Talihsiz aşıklar – Bölüm 3

Eylül nefesini tutmuş gözlerini Ali’den ayıramıyordu. Ali yemeğin başından beri ne  onunla konuşmuş, ne de bakışlarını bir kez olsun ondan yana çevirmişti.

“En az benim kadar heyecanlı olmalı!” diye geçirmişti Eylül içinden.

“Bu gün size hayatımın en önemli kararlarından birini açıklamak istiyorum” diyerek söze başladı Ali.

Masadakilerin yüzünde tatlı bir gülümseme belirdi hemen. Hepsi az çok Ali’nin açıklayacağı konu hakkında tahmin yürütmüştü kendi aralarında. Necla hanımın gözleri doluverdi daha oğlu ne olduğunu açıklayamadan. Perihan hanım da yan gözle Eylül’e bakıyordu ara sıra.

“Biz Pervin ile evlenmeye karar verdik!”

Her iki ailede çocukluklarından beri beraber olan Ali ve Eylül’ün bir gün evlenebilecekleri üzerine önce şakalar yapmış, sonra “Neden olmasın?”larla başlayan sohbetlere girmişti kendi aralarında. Çocukların birbirlerine bakışlarından zaten birbirlerine boş olmadıklarını anlamak mümkündü aslında ama yine de kendiliklerinden bir gelişme yaşamdan müdahale etmemişlerdi arkadaşlıklarına.

Ali önemli bir şey açıklayacağını söyleyip, Hulusi amcalarda mutlaka bulunsun deyince, ikisinin de anne babaları Eylül ile evlenme kararı aldıkları konusunda tahminlerde bulunmuş, yine de temkinli davranıp çocuklara bir şey söylememişlerdi.

Her iki ailenin de bu akşamdan beklediği en  son karar Ali’nin Pervin ile evlenmesiydi. Bu nedenle yüzlerindeki tatlı gülümsemeri donmuş bir şekilde kaldılar bir süre. Necla hanım oğlunu desteklemek için alkışladı önce, sonra diğerleri de toparlanıp alkışlayarak tebrik ettiler gençleri.

Sadece Eylül donmuş kalmış, duyduklarını algılamaya çalışarak oturuyordu. Az önce Ali, Pervin ile evleneceği mi söylemişti yoksa gerçekten kötü bir kabus mu görüyordu emin değildi. İnsanların şaşkın neşeleri, alkış sesleri ve tüm bahçe etrafında dönmeye başlamıştı şimdi. Ali Pervin ile mi evleniyordu? Nasıl?

Perihan hanım üzerindeki şaşkınlığı atınca, Eylül’ün halini farketti.

“Eylül, kızım arkadaşlarını tebrik etmeyecek misin?” dedi sessizce ona.

Eylül komut almış bir robot gibi yerinden kalktı ve gidip Pervin’e sarıldı önce. Ali’ye sarılamazdı bu durumda herhalde. Bir şekilde onları tebrik etmek için ayağa kalkan ailesinin arasından sıyrulup eve yöneldi. Zihni olanları daha  yeni yeni algılamaya başlamıştı ve şiddetli bir ağlama krizinin hemen eşiğindeydi.

Onun bahçeden ayrıldığını gözleriyle takip eden tek kişi Ali oldu. Yaptığı şeye kendisi de inanamıyordu ama ailesi, Eylül ve Can için en doğru şeyi yaptığına inanmak zorundaydı. Az önce Eylül ile onu sonsuza kadar ayıran cümleleri kendi ağzıyla sarfetmişti. Eylül onu asla affetmeyecekti. Ona gerçeği söylese Pervin’i rencide etmiş olacaktı. Bu nedenle susmak zorundaydı ve kendi seçtiği kaderi yaşayacaktı.

O hafta Eylül çok ateşlendiği için odasından çıkamadı. Perihan hanım onun bahçede üşütmüş olabileceğini düşünüyordu çünkü hem ateşi yükseliyor hem de midesi bulanıyordu. Hastalık zaten daha o gece başlamıştı. Eylül’ün hassas bir bünyesi vardı.

Balonun ardından bir türlü Eylül’den haber alamayan Ahmet, hayatında ilk defa bütün cesaretini toplayarak evine kadar geldi. Dokunulmaktan hoşlanmadığı gibi, başkalarının evine girmekten de pek hoşlanmazdı. Annesinin bütün çabalarına rağmen bu yaşa kadar tuhaf alışkanlıklarını hiç değiştirmemişti. İlkokul çağlarında yazlıkta bir arkadaşının gözlerinin önünde boğulmasından sonra çok sarsılmış ve böyle garip akışkanlıklar geliştirmişti.

Perihan hanım kapıda Ahmet’i görünce tanıyamadı. Eylül ve Ahmet okulda görüşüyorlardı ama Perihan hanım ve Hulusi bey ile hiç tanışmamışlardı.

“Buyrun evladım kimi aramıştınız?” dedi Perihan hanım kapıda Ahmet’i görünce.

Ahmet kendini o kadar sıkıntılı hissediyordu ki, sürekli dudaklarını ısırıyordu.

“Ben Eylül’ün okuldan arkadaşıyım Ahmet” dedi bir çırpıda.

Perihan hanım Eylül’ün ondan bir kaç kez bahsettiğini hayal meyal hatırladı.

“Hoş geldin evladm Eylül’e geçmiş olsun için mi geldin. Buyur kapıda bekleme.”

Eylül’ün hasta olabileceği hiç aklına gelmeyen Ahmet, hem telaşlandı, hem de içeride bir hastanın olduğu yabancı bir eve girme fikriyle öyle gerildi ki bir anda terlemeye başladı.

Perihan hanım kapıda renkten renge giren çocuğa şaşkın şaşkın bakmaya devam ediyordu.

“Çekinmene gerek yok oğlum gelebilirsin” dedi çocuğun utandığını sanarak.

Ahmet bir şeye dokunmamaya çalışarak girdi Perihan hanımın arkasından.

“Eylül odasında, uygun mu bakayım.” diyerek merdivenlere yöneldi Perihan hanım.

Ahmet salonun ortasında ayakta kalakaldı o gidince. Cebindeki ıslak mendilini kontrol etti hemen.

“Eylül’ün bulaşıcı bir hastalığı olsa annesi söylerdi herhalde!” diye düşündü kendi kendine. Bir yandan da onu görmeyi o kadar istiyordu ki, sakin olmak için kendi kendine telkin yapıyordu sürekli. Ali ile ilişkilerinin nasıl gittiğini de merak ediyordu. En azından dosttular hâlâ ve bu dostluğu kesinlikle korumak istiyordu Ahmet.

Az sonra merdivenlerden Eylül indi sabahlığıyla, rengi o kadar solgundu ki Ahmet bir an için onun ölümcül bir hastalıpa yakalandığın düşündü ve bir panik dalgası yükseldi içinden. Tüm paniğine rağmen yine de hayatta dokunmaktan rahatsız olmadığı tek kişiydi Eylül annesinden sonra. Kendine bunu hatırlatınca biraz rahatladı.

Perihan hanım gençleri yanlız bırakmak ve çay hazırlamak için mutfağa geçti.

“Ne oldu sana?” dedi Ahmet, Perihan hanım çıkar çıkmaz.

Eylül konuşabileceği birini bulunca dayanamadı ve göz yaşları sel gibi akmaya başladı gözlerinden ve balo gecesinden başlayarak her şeyi Ahmet’e anlattı bir bir.

“Şaka yapıyor olmalısın. Ali’nin senin çok sevdiğinden ben bile çok emindim” dedi sesi titreyerek. Aslında bunun onun için bir şans olduğunun farkındaydı ama Eylül’ün çektiği acıya yüreği dayanmamıştı yine de.

“Maalesef şaka yapmıyorum” dedi Eylül.

“Peki mide bulantılarının nedeninin hamilelik olduğuna nasıl kanaat getirdin?”

“Bilmiyorum aklıma geliverdi birden, evdekilere bir şey  söyleyemedim elbette ama olabilir. Biraz toparlanınca doktora gideceğim hemen.”

“Bende gelirim seninle!”

Eylül minnet dolu gözlerle baktı ona ve elini elinin üzerine koydu.

Bir anda Ahmet sevdği kızdan aldığı elektirik ile hasta birinin eline dokunmaktan kaynaklanan panik dalgasına ayn anda kapılınca kasılıp kaldı.

Eylül onun huyunu artık öğrendiği için, “Merak etme bulaşıcı değil” dedi şişmiş gözleriyle gülümsemeye çalışarak.

Eylül’ün hasta olduğu haberi Behçet beylerin evine de ulaşmasına rağmen Ali bir kaç gün hiç uğramadı. Sonunda Pervin onlara geldiğinde Necla hanım Eylül’ün hastalığından bahsedince, Pervin birlikte geçmiş olsuna  gitmeleri gerektiğini söyleyince kaçamadı. Pervin ile birlikte Eylül’e geçmiş olsuna gittiler.

Ali hayatının en zor dakikalarını yaşadı bu ziyaret sırasında. Perihan hanım da onlarla birlikte oturunca durum daha da zorlaştı. Perihan hanım kızının Ali’ye karşı boş olmadığını hisetttiği ve bu ziyaretten acı çektiğini düşündüğü için oturmuştu onlarla. Ali elbette istediği kişi ile evlenebilirdi ama yine de farkında olmadan da olsa kızını üzdüğü için ona da kızgındı biraz. Eylül’e sen aralarında bir şey olduğunu biliyor muydun diye sorduğunda kızın gözlerinde yaşlar biriktiğini görünce uzatamamıştı konuyu. Pervin’i de çocukluğundan beri tanırdı. O da çok iyi bir kızdı, hepsi ellerinde büyümüştü bu çocukların. Onlar için elbette mutluydu ama yine de insanın kendi evladı ağır basıyordu.

(devam edecek)

Yeşilçam’ın gelmiş geçmiş tüm emektarlarına saygı ve sevgilerimle

Gülseren Kılınç

161ed86233d2d3db606c42e5d0478cc1

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s