyordu. Doğukan geçen yaz anne ve babasından orayı kendisi için özel bir alan olarak kullanmak için izin istemişti. Onlarda bu isteğe itiraz etmemilerdi ki, böylece ev dağılmamış oluyor. Mehtap hanım sadece hafta bir gün inip ortalığı temizliyordu. Doğukan odasını sadece uyumak ve ders çalışmak için kullanıyordu. Odasında eğlence ve  hobi amaçlı ne varsa garaja taşınmıştı. Serhat bey de oğlunun ders çalışırken dikkatini dağıtan her şeyin odasından çıkmasını sonuna kadar desteklemiş, garajın düzeninde ona yardımcı olmuştu.

Doğum gününde aileyle yenilecek  yemeğin ardından hepsi garaja ineceklerdi. Tek istedikleri rahatsız edilmemekti. Çünkü çok dikkat gerektiren bir oyun oynayacaklardı ve dikkatleri dağılmaması için cep telefonlarını bile kapatacaklardı.

Mehtap hanım ve Serhat bey  buna itiraz etmediler. Hepsi başarılı bir eğitim yılı geçirmişlerdi ve biraz eğlenmeyi hakkediyorlardı. Bu kasabada gençlerin ders dışında kafalarını dağıtıp, eğlenebilecekleri fazla seçenekleri olmadığının onlar da farkındaydılar.

Şehirde yasakladıkları  şeylerin burada olmamış olmasına okul zamanı seviniyor olsalar da, çocukların tatil veya böyle özel günlerde yapacak bir şey bulamamalarına biraz üzülüyorlardı. Yapılacak bir şey yoktu hepsinin babası onların iyiliği için çalışıyordu burada.

O gece Doğukan’larda kalınacağı diğer beş çocuk tarafından annelerine söylendi ve hepsinin annesi Mehtap hanımı arayarak teyit ettiler bu bilgiyi. Her çocuk akşam yemeğiden sonra rahatsız edilmek istemediklerini ve cep telefonlarını kapatacaklarını da ekledi söyleyeceklerine. Zaten Mehtap hanım ve Serhat  bey evde olacağı için diğer anne ve babalar buna da itiraz etmediler. Artık büyüyen oğullarının biraz farklı şeyler yapmak istemelerini anlayışla karşılıyorlardı. Nasılsa yapabilecekleri en çılgın şey bu olabilirdi zaten.

Planlanan gün her biri sırayla geldi Doğukan’ların evine. Mehtap hanım gençlerin sevecekleri şeyleri hazırlamaya özen göstermişti akşam yemeği için ama nedense hepsi pek bir iştahsızdı. Yemeğe oturmadan annelerin hepsi teker teker arandı ve eve geldikleri bilgisi verildi, hatat güvende hissetmeleri için telefon Mehtap hanıma da uzatıldı. Yemekten sonra garaja inerken telefonların kapatılacağı ailelere yeniden hatırlatıldı.

Çocuklar garaja inmek için sofradan kalktıklarında Mehtap hanım ve Serhat bey tabaklarda kalan yemeklere bakıp, gençlerin bir arada böyle bir gece geçirmenin heyecanına kapıldıkları için yiyemediklerini düşündüler. Nasılsa daha önceden Mehtap hanımın elleri ile pişirdiği çörekler garaja indirilmişti. Sabaha kadar acıksalar bile yiyebilecekleri başka bir iki şey daha hazırlanmıştı.

Hepsi garaja indikten sonra Doğukan eve açılan kapıyı iki kez çevirerek kilitledi.

“Peki ya çıktığımızı camdan görürlerse ne olacak?” dedi Oğuz heyecanla. Aralarında en çok panik olan oydu.

“Onlar şimdi televizyona dalarlar, garajın kapısının açıldığını farketmezler bile” dedi Doğukan onu sakinleştirmek için.

“Peki sen bu kapının açıldığını daha önce kontrol ettin mi?” dedi Tuna fısıldayarak.

Diğerleri de merakla Doğukan’a baktılar bu soru üzerine. Öyle ya bu evde bir araba yoktu, dolayısıylada garaj kapısını açıp kapamaya ihtiyaç olmuyordu. Eğer kapı açılmazsa dışarı kaçma planları suya düşebilirdi.

Doğukan arkadaşlarının yüzündeki endişeye bakarak gülümsedi, “Siz beni aptal mı sanıyorsunuz? Elbette denedim ve açılıyor.” diyerek garajın kapısına doğru yöneldi ve önüne çekilen kanepeyi diziyle itip körüklü kapıyı yukarı doğru hafifçe itti. Kapı altından bir insanın eğilerek geçebileceği kadar açılınca dışarıdan kekikli bir koku doldu içeriye.

“Peki çıkınca kapatacak  mıyız kapıyı?” diye sordu Oğuz yine heyecanla.

“Elbette kapatacağız, yoksa içeri bir sürü şey girebilir.”

“Peki biz yokken gelip biri girerse”

“Oğuz burası küçük bir kasaba kim girecek?” dedi Alper sıkıntıyla. Tam bir macera hissi içlerini kaplamışken Oğuz’un kuruntuları ile içerine korku düşsün istemiyordu. Altı üstü gidip bir kafede oturacaklardı zaten.

O zamana kadar hiç sesini çıkarmayan Özgür “Haydi o zaman!” dedi kalın sesiyle. İçlerinde en iri yarı olan oydu. Sesi hepsinden önce kalınlaşmıştı. Oğuz onun sesinden aldığı güvenle ayağa kalktı herkesten önce ama Tuna ve Alper eğilip çıkana kadar bekleyip sonra kendisi çıktı. Özgür’de eğilip çıktıktan sonra onu Soner takip etti ve en son Doğukan çıkıp körüklü kapıyı yeniden aşağı indirdi.

Evin salonunun camında televizyondan yansıyan ışık bir yanıp bir sönüyordu. Anne ve babası filme çoktan dalmış olmaydılar. Garajın çıkışındaki demir kapının üzerinden atlayarak bahçeden çıktılar ve adımlarını hızlandırarak sokaktan ayrıldılar. Kafe Doğukan’ların evine yürüyerek on beş dakikalık mesafedeydi. Hemen hiç biri bu saatte aileleri olmadan çıkmadıkları için aradaki yolun bu kadar karanlık olabileceğini düşünmemişlerdi. Birbirlerine tedirgin olduklarını belli etmemek için sohbet etmeye başladılar.

(devam edecek)

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s