İrma anne – Bölüm 5

“Aslında bayılıyorum galiba” dedi Ada içinden kendi kendine. Ufuk’a olan hayranlığının İrma’nın sürekli ondan bahsetmesi ile mi yoksa çocukla vakit geçirdikçe mi arttığından emin olamıyordu ama babasına olan hayranlığı her bardak çayda artıyordu garip bir şekilde. O tabağı alıp bir an önce yan bahçeye geçmek için fazla heyecan hissediyordu hatta.

Keyifli bir akşam yemeğinin ardından  kapının önüne geldiklerinde, Deniz her zaman yaptığı gibi indi arabadan ve Ada’ların bahçe kapısına kadar geldi.

“Biliyor musun ben açık sözlü biriyim” dedi sonra birden bire Ada’nın ellerini tutarak.

İkisi de Kuzey’in hâlâ bahçede oturduğunu farketmemişlerdi.

Ellerinin tutulmasına şaşıran Ada cevap vermeden baktı Deniz’in yüzüne.

“Çok uzatmak istemiyorum” diye devam etti Deniz, “Ben az çok tanıdığını düşünüyorum. Tamam çok değil ama bir fikrin oluştu herhalde. Ben senin karım olmanı istiyorum. Daha ilk gördüğüm anda düşündüm bunu.”

Ada ne diyeceğini bilemedi, adamın ondan hoşlandığını anlamıştı ama bu teklif ve açılma  biraz ani olmuştu. Üstelik iki ay sonra onun şirketinde işe başlayacaktı.

“Hemen cevap vermek zorunda değilsin” dedi Deniz Ada’nın sessizliği farkedince, “Ani oldu biliyorum. Lütfen düşün ve bu  teklif güzel giden arkadaşlığımıza bir zarar vermesin.” diyerek Ada’nın alnından öptü ve arabasına döndü.

Ada arabanın arkasından bakakaldı bir süre. Deniz’i daha o kadar az tanıyordu ki ve tabi o da Ada’yı. İyi ve hoş bir arkadaştı ama evlenmek çok başka bir şeydi. Nasıl olup bu noktaya gelebilmişti işler anlayamıyordu. Bahçe kapısını açıp içeri girerken göz göze geldi Kuzey ile.

“Düşünecek misin?” dedi Kuzey.

“Neyi düşünecek miyim?”

“Adamın teklifini duymadın mı?”

“Hepsini duydun mu?”

“Evet duydum. Ani oldu değil mi?”

“Evet çok ani oldu.”

“Düşünecek misin peki?”

“Bilmiyorum” diyerek içeri yürüdü Ada. Deniz’in teklifinin şoku yetmezmiş gibi bir de Kuzey’in bu ana şahit olması iyice canını sıkmıştı.

Şimdilik İrma anneye bu konudan bahsetmemeye karar verdi. Onun Deniz’den hoşlandığını pek sanmıyordu ama bu işe ihtiyacı vardı. Eğer şimdi onu redederse uzun süre sonra bulduğu bu kadrolu işi kaybedebilirdi. Üstelik oldukça dolgun da bir maaşı olacaktı. O krediyi ödeyemezlerse eve haciz gelebilirdi. İrma anneyi bu kadar mutlu eden bu  ihtişamlı evin başına bir iş gelmesini istemiyordu. İrma annenin hep çok mutlu olmasını istiyordu sadece.

Bir kaç gün sonra hatırlı müşterisinin grubunu gezdirirken Kuzey’in aradığını görünce şaşırdı.

“Merhaba  Kuzey seni sonra arayayım mı?” yazdı hızlıca mesaj olarak.

“Hemen ara!” diye geldi cevap, tam arayacaktı ki çalmaya başladı telefonu.

“Neler oluyor?” dedi merakla.

“Hemen Koşu hastanesine  gelmelisin. Sezar’ı gezdirirken İrma hanıma bir araba çarpmış. Ufuk ve Zehra hanımda yanındalarmış, hemen beni aradılar.”

“Aman Tanrım o iyi  mi peki?”

“Bir kaç kırığı var bildiğimiz ameliyata aldılar.”

“Hemen geliyorum!”

Ada apar topar hastaneye gitti. İrma anneye çarpan adamda orada bekliyordu. Ada gelir gelmez, “İnanın önüme atladı birden köpek, ben annenizi görmedim frene bastım ama o düştü” dedi telaşla.

Kuzey yanlarına gelip, “Beyefendinin bir suçu yok” dedi sakin bir  şekilde.

“Köpeğiniz de arabamda, onu ne  yapacağımı bilemedim” dedi adam yeniden mahcup bir sesle.

“Ah! Sezar!” dedi Ada. Ufuk ve bakıcısı da orada bekliyorlardı hâlâ.

“Sen geldiğine göre ben çocukları ve Sezar’ı alıp eve bırakayım, sonra hemen geri gelirim olur mu?” dedi Kuzey Ada’nın endişeli yüzüne bakarak.

“Tamam” dedi Ada, yapılacak daha iyi bir şey yoktu zaten.

Kuzey onları alıp gittiğinde Deniz’den mesaj geldi.

“Bana kızgın değilsin değil mi? Hâlâ arkadaşız?”

Şimdi konuşmak istediği en son konu buydu herhalde.

İrma’nın hastanede olduğunu ve nedenini anlatan kısa bir iki cümle yazdı daha  çok sormasın diye. Bu defa aradı Deniz.

“Hangi hastanedesin?”

“Koşu hastanesi”

“Hemen geliyorum”

“Gerek yok!” diyemeden kapandı telefon. O sırada hemşire İrma anneyi odaya aldıklarını söyledi yanına gelip. Hemen odaya geçti Ada’da endişeyle.

İrma anne henüz narkozun etkisindeydi. İki kaburgası ve bacağında bir kemik kırılmıştı. Kalçası kırılmadığı için şanslıydı, bu yaşta en zor olan kalça kırığıydı. Ameliyatı çok iiyi geçmişti. Muhtemelen yedi sekiz ay sonra hiç bir şeyi kalmamış olacaktı.

Hemşire ve doktorlara teşekkür edip, İrma annenin zayıf elini tuttu. Bu yatağın içinde iyice küçücük olmuştu sanki kadıncağız.

O sırada girdi kapıdan Deniz.

“Canım nasılsınız? Çok merak ettim gerçekten, bu hastanenin sahibi arkadaşım” diyerek gelip sarıldı Ada’ya, “Yolda aradım konuştum zaten, ne gerekiyorsa, ne ihtiyacınız varsa fazlasıyla yapacaklar.”

“Çok teşekkür ederim” diyebildi Ada sadece.

“Rica ederim ne demek. Sen nasılsın solgun görünüyorsun.”

“Biraz sarsıldım evet ama iyiyim. Çok şükür onu gördüm ya!”

Biraz sonra hastanenin sahibi olduğunu Deniz’den öğrendiği adam girdi içeriye. İrma anne için ellerinden gelen her şeyi yapacaklarını söyledi ve Deniz ile birlikte çıktılar. Deniz’in şirkete dönmesi gerekiyordu ama gene gelecekti. Kapıda karşılaştılar Kuzey ile beraber.

Kuzey içeri girince, “Cevabını söyledin herhalde hastaneyi, seferber etmişe benziyor” dedi gülerek.

Ada’ gülmedi bu espriye. Şimdi hiç komik değildi gerçekten.

“Bir de bana suratsız derler!” dedi Kuzey peşine.

İrma anne gözlerini açıp ikisini birden yanında görünce gülümsedi hemen.

“Ah çocuklarım buradalar işte, cennete gelmiş gibiyim” dedi fısıldar gibi

“İrma anne iyi misin, beni çok korkuttun!” dedi Ada kadıncağızın yanağına bir öpücük konurup.

“Ufuk nerede?” dedi İrma anne birden telaşla, “Olan biten her şeyi gördü o zavallı”

“Merak etmeyin onları eve  bıraktım, Sezar ile ilgilenme görevini üstlendiler. Ben ayrılırken mutlu gözüküyordu.”

“Ah Kuzey oğlum, sana nasıl teşekkür edeceğimi bilmiyorum.”

“Bende panikten teşekkür etmedim galiba!” dedi Ada’da ona dönüp.

“Komşuluk böyle günde belli olur” dedi Kuzey gülümseyerek.

Ada onun sürekli gülümseyerek konuştuğunu ilk kez görüyordu bu gün. Geldiğinden beri neredeyse her cümlesini gülümseyerek söylemişti, bazıları iğneleme de olsa

İrma’nın evde bakımı zor olacağından, Deniz her şeyi ayarlamış İrma’nın bir ay hastanede yatmasına karar verilmişti. Merak edecek bir şey  yoktu çünkü hiç  bir ödeme yapmayacaklardı. Sadece ameliyetta kullanılan malzeme parası faturalandırılacak, onu da Deniz halledecekti. Böylece Ada evde İrma’ya bakmak için uğraşmayacak, günlük hayatına devam edebilecekti.

Ada Deniz’in yaptıklarına inanamıyordu gerçekten. Her şeyi düşünmüş ve çoktan ayarlamştı ve bunun için de hiç para ödemeleri gerekmiyordu üstelik. O olmasaydı bu masrafın altından kalkmaları kredi borcuyla birlikte oldukça zor olacaktı aslında.

“Size nasıl teşekkür edeceğimi bilemiyorum” dedi Ada minnetle.

“Biliyorsun” dedi Deniz gülümseyerek.

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s