Kuma – Bölüm 5

Sema, Zarife’nin gebelik ile ilgili sözlerini hiç söylemedi Şehnaz hanıma. Şimdi duyarsa o da vazgeçebilirdi belki. Kadının tek istediği bir torundu niyeyse. Gözü bir şey görmüyordu bu yüzden. Oysa öbür oğlundan vardı iki torunu  zaten. Kendini akıllı sanıyordu ama, Sema buradaki herkesten daha akıllıydı. Hasan’ı avucunun içine alınca göreceklerdi.

Şehnaz hanım hastalıkla oğlanı bir daha getirmekten ümidi kesince, şansını başka şekilde denemeye karar verdi. Oğlan haftada bir karısı ile geldiği için, ne Sema yanaşabiliyordu, ne de uğramıyorsun bahanesi üretebiliyordu.

Evlendiğinden beri annesinin evinde bir tadilat işi olduğunda önce Hasan gelir bakardı. Elinden gelirdi böyle işler. Eğer kendisi halledemeyeceğine kanaat getirirse, bir usta alır gelirdi. Ev boyanmayalı üç yıl olmuştu . En son evlenmeden önce boyamıştı Hasan.  Zaten küçük olan evin boyası en çok iki gün sürerdi her zaman. Hasan ile Zarife’nin geldiği bir akşam açtı konuyu Şehnaz hanım.

“Hasanım ya evin duvarları da simsiyah oldu artık. Sen de çok yoruluyorsun biliyorum ama elin çabuktur. Bir haftasonu gelsen de boyayıversen kış girmeden. Gelen gidene karşı utanıyorum. Şu kız akşama kadar evi paklıyor, duvarların kirinden gözükmüyor temizlik.”

Hasan şöyle bir başını kalıdırıp duvarlara baktı. Gerçekten de köşelerde isler iyice birikmişti. Sobalı evdi burası ne yapılsa is oluyordu.

“Tamam, ben hafta sonu boyayı alır gelirim” dedi çayını yudumlarken.

Cumartesi sabahı erkenden geldi Hasan boya kovaları ve malzemelerle. Şehnaz hanım ile Sema boya için hazırlıkları yapmışlar. Eşyaların üzerine eski örtüleri çoktan sermişlerdi. Hasan’ın yalnız geldiğine sevinen Şehnaz hanım, niyeti belli olmasın diye sordu hemen; “Zarife de gelseydi keşke, yaprak sarardık beraber.”

“Zarife’nin misafiri gelecekmiş ana, yoksa gelecekti.”

Hiç oyalanmadan salonun duvarları ile başladı Hasan. Sema sürekli etrafında dolanıyor, çay getiriyor. Dökülenleri temizliyorum numarasıyla eğilip doğruluyordu Hasan’ın önünde. Hasan gözlerini duvardan ayırmamaya çalışarak işine devam ediyordu.

Öğlen yemeklerini yedikten sonra Şehnaz hanım “Bu gün mahalleli Hasibe’ye gelecekti. Siz işleri hallederken ben de oraya ineyim bari, burada ayağınızın altında dolaşmayım. üç  dört saat gelemem herhalde. Hasanım sen gitmeden görürüm seni” dedi Sema’ya kaş göz ederek.

Bu önceden planladıkları bir numaraydı sadece. Hasibe’ye kimsenin geleceği yoktu ama Hasan ile Sema’yı başbaşa bırakmanın da başka yolu gelmemişti akıllarına.

Hasan annesinin gitmesinden hiç hoşlanmamıştı ama bir şey diyemedi. O gittikten sonra işine devam etti.

Sema’da yanına yanaştı hemen ; “Ne kadar da güçlüsün ama yorulmuşundur ben de yardım edeyim mi?”

“Hayır”

“Sırtın ağrımıştır ovayım o zaman” diyerek Hasan’ın omuzlarına masaj yapmaya başladı bu sefer.

“Git kızım başımdan günaha sokma beni” diye hırladı.

“Helalinim ben senin, ne demeye günaha girecek mişsin ki?” dedi Sema bu sefer hırçın bir sesle.

“Anamın planları bunlar, ben karımla mutluyum uzatma” dedi Hasan yine sert sert ama kızın durmaya hiç niyeti yoktu.

“Banyoyu ısıtayım da gitmeden bir su dökün madem böyle terli terli boya içinde gitme”

Onu başından savmak için “Tamam” dedi Hasan.

Kız bir süre ortalıkta görünmedi kız, o da rahat rahat işini yapmaya devam etti. Hamlamıştı epeydir böyle ağır iş yapmamıştı. Salon neredeyse bitmişti zaten, ertesi gün de odaları yaptı mı tamamdı her şey.

Salon tamamen bitince topladı malzemeleri, “Sen burayı temizlersin, yarın da odaları boyarım” dedi. Mutfakta oturan kıza gidip.

“İyi banyo sıcak girebilirsin.” dedi Sema ters ters.

Bir şey söylemeden gitti banyoya Hasan. Şimdi sıcak bir banyo ağrıyan sırtına iyi gelecekti gerçekten. Sema temiz havluları çamaşır makinasının üzerine bırakmıştı. Soyunup girdi suyun altına.

Biraz sonra banyonun kapısı açıldı sessizce ve Sema üzerinde bir tek çamaşırları kalmış girdi içeriye. Bunu bir filmde görmüştü. Zarife gebe kalmadan Hasan’ı çözmesi gerekiyordu acilen. Duşun perdesini kaldırıp girdi Hasan’ın yanına.

Zaten haftalardır istemese de, gözü Sema’ya takılıp duran Hasan önce kızı tersleyip, onu üzerinden atamayınca teslim oluverdi.

Şehnaz hanım geldiğinde ikisinin de saçları ıslak görünce gülümsedi Sema’nın  gözüne bakarak ama oğlunun yanında bir şey söylemedi. Olmuştu bu iş. Artık Hasan’ın kaçacak yeri yoktu. İnkar da edemezdi.

Hasan daha banyodan çıkarken pişman olmuştu ama nefsine hakim olmamıştı.

“Neyse nikahlı karım nasılsa o da” diye avuttu kendini yol boyunca. Kız ne yapmış etmiş kanına girmişti. Bundan Zarife’nin haberi olması gerekmiyordu aslında.

Yine de eve gidince karısının yüzüne bakamadı önce. Zarife’nin misafirleri yeni gittiği için mutfakta bulaşıkları topluyordu Hasan geldiğinde. Kocasının başı önde  içeri geçtiğini farketmedi.

“Hoşgeldin” diye seslendi sadece kapı sesini duyunca.

“Ben banyoya giriyorum” diye seslendi o da. Zarife’ye orada banyo yaptığını bile söylemeye çekinmişti şimdi. Sanki söylese her şeyi anlayaverecek hissine kapılmıştı niyeyse. Ertesi gün Zarife işleri bahane ederek yine gelmeyince, yalnız gitti Hasan annesinin evine. Şehnaz hanım olanlardan memnun, Hasibe’ye kahveye indi yine. Bu kez direnmedi Hasan, Sema’ya. Şehnaz hanım kapıdan çıkar çıkmaz atlamıştı kız adamın üzerine.

Boya meselesi hallolduktan sonraki hafta Sema mesaj atmıştı iş yerindeyken Hasan’a “Şehnaz anne bu gün gezmeye gidecek” yazıyordu mesajda. Mesajı okurken gülümsediğini farketti Hasan. Kendi kendine bir daha olmayacak diye söz vermiş olsa da, gitti yine.

Zarife’den habersiz, Sema’ya da doğum kontrol testleri almaya başlamıştı Şehnaz hanım. İki aydır ara ara birlikte olmalarına rağmen bir türlü pozitif çıkmıyordu testler. Şehnaz hanımın yüzü düşmeye başlayınca Sema bir çare aramaya başladı hemen. Hasan artık onun eline geçmişti ama eğer gebe kalamazsa Şehnaz hanımın durmayıp bir kız daha bulacağından adı gibi emindi. Zarife’nin başına gelenler eninde sonunda onunda başına gelebilirdi.

Geldiğinden beri o da boş durmamış mahallede kendine bir çevre edinmişti. Şehnaz hanım kızın böyle girişken ve sosyal olmasından memnundu. Evine  gelen giden çoğalıp, hizmeti de Sema yapınca onunda günleri şenlikli ve güzel geçiyordu. Bazen o da kızın peşine takılıp oturmalara gitse de, bazen de evde kalıp onu tek başına yolluyordu. Bu aklı da Hasibe vermişti yine.

“Abla kızı eve kapatırsan bu sefer de sıkıldım diye başlar, döner gider. Kocasıyla da beraber değil. Bırak biraz gezsin tozsun. Genç o akşama kadar senle oturamaz. Gideceği en uzak yer üç bina ötesi zaten.”

Şehnaz hanım hak vermişti Hasibe’ye bu kız gebe kalacaktı ama bu onu eve hapsetmelerini gerektirmiyordu.

Sema yanında Şehnaz hanım olmadan gittiği oturmalarda diğer gelinlerin dedikodularını dinliyordu çoğu zaman. Hayrinüsa hanımın gelini bir doktor tanıdığını söylemişti. Üçüncü kez hamile kalınca, doğurmak istememiş, doktorla anlaşıp gizlice kürtaj olmuştu. Doktor bir arkadaşının ablasıydı zaten. Bir tüp bebek merkezleri vardı. Başı sıkışanlara da yardım ediyordu arada bir. Arkadaşıyla konuşup o doktordan bir randevu almaya karar verdi. Bir gün yine oturmaya diye çıkıp gitti doktorun yanına.

Kadın onu muayenehaneye alır almaz ağlamaya başladı hemen. Ne söyleyeceğine önceden çalşmıştı. Köyden kuma diye getirildiğini, ama gebe kalamadığı için kocasından ve kayınvalidesinden çok eziyet gördüğünü, arkadaşına bundan bahsedemediği için kontrol diye  geldiğini söyledi hıçkırarak.

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s