Kuma – Bölüm 7

Zarife mutlulukla açtı kapıyı kocasına. Saatlerdir içi içine sığmıyordu sevinçten. Hasan’ın yüzünü asık görünce, yorgunluğuna verdi. “Hele bir üzerini başını  değişsin de öyle söyleyeyim” diye geçirdi içinden Onun yüzündeki ifadenin tadını çıkarmak istiyordu baba olacağını duyunca.

Hasan başıyla karısına selam verip geçti içeri dalgın dalgın. Kadıncağız bir çocukları olsun diye öyle heves ediyordu ki son günlerde, yüzüne bakamamıştı utancından. Nasılsa söyleyecekti ona, karısından saklamayı düşünmüyordu elbette. Zarife’nin ona olan sevgisinden bir şey eksileceğini sanmıyordu kısır olduğunu duyunca. Anasının torun diye tutturup Sema’yı getirmesinden sonra gurur meselesi yapmıştı Zarife. Ondan hevesi artmıştı bu kadar  çocuk diye biliyordu. Üstelik bir de şeytana uymuştu ona verdiği sözden dönüp. İkiydi utancı aslında ama ikincisinden bahsetmeyi düşünmüyordu Zarife’ye. Sema gitsin köyüne diye tutturursa diye korkuyordu bir tek.

Üzerini değişip geldi oturdu sofraya. Zarife onun gözünün içine bakıyordu biraz  gülümsesin diye ama belli ki canı çok sıkılmıştı adamın bu gün.

“İyi ya işte,” dedi kendi kendine “bundan güzel haber mi olur, söyleyeyim gitsin”

“Hasanım”

Hasan öyle dalmış gitmişti ki duymadı Zarifeyi.

“Hasanım, sana  bir diyeceğim var benim”

Bir rüyadan uyanmış gibi kaldırdı kafasını Hasan.

“Dalmışım.” dedi özür diler gibi, “Ne diyecektin?”

“Ben bu gün gebelik testi yaptım”

Hasan başını önüne eğdi yeniden. Utancından kaçacak yeri yoktu şimdi. Hasan’ın sessizliğinden rahatsız olan  Zarife “Sormayacak mısın sonucu?”

“Neyini sorayım” dedi Hasan bıkkın bir sesle.

Zarife’nin hayal ettiği an böyle bir şey değildi ama yine de vazgeçmedi söyleyeceğinden. Saatlerdir bekliyordu bu anı, hatta aylardır.

“Hamileyim Hasanım, bir bebeğimiz olacak” dedi sevinçle. Ayların heyecanı, mutluluk olarak iniyordu yanaklarından şimdi.

Hasan taş kesti bir anda. Doğru mu duyuyordu? Yoksa bütün gün kurup kuruşturduğu için bir kabusa mı girmişti zihni.

“Nesin?” dedi sert bir sesle.

Karısı onunla dalga geçiyordu herhalde. Yoksa Sema doktorla konuşup, öğrenmiş, Zarife’ye mi yetiştirmişti hemen. Şimdi bir olup dalga mı geçiyorlardı onunla.

Zarife durdu bir süre Hasan’ın bu garip tepkisinden bir şey anlayamamıştı.

“Hamileyim Hasanım. Artık bir çocuğumuz olacak. Sevinmedi mi?”

Hasan gözleri fal taşı gibi açılmış bakıyordu Zarife’ye şimdi. Daha yeni kısır olduğunu öğrenmişti. Karısının dalga geçer gibi bir hali de yoktu. O kısırdı, bebek ondan olamazdı. Öyleyse?

“Ne diyorsun kadın sen?” diye kükredi Zarife’ye bakıp, eli sinirle tabağına çarptığından bütün çorba dökülmüştü masaya.

Zarife korkuyla sandalyesine sinmiş bakakalmıştı kocasının yüzüne. Ne oluyordu bu adama böyle. Bir bebek yüzünden başlarına gelmedik kalmamıştı. Şimdi nihayet hamileydi işte.

“Çocuğumuz olacak” dedi titreyen bir sesle. Az önceki mutluluk gözyaşlarına korkunun ki eklenmişti şimdi.

“Ne çocuğu be? Dalga mı geçiyorsun sen benimle?” dedi kadının kolundan tuttu hırsla Hasan.

“Yok Hasanım niye dalga geçeyim? Anlamadım neye kızıyorsun?”

“Bir de soruyor! Kimden peydahladın o çocuğu ha söyle? Kimden?” diye bağırarak silkelemeye başladı Zarife’yi Hasan. Öfkeden gözü dönmüştü. Demek çocuk olmayınca, sırf kuma gitsin diye başkasının altına yatmıştı bu kaltak. Bunca yıldan sonra bunu da mı görecekti Hasan.

Zarife duyduğu sözlerden şoka girmişti.

“Ne diyorsun Hasan? Senden bu çocuk! Aklımı alma benim, gözünü seveyim dur, neler oluyor?”

Hasan elini kaldırdı, tam Zarife’nin suratına bir tokat patlatacaktı ki, onun gözlerindeki korkuyu görünce yapamadı. Kadın zangır zangır titriyordu. Korkudan küçülüp kalmıştı zavvallı. Onu savurdu koltuğa doğru, kapıyı vurdu çıktı evden.

“Allahım aklımı oynatacağım!” diye söyleniyodu yürürken kendi kendine, “Ulan ben kısırsam bu çocuk nasıl oldu?”

Zarife’nin böyle bir şey yapacağını aklı almıyordu, çıkarıp telefonundaki mesaja baktı yeniden. Çevirip aradı doktoru hemen.

“Doktor hanım, hayat memat meselesi bu, söyle bana kısır mıyım, değil miyim?”

Akşamın bir saati arayanın  kim olduğunu anlayamadı doktor önce, sonra Sema’nın kocası olduğunu anlayınca, tiksindi yeniden ondan.

“Kısırsınız Hasan bey” dedi tükürür gibi. Allah bilir kıza ne eziyetler edecekti kısır olmadığını bilse, “Bu saatte aranmayacağını billmeyecek kadar da kabasınız” dedi ve kapattı telefonun hırsla. Artık kendini tutamıştı.

Oturdu kaldı kaldırımın kenarına Hasan. O Zarife için üzülürken, neler yapmıştı Hasan’a. Bir de Sema’nın koynuna girdi diye üzülüyordu daha. Hadi o nikahlı karısıydı. Zarife kimin koynundaydı acaba? Hırsla ayağa kalktı yeniden ve doğruca annesinin evine gitti.

“Hayırdır oğlum bu saatte?” dedi Şehnaz hanım kapıda alı al, moru mor Hasan’ı görünce.

“Zarife ile kavga ettik ana, ben burada kalacağım bu gece”

Şehnaz hanımın ağzı kulaklarına vardı “kalacağım” lafını duyunca, “Buyur gel oğlum, iyi yapmışsın. Sema’da çok sevinecek şimdi.”

Hasan’ın bu saatte gelmesini beklemeyen Sema’da şaşırmıştı onu görünce ama Şehnaz hanımın düşündüğü gibi sevinmişti de. Zarife’den kaçıp, ona gelmişti adam demek. Olacağı buydu tabi. Sema’nın bütün planları işliyordu.

Hasan o gece ikisine de bir şey anlatmadı. Sema’nın koynuna girdi uyudu bütün gece, sonra kalkıp işe gitti.

Zarife bütün gece ne olduğunu anlayamadan bekledi kocasını. Hayatlarının en mutlu günü olacağını sandığı gün kabusa dönüşmüştü. Başkasının koynuna girmekte ne demekti? Nereden aklına gelmişti Hasan’ın böyle bir şey. Biri kocasının aklını mı bulandırmıştı yoksa. Yoksa bu yine o Şehnaz denen kadın ile yalakası Sema’nın işi miydi?

“Yok canım” dedi kendi kendine. Onları bu tarafa mı geliyorlar da Hasan onların lafına inansın. Gururu kırılmıştı bir kez daha. Şu bebek yüzünden üzerine  kuma bile gelmişti. Şimdi bitmişti işte hamileydi. Artık bir kumaya gerek yoktu. Tam her şey yoluna gireceği sırada, ne oluyordu kocasına böyle?

Hasan işe uğramadan önce eve gitti yeniden sabah. Akşam ev kıyafetleri ile çıkıp gitmişti. Kapıyı açıp Zarife’in yüzüne bakmadan yatak odasına gitti ve üzerini değişti.

“Hasan ne oluyor Allahaşkına bir anlat?” dedi Zarife koluna yapışıp.

“Onu sana sormak lazım” dedi Hasan nefretle.

“Yemin ederim bir şey anlamıyorum.”

“Neyi anlamıyorsun be kadın? Neyi anlamıyorsun ha? Utanmadan gelmiş bana hamileyim diyorsun.”

“Niye utanayım Hasan’ım o bizim çocuğumuz”

“Hadi oradan nereden bizim çocuğumuz oluyormuş?”

“Kimin olacak Hasanım, deme böyle vallahi çok kalbimi kırıyorsun. Biri bir şey mi dedi ne  oldu sana?”

“Kısırım lan ben ! Kısır!” diye bağırdı Zarife’nin yüzüne doğru Hasan.

“Ne?” dedi Zarife şaşkınlıkla. Bir hata olmalıydı mutlaka.

“Doktora gittim. Kısırsın dedi. Anladın mı? Bu çocuk kimdense onun yanına git sende! Boşayacağım seni!” dedi ve kapıyı çarpıp çıktı evden.

Zarife kapıyı açıp bağırdı arkasından “Dur bir yanlışlık olmalı! Hasan dur bekle!”

Hasan arkasına bile bakmadan gitti. Akşam geri gelip gelmeyeceğini bile bilmiyordu Zarife. Eli karnına gitti şuursuzca, “Ah bebek! senin kaderin böyle mi başlayacaktı?”

Hasan ikinci akşamda kendi evi yerine annesinin evine gidince meraklandı Şehnaz hanım.

“Oğlum ne diye kavga ettiniz karınla, bir anlat hele?”

“Boşanacağız” dedi Hasan kısa yoldan. Bütün gün düşünmüş karar vermişti.

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s