İlacım sensin – Bölüm 6

Murat hemen geldi hastaneye, Şule’nin anne ve babasıyla tanışacağı için çok heyecanlanmıştı. Aslında bunların hepsini kafasında planlamıştı ama ani Ankara  gezisi ve Şule’nin anne ve babasıyla hastanede tanışmayı düşünmemişti elbette. Kızlarının birden bire gelip evleneceğini söylemesine şaşırmış olmalıydılar. Aslında evleneme teklifini İzmir’de yapıp, sonra onu alıp ailesini ziyaret etmek istemişti ama olaylar hızla gelişince yolda söyleyivermişti. Şule’nin hâlâ Burcu ile ilgisi olmadığına tam inanmadığından emindi ama zaman içinde anlayacaktı öyle olmadığını.

Odaya girer girmez İbrahim bey “Oğlum sen borcun kaç lira olduğunu biliyor musun?” dedi pat diye.

Babasının bu tavrına Şule’de çok şaşırmıştı. Anlaşılan İbrahim bey Cihat’dan sonra Şule’nin seçimlerine güvenmiyordu artık.

“Evet efendim iki milyon” dedi Murat hiç teklemeden. Bir anda kendini askerde komutanın önünde gibi hissetmiş neredeyse hazır ol pozisyonuna geçmişti. Makbule hanım kocasının kolunu dürtse de o devam etti sormaya.

“Oğlum senin aklın başında mı?”

“Başımdaydı ama kızınız onu aldı benden.”

“Belli evladım belli! Sana hikayenin tamamını anlattı mı peki?”

“Cihat’ı kastediyorsanız evet anlattı efendim”

“Allah Allah!” dedi İbrahim bey kendi kendine, aslında sebebini bilmiyordu ama bu çocuğa kanı ısınmıştı görür görmez.

Soruların kesildiğini fırsat bilen Murat, yatağın yanına yanaşıp ikisinin de ellerini öptü.

“Bir baba eli öpmeyeli yıllar olmuştu” dedi sonra hüzünle, “Babamı kaybettim de ben.”

İbrahim bey ve Makbule hanımın yüz ifadeleri yumuşadı hemen. Şule bu manevrayı çok zekice bulmuştu. Anne ve babasının buna karşı koyamayacaklarını biliyordu.

“Başın sağolsun evladım” dediler ikisi birden.

“Dostlar sağolsun efendim.” dedi Murat saygıyla.

“Siz evlenecek misiniz şimdi?” dedi İbrahim bey yeniden.

“İzniniz olursa elbette efendim” dedi Murat.

“Vermezsem ne olacak?”

“Elinizi öpüp gideceğim ama o borcu yine de ödeyeceğim, çünkü sevdiğim kadını hiç bir şeyin üzmesine izin veremem.”

“Oğlum bak ben o parayı sana ha deyince ödeyemem. Ödeyebilsem şimdi bu durumda olmazdım zaten.”

“Ben sizden geri ödeme istemiyorum.”

“Oğlum iki milyondan bahsediyoruz”

Murat gülümseyerek omuzlarını kaldırdı “Şule benim ilacım, o olmadan hayatta kalamam artık. Her gün ödemen lazımda deseniz öderim ben o parayı gözümü kırpmadan.”

Sonunda Makbule hanım ve İbrahim bey yine pes ederek kabul ettiler iki gencin evliliğini. Murat söz verdiği gibi hemen geçirdi İbrahim beyin hesabına parayı. O da hastaneden çıktığı gün gidip Kasım’ın masasına attı zarfı ve ayrıldığını hisselelerini isterse ona istemesse başkasına devredeceğini söyleyip çıkıp gitti. Çıkarken Saadet hanımı da yanına almayı ihmal etmedi Onu burada kurtların arasında bırakmaya gönlü razı değildi. O da yalnız bir kadındı bir şekilde idare ederlerdi birlikte. Makbule’de severdi onu.

Şule Saadet hanımında babası ile döndüğüne çok sevindi. Hemen gidip sarıldı boynuna. İşler yoluna girdikten sonra İbrahim bey yolcu etti kızı ve müstakbel damadını.

“O okul bitecek delikanlı ona göre” dedi kaşlarını kaldırarak.

“Tamam efendim” dedi Murat.

Senem dört gözle bekliyordu dönmelerini, zaten Murat’dan öğreniyordu her şeyi an be an ama yine de Şule’den dinlemek istiyordu hepsini. Murat kabul etti teklifimi der demez halasını arayıp falcının doğru bildiğini müjdelemişti. O günden beri Gülhan hanım neredeyse tuvalate giderken bilen falcıya sorar hale geldi. Murat ve Senem nişanlı olduklarına göre sıranın artık kendisine geleceğini umuyordu.

Şule tüm detaylarıyla uzun uzun anlattı Senem’e olanları. Ağabeyinin o dersteyken gelişleri ve Ankara seyahatini de anladığını belirtti başlangıçta.

“Ne yapayım? Ağabeyim yıllar sonra ilk kez birinden hoşlandı. Bende bu fırsatı değerlendirmek istedim” dedi Senem utanarak.

“Neyse artık sen benim görümcem olacaksın” dedi kahkaha  atarak Şule.

“Ayy! Senem görümce! Çok fena ya. Söyleme sakın öyle! Yoksa ben de sana Şule yenge derim!”

Şule ve Murat döndükten bir ay kadar sonra ise, Urla’da aldıkları yeni eve geçtiler Saadet hanımı da yanlarına alıp. Apar topar her şeyi toplayıp gittiler. Şule yaz tatilinde Ankara yerine Urla’ya gitti böylece ve eşyaların yerleşmesine yardım etti büyük bir keyifle. Artık ona da yakın gelmişlerdi.  Ailesinin yerleşmesi ve Ankara’da tüm ilişiğin kesilmesinin ardından Murat ve Şule’nin nikah törenleri İzmir’de yapıldı. İkisi de düğün istememişlerdi. Artık evlenecekleri için Şule yurtta değil onların evinde kalacaktı. İş böyle olunca Senem’de Şule ile eve geri döndü. Makbule hanım ve İbrahim bey Murat’ın ailesini bir kez nikahtan önce bir de nikah günü görebildiler. Şule onlara annesi ile küs olduğunu söylediği için üzerinde durmadılar.

Bir tek onca insanla aynı evde oturacaklarını duyunca tepki gösterdi Makbule hanım ama Şule ne yapıp edip ikna etti. Çok bunalırlarsa hemen ayrı bir eve çıkacak güçleri vardı nasılsa.

Şule tüm bunlar olurken o kadar gergin ve heyecanlı anlar yaşamıştı ki ilk gece odalarına girer girmez bayılıverdi Murat’ın kollarında. Murat gülümseyerek yatırdı onu yatağa ve başını göğsüne alarak derin bir uykuya daldı.

Ertesi akşam ve daha ertesi akşam da Şule yatağa giriyor ve hemen uyuyordu. Ona hâlâ inanamadığını bilen Murat bu duruma ses çıkarmasa da, en azından başını onun göğsüne dayarak uyursa, hiç bir şey için zorlamayacağına söz verince, Şule de bu teklifi sevinerek kabul etti. Böylece onlar sadece sarılıp uyumaya başladılar geceleri.

Aynı evde yaşadıkça Şule Murat’ın annesi Şükran hanımın aslında çok iyi bir kadın olduğunu düşünmeye başladı. Oğlunun küslüğüne gerçekten çok üzülüyordu ve muhasebeci gerçekten de tam bir öküzdü. Kadıncağız adamın Şule’nin yanındayken bile hakaret ederek konuşmasına duyduğu utançtan her seferinde kıpkırmızı oluyordu. Murat onlarla kahvaltıya bile oturmuyordu. Sabah Senem, halası ve karısıyla vedalaşıp çıkıyordu evden.  Akşam da annesi ve muhasebecisinin erken yediğini bildiği için ona göre bir saatte geliyordu.

Şule ve Senem birlikte okula gitmeye ve ders çalışmaya devam ediyorlardı. Dersler iyice hızlanmıştı. İkinci sınfın son finallerine gireceklerdi artık.

“Baksana Şule!” dedi Senem bir gün çalışırken. “Babanı kurtardığımız gibi annemi de kurtaramaz mıyız acaba şu  adamdan?”

“Bilmiyorum ama bende ne yapabiliriz diye düşünüyorum uzun zamandır. Murat konuyu bile açtırmıyor.”

Finallerin en cafcaflı zamanında zaten kalabalık olan eve bir de muhasebecinin ilk karısından olan kızı da eklenivermişti. İzmir’de bir sınava gireceği için kısa süreliğine onlarda kalması gerekiyordu. Murat kendisine sorulmadan yapılan bu davete çok sinirlense de Şule’nin ısrarlarıyla sesini çıkarmadı.

Sibel sadece bir ay kalmak için gelmişti. Bir ay sonra memleketi olan Kırşehire geri dönecekti. Orada annesi ile oturuyordu. Daha geldiği ilk günden Murat’a tuhaf bir şekilde baktığını farketti Şule. Sonra ona öyle geldiğini düşünüp Senem’e söyledi bu düşüncesini.

“Dün akşam da ağabeyime meyve soydu getirdi” dedi Senem.

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s