Talihsiz aşıklar – Bölüm 4

Eylül için de çok zor dakikalar oldu bu ziyaret. Bir tek Pervin sanki her şey yolunda ve sevenleri ayırmamış gibi mutlu ve rahattı. Onun saflığından mı yoksa aslında bu durumdan zevk aldığı için mi bu şekilde davrandığını ayırdedemedi Eylül. Her ne kadar birbirlerine itiraf etmiş olmasalar da, çocukluklarından beri  Ali’ye aşık olduğunu herkesin farkettiğini düşünüyordu. Buna aileleri de dahildi. Hâlâ nasıl olup böyle bir noktaya geldiklerini anlayamıyordu. Ali ondan  asla ayrılmayacağını söylemişti o gece balodan sonra. Nasılsa evlenecekleri düşüncesinin rahatlığı ile hareket etmişlerdi.

Ali hiç bir açıklama yapmadan bir anda Pervin ile evleneceğini, üstelik herkesin içinde ilan etmişti. Eylül’ün en azından bir açıklama duymaya hakkı yok muydu? Şimdi de arsızlığı iyice artırarak nişanlısını alıp onu ziyarete gelmişti. Gerçekten bu adamı mı sevmişti Eylül? Onun yıllardır tanıdığı ama aşkından bir tür körlüğe yakalandığı Ali’nin gerçeği bu muydu sahiden?

Pervin oturacakları evleri ve gelecek planlarını neredeyse nefes almadan Eylül’e anlatırken, onun aklından geçenleri ve aslında dinlemediğini farketmemişti bile. Bir yandan anlatıyor bir yandan elini asla bırakmadığı Ali’ye dönüp gülümsüyor ve onun avucundaki elini sıkıyordu.

Ali o kadar bunalmıştı ki yaşadıkaları bu anlardan, neredeyse koltukta küçücük olmuştu. Pervine “Yeter, sus artık!” diye bağırmak istiyordu ama yapamıyordu. Az sonra Can gelip yanlarına oturunca gözlerini ona dikip çocuk baktıkça gülümsemeye başladı. Can’ın onun yüzündeki mimikleri seçemediğini biliyordu ama en azından ona bakmak amacını hatırlattığı için bu anlar sona erene kadar dayanma gücü veriyordu.

Pervin’in babası Tertemiz pastanesinin ayakta kalması ve Can’ın ameliyat edilmesi için hemen harekete geçmişti. Pervin sözünde durmuş olmanın özgüveni ile Ali ve Eylül’den geri kalanları daha da parçalamak ister gibi epeyce konuştu o gün. Nihayet kalkmaya karar verdiklerinde Ali ve Eylül taş kesilmişlerdi artık.

Giderek sağlığı düzelen Eylül bir türlü geçmeyen mide bulantıları yüzünden bir an önce doktora gitmeye karar verdi. Ahmet ile okula uğrayıp diploma işlemlerini halledeceklerini söyleyerek evden çıktı bir gün. Ahmet gerçekten de onunla gelecekti ama okula değil bir doktora gideceklerdi beraber.

Yapılan kan testinin sonucunda Eylül’ün neredeyse iki aylık hamile olduğu anlaşıldı. Eylül haftalardır bu ihtimalin farkındaydı ve bu çocuğu aldırmayı aslında hiç istemiyordu. Ancak ailesine ve çevresine ne söyleyeceğini bilemediğinden göz yaşlarına boğuldu yine.

Ahmet, Eylül’ün bir kereden hamile kalmış olma olasılığını pek güçlü bulmamıştı. Kusmaların sinirsel olduğunu düşünüyordu çünkü benzer şeyler onunda başına geliyordu bazen. Doktorun hamileliği onaylaması ile o da çok şaşırdı ve  heyecanlandı. Eylül’ün bedeninde minik bir canlı büyüyor olması garip bir şekilde mutluluk hissettirmişti ona. Oysa bu tür bir şeyin sözünü bile duymaya tahammül edeceğini sanmıyordu. Eylül ile ilgili olan her şey güzel geliyordu ona. Buna şüphesi kalmamıştı.

“Evlen benimle, benim de babamın durumu oldukça iyi biliyorsun. Kazağıma ayran dökdüğünde söylediklerimi hatırlarsın” dedi utanarak.

Çarpışmanın olduğu gün en çok söylendiği şey kazağının çok pahalı olduğu ve Eylül’ün ödemeye gücünün yetmeyeceği olmuştu. Aslında benim tuhaf huylarım var bütün gün lekeli bir kazakla dolaşmak bende panik dalgasına varacak bir durum yaratır diyemediği için öyle bağırmıştı ama babasının zengin olduğu gerçekti. Üstelik Pervin’in babasından bile zengindi.

Eylül burnunu çekerek ona baktı.

“Sen ne söylediğini bilmiyorsun, ben hamileyim!”

“İyi ya işte babası ben olurum diyorum sana!”

“Ailene ne diyeceksin acaba? Bir tek senin istemenle olmuyor ki Ahmetciğim. Yine de o kadar iyisin ki çok teşekkür ederim.”

“Aileme çocuğun benden olduğunu söylerim.”

“Senin bir kıza dokunduğuna hayatta inanmazlar, zaten evlenmek istemene de inanmayacaklar” dedi Eylül onu kırma pahasına. Çünkü bunu başka türlü açıklayamazdı.

“Haklısın başkası olsa belki ama annem yıllardır sana deliler gibi aşık olduğumu biliyor, o ayran olayından beri.”

Eylül o kadar şaşırmıştı ki bu sözlere, Ahmet’in gözlerinin  içine baktı.

“Neden daha önce bir şey söylemedin?”

“Çünkü sen Ali’yi seviyordun, yine sevdiğini biliyorum ama senin için her şeyi yaparım. O bebeğin babası olabilirim.”

“Ahmet bunu sana yapamam, kesinlikle olmaz!”

“Olur! Can’ı da ameliyat ettiririz sana söz veriyorum. Yani bunu zaten söyleyecektim, Can’ı yani. Benimle evlen diye söylemiyorum inan. Sadece şu bebek işi kesinleşsin diye beklemiştim.”

“Ahmet sen ne harika bir insansın!” diyerek onun boynuna sarılıp ağlamaya başladı Eylül.

“Eğer o bebekten vazgeçmek istemiyorsan, ben babası olurum. Eğer bebeği istemiyorsan, yine de senin kocan olurum. Lütfen bana hayır deme!”

Eylül yeniden baktı onun gözlerine. Hayatında ona en çok değer veren insanın Ali olduğunu zannederken, şimdi beklediği desteği Ahmet’ten görüyor ve asıl değer verenin o olduğunu  anlıyordu.

“Sana söz veriyorum istemediğin sürece elimi bile sürmeyeceğim sana, yeter ki evet de!” dedi Ahmet yalvarır gibi tekrar.

“Tamam!” dedi Eylül göz yaşları içinde.

Bunu hem karnındaki bebeğin katili olmak istemediği için, hem kardeşi için, hem de Ahmet’in bunca yıllık aşkına karşılık vermeyi istediği için yapıyordu.

Henüz Ali ve Pervin’in evlilik haberinin şoku yaşanırken, Eylül ve Ahmet’in evlilik haberi ikinci bir şok dalgası yarattı.

Perihan hanım kızınının depresyonda olduğu için böyle bir karar aldığını sandı önce, sonra ikisinin çok aşık olduklarını söylemesi ve düğün istemeyerek yıldırım nikahı ile evlenme kararları olduğunu duyunca ne diyeceğini bilemedi.

“Kızım bu aceleniz ne?”

“Acelemiz olduğundan değil ama biz düğün için harcayacağımız paramızı, Can’ın ameliyeti için kullanmaya karar verdik” dedi Ahmet yumuşak bir sesle.

Hulusi bey ve Perihan hanımın gözleri dolmuştu bu yüce gönüllü davranışa. Demek bu iki çocuk düşünüp, Can’ın dünyasını aydınlatmayı uygun bulmuşlardı.

Böylece kimse itiraz etmedi bu kararlarına. Gerçeği sadece Ahmet’in annesi biliyordu. O da Eylül’e oğlu mutlu olduğu sürece hiç bir şeyin önemi olmadığını ve onu daima kızı gibi göreceğini, karnındaki bebeğinde gerçek torunu olacağını söyledi.

Eylül Ali ile yaşadıklarından sonra böyle iyi insanlarla karşılaşıp, desteklendiğine gerçekten inanamıyordu. Belki de Allah  onu korumuştu daha beter şeyler yaşamaktan ve böyle bir olay başlarına gelerek Ali’den erkenden kurtulmuştu.

Eylül’ün Ahmet ile evleneceği haberi en çok Ali’yi sarstı elbette. Evet kendisi bir seçim yapmıştı, sevdiği kadını ve ailesini korumak için ama Eylül bunu neden yapıyordu. Ondan intikam mı almak istiyordu. Yıldırım nikahı Pervin ve Ali’nin nikahlarından önce kıyılacaktı. Üstelik Ahmet’in ailesi Can’ı ameliyat ettireceklerinden Ali’nin de yapmış olduğu  fedakarlığın bir kısmı boşa gitmiş oluyordu. Hem çok üzülüyor, hem çok acı çekiyor, hem çok hırslanıyor ama hiç bir şey yapamıyordu.

(devam edecek)

Yeşilçam’ın gelmiş geçmiş tüm emekçilerine saygı ve sevgilerimle

Gülseren Kılınç

b979ae147247d7b88dd477b75bde9a92

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s