Akide şekerleri – Bölüm 2

Nihal olayının hemen ardından Can hikayeyi halasına anlatmıştı. Betül iyi bir kıza benziyordu ancak ailesinde bu kadar problem varken Can ile ne kadar mutlu olabileceklerinden emin değildi. Bu konuyu Can ile konuştuğunda o her şeye rağmen onunla evlenmek istediğini, her ailede sorunlu insanlar olabileceğini söyledi. Aslında haksız değildi ama Nihal her ailede olabilecek sorunlu karakterlerden biraz daha tehlikeli görünüyordu.

Şimdilik Betül’e daha fazlasını söylemeye ihtiyaç duymadı. Nihayetinde ikisi de çok gençtiler ve aşk sandıkları duygular kısa zamanda su buharı gibi kaybolup gidebilirdi. Bu nedenle biraz daha bekleyip neler olacağını görmek istiyordu. Ayrıca tüm bu fırtınalı hayatın Betül  üzerinde nasıl bir etki yaptığını  da gözlemlemeye karar verdi.

Başını önüne eğmiş karşısında oturan kıza dönüp, “Tamam Betülcüğüm şimdi işine  dönebilirsin daha sonra yeniden konuşacağız” dedi gülümseyerek. Betül başıyla selamlayarak kalktı sandalyeden, tam kapıyı açacağı sırada;

“Gerçekten çok üzgünüm Mediha hanım” dedi dönüp.

“Hayatının her detayını iş yerlerinde anlatmamalısın aslında ama bu defa önceden Can’a bahsetmiş olman seni kurtardı. ” dedi Mediha hanım nasihat verir gibi.

Betül bir kez daha kızardı ve yeniden başıyla selam verip çıktı odadan.

Mediha hanım Can’ın kızın munisliği ve mağdurluğu yüzünden ondan etkilenmiş olabileceğini düşündü bu kez. Gerçekten de Betül çok sessiz ve uyumlu bir kıza benziyordu. Can’ın hırçın ve baskın tavrı karşısında her  şeyi alttan alıyor olmalıydı kardeşine yaptığı gibi. Bu da delikanlının kendini daha güçlü ve ihtiyaç duyulur hissetmesine neden oluyordu muhetmelen. Hissettikleri duyguların gerçek olup olmadığını zaman gösterecekti nasılsa.

Batül’ün okulu bitirmesine bir yılı kalmıştı. Bir yıl sonra diplomasını  alacak ve okuduğu mesleği olan avukatlık yapmaya başlayacaktı o da Can gibi. Can muhasebede çalışan birinin hukuk okuyor olmasına çok şaşırmıştı ilk duyduğunda. Muhasebe işlerinin yanı sıra onunla şirketin hukuksal durumlarını da paylaşmaya başlayınca  ikisi daha çok sohbet eder oldular. Hatta Can diplomasını aldığında ikisinin beraber bu işleri takip edebileceklerini söylüyordu sık sık.

Betül Can ile aralarında gelişen arkadaşlıktan annesi Zahra hanıma bahsetmişi ama Nihal’e bir şey söylememişti. Zaten ikisi kardeş oldukları halde hayatları ile ilgili herhangi bir şeyi paylaşmıyorlardı. Nihal bir otel gibi eve girip çıkıyor, annesi ve onun yaşadığı veya hissettği şeylere zerre kadar ilgi göstermiyordu. Tek istediği ihtiyaçlarının karşılanması ve isteklerine karşı gelinmemesiydi. Zehra Hanım artık ona söz geçiremediği için peşine düşmeyi de bırakmıştı. Kızının kocasının ölümünden sonra bir tramva yaşadığını ve bunu atlatamadığına inanıyordu. Onu daha küçükken bir psikoloğa götürmekte istemiş ancak buna yetecek parası olmayınca yapamamıştı.

Nihal ve Betül doğduklarından beri ak ve kara gibiydiler. Betül ne kadar sessiz ve  uyumluysa, Nihal’de o kadar yırtıcı ve hareketliydi. Huyları bile paylaşamamışlardı aralarında. Zehra hanımın da iki ablası vardı ama ikisi ile de arasındaki ilişki Nihal ve Betül gibi değildi. Bu yüzden ikisinin durumlarını yaşadıkları tramvaya bağlıyordu sadece. İkisi de evladıydı, birini diğerinden ayırmak aklının ucundan bile geçmezdi ama Betül daima annesine destek olurken, Nihal gerçekten canını tüketmişti zavallı kadıncağızın.

Betül’ün iyi bir çocukla arkadaşlık ediyor olmasına sevinmişti Zehra hanım. Kendisine bir şey olursa bu iki kızın aynı evde birbirlerini barındırmayacaklarını biliyordu. Bu yüzden kendi sağlığı iyice bozulmadan önce onları sıraya katmak ve ayrı ayrı mutlu olduklarını görmek istiyordu. O kadar gezip tozuyor olmasına ve zengin bir koca ile evleneceğini söylemesine  rağmen Nihal henüz hayatında ciddi bir ilişki olduğuna dair bir şey anlatmamıştı. Onun çabucak evlenip gideceğini beklerken, daha sessiz ve içine kapanık kızının biriyle beraber olduğuna sevinmişti çünkü Nihal onun elindeki her şeyi alır ortada bırakırdı büyük ihtimalle Zehra hanımın ardından. Betül’de her zaman yaptığı gibi sessiz kalırdı büyük ihtimalle.

Nihal’in şirkete gelip oynadığı oyunu annesine anlatıp anlatmamakta kararsız kalmıştı Betül başlangıçta. Ancak Nihal bundan sonra da benzer girişimlerde bulunursa ikisinin de başı onun yüzünden belaya girebilirdi. Bu yüzden çok üzüleceğini bilse bile yine de annesine olanları anlattı.

Zehra hanım ne diyeceğini bilemeden dinledi Betül’ü. Eğer gerçekten Can ile yakınlaşmamış olsalardı, şimdi büyük ihtimalle çalıştığı iş yerini dolandırmaktan polis ve mahkeme ile uğraşıyor olacaklardı. Üstelik ikisinin de adı dolandırıcıya çıkacağından bir daha hayatları boyu bu lekeyi silemeyeceklerdi.

“Verilmiş sadakamız varmış” dedi Zehra hanım, kızının yaptıklarına inanamıyordu gerçekten.  Bu yaptığının sadece Betül’e değil, kendine de zarar vereceğeni düşünemeyecek kadar gözü dönmüş olmasına inanamıyordu daha çok. Betül kardeşinin bu davranışını ondan intikam almak bir yana para için olduğunu düşünüyordu daha çok. Eğer parayı alabilmiş olsaydı ortadan kaybolacaktı muhtemelen ve olan sadece Betül’e olacaktı. Böylece bir taşla iki kuş vurmuş olacaktı. Gerçekten ucuz atlatmışlardı. Mediha hanıma ailesinin bu kadar özelini anlatmak zorunda kaldığı için biraz utanmıştı ama yapabileceği başka bir şey yoktu. İnsanlar kardeşini tanımıyordu. Onun bu anlattıkları Nihal’in bir canavar olduğunu düşünebilirlerdi. Oysa annesinin de dediği gibi onun babasının kaybını atlamadığı için böyle davrandığını biliyordu Betül. Onlar kardeşti ve Nihal ne olursa olsun içinde bir yerlerde iyi bir insandı. Sadece nasıl göstereceğini bilemiyordu. Büyürken bir babaya duyduğu ihtiyacın acısını annesi ve onu üzerek bastırma yolunu seçmişti. Tabi babasının ölümünden onu sorumlu tutuyor olması haklı bir suçlama değildi ama bir gün mutlaka yanıldığını anlayacaktı. Bu sadece bir kaderdi ve yaşamışlardı hepsi birlikte. En azından annesi ve  o böyle olduğuna inanıyorlardı. Nihal’de bir gün bu gerçeğin farkına varacaktı elbette.

Can, Betül’ü halasının çağırdığını duyunca, kadının  kızı daha iyi tanımak için çağırdığını anlamıştı.  Betül olan biteni ona anlattıktan sonra ;

“Halama seninle evlenmek istediğimi söyledim.” dedi pat diye.

Henüz duygularını bile tam itiraf edememişken ve üstelik böyle vahim bi rolayı henüz atlatmışken birden bire evlilik lafını duyunca çok şaşırdı Betül.

“Yani neyi bekleyeceğiz ki?” dedi Can gülümseyerek. Birbirimizi anlıyoruz, seviyoruz da. Öyle değil mi?” dedi Betül’ün gözlerine bakarak.

“Ben ne söyleyeceğimi bilemiyorum, çok ani oldu” dedi Betül utanarak.

“Söylecek  bir şey yok, bence hemen evlenelim” dedi Can coşkuyla.

“İyi ama benim okulum bitmedi henüz, üstelik annemle de konuşmam gerekiyor. Biliyorsun onun bana ihtiyacı var. Yeni halan henüz hakkımdaki tüm gerçekleri öğrendi bir de, beni gelin olarak isteyeceğini pek sanmıyorum. ”

“Benimle burada çalışacağına göre bir diploman olmasına gerek yok aslında ama sen bilirsin tabi. Annenle konuş elbette, onların ihtiyaçlarını ben de karşılarım evlendikten sonra hiç sıkıntı çekmezler. Halamı da bana bırak”

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s