Kime güveneyim? – Bölüm 5

Gülsüm bir an önce işini yapıp çıkmak istediğinden, cevap vermedi. Kurtarmak istedi kolunu, bırakmadı Engin hanım.

“Gülsüm kızım, bak iki aydır gelip gidiyorsun. Bir gün olsun yüzünün güldüğünü görmedim. Geçenlerde kocam hastanade dedin, şimdi bu haldesin. Ne oluyor gel bir anlat bana.”

Engin hanımın gösterdiği yakınlık Feriha ablayı hatırlattı Gülsüm’e bu defa. Hep onun ablalık tavrına kanıp düşmüştü buralara. Şimdi bir kere daha ablalığa inanmak istemiyordu o yüzden. Son dinlediği abla bir daha ne aramış ne sormuştu onu söz verdiği gibi. Hatta bir kez Halil’in telefonundan gizlice aramış, mesaj atmış açmamıştı bile.

“Yok Engin hanım düştüm dedim ya, yok bir şey” dedi gülümsemeye çalışarak, “Dışarıda rüzgar çok gözüme bir şey kaçtı gelirken.”

Zorlamadı Engin hanım onu. İşini bitirip döndü evine.

Bir daha ki hafta bu sefer kollarında ve alnında morluklar olduğunu görünce dayanamadı Engin hanım yine.

“Gülsüm ya bana anlatırsın ne yaşıyorsun ya da şimdi polisi arar seni darp ettiklerini söyler, ihbar ederim kocanı!”

“Aman Engin hanım, elinizi ayağınızı öpeyim, öldürüler beni!” dedi Gülsüm telaşla polis lafını duyunca.

Engin hanım duymak istediğini duymuştu zaten. Gülsüm de farketmişti söylediğini ama geç kalmıştı.

“Gülsümcüğüm, benim hayatım seninkine benzer hikayeler duyarak geçti yavrum. Korkacak bir şey yok inan bana. Sen bana hikayeni anlat önce. Sonra beraber düşünelim ne yapabiliriz diye.”

Engin hanımın yumuşak ve sakin çıkan sesiyle oturdu Gülsüm olduğu yere. Aylardır içinde tuttuğu ne varsa döküldü ağzından bir bir göz yaşları içinde.

“Ah siz çocuklar!” dedi Engin hanım derin bir iç geçirerek, “Kızım senin nikahın bile yok bu adamdan, çeksen gitsen bile hiç bir şey  yapamaz sana. Bak bir de uyuşturucu kullanıyor diyorsun”

“Bir kere kullandığını söyledi abla.”

“Sence öyle mi peki?”

“Yok” dedi Gülsüm önüne bakarak, “Anamlar beni kabul eder mi bunca şeyden sonra hem, ben nasıl bakarım onların yüzlerine.”

“Konuşurum ben onlarla. Özlemedin mi onları, bak kaç zaman geçmiş. Kim bilir nasıl deliye dönmüşlerdir sen gidince.”

“Özlemez olur muyum, hem nasıl özledim. Anamın o güzel kokusunu, saçlarımı okşayışını, babamın bana okuyacağım diye nasıl gurur ve güvenle baktığını hepsini özledim. Olur da bu hayattan kurtulur geri dönebilirsem sana söz veriyorum okulumu da bitireceğim, ne diyorlarsa onu yapacağım.”

“Sen sizin evin adresini ver şimdi bana.”

“Annemlerin evini mi?”

“Hem şimdi ki, hem annenlerinin ki.”

Gülsüm ikisini de yazdırdı Engin hanıma, içinde bir umut yükselmişti yeniden. Yeniden evine dönebilmek için ne gerekiyorsa yapabilirdi artık. Zaten kaybedecek neyi kalmıştı ki elinde. Resmi nikah da yapmamıştı Halil. Hâlâ onun yeşil  gözlerini görünce içi gidiyordu ama o gözlerin ardında sadece  kuru bir bataklık kalmıştı geriye uyuşturucudan. Şiddet ve öfkeden başka bir şey vermiyordu Halil ona artık.

Üç ay önce karnındaki bebekte düşmüştü onun tekmelerinden. Kimselere bir şey diyememişti. O günden beri iyice boşalmıştı içi, sanki bir bebek değil, ömrü gitmişti o tekmelerle. Engin hanıma da bahsetmeyecekti bundan, kurtulursa ailesine de bahsetmeyecekti. Bahsetmeyecekti ki unutsun.

Kan revan içinde hastaneye götürmüştü onu Halil önce tekmeleyip. “Merdivenden yuvarlandı” demişti hastanedekilere. Doktorlar bebeği kaybettik deyince zerre üzülmemiş, sormamıştı bile “Sen hamile miydin ?” diye.

Bebek bilmişti de gelmemişti belki bu dünyaya. Daha varlığını duymadan, yokluğuna neden olan bir babadan doğup ne yapacaktı?

Kendi anne ve babasını düşünüyordu o günden beri. Onlara kızdığı her şeyin ne kadar haklı olduğunu anlıyordu bir bir. Feriha ablanın ışıltılı diye sunduğu bu hayata kanmıştı. Şimdi bir parça ışık için sarılacaktı neredeyse Engin hanımın ellerine de yine başına kötü şeyler gelirse diye de korkuyordu bir yandan. Ya o da Feriha abla gibi sadece karanlığı gösteriyorsa ona ışık diye.

Düşüne düşüne gitti eve. Bir dahaki sefere Engin hanım ona ne  yapacağını söyleyecekti. “Sakın evdekilere bu konuştuklarımızdan bahsetme, seni zamanından önce çağırırsam da sakın günümüz değildi diye itiraz etme. ” diye tembihlemişti sıkı sıkı.

Halil bırakır mıydı dönse bile evine. O nursuz ağabeylerini de alır gelirlerseydi ya. Annesine babasına bir zarar verilerse hiç dayanamazdı bu sefer.

“Tüh ne yaptım ben!” dedi kendi kendine, “Keşke hiç anlatmasaydım olanları.”

Bir hafta içi içini yedi durdu Gülsüm’ün, Engin hanım onu bir daha çağırdığında hepsini söyleyecekti.

“Benim o gün biraz moralim bozuktu ama ben aslında Halil’i seviyorum” diyecekti. Ona da inanmazdı ki onca hikayeden sonra. Gerçeği söyleyecekti ya da “Annemi babamı da rahat bırakmaz bunlar” diyecekti, “Onlara bir şey olursa benim yüzümden dayanamam artık bu kadarına Engin hanım” diye yalvaracaktı gerekirse.

O gece gene gözlerini tavana dikmiş düşünürken kapı gümbür gümbür vurulunca sıçradı yerinden. Halil gene çekmiş uyuşturucuyu kendinden geçmişti. Artık göstere göstere evde de çekiyordu uğursuz. Sonra ya kendinden geçiyordu bu günkü gibi ya da başlıyordu Gülsüm’ü dövmeye. Artık o an gözüne kim gözüküyorsa vuruyordu habire. Ertesi gün özür diliyordu bazen ağlayarak. İlk zamanlar gerçek sanmıştı Gülsüm bu ağlamaları. Artık yılan görmüş gibi oluyordu onu ağlarken görünce.

Üzerine hırkasını alıp koşturdu kapıya ne oluyor diye.

“Açın Polis!” diye gürledi kapının ardındaki ses.

İyice korktu Gülsüm, dönüp Halil’i mi kaldırsaydı acaba? Kaldırsa kalkacak hali mi vardı sanki serserinin. Açmasa kırar girerlerdi muhakak. Halil için mi gelmişlerdi yoksa Engin hanımın işi miydi bu? Neyse neydi artık gelmişlerdi açmaktan başka çare yoktu, çevirdi kilidi açtı kapıyı.

“Gülsüm Sündüz sen misin?”

“Benim”

“Gülsüm yavrum!” diye koştu geldi polislerin arkasından annesi, ardından babası çekip aldılar kapının ağzından onu sardılar bedenlerine. Anasının kollarının arasından seçti Engin hanımın gülümseyen yüzünü Gülsüm. Polisler içeri dalıp, gözünü bile açamayan Halil’i sürüklediler dışarı.

Her şeyi sonradan öğrendi. Sonunda yığılıverince babasının kollarında hemen hastaneye koşturmuşlardı onu. Engin hanım da onlarla gelmiş kızın vücudundaki darp izleri, kanında uyuşturucu testi neye bakılacaksa baktırmış raporlatmıştı.

Zorla alıkoymaktan, şiddetten, uyuşturucu kullanmaktan şikayette bulunmuştu Engin hanım Halil için, sonra polisler araştırınca, ağabeylerin de uyuşturucu işine bulaştıkları ortaya çıkmıştı. Alıkoymak ve suça ortaklık etmekten Halil’in annesini de işin içine katınca daha ne Gülsüm’ü ne de ailesini rahatsız edecek kimse kalmamıştı dışarıda.

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s