Sadakat Sokak – Bölüm 3

Cüneyt geri dönünce, mektuplara gerek kalmamış, iki genç üniversiteyi bitirmelerinin ardından evlenmeye karar vermişlerdi. Bu arada Cüneyt Fizik öğretmenliği okuduğu için tayini çıkınca yine şehir değiştirmeleri gerekmişti ama bu defa ikisi birlikte gideceklerinden dert etmemişlerdi. Ayşe için zor olmuştu sadece bu ayrılık.

İşte o zamanın üzerinden tam altı yıl geçmişti. Cüneyt burada bir özel okulda Fizik öğretmenliği yapmaya başlamış, Özlem’de özel bir hastanede fizyoterapistlik yapıyordu. Ayşe’de öğremenlik okumuş olmasına rağman tayin edildiği yere gitmek istememiş,  özel dershanelerde görev yapmıştı. Sonunda burada görev yapan bir arkadaşınına aracılığı ile davet alınca, hemen Özlem’i aramış, görüşmeye fırsatları olacağını söylemişti heyecanla.

Ayşe bir otelde kalmak istese de Özlem şiddetle karşı çıkmıştı bu fikre. Onlar Sadakat sokağının aşağı mahallesinin çocuklarıydı. İçlerinden birinin otelde kalmasına kesinlikle izin veremezlerdi.

Cüneyt ve Özlem evlenip gittikten sonra, Ayşe ve Serdar’ın arasında yeniden bir yakınlaşma olmuş ancak, Ayşe’nin bu süreçte bir kez Baturay ile sinemaya gitmesine içerleyen Serdar önce kavga çıkarmış, sonra da Suna’ya çıkma teklif etmişti. İlişkilerinin evlenme aşamasına geldiği bir dönemde Serdar’ın Suna’ya çıkma teklif etmesi Ayşe’yi delirtmiş ve onu hayatından silip atmıştı. Aslında Özlem’e Baturay ile sinemaya gittiği kısmını anlatmamış sadece Serdar’ın Suna’ya yaptığı tekliften bahsetmişti. Baturay’da elbette çocukluk arkadaşlarıydı, Serdar ile birlikte orta mahallenin çocuğuydu üstelik, bu kadar abartacak ne olduğunu anlayamıyordu Ayşe. Bunu da kimsele tartışmak istemediği için o kısmı anlatmıyordu bahsederken. Zaten Cüneyt ve Özlem’in Baturay e Serdar ile devam eden bir arkadaşlıkları kalmadığından, bu detayı duymalarına da imkan  yoktu.

Bu arada bunca yıldır evli olmalarına rağmen hâlâ bir çocuk sahibi olmamış olmalarını merak ediyordu Ayşe. O gece çocukluklarında yaptıkları gibi salona serdikleri bir yer yatağında yatmaya karar verdiler iki arkadaş. Cüneyt’de kız kıza olacak  bu geceyi bölmemek için salona girmeyeceğine söz verdi ikisine.

Cüneyt salonu onlara bırakınca sordu Ayşe arkadaşına;

“Siz çocuk düşünmüyor musunuz kuzum?”

“Düşünüyoruz ama düşünerek yapılmıyor biliyorsun!” diye kıkırdadı Özlem.

“Ne demek düşünerek yapılmıyor, siz şey yapmıyor musunuz kocanla?”

“Yapıyoruz tabi, onu demek istemedim. Olmadı yani bu zamana kadar”

“Doktora falan gitmediniz mi?”

“Gitmedik, olmadıysa bunun bizim için doğru olmasından kaynaklandığına karar verdik. Mutluyuz zaten, hiç sorun olmadı aramızda bu konu.”

“Öyle diyorsan!”

Sonra iki arkadaş mahalleden ve eskilerden konuşarak devam ettiler geceye. Uyku göz kapaklarını iyice zorlayana kadar konuşup güldüler.  Cüneyt seslerinden uyuyamıyor olmasına rağmen söz verdiği gibi hiç gelmedi yanlarına.

Ayşe’nin görüşme yapacağı okul Cüneyt’inkine çok yakın olduğundan sabah beraber çıktılar evden. Okul’da bir yazılı bir de mülakat sınavına gireceği anlaşılınca Ayşe’nin ziyaretinin bir kaç günü aşacağı ortaya çıktı. Özlem arkadaşının biraz daha kalacağına çok sevindi. Okul için davet yollayan arkadaşı ayrıca bir  özel dershane ile de  görüşme ayarlamıştı Ayşe’ye.

“Desene aşağı mahalleyi taşıyoruz buraya!” dedi Cüneyt’de.

Olaylar ziyaret süresinin uzatmış ve hayatın devamı bu şehirde akacakmış gibi gelişmeye başlamıştı Ayşe için. Özlem’lerde misafirliğin çok uzayacağını düşündüğü için bir otele geçmekte ısrar edince, ne Özlem, ne de Cüneyt kabul etmediler.

“Şu işlerin belli olsun zaten sana bir ev açacağız gibi duruyor yakında, otelde ne işin var Allahaşkına, ev arayalım biz!” dedi Özlem neşeyle.

Böylece aradan bir hafta geçti ve üç arkadaş eski günleri anarak harika vakit geçirdiler. Ertesi gün Ayşe son mülakata girecek ve bu mülakat başarılı olursa okuldaki görevine bir kaç gün içinde başlayabilecekti. Bu arada görüştüğü dershanede olumlu dönüş yapmıştı. Dershane çalışma koşullarını duyunca Cüneyt’de heveslenmişti bir ara ama sonra okulundaki çocuklardan vazgeçemeyeceğini anlayıp vazgeçmişti.

“Yarın özel bir hastam gelecek,” dedi Özlem yüzünü asarak, “mesaiden sonra geldiği için  onu beklemek zorunda kalıyorum. Onun geldiği günlerde Cüneyt kendi arkadaşları ile plan yapar. Senin mülakat kutlamanı yapamacağız ama öbür gün mutlaka yaparız”

“Hiç dert etme şekerim zaten bana bu işi ayarlayan arkadaş bir kutlamadan bahsediyordu, ben onlarla takılırım yarın, sonra da sizinle kutlarız. Baksana olacağından ne kadar eminiz hepimiz!”

“Tabi eminiz sen başarılı bir öğretmensin, devlette atanmamış olman senin tercihin.”

“Ben çocuklarla konuştum kızlar isterseniz yarın akşamı erteyelebiliriz.”

“Yok Cüneytciğim sen git arkadaşlarınla rutinini bozma, biz Özlem ile konuştuk ben de zaten evde olmayacağım, sonra kutlayacağız hep birlikte. Artık misafir sayılmam değil mi, üç gün geçti bu  evde!” diye kahkaha  attı Ayşe.

“Senin hiç bir günün misafir değildi küçük hanım, sen bizim kardeşimizsin unuttun mu?” dedi Özlem ona sarılarak.

Ertesi sabah Ayşe’ye şans dilerek ayrıldılar hepsi. Ayşe mülakattan sonucu belli olur olmaz arayacaktı onları. Zaten önce bir kaç saat haber bekleyecekti o da. Katılan  herkesi değerlendirmelerinin o kadar süreceğini söylemişti arkadaşı. Gün içinde mutlaka sonucu söyleyeceklerdi ama. O arada onlarda bir yerlerde oturacaklar, sonucu alınca da bir yerlerde kutlayacaklardı beraber.

Cüneyt Özlem’in genellikle perşembeye gelen bu akşam mesaileri olduğunda orada edindiği bir  kaç  dostuyla dart oynamaya gidiyordu. Perşembe gecesi grubu koymuşlardı dart ekiplerinin adını. Eve çok uzak olmayan bir salonda hem dart turnuvası yapıyorlar hem de bir kaç bira için erkek erkeğe vakit geçiriyorlardı.

Tam turnuvayı kazanmış biralarını içerlerken çaldı Cüneyt’in telefonu. Arayan Ayşe’ydi.

“Cüneyt seni rahatsız ediyorum ama heyecandan mı nedir bilmiyorum felaket bir ağrı var karnımda ya da yediklerim dokundu. Özlem’i arayıp panikletmek istemedim. Gelip beni alabilir misin?”

“Tabi gelirim sen  konum at yeter.” dedi Cüneyt hemen. Akşam içeceği için arabayla gelmemişti ama taksiyle gidip alabilirdi Ayşe’yi.Arkadaşlarından özür dileyip hesabı ödedi ve ayrıldı salondan. Gecenin ilerleyişi sırasında böyle bir şey  beklemediği için aç karnına hızlı hızlı içmişti o da ve aslında biraz başı dönüyor ve midesi bulanıyordu. Toparlanabilmek için camı aralayıp temiz havayı içine çekmeye çalıştı.

Verilen adrese geldiğinde Ayşe neredeyse iki büklüm olmuş sokağın ortasında onu bekliyordu. Telaşla indi arabadan.

“Arkadaşların nerede, seni böyle bırakıp gittiler mi?”

“Yok aslında onlara söylemedim, ben ayrıldım yanlarından”

“Bir hastaneye gidelim hemen!”

“Hayır hayır eve gidelim biraz yatayım geçer, merak etme daha önce de olmuştu”

“Emin misin, bak istersen gidelim bir hastaneye”

“Hayır, hayır eve gidelim lütfen!” diyerek kendini Cüneyt’in kollarına bıraktı Ayşe. Cüneyt zorla da olsa onu taşıdı taksiye kadar. Taksi şoförü de kadının halini görünce inip yardım etti hemen.

“Ağabey yengeyi bir hastaneye götürelim istersen!” dedi  o da endişeyle.

“İstemiyor!” dedi çaresiz bir şekilde Cüneyt.

Cüneyt’in arabaya bindiğinden beri içki koktuğunu farkeden taksici fazla zorlamak istemedi bu tuhaf ikiliyi, evlerinin önüne getirip bıraktı ve yukarı çıkmalarına yardım etti içine sinmediği için.

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s