İlacım sensin – Bölüm 4

Yurda döndükten sonra;

“Kusura bakma,” dedi Senem, “Bizim ailenin tuhaf olduğunu söylemiştim. Halamın densizliği işte.”

“Benim için sorun değil ben ağabeyine üzüldüm. Çok fena oldu beni görünce.”

“Burcu’ya o kadar benziyorsun ki, haklı!”

O akşam ikisi de sessizce derslerine odaklandılar. Artık ilk haftalar geçmiş dersler ağırlığını hissettirmeye başlamıştı. Cihat bir kaç haftadır ortalarda gözükmüyordu ama yine de temkinli çıkıyorlardı yurttan. Şule babasına söz verdiği gibi üniversiteyi bitirmeye kararlıydı. Başından onları dinlemeyip Cihat gibi bir karaktetsizle evlenmeyi düşündüğüne inanamıyordu şimdi.

Nihayet yarı yıl tatili geldiğinde, Senem hiç istemese de evine döndü,. Şule’de ailesinin yanında dönmek için hayatında ilk kez tek başına bir otobüs yolculuğu yaptı. Henüz yola çıkalı bir saat olmuştu ki telefonundan babasının şirketinde çalışan emekli Saadet hanımın numarası belirdi.

“Merhaba Saadet teyze” diyerek açtı Şule telefonu.

“Kızım sesini duymak ne güzel  özlemişim.”

“Bende özledim Saadet teyze, otobüsteyim dönüyorum zaten, görüşürüz inşallah!”

“Hay yaşa bende ne zaman döneceksin demek için aramıştım.”

“Hayırdır Saadet teyze bir şey mi oldu?”

“Bu Kasım bey babanı çok bunaltıyor evladım onu konuşacaktım seninle. Söylemeyim dedim ama senden başka da yardım isteyeceğim kimse yok.”

“Neler oluyor orada anlatsanıza”

Saadet hanım uzun uzun babasının birilen borcunu ve Kasım beyin densizliklerini bir bir anlattı Şule’ye. Cihat’ın karaktersizliğinden sonra, Kasım beyinde bu değişik tavırları iyice canını sıktı Şule’nin ve böyle bir aileye gelin olmadığı için sevindi bir kez daha. Saadet hanım bu şirketin ilk çalışanlarındandı. Babasının sekreteri olarak işe başlamıştı. Buradaki maaşından başka geliri olmadığı için onu yormayacak işler vererek şirkette tutmaya devam ediyorlardı. Şule’yi doğduğu günden bilir çokta severdi. Arada bir ikisi dertleşirlerdi beraber. Şimdi arayıp bunları söylemek istediğine göre babasının durumu Saadet teyzenin anlattığından daha vahim olmalıydı. Hâlâ ne yüzle oğluyla evlenmesini isteyebilirdi babasından bu adam. Oğlunun yaptıklarını nasıl görmeze gelebiliyordu Ayrıca babasının borcuyla onların ilişkisi neden aynı kefeye konuyordu ki. Evlenme niyetine hiç görmeyen iki aradaşta olabilirlerdi. O zaman ne olacaktı yani?

Yol boyu düşünüp durdu Şule. Babası bu şirketi dişiyle tırnağı ile kurmuştu. Şimdi onun yüzünden bu sıkıntılarla baş etmek zorunda kalmıştı. Cihat’ın teklifini kabul ederse onun durumu düzelcek ama iç yüzlerini gördükleri bu aileyle hem aile olacaklar, hem de hayatları boyu bile bile yüzlerine gülmek zorunda kalacaklardı. Böyle bir şeyi ne kendisi ne de babası için isterdi. Evlilik olmadan da bu meseleyi halletmenin bir yolu mutlaka olmalıydı. Belki de Cihat ile konuşabilirdi gidince.

Eve döndüğüne annesi ve babası çok memnun oldular. İkisi de Saadet hanımın anlattıkalrı ile ilgili bir konudan bahsetmediler. Şule olanları ondan saklamakta kararlı olduklarını anlamıştı. Ertesi gün erkenden babasının bir doktor randevusu vardı. Önemli bir şey değildi. Kontroldü sadece, bu yaşta sık sık bakım yaptırmak gerekiyordu tabi. Onlar Şule gibi genç değildiler. Şule gülümseyerek dinledi ikisini. Saadet hanımdan babasının bir kalp problemi başladığını öğrenmişti.

“Benden saklamanıza gerek yok her şeyi biliyorum” dedi kahvaltı ederlerken.

İbrahim bey ve Makbule hanım birbirlerine baktılar. İkisi de diğerinin anlattığını sanıyordu.

“Hayır sizden öğrenmedim” dedi Şule .

“Saadet hanım mı aradı” dedi İbrahim bey kızının onunla arasının iyi olduğunu biliiyordu.

“Evet o aradı. Bak baba eğer senin için bir şeyler düzelecekse ben o karaktersizle evlenebilirim.”

Karı koca anlaşmış gibi, “Hayır Asla!” dediler.

“Peki  daha ne kadar sürecek bu böyle?”

“Bak kızım biz annenle konuştuk. Yakında şirketteki hisselerimi devredeceğim.”

“Peki ama borç ne olacak?”

“Bir kısmı karşılanır hisselerle, kalanında bulacağız bir şeyler. Sen bunları kafana takma, git okulunu bitir bir an önce.”

Şule on gün ailesi le kaldıktan sonra yeniden okula döndü. Senem’e olan biteni anlattı. Senem’de ailesi ile yorucu bir tatil geçirmişti.

“Oh burası tatil gibi gerçekten, yaşasın okul” diyordu sürekli.

Murat umduğu gibi olmamıştı. Sessizdi ama zaten öyleydi o. Tramva geçiriyor gibi bir hali yoktu en azından. Nasıldıysa öyle kalmıştı. Bu yüzden Şule’nin üzülmesine gerek yoktu.

Yaz tatili için belki bir iş bulabilirdiler. o zaman Senem eve dönmek zorunda kalmazdı. Şule’de babasına destek olabilirdi böylece. Babasının onalrın kazanacağı üç kuruşla kurtulmayacağını bilse de arakdaşıyla yazın ne iş yapabileceklerinin hayalini kurmak iyi geldi Şule’ye de.

Bir kaç gün sonra yurt güvenliğinden Şule’ye bir ziyaretçi geldiğini ama içeri almadıkalrını söylediler. Senem o sırada derste olduğu için, Şule yine Cihat’ın geldiğini düşünerek arka kapıya dolanıp kontrol etmek istedi. Aslında gelen Cihatsa burada kimse olmadan rahatça konuşabilirlerdi. Belki onu ikna edebilirdi evlenmeden de şu borç işini çözebileceklerine. Kafasını binanın  arkasından uzatıp, kapıyı kontrol etti. Gelen Murat’dı. Güvenliğin yanlış anlayıp ona haber verdiğini düşündü ve gülerek geçti ön tarafa. Senem’in derste olduğunu söyleyecekti ağabeyine.

“Merhaba, Senem derse gitti, sizin bana geldiğinizi sanmış yurt görevlisi” dedi gülümseyerek. Bu ikinci karşılaşmada Murat’ın artık şok geçirmeyceğini düşünüyordu.

“Biliyorum ben sizi görmeye geldim” dedi Murat.

Bu sefer şaşırma sırası Şule’ye gelmişti. Acaba eski nişanlısına benzediği için mi onu yeniden görmek istemişti. Eğer öyleyse ona acı verdiği için kendini çok kötü hissederdi ama bir şey diyemedi. Belki de kız kardeşi ile ilgili bir şey söylemek istiyordu.

“Yurdun bahçesindeki kameriyeyi göstererek “Oturalım mı?” dedi Murat’a.

Gerçekten bahçenin en güzel yeriydi bu kameriye. Çatısından yerlere kadar sarkan sarmaşıklar sayesinde gözlerden uzak ve kuytuydu. Böylece yurt görevlileri de onu bir ziyaretçi ile görmezlerdi. Bir erkeğin geldiğini babasına söylerlerse Cihat olduğunu düşünebilirdi adamcağız hemen. Daha sonra kendi bahsederdi Murat’dan nasıl olsa.

Bir kaç saat havadan sudan sohbet ettiler Murat’la. Konu ne eski nişanlıya, ne de Senem’e geldi. Şule şaşırmıştı ama çok ortak yanları çıkmıştı ikisinin. Yine de onun kendini Burcu ile hissetmek için buraya geldiğini düşünüyordu.

O günden sonra Murat Senem’in dersi olup, Şule’nin olmadığı her gün gelmeye başladı yurda. Şule bunu nasıl bilebildiğini bilmiyordu. Belki de kız kardeşine  sormuştu. Ona söylememesi için bir uyarıda bulunmamıştı ama Senem’in endişelenmemesi için ona bir şey söylememişti şimdilik. Murat’ın gözlerinde ya da davranışlarında tramvatik bir an yaşadığında dair bir iz görünmüyordu. Aksine gayet neşeli davranıyordu. Arada bir ağzından Burcu diye kaçıracağını düşünmüştü Şule ama iki aydır görüşüyor olmalarına rağmen hiç böyle bir an yaşanmamıştı.

Hiçte Senem’in söylediği gibi gıcık biri değildi Murat. Giderek ona alışmaya başlamıştı Şule. Onun Burcu ile vakit geçirme özlemine yardımcı olacağını düşünürken şimdi gelmesini dört gözle bekler olmuştu.

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s