Kuma – Bölüm 8

Sema yüzündeki gülümsemeyi kontrol edemedi.  Şehnaz hanım onun güldüğünü görünce baktı ters ters, başıyla içeri gitmesini işaret etti. Bu kız da iyice arsız olmuştu artık.

“Hasan, ne oldu oğlum, öyle pat diye boşanılır mı bunca yıldan sonra?”

Şehnaz hanım bir torunu olsun istiyordu ama oğlunun yuvasının yıkılmasına da gönlü razı değildi. Zarife  ile birbirlerini sevdiklerini biliyordu. O sevmiyordu ama iyi kızdı Zarife şimdi. Hakkını yiyemezdi.

“Anne uzatma, konuşmak istemiyorum”

“Ne demek konuşmak istemiyorum! Cevap ver bana?” dedi Şehnaz hanım öfkeyle, “Ne yaptı bu kız boşayacak kadar, başkasının altına mı yattı?”

Hasanın gözlerinde şimşekler çaktı yine öfkeden, dişlerini sıktı ama cevap vermedi annesine. Şehnaz hanım oğlunun yüzünden anladı düşündüğü şeyi.

“Günaha girme oğlum, gözünle mi gördün?” dedi hayretle. Öfkesi birden şaşkınlığa dönüşmüştü.

“Zarife hamile ana!”

Sema’nın gösterdiği mesaj aklına gelince, başından aşağı kaynar sular döküldü Şehnaz hanımın.

“Vay başımıza gelenler!” diye dövünmeye başladı bir anda, “Koynumuzda yılan mı beslemişiz bunca yıl!”

Hasan kalktı içeri gitti. Şimdi Şehnaz hanımın dövünmesini çekemezdi. Sema kayınvalidesinin ağıt yaktığını  duyunca koştu geldi mutfaktan.

“Hayırdır ana? Birine bir şey mi olmuş?”

“Ah sorma! Ah sorma!”

“Ne olmuş anne?”

“Zarife kaltağı Hasan’ımı boynuzlamış!”

Bu defa şoka girme sırası Sema’ya gelmişti. Tamam bir sürü oyun çevirmişti başından beri ama Zarife safın biriydi. Onun cesareti yetmezdi bir kere Hasan’ı boynuzlamaya.

“Nasıl yani?” dedi biraz daha  detay öğrenebilmek için.

“Hamileymiş kızım! Daha ne olsun!”

“Tam zamanında” dedi Sema içinden. Planını tam zamanında devreye sokmuştu. Aslında Zarife’nin Hasan’ı aldattığı sonucuna varacaklarını hiç hesaplamamıştı. Onun niyeti sadece Şehnaz hanımın bebek baskısından kurtulmaktı. Artık yapacak bir şey yoktu. Bunların hepsi oyundu diyemezdi. Zarife hamile kaldığına göre o da kalabilirdi. Birden gerildi. Sabah eczaneden bir doğum kontrol hapı alacaktı hemen.

Şehnaz hanım dövündükçe hırslandı. En sonunda dayanamadı Zarife’yi aradı. Zarife kocasına kavuşma umuduyla heyecanla açtı kayınvalidesinin aradığını görünce.

“Alo anne, Hasan orada mı?”

“Sus! Bir de utanmadan anne diyor bana. Sen nasıl yaptın oğluma bunu önce söyle. Yedi düvele rezile edicem seni. O karnındaki piçinle sürüm sürüm süründürücem.  Melek yüzlü şeytanmışsın haberimiz yokmuş. Puh!” dedi kapadı telefonu.

Zarife kalakaldı telefonun ucundan. Kimseye derdini anlatamıyordu. Bu çocuk yüzde yüz Hasan’ın çocuğuydu. Dinlemiyorlardı ki anlatsın. Bir kısırlık hikayesi çıkmış hepsi sağır olmuştu sanki. Bu nasıl bir utançtı böyle, haksız yere nasıl bir leke çalıyorlardı alnına. Hasan onu boşar, ele güne başkası ile yattı diye anlatırlarsa nasıl çıkardı el içine. Yok Hasan yapmazdı bunu. Şimdi neye öfkeliyse ondan yapıyordu muhtemelen. Öfkesi dinince dinlerdi Zarife’yi. İki gündür ağlamaktan gözlerinde yaş tükenmişti zavallının.

Hasan akşam iş çıkışı yeniden eve geldi. Zarife bu defa sessizce bekledi salonda. Hasan yatak odasına geçip, gardırobun üzerinden  valizi çekti önce, dolapta ne kadar kıyafeti varsa doldurdu. Valizi kapatıp salona geçti.

“Yarın gene  geleceğim, avukata gittim  bu gün. Sen de eşyanı topla nere gidiyorsan git. Bu ev benim evim, seni evimde istemiyorum artık. Bir daha yüzünü de görmek istemiyorum. Yarın geldiğimde sakın burada olma!”

“Hasan yemin ederim bu çocuk senin çocuğun. Ne olur dinle beni. Bir doktora gidelim. Sen kısır olamazsın.”

“Tiksiniyorum senden, defol git bu evden. Boşanma işlemleri başladı yakında gelir haberi sana.” deyip çıktı Hasan yeniden kapıdan.

Hasan gerçekten de bir avukata gitmişti öğlen, avukat telefona gelen kısa mesajın yasal olmadığını söyleyip, kısırlığını belgeleyecek bir rapor almasını istemişti doktorundan. Bir kaç gün içinde gidip isteyecekti raporu.

Zarife ne yapacağını şaşırmıştı. Hasan çıkar çıkmaz, kayınvalidesini aradı.

“Anne ne olur dinle, yardım et. Hasanım beni bırakmasın. Çocuk yemin ederim onun.”

“Puh! Arsız şeytan!” deyip kapattı Şehnaz hanım telefonu. İki gündür tansiyonu fırlamıştı gerçekten.

Sema bir kedi uysallığı ile geziyordu evin  içinde, sabah ekmek almaya çıkınca, koşup almıştı doğum kontrol haplarını.

Zarife’nin o kadar zoruna gidiyordu ki bu olanlar, ciğerini söküp çıkarmak istiyordu içinden. Şimdi ne yapacaktı bu karnındaki çocukla. Onu doğursa ne diyecekti çocuğuna, ailesine dönse onlara ne diyecekti. Şehnaz hanım muhtemelen dönüp ailesine de anlatacaktı bunları. Sizin kızınız kaltak diyecekti. Aldattı oğlumu bir başkası ile. Bir de hamile kalmış üstelik. Nasıl yaşaycaktı bu utançla. Kimin yanına sığacaktı. Gitse uzaklara bir yerlere kaybolsa buralardan ne iyi olurdu. Belki bir  işe girer, çocuğunu doğurup bakardı. Nereye gidecekti, parası mı vardı sanki. İyice sokaklara düşerdi. O zaman “işte gördünüz biz size demiştik” derlerdi bunlar. Başı dönüyor, midesi bulanıyordu iyice.

Ecza dolabına zorla gitti, bir ilaç aramaya. İlaç şişesinin üzerindeki yazıyı okuyamadı gözleri kararıyordu. Sonra birden bir fikir geldi aklına. Şişeyi alıp mutfağa gitti. Koca bir bardak su doldurdu. Şişeyi avucuna boşalttı önce. Sonra hepsini ağzına atıp, üzerine bir bardak suyu içti.

“Bebek seni bu utanç dolu dünyada yaşatamam, affet  beni! Ben de yaşayamam!”

Gidip salondaki kanepeye uzandı sonra.

Hasan fazla vakit kaybetmemek için hemen o gün gitti doktora. Doktor bu sinir olduğu adamı yeniden karşısında görünce gerilidi iyice.

“Beyefendi kısır olduğunuzu söyledim yine niye geldiniz?”

“Doktor hanım, rapora ihtiyacım var”

“Ne raporu?”

“Kısır olduğuma dair rapora”

Doktor Sema’yı korumak için herhangi bir rapor çıkarmamış sadece mesaj atmıştı ikisine. Hatta tahlileri sisteme bile girmemişti. Girse de zaten Hasan’ın kısır olmadığı görünürdü oradan.

“Ne yapacaksın raporu?”

“Boşanacağım, karım hamile” dedi sıkıntıyla Hasan.

Doktor Sema’dan bahsettiğini sanmıştı Hasan’ın. Kızı koruyalım derken bu sefer iyice başını belaya sokmuşlardı demek. Derin bir nefes alıp, oturdu Hasan’ın karşısına ve olan biteni anlattı baştan.

“Yani Hasan beyciğim, çocuk sizdendir. Karınız sizden ve annesinden korkusuna yaptı böyle bir şeyi.”

Hasan gözleri faltaşı gibi açılmış dinliyordu doktorun söylediklerini. Yani bu Sema ile doktor iş birliği yapmışlar ona kısırsın mı demişlerdi.

“Aman Allahım” dedi panikle. Zarife’ye neler ediyordu iki gündür. Kıza evden defol demişti bu sabah. Namusuna laf etmişti.

“Hasan bey  iyi misiniz?” dedi doktor Hasan’ın yüzünün bembeyaz olduğunu görünce

“Allah sizin belanızı versin’ Nasıl doktorsunuz siz ha! Dava edicem sizi göreceksiniz. Bitiricem meslek hayatınızı!” diye bağırarak çıktı doktorun yanından. Bir an önce eve gidip Zarife’yi durdurması gerekiyordu şimdi.

“Allahım ne yaptım ben. Köyden gelen bacak kadar kızın elinde oyuncak oldum, Zarife’me ne yaptım Allahım” diye koşa koşa eve gitti hemen. Kapıyı açıp girdi içeri.

“Zarife! Zarife neredesin?”

Kadının sesini duyamayınca odaları dolaştı, en son salona girdi. Kanepede uyuyordu, gitmemişti.

“Zarifem! Affet beni ne olur affet” diye koştu önüne, tuttu karısının elini ağlamaya başladı. Kızın eli buz gibi olmuştu. Panikle yüzüne baktı karısının. Bembeyazdı. Sonra yerdeki ilaç şişesine takıldı gözü.

“Zarifeeeeeeee!”

SON

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s