Yazılarım

Hayallerimiz, aşkımız ve biz

Şu prangaları olmasa, bırakıp gidecek çok insan biliyorum hayatlarından.

Bir kuş misali uçmak için çırpınsalarda, altın kafeslerinde, hüzünlü hikayeler biriktirip, geçmişe hasret, geleceğe umutlu, güne küsmüş nice insan.

Ne o kafesten uçacak, ne de gönlüyle kalacak gücü bulamasalar da, hayatın dağıttığı roller içinde, yapılması lazımları  tamamlamak için boyun bükmüşler.

Gönüllerini boşvermişler çoğu.

Boşveremeyenlerin hali daha da acı.

Aklın yettiği, ruhun çektiği, gönlün seçtiğine uzaktan bakıp, ağızlarına bir kilit asıp, geçti bizden ek rolünü üstlenmişler. “İdare edebilirimden”, “yetsin artık”a doğru bir yolculukta, sabır taşından bir heykele dönmüşler hepsi.

İnsanın kendisi  her an değişirken, bir rutinin içinde  yaşamaya çalışmanın doğasına aykırı olduğunu söyleyen birileri çıkmalı belki de bu insanlara.

Dışarıda yaz cıvıl cıvıl sürerken, oda hapsi verilmiş bir çocuktan farkı olmaz böyle insanların. Pencereden öyle umutla bakarlar ki, yüzlerine yansıyan “belki bende  çıkarım” hayalinin güzelliği,  çok mutlu oldukları yanılgısını yaratır görenlerde.

Oysa o umut dolu bakışların söylediği tek şey, “Belki  gelip beni çağırırsanız,  kurtulabilirim bu cezadan”dır.

Kaçamadıkları gerçeklerden bir tek hayal dünyalarında  saklanabilirler.  Hayatlarında eksik kalan her şeyi, özgürce yaşadıkları bir arka bahçeleri vardır bu yüzden.

Hayal dünyasının genişliği, taze tutar umutlarını. Hayal ile gerçeğin  ince sınırında yaşarken, her hayalin bir gün gerçek olabileceğine inandırırlar kendilerini.

Aslında biraz hayal kurabilen hepimizin sancısıdır bu.

Önümüzdeki hayat ile arka bahçemizdeki hayallerimiz cenneti ve cehennemi birlikte yaşamamıza imkan verir belki de.

Hayal dünyamızdan, gerçek hayata aktarabildiğimiz bir yaşam yok henüz çoğumuz için. Bu yüzden şarkılar, öyküler ve şiirlerimiz var elimizde.

O şarkı, şiir veya öykülerin kelimeleri ile arka bahçemizdeki hayal dünyamıza geçip, umutlarımızı tazelemek  için yeni hevesler buluyoruz.

Zaten onlarda olmasa hayatımızın ön yüzünde ne kadar ayakta kalabiliriz ki?

Atıf Yılmaz’ın kitabına verdiği isim gibi, “Hayallerimiz, aşkımız ve biz” arka bahçemizde tek gerçeğiz.

Kategoriler:Yazılarım

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s