İlacım sensin – Bölüm 3

Senem ve Şule daha okullar açılmadan kaynaşmışlardı. Senem’de ilk kez ailesinden ayrılıyordu ve buna çok mutlu olmuştu. Bir evin içinde bir sürü kişi bir arada yaşıyorlardı.

“Ev bildiğin bir tımarhane!” demişti kahkaha atarak.

“Gülhan halam hiç evlenmedi ve bizimle yaşıyor. Emekli maaşını olduğu gibi falcılara yatırır. Göreceksin beni sürekli arayıp falcıların söylediklerini anlatır. Bu günlerde ağabeyim Murat’ın yeniden aşık olacağına takmış kafayı. Falcı öyle söylemiş.”

“Ağabeyinin aşık olması olmayacak bir şeymiş gibi söyledin.”

“Şekerim sen Murat’ı tanımıyorsun. Babam öldükten sonra çok dağıldı zavallı, üzerine annem babamın muhasebecisi ile evlendi. O da yetmedi nişanlısı da pat diye depremde öldü mü zavallının tüm ailesi ile birlikte. İşte o gün bu gündür iyice içine kapandı. Kimseye bakmaz ki o. Ya bu arada hani ilk geldiğim gün kapıda öyle dondum kaldım ya ben?”

“E?”

“İşte sen aynı Burcu’ya benziyorsun!”

“Burcu kim?”

“İşte Murat’ın ölen nişanlısı. Şok oldum birden seni karşımda görünce, hortlak görmüş gibi oldum sahiden.”

Şule’nin üzerinden bir ürperti geçti birden bire, hayatta olmayan birine benzetilmekten pek hoşlanmamıştı. Konuyu değiştirmek istedi hemen;

“Peki annen ve şey, muhasebeci yani sizinle mi oturuyor?”

“Evet! Düşünsene halimizi. Aslında hepimize Murat bakıyor tabi, birazda o yüzden öyle. Çocukcağız kendini işe güce öyle bir verdi ki kazandıkça kazanıyor maşallah! Biz de yiyoruz tabi! Ha muhasebeci hariç!”

“Neden onun kendi parası mı var?”

“Ay yok, ya çulsuzun biri o da ama Murat annem ve ona çok kızgın. Yani babamın ölümünden sonra evlendikleri için işte anlarsın. Üstelik adam öküzün biri anneme sürekli hakaret ediyor. Ne buluyor o adamda hiç anlamadık zaten başından beri.”

Şule’nin Cihat geldi aklına hemen, “Gerçekten ne buluyor acaba?”

“Ya aslında kadıncağızın bir suçu yok. Babam ve bu salak biraz iş karıştırmışlar hesaplarda. Babamın da çok parası vardı aslında bakma sen. Eskiden beri de annemde gözü varmış adamın. Babam ölünce tabi işin başına Murat geçti. Eğer annem onunla evlenmezse bu işleri Murat yaptı diye ortaya çıkarım, oğlun hapis yatar demiş anneme pislik herif. Tabi birde babamın metresini söylemekle tehdit etmiş.”

Şule merakla dinliyordu Senem’in anlattıklarını, nasıl bir aileydi bunlar gerçekten böyle;

“Babanın metresi mi vardı?”

“Varmış bizde sonradan öğrendik, o akşam arabasıyla o kadının yanına gidiyormuş meğer”

“Hangi akşam?”

“Canım kaza yaptığı akşam işte!”

“Trafik kazasında mı öldü baban?”

“Yok kalp krizinden öldü aslında”

“İyice kafamı karıştırdın gerçekten!”

“Babam kazayı atlattı ama sonra metresi olduğu ortaya çıkınca annemle hastanede kavga ettiler, sonrasında da babam kalp krizi geçirip öldü. Zaten iyice bunalımda olan Murat’a babamın metresi olduğunu söylemedik. İşte bu Coşkun denen salak annemi tehdit etmiş söylerim diye.”

“Coşkun muhasebeci mi?”

“Evet ta kendisi. Murat’da onlarla konuşmuyor şimdi bu yüzden. Kızgın ikisinede.”

“Peki bunca zaman hâlâ neden anlatmadınız olanları?”

“Sen Murat’ı bilmezsin çok inatdır o, konuyu bile açtırmıyor ki anlatalım.”

“Peki nasıl yaşadı aynı evde onlarla o zaman. ”

“Çünkü onların gidebileceği başka yer yok. Ayrıca halam var, ben varım. Onlar giderse bir de bizimle uğraşması lazım. Babamın evi değil bu oturduğumuz ev, onu sattırdı muhasebeci.”

“Gerçekten çok karmaşık bir hayatın varmış, iyi ki gelmişsin ama bak biz birbirimizi bulduk.”

“Evet değil mi? Bu arada bir de nişanlıyım ben!”

“Sahi mi?”

“Evet Engin yurt dışında, okul bitince evleneceğiz?”

Şule’nin aklına yine Cihat ile kendisi geldiği için daldı uzaklara. Onun sessizleştiğini görünce merak etti Senem.

“Senin de bir hikayen var mı?”

“Evet var ne yazık ki” diyerek anlattı Şule yeni arkadaşına olanı biteni.

“Desene burada da sorunsuz birini bulamadım. Şaka yapıyorum gücenme.”

Cihat telefonlarına cevap alamayıp, Şule’nin İzmir’e gittiğini öğrenince, kayıt olduğu üniversitenin fakültesine geçtiğini tahmin etmek zor olmadı. Senem’in gelişini takip eden hafta yurdun kapısına dayandı bu  kez. Ziyaretçiler konusunda tembihli olan yurt görevlileri onu geri çevirince, Şule’nin dışarı çıkışını beklemeye başladı.

Cihat’ın geldiğini yurt görevlilerinden duyan Senem ve Şule arka girişi kullanmaya başladılar. Binanın arkasından dolanıyor, ön kapıda onun olup olmadığını kontrol ediyor. Oradaysa kıkırdayarak arkadan çıkıp gidiyorlardı. Cihat bir arka kapı olduğunu bilmediği için günlerdir dışarı çıkmadan ne yaptığını merak etmeye başlamıştı kızın.

“Aslında çok yakışıklı çocukmuş gerçekten!” dedi Senem Cihat’ı ilk gördüğünde.

“Yakışıklı ama karaktersiz işte!” dedi Şule suratını asarak.

Gerçekten de Senem’in anlattığı gibi halası sürekli arıyor ve falcılardan duyduklarını anlatıyordu. Murat’ın aşık olacağı konusunda hâlâ çok ısrarlıydı. Ayrıca Senem’in oda arkadaşının Murat’ın eski nişanlısına tıpatıp benziyor olmasına da çok şaşırmıştı. Gelip mutlaka onunla tanışmak istiyordu. Söz verdiği gibi bundan Murat’a hiç bahsetmemişti.

Son konuşmalarında ertesi gün gelip onları öğle yemeğine çıkaracağını söyledi.

“Halan bu şehirde mi?” dedi Şule şaşkınlıkla.

“Evet, biz İzmir’liyiz!”

“Peki sen neden yurtta kalıyorsun o zaman?”

“İlahi Şule, anlatıyorum ya kaç gündür evin halini. Murat’a orada ders çalışamayacağımı söyledim. O da ikna oldu. O yüzden buraya geldim.”

“Yani bütün ailen bu şehirde mi senin?”

“Evet elbette öyle, söyledim sanıyordum”

“Yok söylemedin!”

Ertesi gün Gülhan hanımın geldiğini aşağıdan haber verdiler Senem’e. Şule’ye ziyaretçi yasağı olduğu için halasına onun adını vermemesini tembih etmişti Senem. İkisi birlikte aşağı inip arka kapıdan çıktılar ve ön kapıda Cihat’ın olup olmadığını kontrol ettiler önce. Olmadığını görünce de tekrar içeri girip ön kapıya dolaştırlar.

“Abi sen de mi geldin?” dedi Senem şaşırarak.

Murat kız kardeşinin yanında gördüğü yüze kilitlenmişti. Gülhan hanım da o kadar şaşırmıştı ki bu benzerliğe, ikisi de Senem’in Şule’yi ilk gördüğü günkü haline benziyorlardı şimdi.

Senem onların halini farkedince kahkahayı bastı. Onun sesli gülmesi ile kendine gelen Murat ters bir bakış attı kardeşine. Gülhan hanımda Şule’yi bırakıp Murat’ı takip etmeye başlamıştı. Aslında özellikle getirmişti onu. Kızlara söylememişti onu getireceğini, Şule’nin Burcu’ya olan benzerliğini söylemesi de yasak olduğunua göre, böyle bir çözüm üretmişti kendi kendine. Falcılar yanılıyor olamazdı. Bu kadar benzediklerine göre bal gibi Şule’de olabilirdi Murat’ın aşık olacağı kız.

Murat o kadar sarsılmıştı ki yemek boyunca neredeyse hiç konuşmadı. Gülhan hanım sürekli ona bakıp, sonra Senem’e kaş göz ediyordu. Senem ağabeyinin şokunu anlayabildiği için kızmıştı biraz halasına aslında. Önceden uyarıp Şule ile tanıştırsalardı bu kadar sarsılmazdı. Şimdi ya her şeyi başa sararsa ne olacaktı? Gerçekten akıllı kimse yoktu bu ailede Senem’den başka.

Şule’de Murat’ın hikayesini bildiğinden rahatsız olmuştu bu durumdan. delikanlının rengi bembeyaz olmuştu onu görünce. Kim bilir neler geçmişti aklından. İstemeden bir işkenceyeye alet olmuştu bu gün. Onun da neşesi kaçtığı için az konuştu. Sadece Gülhan hanımın ardı arkası kesilmeyen sorularına kısa cevaplar verdi.

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s