Akide şekerleri – Bölüm 6

Can hem halasını hem Betül’ü şirkette bulamayınca merak edip Mustafa’ya sormuştu. Mediha hanım ve Betül’ün neden doktora gittiğini bilen Mustafa, bundan Can’a bashedilmediğini bilmiyordu.

“Kadın doğumcuya gittiler, Betül hamile olabilirmiş dedi halam” diye cevap verdi doğrudan.

“Ne?” dedi şaşkınlıkla Can, “Peki bana neden haber vermediler!”

“Kadınların işine akıl ermez, belki de kesinleştirip söyleyceklerdir.”

Can hemen Betü’ü aradı telefonundan, uzun uzun çaldırmasına rağmen açılmadı telefon. Onun doktorun yanında olabileceğini düşünerek halasını aradı bu defa.

“Ah Can merhaba oğlum, dönüyorum bir sorun mu var?”

“Hala siz neredesiniz?”

“Bir işim vardı geliyorum” dedi Mediha hanım Can’ın olanları bildiğinden habersiz.

“Baba oluyor muyum söylesene?”

“Sen nereden biliyorsun Betül mü aradı?”

“Hayır Mustafa söyledi, Betül seninle değil mi?”

“Hayır onu evine bıraktım, ilk annesine söylemek istedi”

“Tamam ben şimdi oraya gidiyorum o zaman” diyerek kapattı Can telefonu. Heyecandan kalbi yerinden çıkacak gibi olmuştu. Demek baba oluyordu. Bu kadar erken baba olmayı beklemiyordu ama eli ayağına dolaşmıştı birden bire. Sanki bebek çoktan gelmiş ve o ne yapacağını bilemiyor gibi hissediyordu. Hemen Betül’lerin evine doğru yola çıktı.

“Ne oldu kızım ne müjdesi?” dedi Zehra hanım, bir yandan sürekli Nihal’i kolluyordu. Betül öyle mutlu görünüyordu ki Nihal’in değişen tavrını henüz farkedememişti.

“Bir bebek bekliyorum!” diye çığlık atttı Betül, “Bu bebek bizi bir araya getirdi bu gün inanabiliyor musunuz!” diyerek Nihal’e baktı sevgiyle ve o anda farketti Nihal’in bütün yüz hatları gerilmiş ellerini yumruk yapmıştı.

“Kardeşim sevinmedin mi teyze oluyorsun?” dedi endişeyle. Zehra hanım Nihal’in Betül’e doğru bir adım attığını görünce hemen onun önüne geçti.

“Nihal, kızım her şeye yeniden başlayabilir, bir aile olabiliriz!”

“O benim babamı öldürdü ve şimdi de hayallerimi çaldı! Ben onunla bir aile olmak istemiyorum! O olmasaydı ikimiz bir aile olabilirdik anne, bu yüzden ondan kurtulmamız gerek!”

“Nihal o kimseyi öldürmedi yavrum baban o gece senin istediğin çikolatalı pastayı bulmak için çıktı evden!”

“Yalan! Babam hep bu yılanın dediklerini yapardı. O ağladığı ve naneli şekerleri beğenmediği için çıktı!”

“Hayır kızım, sen ağladığın ve Betül ile aynı naneli şekerleri değil, çikolatalı pasta istediğini söylediğin için çıktı. Betül senin bağırmalarından korktuğu için ağlıyordu sadece. Babanı o öldürmedi, kimse öldürmedi ikiniz de çocuktunuz. Bu sadece bir kaderdi.”

“Seni de zehirlemiş bu yılan! Şimdi ikiniz bir olup benim babamın katili olduğuma mı inandırdınız kendinizi!” diyerek annesini tutup savurdu Betül’ün önünde. Zaten zayıf olan Zehra hanım, koltukların önüne doğru düşüp kaldı yerde.

“Anne!” diye bir çığlık attı Betül, tam onun yanına gitmek üzere hareketleniyordu ki Nihal saçlarından yakalayıp dizlerinin üzerine oturttu onu.

“Nihal yapma, bak karnımda bir bebek var benim!”

“O da senin gibi bir yılan olacak nasılsa!” diyerek kardeşinin karnına bir tekme savurdu Nihal. Betül iki büklüm oldu halının üzerinde.

Tam o sırada kapının önüne gelen Can içerdiden gelen bağrışmaları duyunca, zaten sağlam olmayan kapıyı bir omuzla kırıp girdi içeri. Karısını yerde iki büklüm başında Nihal ile görünce, hızlıca koşup yakaladı Nihal’i kollarından ve sarsmaya başladı.

“Sen ne istiyorsun bu insanlardan! Bir daha seni karımın yanında görürsem mahvederim anladın mı?” diye bağırmaya başladı.

Betül hemen annesinin yanına koşup nabzını kontrol etti. Elleri öyle titriyordu ki bir türlü kadının nabzını bulamıyordu.

“Anne! Anne aç gözlerini lütfen!” diye ağlamaya başlayınca, Can farketti yerdeki kadını.

Can’ın bir anlık gafletinden faydalanan Nihal koşarak çıkıp gitti evden. Hemen bir ambulans çağrıldı. Can Mediha hanımı aradı ve ona hastaneye gelmesini söyledi.

Neyseki bebeğe de Betül’e de bir şey olmamıştı. İkisinin de sağlık durumları iyiydi. Sadece biraz kas ezilmesi vardı. Ancak Zahra hanımın durumu iyi değildi. Bilinci yerinde değildi ve çok ciddi bir sarsıntı yaşamıştı.

Can Nihal hakkında polise şikayette bulunmuş bir kaç sonra Nihal kıskıvrak yakalanmıştı.

Can baba olduğunun sevincini yaşayamadan karısının ve annesinin hayatını kurtarmıştı. Betül sürekli ağlıyordu, Nihal’in onun bebeğine karşı bile bu kadar acımasız olabilmesini anlayamıyordu bir türlü. O hep kardeşinin iyi biri olduğuna inandırmıştı kendini. Gördüğü canavar Nihal olamazdı bu yüzden.

Mediha hanım, Nihal’in hasta olduğunu konusunda uzun uzun dil döktü Betül’e. O da elbette böyle biri olmak istemezdi. Bu bir hastalıktı ve o hasta olduğunun farkında değildi. Bir çok aile bu tür hastalıkları karakter özellikleri sanarak idare etmeye çalışıyor. Ancak her şey sonunda içinden çıkılmaz bir hale dönüyordu. Hasta insanalrın kötü huylu olduklarını söylemek doğru bir şey değildi bu yüzden. Nihal için muhtemelen geç kalınmıştı. Yine de hâlâ gençti ve belki doğru tedavilerle iyi olabilirdi.

Zehra hanım bir süre daha bilinci kapalı kaldıktan sonra gözlerini açtı. Ancak tüm bu yaşanılanlara kadıncağızın ruhu dayanamamış o da akli dengesini kaybetmişti. Betül’ü kendi annesi sanması ile başlayan süreç, onun bir bakım evinde tedavi edilmesi kararı ile sonuçlandı. Betül doğacak bebeği ile birlikte annesine bakamazdı ve Zehra hanım profosyonel bakım isteyen bir duruma gelmişti.

Betül’ün diploma töreni, Can’ın ona evlenme teklif ettiğinde düşündüğü gibi olmamıştı. Annesi ve kız kardeşi yanında değildi. Karnı neredeyse burnuna değecek kadar büyümüştü ve doğuma bir ay vardı. Mediha hanım, Can ve Mustafa onu törende yanlız bırakmadılar.

Nihal’in çıkarıldığı mahkeme onun bir sinir hastalıkları hastanesine yatırılmasına karar vermişti. O hem bir şizofre hem  manik-depresifti ve muhtemelen doğuştan gelen bir hastalığı vardı.  Yıllar boyunca ihmal edilen hastalıkları sonunda onun tüm karakterini ele geçirmiş bambaşka birine dönüşmüştü. Hastalığı geriletme şansları yoktu ancak onu sakin ve zararsız tutarak, ömrünün sonuna kadar mümkün olduğunda huzurlu yaşatabilirlerdi.

Tüm bu karmaşa ve acı dolu sürecin ardından Betül evlerine taşındıklarının ilk haftasında bir erkek çocuk dünyaya getirdi. Bebeğin anne sütünden kesilmesinin ardından Can ile birlikte şirketin hukuk bölümünde beraber çalışacaklardı. O zamana kadar bebeği ile olabildiğince yakın olmak istiyordu. Mediha hanım torunun gelmesinin ardından şirket işlerinin büyük bir kısmını Mustafa’ya devredip Betül ve bebekle daha çok zaman geçirmeye başladı. Can ve Mustafa’nın ailesi nikahta bulunamasalarda bebeğin gelmesinden önce gelip gelinleri ve  oğullarıyla bir yemek yeme şansına sahip olabildiler ve bebek doğana kadar geri dönmediler.

Betül’ün şimdi büyük ve mutlu bir ailesi vardı. Nihal’in çocukluğundan beri sahip olmak istediği her  şeye sahip olmuştu gerçekten ama bunu ona nispet olsun diye yapmamıştı elbette. Nihal ise şehrin dışındaki o hastane odasında tek başınaydı şimdi, annesi de bir başka hastanede gözetim altındaydı.

Bir gün babasından akide şekeri istemesi ile başlayan hikaye her birini hiç ummadıkları noktalara sürüklemişti.

SON

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s