Yürek yemini – Bölüm 3

“Burada kahvaltı yapamamışsındır diye düşündüm” dedi gülümseyerek. Gerçekten de aç karnına içtiği kahve midesini bulandırmıştı biraz.

“Bir kez daha kurtardınız beni, teşekkür ederim” dedi nazikçe. Onun şirkette yönetici olduğunu öğrendiğinden beri daha dikkatli davranması gerektiğine karar vermişti.

“Rica ederim, toplantı başlayana kadar bana bir çay ikram edersin diye düşündüm”

“Elbette” diyerek kalktı hemen masadan Gaye, çay makinası hemen masasının karşısında duruyordu. İkisine de birer bardak hazırlayıp döndü.

“Biliyor musun büyük annem hiç kimse ile tesadüfen karşılaşmadığımızı söylerdi hep. Ben de öyle olduğuna inanıyorum. Sen ne dersin?” diye sordu Kenan çayını alırken.

“Bilmem hiç düşünmedim açıkçası”

“Toplantı odasında gördüğüm dosyaları sen mi hazırladın dün gece.”

“Evet”

“Epeyce sürmüş olmalı”

“Sorun değil, Sibel hanıma yapabileceğimi söylemiştim”

“Toplantı yüzünden öğle yemeğini onlarla yemek zorundayım ama mesai bitiminde eğer yorgun değilim dersen birlikte çıkabiliriz diye düşündüm”

Gaye ne diyeceğini şaşırmıştı bir anda, iki gündür sürekli onun için bir şeyler yapan bu adamı kırmak istemiyordu. Ancak burası bir iş yeriydi ve görevini henüz bilmese de Kenan burada yönetici pozisyonunda çalışıyordu. Aklından bunları geçirirken Sibel hanım ile göz göze geldiler yine. Kadın nazikçe gülümsemekle yetindi. Şirkete yeni giren aceminin yöneticilerden birine yakınlaşarak kendisine pozisyon sağlamaya çalıştığını düşünüyor olmalı diye geçirdi aklından. Yeniydi ama insanların iş yerlerinde birbirlerine nasıl baktıklarını çabucak çözecek kadar akıllı bir kızdı o.

Aslında sezgileri güçlüydü Gaye’nin çocukluğundan beri çok az yanılırdı böyle konularda. Kimseyle paylaşmayı düşünmemişti bu güne kadar, hayatı boyun seçimlerinde  çok yardımcı olmuştu bu yeteneği ona.

“Ondan mı çekiniyorsun?” dedi Kenan Gaye’nin düşünceli yüzüne bakarak.

Yine bir şey söyleyemedi Gaye. Bir yönetici olarak onunda benzer şeyler düşünebildiğine emindi. Ondan fazla tecrübesi olmalıydı ayrıca.

“Beraber çıkmayalım o zaman, sen eve git, ben bir saat sonra gelip seni alırım” diyerek Gaye’nin masasından aldığı bir kağıda telefon numarasını yazdı ve kalktı hemen.

“Bana konum atarsın” dedi fısıldayarak önce, sonra “Teşekkür ederim Gaye hanım” diyerek toplantı odasına yürüdü.

Gaye sevmişti onu, sezgileri de onun hakkında olumsuz bir şey söylemiyordu. Aksine kendini ona çok yakın hissediyordu. Kağıdı katlayarak cüzdanına yerleştirdi. Normal şartlarda kimse ile bu şekilde buluşmayı kabul etmezdi, hele ki daha dün tanıdığı biriyle ama Kenan’da herkesten farkı bir şeyler vardı ne olduğunu çözememişti henüz.

Gün boyunca Kenan bir daha ne yanına geldi, ne de dönüp ona baktı toplantı aralarında. Sibel hanımın bakışları da başka bir şey yakalayamadı böylece.

Sibel hanımın oğlu Nedim’de şirkette staja başlamıştı o ay. Annesinin birimine vermişlerdi onu. Bir kaç ay sonra mezun olacak ve resmen çalışmaya başlayacaktı. İkisi de acemi oldukları için bazen ikisine birden işler veriyordu Sibel hanım. Yaşları da yakın olduğundan iyi anlaşacaklarını düşünmüş olmalıydı. Elbetteki kariyer merdivenlerinde Nedim’in daha çok şansı olacağını biliyordu Gaye ama yine de ona elinden geldiğince yardımcı olmaya çalışıyordu.

Çıkış saatine yakın ikisi birlikte bir işi bitirmeye çalışıyorlardı.

“Çıkışta bir kahve mi içsek?” dedi Nedim gerinerek, gerçekten yoğun bir gün yaşanmıştı. Toplantı devam ederken içeriden sürekli yeni raporlar istemişlerdi.

“Dün geceden çok yorgunum bu gün olmaz” dedi Gaye gülümseyerek.

“Annem gecenin çok güzel geçtiğini söyledi, gelmediğime pişman oldum”

“Evet güzel bir geceydi.”

“Bahsettiğin ayakkabıları giydin mi?”

Gaye’nin aklına Kenan’ın onu tuttuğu sahne geldi hemen, gülümsedi elinde olmadan.

“Evet” diye cevap verdi Nedim’e, detaylara girmedi.

Çıkışta hemen eve gidip duşunu aldı önce, sonra saatine baktı ve telefonunu eline alıp Kenan’ın numarasın kaydetti önce. Bu yaptığının doğru olup olmadığını bilmiyordu ama içinden bir ses onunla çıkması gerektiğini söylüyordu niyeyse. Konumu gönderdi ona ve üzerini giyindi. Yine her zaman yaptığı gibi sade giyinmiş, topuksuz ayakkabı tercih etmişti.

Kenan mesajla yanıt verdiği saatte gelmişti kapının önüne, toplantı uzun sürdüğü için üzerini değiştirmeye vakti olmamıştı onun.

“Takım elbise ile dolaşmam da sorun olmaz sanırım” dedi gülerek.

“Hayır elbette olmaz”

“Kurtlar gibi açım, toplantı boyunca verdikleri o kuru pastaları yemekten içim kurudu bütün gün. Gidip bir şeyler yiyelim önce ne dersin?”

“Tamam”

Gaye onun bütün samimiyetine karşılık kendini iş yerinde gibi hissediyordu hâlâ. Bir yandan onun tanıma isteği artarken, bir yandan iş yerinde bir yönetici olduğunu unutmamasını söylüyordu aklı.

“Sandığın kadar önemli bir pozisyonda değilim. İdari işler sorumlusuyum sadece” dedi Kenan, “Yani senden bir tık yukarıdayım sadece, idari sorumluluk bende olduğu için Yönetim Kuruluna raporları benim sunmam gerektiği için katılıyorum bu toplantılara. O yüzden rahatlayabilirsin.”

Gülümsedi Gaye, daha iki gündür tanışıyor olmalarına rağmen Kenan aklından geçen her şeyi okuyor gibi davranıyor ve konuşuyordu. Gecenin devamında biraz daha rahatlamıştı bu yüzden. Gerçekten harika bir sohbet olmuştu ikisi içinde. Daha çok geçmişlerinden ve çocukluklarından bahsetmişlerdi. Kenan’da bu şehirde büyümemişti. Tıpkı Gaye gibi hayatı için kendine belirlediği amaçlar vardı. Bu amaçların hepsi işi ile ilgili değildi üstelik. Büyük annesi özel bir kadındı ve bazı yetenekleri vardı. Bir çok kültürde şamanlık deniyordu bu yeteneklere. Çocukluğundan beri onunla vakit geçirmeyi sevdiği için ona da pek çok şey öğretmişti.

“Büyücülük gibi mi yani?” dedi Gaye şaşkınlıkla. Şamanlar hakkında internette bir şeyler okumuştu ama gördüğü resimler çoğunlukla başlarında hayvan kürkü ya da tüylü başlıklar olan uzun elbiseli eski şaman çizimleriydi.

“Hayır öyle değil, bu daha çok şifacılık gibi bir şey biraz da öngörü”

“Öngörü derken neyi kastediyorsun?”

“Sezgiler” diyerek gülümsedi onun gözlerinin içine bakarak.

Kendi sezgileri de güçlü olduğu için ilgisini çekmişti bu konu Gaye’nin.

“Yani bir şeyleri hissetme, insanların gerçek niyetlerini tahmin edebilme gibi mi?” dedi merakla.

“Sen de yabancı değilsin  sanırım sezgilere” dedi Kenan.

“Aslında bir şey bilmiyorum ama bazen sezgilerimin güçlü olduğunu düşünüyorum sadece”

“Sen de beni çeken bir şeyler olduğundan hiç şüphem yoktu bak ortaya çıkıyor işte.”

Yüzü kızararak başını eğdi Gaye. Daha ilk buluşmadan böyle konulara girmek istemiyordu henüz

Kenan yine onun ne düşündüğünü anlamış gibi konuyu değiştirdi hemen. Baloda başlayan arkadaşları daha sonra tekrarlanan görüşmeleriyle iyice ilerlemeye başlamıştı. Birlikte çok güzel vakit geçiriyorlardı. Şirkette kimsenin bu görüşmelerden haberi olmaması konusunda  hem fikir olmuşlardı. Böylece Sibel hanım ikisini bir daha yan yana görmedi.

Bu arada Nedim’in stajyerlik dönemi tamamlanmış ve resmi olarak görevine başlamıştı. Annesi ile aynı birimde çalışması uygun görülmediğinden onun başka bir servise vermişlerdi. Yine de öğlenleri ve fırsat buldukça geliyordu Gaye’nin yanına. Sibel hanımın oğlu geldiğinde onlara fırlattığı bakışların Kenan geldiğindekinden farklı olduğunu hissedebiliyordu Gaye ama bir şey belli etmiyordu. Bu bakışların oğlu ve onun arasındaki arkadaşlığı onayladığını anlayabiliyordu. Nedense Kenan yanına geldiğinde bu anlayışta görünmemişti Sibel hanım. Oysa o da oğlu gibi şirket çalışanıydı sadece.

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s