Son Yarmakanlı – Bölüm 3

İltekin kanında artık yerleşik olan kimyasallar yüzünden uyumakta güçlük çekiyor diğer tüm gençlerden daha az uyuyordu. Garip bir şekilde uyanık olduğu halde yatağa uzandığnda bedeni uykuda salgıladığı hormonları salgıladığından rüya yalama uygulaması onun uykuda olduğunu kabul ediyor ancak hiç bir rüyasını yakalayamıyordu.

Hiç rüya görmeyen ırkların varlığı zaten bilindiği için İltekin’in soyunda bu ırklardan olabileceği düşünülüyordu. Ancak varsayılan bu ırkların hiç biri Bangu’un soy ırkı ile bir yakınlık kurmuş olamazdı. Bangu’nun ekole kabul edileceği kesin gibi duruyordu ama İltekin büyük ihtimalle bu seçilmişlerin arasında yer almayacaktı.

Rüya uygulamasının onu uyur bulduğunun bile farkında olmayan İltelkin Saldur’un gece yarısı odasından çıkarıldığını duyup koridora çıkmıştı. Aşırı kilosu yüzünden onu ekol muhafızlarından ikisi ancak taşıyabiliyorlardı. Sessizce onları takip eden İltekin, kök  salonun  üç kat altında yasak bölge denilen katta makinalara bağlanmış onlarca çocuğu görünce önce çok şaşırmış sonra Saldur’unda bu makinalardan birine bağlandığını görünce paniğe kapılmıştı. Babası yaptığı testlerde insan özü çıkarma gibi insanlık dışı uygulamalara da yer verdiğinde kurulu  bu düzeneğin öz çıkarma işi için olabileceğini hemen anlamıştı. Dip yol ile tehdit edilenlerin öz çıkarma ile yok edildikleri aklına geldi. Belki de hepsinin sonunda başına gelecek olan buydu. Korku ve şaşkınlıkla olanları izlerken cihazların arasında iki tane gölge efendi görünce panikle tekrar yatakhane katına çıktı. Saldur’u ve kendilerini ve herkesi gölge efendilerden korumaları gerekiyordu. Hiç düşünmeden Bangu’nunda bulunduğu yatakhaneye daldı, kocaman elini Bangu’nun ağzına kapatarak onu yatakhanenin dışına çıkardı. Kızın tüm çırpınlarına aldırmadan onu iki kat aşağı kadar taşıyıp gördüklerini gösterdi.

Bangu İltekin’in kocaman eli yüzünden nefes alamadığı için bir süre kendini toparlamakta zorlandı. Sonra cihazları, çocukları ve en sonunda gölge efendileri görünce az kalsın çığlık atacaktı ki İltelin kocaman elini yine onun ağzına kapattı.

Bangu sakinlediğini işaret ederek İltekin’in elini ağzından aşağı indirdi. Bu arada onun gözlerine bakmamaya dikkat ediyordu.

“Söylesene ne yapacağız?” dedi İltekin panikle fısıldayarak.

“Bilmiyorum önce yeniden yukarı çıkalım, gün dönümü gelmeden buradan çıkmanın bir yolunu bulmalıyız.”

“Peki Sundar ne olacak?”

Bangu yeniden dönüp cihaza bağlanmış iri yarı kıza baktı. Şimdi aşağı inip onu almaları mümkün değildi. ”

“Öz çıkarma yetmiş iki saat sürer” dedi İltekin, “Sundar’ı yeni bağladılar.”

“O zaman çıkıp plan yapalım”

İki genç sessizce yataklarına döndüler. Bu kısa süreli uyku açılması rüya yakalayıcı tarafından anlaşılmamıştı. Her gece rüya göremiyor olmaları olası bir durumdu.

Ertesi gün geçitlerin birinin hemen yakınında bir kamp alanında olacaklardı. Bangu’nun güçlerinin açılmasına yirmi dört saatten az kalmıştı. Bu süre içinde kendini ele verecek hiç bir şey yapmaması gerekiyordu. Gölge efendiler, Çorlu’lardan  da beterdiler. Güçlerin onların eline geçmesi sadece kendi ırkının değil burada soyu bulunan bütün ırkların sonu olurdu.

Karakçı güçleri açılmadan önce başı sıkışma ihtimaline karşılık ona bir damla kanı ile yapabilecekleri hakkında bilgiler aktarmıştı. Eğer kendilerini kurtaramadan önce gidip Sundar’ı kurtarmaya çalışırlarsa hepsinin hayatını tehlikeye atacaklardı. Kendilerini kurtarıp yardım ile geri gelirlerse tüm çocukların hayatları kurtulacaktı. Ancak dışarı sağ salim çıkabilmeleri için geçitlerin açılması gerekiyordu. Gün dönümünden önce geçitleri açabilen seçilmişin kim olduğunu hiç biri henüz bilmiyordu.

“Yarın geçitlerin yakınında olacağız, içimizden biri o geçitleri açabiliyor zaten henüz grupta olan biriyse yani Sundar ile aynı kaderi paylaşmıyorsa geçitler yeniden açılacaktır. Çok dikkatli olup sürekli geçitlerin yerlerini kollamalıyız”

“İyi ama geçitlerin nerede olduğunu bilmiyoruz ki?”

“Açıldıklarında onları farkederiz herhalde.”

Kamp alanına doğru grupla yola çıktıklarında Sundar hariç beş kişinin daha  olmadığını farkettiler. Kimse birbirine bir şey sormuyordu. Ekol heyeti ikişerli sıra olmalarını istemişti. İltelin bu komutu duyar duymaz hemen Bangu’nun yanına geçti. Böylece kamp alanında birbirlerinden ayrılmayacaklarını garantilemiş oluyorlardı.

Rüya yakalayıcıların birlikte yakaladığı Bangu ve İltekin’i ilk kez gerçekten yan yana görünce tüm ekol heyeti takibe aldı. Bangu’nun rüyasında gördüklerinin bir kehanet olma olasılığı da vardı. Bu bazı ırklar için oldukça olası bir durumdu. Yarmakan ırkından kahin olanlar genellikle lider soyundan çıkardı. Bu da geçitleri açanın Bangu olma olasılığını artırıyordu.

Geçidin yakınında durduklarında ekol merkesinden geçitte bir hareketlenme olmadığı bilgisi geldi. Gruptan ayrılan altı çocuk hariç hepsi buradaydı. Bangu ve İltekin’i geçide en yakın noktaya getirmişlerdi. Bangu her zamanki gibi başını yerden ayırmıyor. İltekin ise o saf haliyle etrafına bakınıp duruyordu.

Bilmedikleri şey Bangu’nun süresinin dolduğu ve güçlerinin açıldığıydı. Artık onları kontrol edebildiği için geçitleri sadece kendi istediği zaman açabileceğini biliyordu. İltekin’e “Ben söyleyene kadar sadece etrafı seyret!” demişti. Bunu söylerken alışkanlık edindiği için yine de başını kaldırıp onun yüzüne bakmayı akıl edememişti ama bu zaten onları ele verebileceğinden buradan ayrıldıktan sonra da onun yüzüne bakabileceğini düşündü.

Geçidin yerini hissedebiliyordu. Ekol heyetinin sürekli kontrol turları ayarak geçidi harete geçirecek gücün peşinde olduğunu biliyordu. Güçleri yeni açılmıştı ama yine de onları nasıl kontrol altında tutabileceğine dair yıllarca aldığı eğitim şimdilik işe yarıyordu. Buradan çıktıklarında kendini serbest bırakıp hepsini denemek istiyordu.

Bir süre hiç bir şey yapmadan bekledikten sonra ekol heyeti ayırdıkları altı çocuktan birinin geçidi açan çocuk olduğu şüphesine kapıldı. Şimdiye dek çoktan geçidin açılması gerekiyordu. Gölge efendiler gerçek bir seçilmişin öz cihazına bağlandığını farkeder ve diğer özlerin içinde bu öz ziyan olup giderse çok kızacaklardı. Bu nedenle heyetin bir kısmı altı çocuğu geri getirmek üzere merkeze gönderildi. Eğer onlar getirildiğinde de geçitte bir değişiklik olmazsa çocukların tamamının öz merkezine yollayacaklardı. Bu defaki gündönümü hasadı başarısız olmuş olacaktı.

Asil bir seçilmişi gözden kaçırmış olduklarını gölge efendilere açıklamak istemiyorlardı.

Ekol heyetinin sayısı azalıp, kalanların  da telaş yüzünden dikkatleri dağılınca, Bangu geçidin tam yerinden emin olabilmek için bir kez daha zihnini kontrol etti. Ekol heyetinin en kontrolsüz anlarından birinde

“Şimdi!” dedi İltekin’e.

İltekin Bangu’nun bir ok gibi fırladığı yöne doğru koştu onun ardından. Geçit açılmıştı. İkisi birlikte gün doğumu seçimi yapılan alana varana kadar durmadan koştular. Geçidi arkalarından kapatan Bangu onu yeniden açmaları için hakanı bulmaları gerektiğini hesaplamıştı.  Gün dönümü gelmeden Hakan ve asil seçilmişlerden başkası o geçidi yeniden açamazdı.

İki çocuk bir süre ormanın derinliklerine doğru hızla koşmaya devam ettiler.

Bangu artık nefesi yetmeyecek duruma gelince durdu ve başı öne eğik bir şekilde bir süre nefes nefese kaldı.

“Hayalet baksana sence onları kurtarabilecek miyiz ?” dedi İltekin yine en masum haliyle, “Kimden yardım isteyeceğiz?”

Ona okuldakilerin taktığı isimle hitap ettiğini farkedince “Özür dilerim gerçekten öyle söylemek istememiştim” dedi ağzını kapatarak

(devam edecek)

Son Yarmakanlı – Bölüm 3’ için 2 yanıt

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s