Doğru Zaman – Bölüm 29

Yemek bitene kadar bir türlü konuya giremedi Suat. Ferhunde hanım ikisinin de hâllerini keyifle izliyor hiç bozuntuya vermiyordu. Yemekten sonra salona geçtiler çay için, Ferhunde hanım kasıtlı olarak ikisini iki kişilik kanepeye oturttu yan yana.

“İkinizi de böyle mutlu ve sağlıklı görmek çok güzel benim için” dedi sonra, “Hastanede geçen onca zamanın ardından, ikinizin hayatında da çok güzel şeyler oldu değil mi?”

“Sayenizde” dedi Merve, “Siz olmasaydınız bu kadar çabuk toparlanamazdım”

“Sen olmasaydın biz de bu gün bu salonda değil, belki hâlâ o hastane odasında olurduk” dedi Ferhunde hanım.

“Siz ikiniz olmasaydınız ben de hâlâ rüyalar aleminde olacaktım” dedi Suat’ta hemen.

“Acaba bu akşam ziyaretiniz beni özlediğiniz için mi?” dedi bu kez Ferhunde hanım, oğlunun bir türlü lafa giremediğini anlamıştı artık.

“Hayır!” dedi Suat bu fırsatı kaçırmamak için ve uzanıp geldiklerinden beri yapmak isteyip yapmadığı şeyi yaptı ve Merve’nin elini tuttu, “Bunu söylemeye geldik” dedi sonra.

Ferhunde hanım gülmeye başladı bu kez, “Söylemenize gerek yok ki, her hâlinizden belli zaten. İkinizin adına da çok sevindim”

“Zaten biliyordum falan demeyecek misin?” dedi Suat gülerek.

“Hayır demeyeceğim ama benim de size bir haberim var!”

“Neymiş?”

“Ben, Necmi bey ve eşi bir seyahate çıkıyoruz!”

“Ah söylediniz mi?” dedi Merve hemen.

“Neyi söyledi mi?”

“Gördün mü ben senin sakladığın şeyi anladım ama senin benim ne yaptığımdan haberin bile yok” diyerek bir kez daha güldü Ferhunde hanım, “Merve ile daha önce konuşmuştuk, ben artık biraz dünyayı gezmek istiyorum, bunu da tek başıma yapmak istemiyorum açıkçası ve Necmi bey ile eşini de yanıma alıp ilk seyahatime çıkmaya karar verdim. Onlar da çok sevindiler”

“Anne ne harika bir şey düşünmüşsün!”

“Siz de ikiniz gidersiniz artık!”

Suat heyecanla baktı Merve’ye “Çok harika olmuş” dedi Merve Ferhunde hanıma yanıt olarak, “Sizin adınıza çok sevindim”

“Ben de sizin adınıza sevindim. Bakın çocuklar, ikiniz de bir sürü şey yaşadınız. Bana göre mutluluğu da çoktan hak ettiniz. Bu sizin hayatınız. Birbirinizi daha yeni tanıma şansı buluyorsunuz. Mutluluk kolay bulunmuyor bunu da öğrendiniz. Birbirinizi saygıyla sevin ve nasıl yaşamak istiyorsanız öyle yaşayın. Ben öyle yapacağım bundan sonra”

“Anne!” dedi Suat duygusal bir sesle, “Sen her şeyin en iyisini hak ediyorsun zaten!”

Ferhunde hanım akşamın kalanında planlarını anlatmaya başladı heyecanla, tabi biletler, oteller falan biraz Suat’ın desteği gerekiyordu.

Merve’de çok heyecanlanmıştı planları dinlerken, Ferhunde hanım gerçekten o kadar mutlu ve heyecanlı görünüyordu ki, söylediği gibi haftalar önce hastane odasının kapısında umutla oğlunun uyanmasını bekleyen o kadından çok farklıydı şimdi. Hepsi değişmişlerdi bu süreçte aslında, yıllar önce yollarının kesiştiği ama birleşmediği zamanların üzerinden çok şeyler geçmişti. Şimdi bu salonun içinde hep birlikte neşeyle sohbet ederken, dedesinin söylediği sözler geliyordu yeniden aklına. Aslında iki dede farkında bile olmadan bu gün burada olmalarına neden olmuşlardı kendi hayat hikayelerinin sonucu olarak. Gerçekten mutluydu Merve’de, çocukluğunda hatırladığı o sevgi dolu aile salonunda gibi hissediyordu şimdi. Suat elini hiç bırakmıyordu annesiyle konuşurken, ikisi de sanki Merve yıllardır hayatlarının içinde gibi samimiyet ve sevgiyle davranıyorlardı. En son Merve hazır olmuştu herhalde bu sahneye dahil olmaya.

Suat annesi için tüm ihtiyaçları ayarlayacağına söz verdi o akşam, sonra aynı geziyi belki Merve ile yaparlardı, tabi o da isterse. İkisi ne zaman uygun olurlarsa. Hiç bir şeyi planlamaya gerek yoktu belki, olması gereken her zaman “doğru zaman” da oluyordu nasılsa ve şimdi üçü de zor yollardan geçerek öğrenmişlerdi bu gerçeği. Zorlamıyorlardı artık o yüzden. Geçmiş geçmişte kalmıştı. Bu evin salonunda üç yenilenmiş insanın zamanın getireceği güzelliklere hazırlanışlardı vardı sadece.

Bir ay içinde pasaportlar, vizeler, hazırlıklar tamamlandı seyahate gidecekler için, Merve ve Suat havaalanında onları uğurlamaya gittiler.

“Beni merak etmeyin” dedi Ferhunde hanım ayrılırken, “Yanımda harika insanlar var, sizler de benim harika çocuklarımsınız. Ben zaten çok güzel bir ailem olduğunu anlayamadım yıllar boyunca ama siz bana o şansı yeniden verdiniz şimdi. Artık güzel bir ailenin mutlu bir üyesi olarak dünyaya açılıyorum şimdi ve bir çocuk gibi heyecanlıyım”

Suat sevgiyle sarıldı annesine. Necmi bey ve karısı da çok duygulanmışlardı. Sonra Merve sarıldı.

“Çok teşekkür ederim güzel kızım, oğlum sana emanet” dedi Ferhunde hanım

“Hiç merak etmeyin” dedi Merve’de gözleri dolarak ve ayrıldılar.

“Annemi hiç bu kadar mutlu görmemiştim” dedi Suat arabaya giderlerken.

Aynı şekilde Ferhunde hanım da Necmi bey ve eşine kuruyordu benzer cümleyi oğlu için.

“Annen bir sonraki seyahatini benimle yapmak istemişti aslında” dedi Merve.

“Sahi mi?” dedi Suat heyecanla, “Neden üçümüz yapmayalım o halde!”

“Gerçekten mi?” dedi Merve’de heyecanarak.

“Tabi gerçekten, harika olmaz mıydı? Yani seninle ben gideriz istediğin her yere her zaman, hatta önce istersen biz gideriz!”

“Ah hayır, hayır! Annene verdiğim sözü tutmak istiyorum” diye sevinçle cevapladı Merve.

İkinci seyahat altı ay sonra gerçekleşebildi. Ferhunde hanımın ilk gezisi gerçekten muhteşem geçmişti. Necmi bey ve karısı hayatlarının en güzel tatilini yapmışlardı. Merve ve Suat’ın beraberliği her geçen gün daha güçleniyordu. Ferhunde hanım hiç sormuyordu ne yapacaklarını, sadece mutluluklarını izlemek istiyordu artık. Nasıl mutlu oluyorlarsa öyle yaşamalarını istiyordu. Merve saz konusunda Suat kadar yetenekli çıkmamıştı aslında, o yüzden anneannesinin dedesine çaldığı gibi, o çalıyor Merve dinliyordu artık. Dükkanla ilgili beraber plan yapmaya başlamışlardı. Necmi beyin arkadaşlarından bir iki kişi çıkmıştı çalışabilecek. Çıraklıktan yetişmişti hepsi de, kendi dükkanlarını açacak kadar da şanslı olamadıkları için çalışmaya devam etmek istiyorlar ama bu tür yerler fazla kalmadığı için de farklı işlerde çalışmak zorunda kalıyorlardı. Suat’ta işin içine girince bir değil iki kişi almaya karar verdiler işe. Necmi beyin arkadaşı iki dam için de kefil olmuştu. Gerektiğinde dükkanı emanet edip çıkabilecekleri kadar dürüst ve çalışkan insanlardı.

Böylece ikinci seyahatten önce dükkanın açılmasına karar verildi. Döndükten sonra adamlar hemen başlayacaklardı. Şirketin bilgi işlemcilerinden biri, Suat’ın ricası ile dükkanın tanıtım işini üstlenecekti ve tabi bunun için de ayrı ödeme alacaktı.

Merve’nin hayalleri gerçek oluyordu artık. Hayatı inanılmaz hızlı ve güzel bir şekilde ilerlemeye başlamıştı. Bazen içten içe korkuyor olsa da yaşadıklarının tadını çıkarmaya odaklanıyordu.

Bir haftalık harika bir gezinin ardından, nihayet dükkan açıldı. Merve geziden önce çalıştığı yerden ayrılmıştı. Dükkanın sosyal medya hesapları açılmış, henüz çok ilgi görmemiş olsa da, zamanla duyulacağına inanıyorlardı.

Dükkanın dedesinin üzerinden kendin üzerine devir işlemleri yapılırken, Suat’ta yüzde otuz ortak olmuştu. Artık ikisinin dükkanıydı orası. Bu yüzden harcamalar konusunda Merve ne kadar itiraz etse de, “Benim de dükkanım burası” diyerek üste çıkıyordu.

Ferhunde hanım oğlunun şirkette değil, o küçücük dükkanın içinde daha mutlu olduğunu biliyordu. Annesinin şirkete düşkünlüğünü bildiği için işin başından ayrılmıyor ama akşamları hafta sonları koşa koşa Merve’nin yanına gidiyordu.

Sonunda bir akşam yine ikisini yemeğe çağırıp bu konuyu konuşmaya karar verdi. Suat o akşam annesinin söylediklerini öyle büyük bir hayretle dinledi ki, gerçekten hiç beklemediği her halinden belli oluyordu. Ferhunde hanım konuşmasını bitirince “Anne emin misin?” diyebildi sadece.

“Evet” dedi Ferhunde hanım çok eminim hem de, “Eminim babam da bu düşüncemi onaylardı. Şirketi ortak kalmak kaydıyla devrettiğimizde, artık olmak istediğin yerde olmaman için bir neden kalmayacak!”

(devam edecek)


Gülseren Kılınç ile arkası yarın hikayeleri sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Yorum bırakın