İlacım sensin – Bölüm 1

Şule Cihat ile evlenmek için sonunda anne va babasını ikna etmişti Liseyi henüz bitirmişti ama Cihat ile birbirlerini gerçekten çok seviyorlardı. Üstelik ikisinin babası ortaktılar ve aileleri birbirlerini tanıyordu. Şule’nin babası kızının üniversiteyi bitirmeden evlenmesine baştan razı olmamış sonunda ortağının da ısrarına dayanamayıp ikna olmuştu. Cihat bu sene üniversite son sınıftaydı ve stajını kendi şirketlerinde yapıyordu. Kasım bey Şule’nin babasına çocuklar evlendikten sonra kızına  üniversiteyi bitirteceklerine söz vermişti.

Şule’nin annesi Makbule hanım kocasının “Evlensinler bari Makbule, Kasım şirkette her gün başımın etini yiyor inan.” demesinin ardından.

“Evlensinlerde İbrahim, pat diye çocukları oluverirse bu kız nasıl tamamlayacak tahsilini. Nereden baksan dört beş yıl çocuk yapmamaları lazım.”

“Dinlemiyorlar Makbule! Git kızınla konuş bunları istersen. Şirkete iki milyon borcum var biliyorsun. Kasım’ın nazıyla oynuyorum zaten. Cihat’da geliyor artık biliyorsun stajı var çocuğun. Israr ısrar sonunda evet deyiverdim bende!”

Makbule hanım İbrahim beyin onayından sonra son bir kez daha konuşmak istedi kızıyla.

“Anne söz veriyorum bitireceğim üniversiteyi! Zaten şirket babamla Kasım amcanın, sonrada Cihat ile benim olacak! Neyi dert ediyorsunuz bu kadar anlamıyorum ki?”

“Kızım ticaret bu belli mi olur! Bak kriz yüzünden dökülüyor dünyanın her yanı. Yarın bir gün işler tersine döner Allah korusun! Sen altın bileziğini tak koluna, bir mesleğin olsun. Sonra yine git çalış babanın şirketinde buna itirazı olan mı var?”

“Vallahi de, billahi de okuyacağım söz veriyorum” diyerek annesinin yanağına bir öpücük kondurdu Şule.

Cihat, İbrahim beyin onayının ertesi günü bir söz yüzüğü getirdi Şule’ye,

“Aşkım az kaldı yuvamızı kuracağız seninle! Babamla konuştum, benim şimdi oturduğum evi dekore edeceğiz eğer sen istersen. Ben  o evde oturmam dersen, yeni bir ev bakacağız ne dersin?”

“Ben seninle her yerde otururum sevgilim! Var işte senin evin, ne gerek var başka eve. Hem annemlere de çok uzak değil. Yeri de güzel!”

“Tamam o zaman en kısa zamanda nasıl döşeyeceğimizi konuşalım.”

İbrahim beyin ve Makbule hanımın onayıyla başlayan olaylar çorap söküğü gibi ilerlemeye başladı sonra. Cihat’ın bekar evini yeniden dekore etmesi için bir dekorasyon şirketi ile anlaşıldı. Şirketle kararları Şule alacak, Cihat karışmayacaktı. Yaz olduğundan eş, dost, ahbaplar tatildeydi, bu nedenle nikahın iki ay sonra Eylül sonu herkes döndükten sonra yapılmasına karar verildi. Şule’de gelinliğini bronz bir tenle giymek istiyordu.

İki aile kendi arasında küçük bir nişan yemeği yaptı. Şule o kadar mutluydu ki, sonunda Cihat ile evlenecekler ve masal gibi bir hayatları olacaktı. Annesi ve babası boşuna endişeniyorlardı. Bu masalda tatsızlıklara asla yer yoktu çünkü aşk her şeyi hallederdi.

Nikahtan önce Kasım bey ve eşi Nurten hanım da kısa bir tatil yapmak istiyorlardı. Nurten hanım evlilik hazırlıklarına başlamadan önce yazlıklarında biraz dinlenmek istemişti. İbrahim bey işin başında olduğuna göre, onlar dinlenip gelebilirlerdi. Gitmeden önceki gece dünürleriine uğrayıp birer kahve içtiler ve vedalaştılar. Dönüşte her iki aileyi de telaşlı bir dönem bekliyor olacaktı. Davetiyeler basılacak, düğünün nerede olacağına, davetli listelerine, masa düzenlerine ihtiyaçları olacaktı.

Cihat stajı devam ettiği için anne ve babasıyla yazlığa gitmeyecekti bu sene. Onlar Şule ile evlendikten sonra uzun bir balayı yapabilirlerdi nasılsa. Şule babasıan söz verdiği gibi sınavdan aldığı puanı tutan özel okula kaydını yaptırdı. Aslında söz vermişti ama onlar kadar ciddiye almıyordu bu okul konusunu. Sadece gönülleri olsun diye yazılmıştı. Bir iki yıl sonra atıldığında bir şey diyemeyeceklerdi artık evli olduğu için. O da Cihat gibi şirkette çalışacaktı sonuç olarak. Bir diploması olması gerekmiyordu bunun için.

Kasım bey ve Nurten hanım gittikten sonra, Makbule hanım tek başına kalan Cihat’ı yemeğe çağırdı bir iki kez. O hafta sonu misafir ağırladığından evde bolca, börek, kurabiye ve zeytinyağlı sarma kalmıştı. Son geldiğinde Cihat’da sarmayı çok sevdiğini söylediğinden,

“Şule kızım baban gelmeden bir taksiye bin, götür şunları nişanlına, yesin çocuk. İçime sinmedi” dedi kızına.

Zaten nişanlısını görmeye can atan Şule hemen aldı annesinin elinden paketleri “Tamam!” diyerek taksiyi aradı.

“Taksiyi beklet, kapıdan ver. Baban gelmeden evde ol! Duydun mu beni!” diye bağırdı koşarak dışarı çıkan kızının arkasından.

Kapı kapanmadan “Duydum anne!” diyen sesi geldi Şule’nin. Kendi kendine gülümsedi Makbule hanım. Kızın hala aklı bir karış havadaylen nasıl evlenip barklanacaktı acaba?

Şule taksiye biner binmez hayal kurmaya başladı. Evlendiklerinde böyle gidecekti o eve. Yüreği ağzına geldi heyecandan. Akşamları Cihat ile başbaşa romantik yemekler yiyeceklerdi. Bu yemekleri pişirecek biri gerekecekti tabi. Annesinin hazırladığı torbalara ilişti gözü. Annesi o yemek yapmayı öğrenene kadar biraz destek olurdu nasılsa. Mumlar alacaktı yeni evine. Akşam olunca bütün mumları yakacaktı. Hepsinin kokulu olmasına özen gösterecekti. Oldum olası severdi güzel kokuları. Yatak odasında çok eşya istemiyordu. Bir dergide görmüştü harika yatak odası takımları vardı. Bir yatak ve  bir de gardırop. Gerçi o zaman kıyafetleri sığar mıydı emin olamadı ama. Bir kısmını annesinin evinde bırakabilirdi kıyafetlerinin pekala, ihtiyacı oldukça da gelip alırdı. Düşündü içine sinmedi bu fikir. En iyisi dekorasyoncularla konuşup bir giysi odası ayarlamalarını istemekti belki. Evet bu daha iyi bir fikirdi. Aklına gelenleri not almaya karar verdi. Yoksa hepsini unutacaktı bunların.

“Geldik hanımefendi!” dedi taksici kendi dünyasına dalmış Şule’ye arabanın durduğunu farkettirmek için.

Şule aceleyle çıkarıp verdi adamın parasını, hayal kurmaktan yolun nasıl geçtiğini bile farkedememişti. Müstakil evin merdivenlerine gelince Cihat’ın nişandan sonra ona verdiği anahtar geldi aklına. Burası artık onun evi sayılırdı. Hayaline devam ederek sanki akşam işten elinde torbalarla gelmiş gibi düşünerek anahtarı çevirip açtı kapıyı. Girişteki salonun duvarları boyanmaya başladığından her şeyin üzeri naylonlarla örtülüydü.

“Aslında Kasım amcalar hazır yokken belki biraz onların evinde kalsa daha iyi olacak Cihat” diye düşündü kendi kendine, “Yoksa bu dağınıklığın ve kokunun içinde boğulup gidecek zavallı!”

Tam boya kutularına çarpmadan elindeki kutuları mutfağa bırakmak için yürüken, yukarıdan sesler geldiğini duydu. Demek evdeydi Cihat! Torbaları bırakıp, ona sürpriz yapmak için merdivenleri çıktı sessizce. Son basamağa geldiğinde duyduğu kadın sesiyle durdu.

“Cihat günüm geçti benim, test yaptıracağım. Eğer hamileysem ne olacak?”

“Ne demek ne olacak? Gidip aldıracaksın. Yakında evleniyorum ben unuttun mu?”

“Hayır unutmadım hayatım! Karını bulunca beni unutmazsın umarım!”

Cihat yarı çıplak kıza sarılırken gördü kapıda yüzü bembeyaz olmuş Şule’yi. Şule gördükleri ve duydukları karşısında donup kalmıştı. Yol boyu kurduğu evlilik hayalleri içinde paramparça cam kırıklarına dönmüş, yüreğine batıyordu şimdi.

“Doğurup birlikte bakarsınız!” dedi tükürür gibi ve hızla indi ve çıktı kapıdan. Taksiye annesinin söylediği gibi beklemesini söylemişti.

Cihat koşup ona yetişene kadar göz yaşları içinde bindi taksiye ve eve döndü.

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s