Doğru Zaman – Bölüm 30

Suat annesinin söylediklerinin gerçek olduğuna bir türlü inanamıyordu. Merve’ye anlatırken o kadar heyecanlıydı ki neredeyse dili dolaşıyordu.

“Bir dakika dur doğru mu anladım?” dedi Merve, “Yani annenin babasından kalan o koskoca şirketini bir başkasına devredeceksiniz ve sen burada benimle mi çalışacaksın?”

“Evet, tam olarak böyle yapacağız?”

“Yani onca eğitim, yıllardır büyük emekler ve bedellerle kurulan ve ayakta tutulan o şirketten vaz mı geçiyorsunuz?”

“Biliyorum çok çılgınca görünüyor ama annem haklı Merve. Bize mutluluk getirmeyen bir hayatı sırf bunlar yüzünden korumaya devam mı etmeliyiz? Ayrıca sadece yönetimden çekiliyoruz. Ortaklık payımızla gelir elde etmeye devam edeceğiz. Yani emeklerin karşılığı yine paha olarak dönecek ama şirketin hayatımızda yarattığı yükten kurtulmuş olacağız.”

“Pişman olursanız ya?”

“Hayır, annem zaten artık kendi hayatını yaşayıp, dünyayı gezmek istiyor. Benim olmak istediğim yer ise burası!”

Merve çok şaşırmıştı duyduklarına, “Ama ya!” dedi çekinerek, “Bir gün istemezsen ne olacak?”

“Bir gün istemezsem veya sen beni istemezsen ki umarım hiç olmaz! İstediğim bir şeyi yaşamış olacağım ve hiç pişmanlık duymayacağım. Birlikte iş yapamazsak bile, hayatından beni çıkarmazsın diye umuyorum, ev erkeği olurum ben de!”

Merve’yi gülme tuttu bu sözlere “Ev erkeği de neymiş? Bu anlattığının dışarıdan nasıl göründüğünün farkındasın değil mi?”

“Dışarıdan nasıl göründüğü umurumda değil, ben ölümden döndüm hatırladın mı? Geçmişimdeki hiç bir şeyi yanıma almak istemiyorum, senin eski halini bile. Ben seni yeniden sevdim, hayatıma da yeniden başlayacağım. Burada, ilk aşık olduğum yerde ve seninle! Tabi sen de beni sürekli istersen”

“Tabi ki isterim, bütün gün burada olmandan daha güzel ne olabilir ki?”

“Sadece bütün gün burada olmak istemiyorum ki, gece gündüz yanında olmaktan bahsediyorum ben”

“Bizim evde mi kalacaksın?” diye sordu Merve saf saf.

“Kabul edersen kocan olarak, kabul etmezsen bir odanı kiralayarak evet”

“Şaka mı yapıyorsun?”

“Hayır! Tamam biraz tuhaf girdim konuya herhalde. Bekle geliyorum!” diyerek dükkandan çıkıp arabaya koşturdu hemen. Merve dükkanın camından onu izliyordu. Arabanın içinden bir şey aldıktan sonra koşa koşa karşı evin bahçesinden içeri atladı.

“Ne yapıyor bu?” diyordu Merve kendi kendine.

Az sonra bahçe duvarından yeniden atlayarak dükkanın önüne geldiğinde elinde bahçeden kopardığı bir kaç kır çiçeği vardı. Dükkanın içine girdi, “Bu kadar bulabildim” dedi nefes nefese, sonra bir anda Merve’nin önünde diz çöktü veli diğer elindeki küçük kadife kutunun kapağını açtı ve ona doğru uzattı.

“Bunu bir süredir yanımda taşıyordum ama sana nasıl söyleyeceğimi henüz planlamamıştım ama planlı yaşamak bana hiç yaramadı zaten. Ne diyorsun, kira sözleşmesi mi, evlilik bağı mı?”

Merve şaşkınlıktan, mutluluktan gülüyordu sürekli.

“Bilemiyorum” dedi önce, “Acaba önce kiracı olarak bir denesem mi seni? Malum aynı evde iki kişi hayat kolay değil!”

“Tamam!” dedi Suat hemen “Önce kiracın olurum sonra beni beğenirsen kocan olurum”

Merve gülümseyerek diz çöktü tam karşısına, “Kalbimi verdim ya sana yetmiyor mu?” dedi merakla.

“Kiracın olursam onunla da yetinirim”

“İlla evi de istiyorsun yani?” diyerek güldü Merve bu kez.

“İçinde seninle istiyorum, senin olduğun her yerde olmak istiyorum. Kapının önünde yat desen onu da yaparım”

Merve uzanıp sarıldı ona sımsıkı.

“Bu evet mi demek?” dedi Suat

“Evet!”

“Hangisine ev sahibim mi olacaksın yoksa hayat arkadaşım mı?”

“Kiracı ile uğraşamam!”

“Sahiden mi? Sahiden mi?” diyerek tekarladı heyecanla Suat. Bir an istemeyeceksin sandım. Çok korkuttun beni.”

Merve geri çekildi sevgiyle baktı onun gözlerine, “Dedemin eski evinde yaşamak istediğinden emin misin?”

“Bizim evlerin bir hayrını görmedim şimdiye dek, burada denemek istiyorum bir de! Ama sen dersen ki yeni güzel bir evimiz olsun ona da varım. Senin olduğunu her yere, her şeye varım”

“Hayır, hayır! Yeni bir ev istemiyorum. Dükkana açılan kapısı olan bir ev gayet rahat bana göre!”

“Tamam bana göre de!”

O sırada bir iş halletmek için dışarı çıkıp, Merve’ye uğramaya karar veren Ferhunde hanım ve Necmi bey girdiler içeri.

İkisini yere diz çökmüş karşılıklı oturuyor görünce şaşırdılar önce.

“Ne yapıyorsunuz dükkanda oturacak yer eksiğiniz mi var?” dedi Ferhunde hanım.

“Evleniyoruz anne!” diye doğruldu Suat, Merve’nin elini tutup onu da kaldırdı sonra, “Tam zamanında geldiniz!”

“Geç bile kaldınız, değil mi Necmi?” dedi Ferhunde hanım gülerek, “Avukatla görüştüm, şirketi isteyen bir kaç aday vardı zaten onlarla görüşüp sözleşmeleri hazırlayacak! Senin burada olduğunu tahmin ettiğim için haber vermeye geldim ben de ama sizin haberiniz benimkini bastırdı!”

“Tebrik ederim” dedi Necmi bey de gülerek, “Zamanı gelmişti”

Orada nikahı da planladılar hemen, kendi aralarında sade bir nikah töreni olacaktı. Öyle davetliler, gösterişli törenler istemiyorlardı. Ferhunde hanım önce “Niye Suat’ın evinde oturmuyorsunuz?” diyecekti ama ikisinin heyecanını görünce vazgeçti. O evde güzel anıları yoktu Suat’ın burada başlamaları en iyisi olurdu.

“Biz de buralara mı taşınsak Necmi?” diye güldü sonra, “Şaka yapıyorum, merak etmeyin biz yerimizde iyiyiz!”

Bir ay sonra planlanan nikah gerçekleşti. Necmi bey, karısı, Ferhunde hanım, Suat ve Merve’den başka kimse davet edilmedi nikaha. Necmi bey Suat’ın, karısı da Merve’nin şahidi olunca, salonda oturup töreni izleyen bir tek Ferhunde hanımdı. Merve gelinlik istemediği için sade beyaz bir elbise giydi sadece.

Bu arada dükkan açılmış, ilk bir kaç müşteri de gelmişti bile. Karı koca dükkanı yeni açtıkları için bir balayı istemediler hemen. Birlikte olmak ikisi için de yeterliydi şimdilik.

Ferhunde hanım, evde tek başına yaşamaktan sıkıldığı için, Necmi bey ve karısını yanına almaya karar verdi. Şirketteki iş de bitince, Necmi beyin yapacağı bir şey kalmamıştı zaten. Çoktan aile olmuşlardı aslında, Ferhunde hanımın da can yoldaşına ihtiyacı vardı. Suat’ın evini de boşaltıp sattılar, dükkana sermaye olarak kullandılar.

Bir iki yıl sonra, dükkanın müşterileri çoğalmış, ikisi de başlayan ustalarla işi iyice öğrenmişlerdi. Merve hamile olduğu için Suat onun dükkanda yorulmasını istemiyordu ama Merve evde tek başına sıkıldığı için bir kapıyla ayrılan dükkandan çıkamıyordu bir türlü.

Bir erkek evlatları oldu. İsmini Umut koydular. Dükkanın bir köşesinde Suat’ın dedesi ve anneannesinin ve Merve’nin dedesinin resmi her zaman asılı durdu.

Doğru zamanda, doğru yerde olduklarını düşünerek bir ömür mutlu yaşadılar ve evlerini hiç değiştirmeden birlikte mutlulukla yaşlandılar.

SON


Gülseren Kılınç ile arkası yarın hikayeleri sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Yorum bırakın