İrma Anne – Bölüm 3

Ada içeri girdiğinde İrma anne küçük bir oğlan çocuğu ve genç bir kadınla henüz tüm kutuların açılmadığı salonda sohbet ediyordu keyifle. Ada’yı görünce mutlulukla ayağa kalktı. Yeni evin coşkusundan herhalde diye düşündü Ada, İrma annenin üzerine farklı  bir coşku ve renk gelmişti sanki bu gün.

“Merhaba güzel kızım, gel bak seni kiminle tanıştaracağım.” dedi Ada’nın yanına salon kapısına kadar gelerek. Sonra danseder gibi onu kolundan tutup misafirlerin yanına getirdi.

“Bu Ufuk, yeni öğrencimiz. Henüz yedi yaşında ama harika bir çocuk. Müziği çok seviyor. Onunla biraz piyano çaldık. Ev yerleştikten sonra ses daha iyi olacak elbette, şimdi boş evin yankısı ekleniyor notalarmıza, öyle değil mi Ufukcuğum? Sıcak çikolatını sevdin mi? İstersen biraz daha getirebilirim.”

“Merhaba Ufukcuğum” dedi Ada küçük çocuğa gülümseyerek. İrma annenin bu kadar tezahürat yaptığını anlayamamıştı ama Ufuk gerçekten sevimli bir çocuktu.

“Siz de annesi olmalısınız benim ismim Ada” diyerek elini ayakta bekleyen genç kadına uzattı.

“Ah tatlım, Ufuk’un bakıcısı Zehra hanım o annesi değil” diye düzeltti onu İrma anne.

Tatsız bir pot kırmamış olmayı diledi Ada, çocuğun yüzüne baktı etkilenmişe benzemiyordu. Elini kadına uzatarak memnun oldum dedi, kadın da tekrarladı bu sözleri.

“Zehra hanım piyano derslerinin olduğu gün izinli olacak. Ufukcuğumun babası Kuzey bey ile böyle konuştuk. O günleri Ufuk babası işten gelene kadar bizimle kalacak.”

Yine bir şey anlamamıştı ama gülümsemeye devam etti Ada. Herhalde onlar gittikten sonra neler olup bittiğini anlatırdı İrma ona da. Belki de bu çocuğun babası çok önemli biriydi, bu böyle bir mahallede önemli insanların yaşıyor olması normaldi. Önemli bile olsalar İrma annenin pek etikete  aldırdığını görmemişti bu zamana kadar ama demek ki farklı bir şeyler vardı bu çocuk ve ailesinde.

Misafirler gider gitmez Ada neler olduğunu soramadan sıraladı sorularını İrma anne.

“Nasıl geçti ilk günün tatlım? Sence seni beğendiler mi?”

“Aslında pek ilk günüm sayılmaz İrma anne, biliyorsun geçici bir görev bu şimdilik ama çok memnun kaldılar gibi duruyor. Yarın yeniden çağırdılar öğlene kadar gideceğim sanırım.”

“Harika, biliyordum senin başaracağını, bunu kutlayalım bu akşam, harika bir tavuk hazırladım fırında, mutfak dolaplarını da yerleştirip bitirdim. Evimizin en yerleşik yerinde harika bir yemek yiyebiliriz bu akşam.”

“İrma anne! Çok yoruluyorsun gerçekten lütfen biraz dikkat et kendine hasta olacaksın.”

“Bana bir şey  olmaz biliyorsun, benim hayatım hareketle geçti. Ben de yarın sabahtan gidip veterinerden Sezar’ı alacağım. Bahçedeki kulübeyi temizledim. Artık o da bizimle yeni evinde yaşamaya başlayabilir.”

“Harika ! Zavallı hayvan kim bilir ne kadar özlemiştir evini. Bakalım burayı da sevecek mi?”

“Sevmek mi bayılacak bence, ona ait kocaman bir bahçesi olacak. Zavallıcık o küçücük evde tüketti ömrünü bizimle. Şimdi istediği gibi dolaşır bahçede tasmasını bağlamayacağım.”

“Komşular bir şey demesin?”

“Kuzey beylerin de bir köpekleri var, diğer taraftaki bahçe ile de aramızda koca bir duvar var. Dolayısıyla rahatsız olacak kimse yok! Yarın akşam da Sezar’ın eve dönüşünü kutlarız o zaman!”

“Anlaşılan bu yeni evde her akşam bir  kutlama yapacağız!” diyerek güldü Ada. İrma anne gerçekten bir çocuk gibi sevinçliydi bu evde.

“Aldığımız her nefesi kutlamamız gerek kuzum! Bunu sakın unutma!” diyerek fırındaki tabağı özenle çıkarıp tezgahın üzerine bıraktı İrma anne.

Ada ertesi gün öğlen işi bitmesine rağmen Deniz beyin ısrarı üzerine öğlen yemeğine katılmıştı misafirlerle beraber. Toplantı öğleden sonra başlayacağından, öğle yemeği, ardından çay, kahve sohbet edilecek bir iki saat daha boş zamanları vardı. Misafirler dinlenirken Deniz bey de Ada ile sohbet etmek istemişti.

“Demek bir piyano öğretmeni ile yaşıyorsunuz?” dedi Ada’mı yaşam öyküsünü kısaca dinleyince, “Anneniz döndüğünde de orada mı yaşaycaksınız?”

“Bilmiyorum aslına bakarsanız annemle bunu hiç konuşmadık ama İrma anne zaten benim öz annem gibidir. O yüzden bir piyano öğretmeni ile yaşıyorsunuz dediğinizde tuhaf hissettim.”

“Çok özür dilerim, sizi kırmak istememiştim” dedi Deniz bey.

“Yok kırılmadım elbette, sadece dışarıdan böyle görünmesine şaşırdım belki de. Çünkü onunla benim aramda çok sıkı bağlar var.”

“Özel hayatınız hakkında bu kadar yorum yapmamalıydım çok özür dilerim  Ada. Ada diyebilirim değil mi?”

“Evet diyebilirsiniz.”

Aslında Deniz bey sadece dünden beri tanıdığı bu kıza karşı bir şeyler hissetmeye başlamıştı içten içe. Bu yüzden hayatı ile ilgili detayları merak ediyordu. Başka gruplara yapmadığı halde bu  defa sırf o da yeniden gelecek diye, grubun sabah gezi planını kabul etmişti. İki gün sonra başka bir grupla yeniden birlikte olacaklardı ama bulabilse yarın içinde bir bahane bulup kızı buraya getirtirdi. Hayatında biri olup olmadığını anlamak istiyordu önce, şu ana kadar anlattıklarından nişanlı ya da sözlü olmadığını anlamıştı.

Toplantı başlamadan önce Ada’yı eve bırakmak için de kendi geldi bu kez şoförü yerine.

“Size çok zahmet oluyor gerçekten! Ben kendim de gidebilirim” dedi Ada mahcup olmuş bir şekilde. Koskoca şirket patronu şoförünü de almadan getirmişti onu kapısının önüne kadar. Deniz Ada’yı bahçe kapısına kadar getirdi arabadan inerek. Bu sırada Kuzey bey ve oğlu Ufuk’ta evden çıkıyorlardı.

Ufuk ” Merhaba Ada abla!” diye el sallayınca, ikisi birden dönüp o tarafa baktılar.

“Kuzey beyle komşusunuz demek!” dedi Deniz adamı başıyla selamlayarak.

“Tanışıyor musunuz?” dedi Ada merakla.

“Hayır ama bir çok toplantıda karşılaştık. Bira soğuk bir adamdır.”

Ada İrma annenin öve öve bitiremediği adamın yüzünün hiç gülmediğini düşündü Deniz beyin yorumu üzerine.

“İki gün sonra görüşürüz, sabah alırım seni” diyerek arabasına döndü Deniz.

İrma anne camdan izlemişti onları.

“Şirketten mi?” dedi Ada içeri girer girmez.

“Evet patronum!” dedi Ada kıkırdayarak.

“Niye seni eve kadar bırakıyor?” dedi İrma merakla. Ada hoş bir kızdı. Birazcıkta saftı ne yazık ki. Koskoca şirket patronunun daha ilk günden kızı kapıya getirmesi tuhaf gelmişti ona.

“Bu tarafta bir işi varmış öyle söyledi.”

“Kuzey’i de tanıyor sanırım, selamlaştılar.”

“Uzaktan tanıyormuş.”

Ada İrma annenin daha önce hiç yapmadığı kadar meraklı davranışlarına şaşırmıştı. Bu ev gerçekten kadının huylarını da değiştirmişti herhalde. Camdan dışarıyı gözetleyip, olan biten hakkında böyle detaylı sorular sormak hiç onun yapacağı işler değildi.

“Kuzey ve Ufuk’u kahvaltıya çağırdım pazar günü!”

“Komşularımızı mı?”

“Evet onları, bir sakıncası yoktur umarım senin için?”

“Hayır elbette yok ama böyle birden bire çağırınca şaşırdım biraz.”

“Yan yana oturacağız bundan sonra, biraz muhabbet etmemizin bir sakıncası olmaz diye düşündüm. Kuzey  de yalnız hem biliyorsun. Ufuk’un annesi dört yıl önce vefat etmiş.”

“Hayır bilmiyordum, zavallı çocuk!”

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s