Daima – Bölüm 1

Duru ve Nezih üniversiteyi bitirir bitirmez evlenmenin hayalini kuruyorlardı. Yıllardır zaten birbirini tanıyan aileleri, iki gencin mutlu bir gelecek kurmaları için gerekli hazırlıkları yapmaya çoktan başlamışlardı. Her ikisinin de çevresindekiler birbirlerini ne kadar büyük bir aşkla sevdiklerinin farkındaydı. Çocukluklarından bu yana devam eden birliktelikleri, yıllar içinde hiç eksilmediği gibi daha da sağlamlaşmıştı. Onlar hem aşık, hem dost, hem de kardeş gibiydiler. İnsanın hayatında sadece bir kez başına gelebilecek bir şeydi bu. Bir elmanın iki yarısı olmak ve birlikte bütünlenmek.

Nihayet diplomalarını alıp, yeni işlerine başlayabilmek üzere girişimlerini tamamladıktan sonra artık evlenmek için bekleyecekleri bir şey kalmamıştı. Ailelerini zor durumda bırakmamak için her şey hazır olmasına karşılık ikisi de maaş alacak duruma gelene kadar beklemişlerdi. Artık birlikte ve kendi ayakları üzerinde  durabilecek pozisyondaydılar.

Sonbahar olarak belirlenen nikah tarihlerinden önce Nezih’in  ailesi ile yazlığa gitmesi gerekiyordu. Anne ve babası çocukluğundan beri tatillerini geçirdikleri yazlıklarını satmaya karar vermişlerdi. Nezih ve Duru henüz bilmiyorlardı ama onun parası ile çocuklarına daha güzel bir yerde bir yazlık ev almak istiyorlardı. Nezih en küçük çocuklarıydı. Diğer iki kızları çoktan evlenmiş ve çoluk çocuğa karışmışlardı. Bundan sonra karı koca dünyayı gezmeye karar verdikleri için bir yazlığa ihtiyaçları olmayacaktı. Ancak yazlığın kapatılması için Nezih’in yardımı gerekiyordu. Evlenmeden önce ondan bu iyiliği rica etmişler. O da seve seve kabul etmişti. Anne ve babasının dünyayı yazlığın parasıyla gezeceklerini sanıyordu.

Bir aylık yazlık toparlama ve kapatma işlerinden sonra dönecekler ve Duru ve Nezih’in yeni evleri için gerekli olan son düzenlemeleri halledeceklerdi. Nezih’in yazlıktan yeni evlerine getirmek istedikleri de bir kaç eşya vardı zaten.

Yazlığa gitmeden önceki son hafta ikisi oturup, uzun uzun listelerini kontrol etmişlerdi. Gelir gelmez düğün davetli listesi başta olmak üzere bir çok şeyle ilgilenmeleri gerekiyordu. Yeterince zamanları da olmuş olmasına rağmen nedense sürekli bir şeyleri eksik yapmışlar gibi hissettiklerinden listelerini düzenli olarak güncelliyorlar ve karşılıklı kontrol ediyorlardı. Duru son günlerde kendini o kadar yorgun hissediyordu ki, sürekli bir şeyleri unutuyor ve midesi ağrıyordu.

Annesi tüm bu belirtilerin evlilik öncesi stresten kaynaklanıyor olabileceğini ama yine de bir doktora gitmeleri gerektiğini söyleyip dursa da sürekli erteleyip durduğu için bir türlü iyileşemiyordu. Nezih yokken onunda biraz dinlenmesi ve doktora gitmesi için de plan yaptılar. İkisi de bu bir ay içinde evlilikle ilgili mecburi olmayan hiç bir şey yapmayacaklar, zihinleri ve bedenlerini dinlendireceklerdi. İki mükemelliyetçi birbirine aşık olunca, herşey biraz daha zorlaşabiliyor ve bu da yorucu oluyordu haliyle.

Nezih’lerin yazlığının olduğu bölge askeri bölgenin ve kamoın hemen yanında olduğu için mobil telefonların çekimlerinde sıkıntı yaşanabiliyordu. Bu nedenle Nezih yazlığa gittikten sonra ancak o aradığında görüşebileceklerdi. Duru ona ulaşamadığı zaman mesaj atacak, Nezih’de sitenin dışına her çıktığında mutlaka arama ve mesajlarını kontrol edecek ve her durumda Duru’yu arayacaktı. Eşya toplama iş yüzünden ilk bir kaç gün belki siteden fazla ayrıamazdı bu nedenle Duru’nun onu merak etmemesini sıkı sıkı tembihlemişti.

İki sevgili ortak bir geleceğe aylar kaldığı hayaliyle birbirlerinden ayrıldılar. Nezih söylediğinin tam tersi olarak gittiği bir kaç gün sürekli aradı. Çünkü yazlıkta bazı tesisat sorunları çıkmıştı ve kapatılıp satışa çıkmadan önce onların yapılması gerektiğinden eşya toplamaya henüz başlayamamışlardı. Görünüşe göre ancak bir hafta sonra başlayacaklardı ve bu arada Nezih’te bol bol denize girip, gezme fırsatı bulabilmişti.

“Keşke sende gelmiş olsaydın, böyle olacağını bilseydim en azından illk hafta için mutlaka senin de gelmen için ısrar ederdim” dedi durdu nişanlısına.

Bu arada Duru annesi ile doktora gitmiş, bir sürü tahlil ve tetkik yapılmıştı. Sonuçları ancak gelecek hafta alabileceklerinden henüz doktor ile görüşme yapmamışlardı. Elbette doktorla görüştükten sonra Nezih’e mutlaka haber verecekti.

Yazlıktaki tesisat işlerinin halledilmesinin ardından Nezih ve ailesi nihayet planladıkları işlere başlayabildiler ve bir an önce bitirip geri dönmek istediklerinden siteden pek ayrılmaya imkan bulamadılar ve neredeyse on beş gün boyunca Nezih Duru ile hiç konuşamadı ve her nedense attığı mesajlara da cevap alamadı. Siteden ayrılamadığı için mesajların ona ulaşmadığını düşünüyordu. En nihayet dayanamayıp site dışına çıktı ve onu aradı.

“Aradığınız kişiye ulaşılamamaktadır” mesajından sonra şarjının bittiğini düşünerek ondan gelen mesaj olup olmadığını kontrol etmek için mesajlarına baktı.

bir hafta önce tam on beş mesaj gelmişti Duru’dan.

“Seninle mutlaka konuşmam lazım.”

“Lütfen beni ara!”

“Umarım mesajlarımı görürsün!”

“Çok acil konuşmamız gerek”

diye devam eden tam on beş mesajdan sonra bir hafta boyunca hiç mesaj ve arama gelmemişti.

Kalbi güm güm atarak yeniden aradı nişanlısını.

“Aradığınız kişiye şu an ulaşılamıyor” diyen kadın sesi yeniden duyuldu telefonda.

Elleri titreyerek Duru’nun önce annesini, sonra babasını aradı ama onların telefonlarından da aynı sinyal geliyordu. Neler oluyordu böyle? Hepsi beraberdi ve bulundukları yerde telefon çekmiyordu belki ama Duru’nun panikle yazdığı belli olan mesajların ardından bir haftadır hiç mesajı gelmemişti. Başlarına bir şey mi gelmişti Kortürk ailesinin yoksa?

Panik halinde Duru’lara çok yakın oturan bir arkadaşını aradı. Nefes almadan ondan ve ailesinden haber alamadığını anlatıp, kapılarına gidip kontrol etmesini rica etti.

Selim’de onları bir haftadır hiç görmemişti. Oysa Mümtaz amca ile sabahları çoğunlukla karşılaşırlardı. Bir yandan Nezih ile konuşarak bir yandan Duru’ların müstakil olan evlerine doğru yürüyordu. Bahçe kapısına geldiği zaman zile bastı ancak kapıyı açan olmadı. Eğilip Mümtaz amcanın arabasının açık garajda olup olmadığını kontrol etti. Araba oradaydı. Hatta üst katlardan birinin penceresi yarım açık gibi gözüküyordu. Muhtemelen iyilerdi ve telefonlarının çekmediği bir yerde olmalıydılar. Selim yarın yeniden uğrayıp Nezih’e mesaj atacağına söz verdi çünkü arasa bile Nezih’in telefonu çekmediğinden zaten ona ulaşamayacaktı.

Nezih nefes nefese eve dönüp olanı biteni anne ve babasına anlattı. Onlarda bu duruma bir anlam veremediler. Nezih’in babası Salih bey, Mümtaz bey ile aynı iş yerinde çalışan bir arkadaşını arayarak ona sordu.

Adamın söylediğine göre Mümtaz bey belirsiz bir süreliğine ücretsiz izin almıştı ve İnsan Kaynakları birimi dışında bunun nedenini bilen kimse yoktu. Birim ailenin  özel işlerinden dolayı bir süreliğine yurt dışına taşındığı bilgisini vermişti.

Oğlu ile kızları evlenmek üzere olan ailenin birden bire yurt dışına taşınması fikrini inandırıcı bulmayan Salih bey arkadaşına tam üç kez “Emin misin?” diye sordu.

Ne yazık ki onun bildiği de bu kadardı. Arabanın açık garajda olması, açık bir pencerenin olması ve Mümtaz beyin iş yerinden söylenenler tam bir çelişki yaratıyordu.

(devam edecek)

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s