Balkız – Bölüm 3

İstanbul yolculuğu başlar başlamaz, tutmuştu Balkız’ın bulantıları yeniden.

“Araba tuttu anacığım, alışık değilim uzun yola ondan.” demişti gülümsemeye çalışarak. Neyse ki oraya varır varmaz gideceklerdi doktora. Önden otele gideceklerdi adreste verilen. Hayatlarında evlerinden başka yerlerde kalmamışlardı ailecek. Fehmi askerde çıkmıştı köyden elbette ama asker ocağı başkaydı.

Kahvede Ziver söylemişti, oteller ev gibiydi aynı. Bir yatak odası ile banyosu oluyordu sadece. Yemeğini filan başka yerde yiyordun. Önüne getiriyorlardı hepsini. Televizyon da oluyordu o odalarda. Yattığın yerden basıyordun düğmelerine.

Hepsi aklında başka heyecanlarla vardılar İstanbul’a. Otobüs köprüden geçerken, neredeyse camdan çıkacaktı Balkız.

“Aynı Ayşe öğretmenimin söylediği gibi!” diyordu vapurlara bakarken.

Bir o cama, bir  bu cama koşuyordu otobüsün  içinde. Yolcuların bir kısmı onu gülümseyerek izliyor, bir kısmı homurdanıyordu.

Otogarda iner inmez, ellerindeki adrese nasıl  gideceklerini sordular. Tarifi alıp yola çıktılar. Fehmi “Vapurla da gidiliyorsa, sen bize öyle anlat abi!” demişti adres sorduğu adama. Adam tuhaf tuhaf yüzüne bakıp, öyle vermişti tarifi.

“Böyle yol yarım saat daha uzar ama siz bilirsiniz.” dedi ayrılırken.

Vapurda otobüsten daha çok heyecanlandı Balkız. İnsanların martılara nasıl simit attıklarını seyretti hayran hayran. Besime ile Fehmi biraz tedirgin olmuşlardı bu yolculuktan. Koskoca demir kütlesinden sağ salim inmek için dua ediyorlardı içlerinden.

Nihayet otele ulaştıklarında gözlerine inanamadılar. Koskocaman bir havuz vardı otelin içinde. Rengi denizin renginden daha maviydi.

Odaları tıpkı kahvede tarif ettikleri gibi bir oda bir banyodan ibaretti. Evlerindekinden  büyük bir dolap konulmuştu duvarın dibine. Yatakların üzerinde kuş şekline getirilmiş beyaz havlular vardı ve duvarda da bir televizyon.

O kadar yorulmuşlar ve acıkmışlardı ki, tarif ettikleri şekilde  inip yemek salonunu buldular. Diğer insanların yaptıkları gibi tabaklarına istediklerini alıp oturdular bir masaya.

“Kızım senin gözlerin kanlanmış biraz.” dedi Besime.

“Heyecandan uyumadım ya dün gece ondandır” dedi Balkız gülümseyerek.

Görüşünün de bulanıklaştığını açıklayamamıştı ikisine de. Oysa iki gündür bulanık görüyordu etrafını. Bulanıkta olsa seçmişti ya gözü denizi gemileri. Hiç umurunda değildi.

Karınlarını doyurup çıktılar odalarına, ertesi sabah ilk işleri doktora gitmek olacaktı.

Besime ve Fehmi boğazın kıyısındaki çay bahçesine oturmuş, martılara simit atarken, doktora ertesi sabah değil de, o gün gitmiş olsalar bir şey değişir miydi diye konuşuyorlardı yine.

Üç yıl geçmişti o günün üzerinden. Üç yıldır ikisinin de içini kemiriyordu bu soru. İstanbul’a gelişlerinin ilk günü, hayatlarında ilk kez kaldıkları bir otel odasında sabahı görememişti Balkız.

Besime’nin çığlıklarına uyanmıştı bütün otel. Fehmi koridorlara çıkmış doktor için yalvarıyordu. Kızın burnundan boşalan kan doldurmuştu yastığını. Yüzünde bir gülümseme ile öyle güzel görünüyordu yüzü o kızıllık olmasa. Güzel bir rüya gördüğünü düşünürdü insan.

Yarışmanın birincisinin başına gelenler şok etkisi yaratmıştı bütün otelde ve yarışma ekibinde. Kimse ne yapacağını bilemiyordu. Bir kaç gün sonra gerçekleşecek töreni ertelemeyi düşünseler de bu diğer yarışmacıları zor bir duruma düşürecek, dahası çözümde olmayacaktı.

Fehmi ve Besime kızlarının ölümünün ardından öğrenmişlerdi onun kazandığını. Balkız kendi kazandığını bilemeden gitmişti cennette. Yine de denizi, martıyı, gemileri görmüş olduğuna sevinip duruyordu uyumadan önce.

Fehmi ve Besime’yi yalnız bırakmadı bu koca şehirde kimse ..Tanımadıkları onca insan, yarışma için gelen diğer aileler, hepsi bir arada beklediler sanki günlerce.

“Onun kaderini köyden kaçırdık, oraya gömmeyelim Besime. Balkız’ı köye geri götürmeyelim, bizde bir daha gitmeyelim.” dedi Fehmi göyaşları içinde.

Balkız’ın cenazesi İstanbul’da defnedildi. Hiç bilmediği topraklarda boğaza bakan bir yamaçta. Hiç tanışamadığı insanların refakatinde verildi toprağa.

Ödül törenine annesi ve babası katıldılar onun yerine. Gönüllü bir  öğrenci okudu Balkız’ın hikayesini.

Kendini anlatmıştı Balkız bu hikayede. Köyünü, annesini, babasını hatta Iraz anayı bile. Öğretmenlerini anlatmıştı sonra, nasıl günden güne dünyasının genişlediğini tasvir etmişti. Bir goncanın gül olması gibi açıvermişyi hayat avuçlarımda demişti kitaplara olan aşkını anlatırken. Annesi ve babasının nasıl ayrıcalıklı olup, köylüye nasıl direndiklerini övmüştü uzun uzun.

İnsan okumassa kendine yabancı olur, başkasının aklına köle olur demişti.

“Ben hem şanslıydım bir evin kızıydım, hem şanssızdım çünkü ömrümün çok olmayacağını zaten biliyordum. Ayşe öğretmenimden aldığım o sağlık kitaplarında beynimin içinde, büyüyen bir şeyler olduğunu anlamıştım. Siz bu satırları okuduğunuzda aranızda olup olmayacağımı bile bilmiyorum yazarken.

Yine de alacağım her nefesi okumaya ve öğrenmeye adamaya karar verdim kendi içimde. Kısacıkta yaşasam, çokca öğrenebilirdim. Köyümden hiç çıkamasam da başka yerleri, başka  insanları keşfedebilirdim böylece. Dünya bir köyün sınırı kadar değildi. Adımlarımla gidemediğim her yere yüreğimle varabileceğimi öğrendim kitaplardan.

Öğrendiklerimi öğretmeyi de çok isterdim ama ömrüm buna yetmeyecek biliyorum. O yüzden yazdım kendi hikayemi sizlere.  Ben gelememiş olsam da hikayemin  beni sizlere getireceğini biliyorum. Hatta bu gün sizlere belki daha sonra başka yüreklere de değecek.

Okur yazar olmak sadece bir anahtar. Bu anahtarın açacağı kapıları sizler görebileceksiniz. Dünyaya geldiğiniz yerleden, kendi ruhunuzu sınırlayan bedenlerinizin hapishanelerinden kurtulmak için o anahtardan edinin.

Kız veya erkek olmanın bir farkı yok bu kölelikte. Her insanın bir anahtarı olduğunda kendi özgürlüğüne uçabilir. Başkalarının akılları ve kuralları içinde yaşamaktan kurtulabileceğiniz bir umut vaad ediyorum ben size bu hikayemle.

Bana uçacak kanatlarım olmasını sağlayan sevgili anneme ve babama da kocaman teşekkür ediyorum. Elimde tuttuğum anahtarlarla açacak kapılarım olabilecek mi bilmiyorum ama bu anahtarlara sahip olabilmek bile hayatımın en büyük şansı benim için.

Bütün salon ağlıyordu Balkız’ın hikayesi sona erdiğinde. En çokta Besime ile Fehmi ağlıyordu. Herkes birer birer gelip sarıldı onlara sımsıkı. Balkız’ın yüreğine eriştiği herkes sardı etraflarını yeniden.

Onun tertemiz düşünceleri ve kocaman yüreği ile yazdığı bu hikayesinin ödülü anne ve babasına verildi. Burs için verilecek  para ve oturacak bir evleri olacaktı artık İstanbul’da. Yarışmaya sponsor olan firmalardan bir tanesi Balkız’ın adıyla bir proje başlatacaktı onun köyünün olduğu yerlerde. Balkız’ın adına kız çocukları başta, tüm çocuklara geleceğin anahtarları verilsin diye bir kampanya başlatacaklardı. Herkes bilecekti o küçük taş evde doğan Balkız’ın hikayesini.

O kullanamadığı anahtarlarını, yaşıtlarına dağıtmış olacaktı böylece.

Besime ve Fehmi martılara simit atmaya devam ettiler sessizce. Balkız kim bilir ne kadar mutlu ve hayran izliyordu şimdi olanları. Bir gün beklemeyip, indikleri gün doktora gitseler yaşar mıydı Balkızları?

Yüreklerinden hiç eksilmedi bu soru ömürleri boyunca.

SON

Doğu Anadolu’nun soğuk ikliminde, kar kalkmadan açan kış çiçeklerine Kardelen adı verilir. Yöre koşullarına ve törelerine baskın çıkarak okula, bilgiye koşan kız çocukları gibi, onlar da kendi varoluş çabalarının sembolüdür, kara toprağı delerek ışığa ulaşan Kardelenler.

2000 yılında başlatılan Kardelenler projesi ile Türkiye genelinde, okuma azmi ve kararlılığı gösteren binlerce kız öğrenciye eğitim bursu veriliyor. Proje kapsamında, ailelerinin maddi yetersizliği nedeniyle öğrenimlerine devam edemeyen kız çocuklarına eğitimde fırsat eşitliği sağlanması ve kızlarımızın meslek sahibi, ufku açık “birey”ler haline gelmeleri amaçlanıyor.

2000 yılından itibaren proje dahilinde 100.000’in üzerinde burs verildi.

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s