Gülümse – Bölüm 6

Okulların ilk yarı yılı tamamlandığında, Fatih’in durumu öğrencilik hayatının en parlak durumuna gelmişti. Elbette bazı zayıf dersleri vardı hâlâ ama onlar da en azından alabileceği en düşük notlar değildi. Tahsin bey bu kadar zamanda yaşanan bu değişikliğe hem  çok şaşırıyor hem de mutlu oluyordu. Bu nedenle ailecek Su ne derse itiraz etmeden kabul etmeye başlamışlardı.

Oğlanın sadece dersleri değil, giyiminden saçına kadar her şey normalleşmeye başlamıştı. Selim, Fatih üzerinde bu kadar etkili olan öğretmeni daha yakından tanımak için deli oluyordu ama ne yazık ki her girişimi Su tarafından geri püskürtülüyordu. Sonunda içindeki duygular o kadar yoğunlaştı ki kara sevdaya tutulduğunu sanmaya başladı.

Durgunluğunu ve eskisi kadar dışarı çıkmayışını motoruna  üzülmesine bağlıyordu ailesi. Zaten şu anda evin parlak çocuğu Fatih olduğu için onu unutmuş gibiydiler. Amerika’ya dönüşünü erteleyip durması, evdeki varlığını normalleştirmişti. Buna rağmen Fatih iyi gitmeye başladığı için olsa gerek Tahsin bey şirketin başına geçmesi için eskisi kadar söylenmiyordu. Yoksa aylardır boş geziyordu döneceğini söyleyerek, bu zamanı şirkette geçirmesini pekala isteyebilirdi. Su’yun Fatih üzerinde yarattığı sihir, Selim’in de bir şekilde baskıdan kurtulmasına neden olmuştu.

Tatil başlayınca, öğretmeni Fatih’e dinlenip eğlenmesi için iki hafta izin verdi.

“Biraz zihnini boşalt, iki hafta sonra tam tempo devam anlaştık mı?” dedi son gün giderken, “Seninle gerçekten gurur duyuyorum, bu tatili hakkettin. Doğrusu bende hakkettim çünkü çok yoruldum”

“Tatilde görüşemez miyiz peki, yani sinemaya falan gideriz.”

“Hey, tatilimi müşterimle mi geçireyim istiyorsun. O zaman tatil olmaz ki?”

Tüm bunları söylerken normal şartlarda gülümsemesi gerekirken yine düz bir ifade ile söylüyordu hepsini. Aslında Fatih onun gülümsemesinin ses tonunda gizli olduğunu keşfetmişti. Ses tonu her zamankinden daha cıvıltılı çıkıyordu gülümsemesi gerektiğinde.

“İnsan nasıl olup bu kadar kontrol edebilir mimiklerini?” diyordu kendi kendine içinden ama Su’ya en az Selim kadar aşık olmuştu o da.

Su’yun ise tek düşüncesi, Cengizin bu sene alacağı diplomadan sonra, bu  ek işlere ara verip sadece asıl işine odaklanmaktı.Çünkü o da kendi kariyeri için çalışmalıydı artık. Cengiz kendi hayatını kurabilecekti bu yıldan sonra. Ayrıca okuldan hoşlandığı da bir kız arkadaşı vardı. Muhtemelen atanmaları bekleyip arkasından evleneceklerdi.

Cengiz gittikten sonra o da artık sadece kendine bakmak zorunda kalacağından, ek işlere ihtiyaç duymayacaktı. Zaten Fatih gibi bir öğrenciyi daha eğitmeyi içinin alacağını sanmıyordu. Çok tatlı şirin bir çocuktu ama bir sınıfa bedeldi gerçekten.

“Peki neden devam ediyorsun?” diye sormuştu Cengiz bir kez ondan çok şikayet edince.

“Çünkü o elinden tutunca ayağa kalkabiliyor, bırakırsam yeniden düşecek. Düşünsene lisede henüz. Hayata yeni atılacakken bırakayım başarısız mı olsun.”

“Sevdin değil mi o çocuğu.”

“Evet sevdim. Sana benziyor biraz.”

Cengiz sarıldı kardeşine. Çok nadir güldüğünü gören bir tek o vardı çevresinde. Çünkü aslında bir tek onun yanında kendisi gibi olabiliyordu.

“İyi ki sen benim ağabeyimsin” dedi Su gülümseyerek, “İyi ki sen de benim kardeşimsin” dedi Cengiz’de.

Hazır tatil olmuşken Fatih ile vakit geçirmeyecek olan Su’yun kendisi ile geçirecek zamanı olacağını düşünüyordu Selim. O sabah Fuat amcadan gelen telefon Su’ya yakın olmak için aradığı fırsatı sunacaktı ona ama planladığı gibi değil.

Fakültenin en sorumlu kişisi olduğundan, fakülte bahçesinden çalınan motorsikletin fakülte çalışanlarından biri tatafından çalındığını ilk önce Fuat beye bildirmeyi tarcih etmişti polis merkezindekiler. Fuat bey şüphelinin adını duyunca kulaklarına inanamamıştı ilkin.

“Su’mu? Hayır olamaz memur bey! Muhakkak bir hata olmalı.”

“Efendim havaalanı görüntüleri doğruluyor o olduğunu. Motorsikleti B blok otoparkına bıraktıktan sonra uçağa binmiş.”

“Aman Tanrım annesinin vefatını öğrendiği gün olmalı!” dedi Fuat bey kendi kendine. Su’yun asla böyle bir şey yapmayacağından adı kadar emindi, “Şüpheliye ya da motorsikletin sahibine haber verdiniz mi?”

“Vereceğiz ilk önce  sizi aradık, şüphelinin ifadesini almamız gerekiyor.”

“Memur bey her ikisini de çok yakından tanırım. Müsade ederseniz onlarla ben konuşayım, hatta onları alıp kendi elimle karakola geleyim bir gün müsade ederseniz bana.”

“Bunu komiserimle konuşmanız gerek, benim yetkimi aşıyor efendim.”

“Bağla evladım o zaman konuşalım.”

Fuat bey komiseri, motorsiklet sahibi ve zanlı ile önce kendisi konuşmaya ikna etmişti. Bu şikayetin geri alınma olasılığı vardı. Böylece onlar da boş yere dosya işlemleri ile uğraşmazlardı. Ancak bunun için ilk konuşanın Fuat bey olması gerekiyordu. Sadece bir gün istemişti onlardan. Bir gün sonra eğer Fuat bey çocukları alıp karakola gelmemiş olursa, kendi prosedürlerini uygulamaya devam edebilirlerdi. Hayır tabi ki suçlunun kaçmasına yardım etmeyecekti. Koskoca fakültenin dekanıydı o, nerede bulunacağı belli bir adamdı. Eğer zanlı kaçarsa o zaman sorumluluğu almayı kabul ediyordu.

Komiser bu yoğun ısrarı anlamlı bulmasa da, Fuat beyin toplumdaki saygınlığını teminat gördüğü için sonunda kabul etti. Normal şartlarda tanıdıkları bir ayrıcalık asla değildi bu çünkü.

Fuat bey derin bir oh çekerek, Su’yu aradı ve yanına  gelmesini istedi. Okulların tatil olduğu dönemde de idari işler devam ettiği için, bu çağrı Su’yu hiç şüphelendirmedi. Olanları dinledikten sonra da ne yapacağını bilemedi. Motorsikletin havaalanından yeniden çalınma ihtimali hiç aklına gelmemişti. Tek istediği bir an önce annesine ulaşmaktı. Döndükten sonra da kafası o kadar karışıktı ki motorsikletin durumunu kontrol etmeyi hiç düşünmemişti bile. Zaten etse de kime ait olduğunu bilmiyordu ki.

“Selim Kocasinan’a ait” dedi Fuat bey derin bir iç geçirerek.

Su iyice telaşlandı ismi duyunca, “Yani, Tahsin beyin büyük oğlu, Fatih’in ağabeyi Selim Kocasinan mı?”

“Ta kendisi kızım! O gün beni ziyarete gelmişti.”

“Aman Allahım, bittim ben!”

“Dur bakalım, Selim’le de konuşacağım. Şikayetini geri almasını sağlamaya çalışacağım. Sen sakin olmaya çalış ve kolayca ulaşabileceğim yerlerde ol.”

“Tamam efendim” deyip ağlayarak  ayrıldı Su dekanın odasından. Tüm geleceği sona ermişti, bunu Cengiz’e nasıl söyleyecekti. Çocuğun diploma almasına sadece yarım dönem kalmıştı. Onca emek, çaba bir motorsiklet yüzünden gidecekti. Kendi hatasıydı. Nasıl olup böyle bir şey yapmıştı ki sanki?

Fuat bey Su’dan sonra Selim’i aradı ve onu  da davet etti, konunun motorsikleti olduğunu söyleyince, Selim hiç ikiletmeden geldi fakülteye.

“Ne oldu Fuat amca, bulmuşlar mı yoksa?” dedi daha girer girmez.

“Otur oğlum konuşalım” dedi Fuat bey sakin bir sesle, “Öncelikle motorsikletini bulamamışlar. Zaten bulabileceklerini de sanmıyorlar.”

Selim’in omuzları düştü oturduğu yerde. Polis ona da aynı şeyi söylemişti ama yine de umudu vardı içinde.

“Peki beni neden çağırdınız o zaman?”

(devam edecek)

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s