Sadakat Sokak – Bölüm 4

Cüneyt ayakta durmakta zorlanan Ayşe’yi götürüp yatırdı salondaki kanepeye, Ayşe kollarını bir türlü onun boynundan çekmediği için dengesini kaybedip yuvarlandı kızın üzerine. Alkol arabanın sarsıntısı, vücudunun zorlanıp terlemesi yüzünden iyice etkisini artırmaya başlamıştı. Ayşe’nin üzerine boylu boyunca uzanınca, birden kızın elinin pantolonun içine uzandığını farkedip toparlanmaya çalıştı ama başaramadı.

“Sana o mektupları benim yazdığımı biliyor muydun?” diye fısıldadı Ayşe, “O mektupları yazarken seni hayal ettiğimi ve bir daha asla unutmadığımı.”

“Ne saçmalıyorsun?” dedi Cüneyt ama kalkamadı yine.

“Neden bir kez olsun o duyguların gerçek sahibi ile olmayı denemiyorsun. Kağıda dökülmüş o duyguları bedeninde hissettiğini hayal etsene!”

Gece Ayşe’nin planladığı şekilde devam etmişti, Özlem geldiğinde her şey çoktan yaşanmış, Cüneyt utanç ve pişmanlık içinde önce duşa girp sonra odalarına kapanmıştı. Ayşe ise kanapede kendisi için  hazırlanan yatakta mutluk içinde uzanıyordu.

Özlem önce arkadaşının mülakat başarısını kutlamak için salona girdi.

“Canım  benim biliyordum böyle olacağını, artık hiç ayrılmayacağız, tebrik ederim!” diyerek sarıldı ona sıkı sıkı, sonra çantasından çıkardığı küçük hediyeyi uzattı.

“Bu gece birlikte geçiremesek de boş geçmemiz gerekmez öyle değil mi?” dedi gülümseyerek.

“Özlem sen ne kadar iyi bir arkadaşsın bu gece hayatımdaki en  güzel duyguları yaşıyorum sayenizde” diyerek gülümsedi Ayşe ve aldı hediyeyi.

“Sahi Cüneyt nerede? Dönmedi mi?” dedi Özlem etrafına bakınarak.

“Döndü ama yorgun sanırım gidip yattı hemen”

“Keşke o da uyumadan birer kadeh şarap içip kutlasaydık ama neyse yarın hallederiz hepsini, bende çok yoruldum aslına bakarsan gidip yatayım. İyi geceler canım arkadaşım!” diyerek sarılıp öptü Ayşe’yi ve gitti yatak odasına.

Cüneyt kendini öyle kötü hissediyordu ki, alkolün pis etkisinin üzerine bir de kendinden iğrenme duygusu eklenmişti şimdi. Karısının yüzüne nasıl bakacağını bilemediği için arkasını dönüp uyuyormuş gibi  yaptı. Özlem de sessizce geceliğini giyip yattı yatağa.

Ertesi akşam kutlama için hep birlikte şehrin en güzel restoranlarından birine  gittiler, Cüneyt’in pek keyfi olmadığı için canı sıkıldı Özlem’in ama zavallı kocası çok çalışıyordu ve muhtemelen o gece dart salonunda üşütmüş olmalıydı.

Ayşe şimdi Saadet Sokağı’na dönecek, oradan eşyalarını toparlayacak, şehirdeki işlerini halledecekti. O işleri hallederken, Cüneyt ve Özlem’de onun için uygun bir ev bakacaklardı yakınlarda.

Cüneyt Ayşe ile mümkün olduğu kadar konuşmuyordu ama Özlem anlamasın diye de sürekli gülümsemek zorunda kalıyordu yanlarında. Ayşe arada bir masanın altından ayağını onun bacağına dokunduruyor ve gülümsüyordu sonrada.

Dönmeden önce bir fırsatını yakalayıp, “Merak etme en yakın arkadaşımı üzecek değilim, ona bir şey söylemeyeceğim.” dedi fısıldayarak.

Ayşe döndükten sonra iş yeri ile sözleşmesinin iki ay daha devam etmesi nedeniyle hemen geri dönemeyeceği anlaşılınca ev arama işini ertelemeye karar verdiler. Okul ile yaptıkalrı görüşmede göreve gelecek dönem başlamasına karar verildi. Dershanede hafta sonları çalışmaya iki hafta sonra başlayabilecekti. Bu yüzden  sözleşmesi sona erer ermez gelecekti yerleşmek için. Böylece okuldaki görevi başlayana kadar hafta içleri boş olacağından, oradaki düzenini kurmak için de zamanı olacaktı.

İki ay Cüneyt hiç bir şey olmamış gibi geri döndü karısıyla olan eski hayatına. Geldiğinde Ayşe ile yeniden konuşup, yaptıklarının çok büyük hata olduğunu ve bunu ikisinin de unutup bir daha takrarlanmaması  gerektiğini söyleyecekti.

Ayşe’nin geldiği gün daha fazla beklemek istemediği için hemen konuya girmesinin hayatının hatası olduğunu bilmiyordu tabi. O gün yine Özlem’in geç geleceği güne denk gelince, Ayşe’ye akşam evde olmasını ve onunla ciddi olarak konuşmak istediğini söyledi. Ayşe’ninde ona söyleceği çok önemli bir konu vardı. Özlem gelmeden ikisi oturup konuşacaklar ve meselelerini halledeceklerdi.

Ayşe’nin hamile olduğunu söyleyerek konuya girmesi Cüneyt’i şoka sokmuştu. Bu yüzden karısının “Hastam randevusunu iptal etti, erken geleceğim” yazdığı mesajını görememişti.

Çocuğun kendinden olup olmadığını sorgularken girdi içeri Özlem. İkisi de ateşli bir tartışmanın ortasında olduklarından farketmediler onun geldiğini. O gece, çocuk meselesi ve Ayşe’nin yeniden  beraber olma teklifi üst üste gelince, Özlem dayanamayıp girdi salona ve ikisine birden bağırıp çağırdıktan sonra çekip gitti evden.

Ayşe “İstediğin zaman DNA testi yaptırabilirdik ama ben zaten bebeği aldıracaktım bu hafta, bağırmadan dinlemiş olsaydın bunların hiç biri olmayacaktı.” diyerek Özlem’in ardından çıkıp gidince,

Cüneyt tek başına şoka girmiş bir durumda kala kaldı salonda. Yetmezmiş gibi kabus dolu bir uyku uyuyup rüyasında bir bebeğin öldürülüşü ve çığlıklarını gördüğü için berbat bir şekilde ulaştı sabaha. Bebeğin çığlıkları kulaklarından gitmiyor, boğazına çekilen bıçaktan fışkıran kanlar sürekli gözünün önüne geliyordu.

“Ayşe’nin karnındaki bebeğin katili mi olacağım” dedi kendi kendine.

Özlem ile bir çocukları olmasını aslında çok istemişti. Olmamasının nedenini bilmiyordu ve karısını o kadar seviyordu ki bir çocuğu ne kadar istediğini söyleyerek  onu üzmeyi hiç istememişti. Şimdi kendinden olup olmadığını bilmediği bir çocuk rüyasına girip ondan yardım mı istiyordu yaşamak için.

Özlem telefonlara cevap vermiyordu, karısının nerede olduğunu bilmiyordu ve aslında şimdi evliliğini kurtarmak o bebeği kurtarmakta çok daha önemliydi.

Ayşe onun zayıf anından faydalanmıştı ve muhtemelen bebeğin babası da başkasıydı. Özlem’in gidebileceği her yeri aradı ama ona ulaşamadı. Ertesi gece rüyasında yine ayn bebeği görerek çığlık çığlığa uyanınca Ayşe’yi arayıp onunla yeniden konuşmaya karar verdi.

Telefonu uykulu bir sesle açan Ayşe, “Özlem’in olanlardan sonra benimle olacağını düşünmüyorsun herhalde” dedi ters ters

“Bebeği aldırdın mı?”

“Hayır yarın sabah! Hem sana ne ki bundan?”

“Ayşe aldırma o bebeği, Özlem’le konuşacağım. O bebek benim rüyalarıma giriyor. Karıma kendimi affettireceğim o bebeğe biz bakabiliriz onunla. ”

“Ne saçmalıyorsun sen? Özlem böyle bir şeyi asla kabul etmez!”

“Sen o bebeği aldırma lütfen!”

“İyi tamam ama süresi geçmeden hallet meseleyi, yoksa çocuk bize kalır ona göre!”

Cüneyt tüm çabalarına rağmen karısına ulaşamadı elbette. Özlem aynı zamanda yakın arkadaşı olan hastanenin başhekimi ile konuşmuş görev yerini yakın ilçedeki başka bir hastaneye aldırmış, işlemler tamamlana kadar bir kaç gün hastanede kaldıktan sonra hemen oraya taşınmıştı. Gideceği yerde hastane çalışanları için bir misafirhaneleri olması yer değiştirmesini hızlandırmıştı. Böylece Cüneyt onun izini bulamamış sadece boşanma davası evrakları evin kapısına bırakılmıştı.

Olanları ardından iyice dağılan Cüneyt ücretsiz izin almış ve bir kaç aydır işsizdi. Bu süre içinde Ayşe’yi hiç aramamış, bebeğin alınma zamanı da çoktan geçmişti. Ayşe sonunda onu arayıp bebeğin artık doğacağını ve planının ne olduğunu sormak  zorunda kalmıştı.

“Bu bebeği sen istedin, şimdi ne yapacağız söyle bakalım?”

“O bebek doğmak zorundaydı, ben Özlem’i aramaya devam edeceğim” dedi Cüneyt rüyada gibi.

“Sen bunu oyun mu sanıyorsun? Babasız bir çocuk mu doğuracağım ben tek başıma, benimle evlenmek zorundasın şimdi budala!”

“Tamam evlenelim o halde!” dedi Cüneyt aynı ruhsuzlukla “Sonra ben karıma kendimi affettirince boşanırız”

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s