Kapıyı kapattığında yüzünde gülümsemesi ve dudaklarında Suat’ın izi duruyordu hâlâ.
“Ne yapıyorsun Merve?” diye sordu yüksek sesle kendine, “Aman! Ne yapıyorsam yapıyorum işte!” diyerek zıplaya zıplaya odasına gitti. Üzerini çıkardı yatağa uzandı. Müzik kutusunu kucağına koyup bir tur çevirdi. Seyretti bitene kadar, sonra bir daha, bir daha yaptı aynı şeyi.
“Merve!” dedi yeniden, “Ne yapıyorsun? Hiç akıllanmıyor musun sen?”
Başını geriye yasladı ve tavana baktı sonra, “Akıllandığım için daha doğru bir seçim yapıyorum belki de!” diye cevapladı kendini, “Ya da belki yeni bir aptallık. İstiyor muyum olmalı asıl soru bence!”
Yeniden başını kucağında duran müzik kutusuna çevirdi, parmaklarını üzerinde gezdirdi.
“Neden istemeyeyim? Hayatımı yeniden kuruyorum sonuçta.. Geçmişi tamamen bırakıp, bu yeni Merve’nin yaşamasına neden izin vermeyeyim?”
Komodine bıraktığı telefonu titredi hafifçe, heyecanla uzanıp aldı ve gelen mesajı açtı.
“Sadece seni kaybetmediğimi söyle bana” yazıyordu mesajda. Eve gidince, Merve’nin ertesi sabah alacağı kararların korkusu sarmıştı Suat’ı. Ya korkup kaçarsa ne olacaksa, o anın büyüsü ile yaşadıklarından sonra ya avuçlarından uçup giderse ne olacaktı. Bu kalp sancısı ile uyumak istemiyordu.
“Nasılsa bulursun yine” yazdı gülümseyerek, “Belki yarın, belki yarından sonra ama sanırım artık bıraktığın yerde kalacağım” yazıp gönderdi.
Kalbi öyle hızlı atıyordu ki heyecandan, sanki geçmiş gerçekten silinip gitmişti oturdukları o tepede.
“Teşekkür ederim, gerçekten teşekkür ederim” diye geldi cevap.
“Ben de” diye mırıldandı Merve kendi kendine, “Ben de sana vazgeçmediğin için teşekkür ederim” ama yazmadı mesaja. Telefonu gülümseyerek bıraktı yerine, yanına da müzik kutusunu bıraktı. Yüzünde kocaman bir gülümseme ile bıraktı başını yastığa, sabah olduğunda kaldığı yerden mi devam edecekti kendisi de merak ediyordu.
Suat gülümseyerek tavanı seyretti uzun uzun. Galiba inanamıyordu bu gece olanlara, galiba yeniden aşık olmuştu aynı kadına. Ve bu sefer geri çekilmemişti.
“Dede” diye fısıldadı karanlığa, “Baba bıraktığın her şey için sana teşekkür ederim”
Derin ve huzurlu bir uykudan açtı gözlerini sabaha Merve. Gözünü açar açmaz eli telefona gitti, başka mesaj var mı diye kontrol etti hemen, henüz çok erkendi ve mesaj gelmemişti. İşe gitmek için kalktı, hazırlandı, arada bir gelip gidip telefona bakmaya devam etti. Bir şeyler atıştırdı, kendi yazsa mı diye düşüp, vazgeçti. Telefonu çantasına koyup, derin bir iç çekti ve gülümseyerek açtı kapıyı dışarı çıkmak için. Hava harka kokuyordu, içine çekti ve otobüse yetişmek için yola doğru yürüdü.
“Günaydın” diyen ses Suat’a aitti.
“Günaydın ne işin var burada?” dedi şaşkın şaşkın ama o kadar mutlu oldu ki yüreği yeniden çarpmaya başladı hızla.
“Bıraktığım yerde misin gözlerimle görmek istedim”
“Evet buradayım ama işe gitmem gerek.”
“Tamam seni bırakayım o zaman”
Neşeyle bindi arabaya, Suat’ın da yüzünde güller açıyordu. El ele gittiler Merve’nin iş yerinin önüne kadar.
“Yeniden teşekkür ederim” dedi Suat, “Akşam için, bu sabah için, her şey için”
“Ben teşekkür ederim” dedi Merve de, başka ne konuşsalar bilememişlerdi yol boyunca, birbirlerine el sallayıp ayrıldılar.
Suat o sabah Necmi beyi arayıp, artık işe kendi gidip geleceğini, daha fazla yorulmasına gerek olmadığını annesine kendisinin haber vereceğini söylemişti.
İş yerine varır varmaz aradı Ferhunde hanım, “Suat? Arabayla mı gittin?”
“Evet anne, iyiyim artık merak etmene gerek yok. Necmi ağabey okula gidiyormuşum gibi her gün beni getirip götüremez değil mi?”
“Ah canım oğlum benim elbette öyle. Çok sevindim. Dikkatli ol olur mu?”
“Merak etme olurum.” deyip kapattı telefonu, Merve ile yaşadıklarını hemen anlatmak istemiyordu annesine, çok mutlu olacağını biliyordu ama biraz kendi içine sindirmek istiyordu önce. Ayrıca da Merve’de belki istemezdi hemen söylemesini. Belki beraber söylerlerdi.
“Beraber!” diyerek gülümsedi kendi kendine yeniden.
Öğlene kadar bekleyip, “Akşam uğrayayım mı dükkana?” diye yazdı Merve’ye. Ondan daha geç işten çıktığı için yetişemezdi çıkışına ama onu görmeden de duramazdı sanki bu gece.
“Tamam gel, yemek hazırlarım” diye geldi cevap.
Akşam elinde bir buket çiçekle geldi dükkanın önüne. Merve tezgahların birine örtü sermiş iki kişilik bir sofra kurmuştu bile.
“Bunlar senin için” diye uzattı hemen çiçekleri.
“Bunlar da senin!” dedi Merve neşeyle masayı göstererek ve zaten ısınmış olan yemekleri böldü hemen geçtiler masaya.
İkisi de anı yaşamak istiyor, neyin içinde olduklarını düşünmek istemiyorlardı aslında, günlerinin nasıl geçtiğinden bahsettiler biraz. Sonra birlikte masayı topladılar. Merve bulaşıkları eve götürdü ara kapıdan, Suat nazikçe bekledi dükkanda, arkasından gitmedi.
Elinde çaylarla geri geldi Merve az sonra, birlikte sessizce ve gülümseyerek yudumladılar çaylarını. İkisinin üzerinde e tuhaf bir mahcubiyet vardı o akşam nedense.
“Şey” dedi Suat çekinerek, “Yarın yine gelsem mi? Yemekleri ben getiririm bu sefer yorulmazsın”
“Olur, gel tabi”
“Sazımı da getireyim mi?”
Bütün gün o şarkıyı mırıldanmıştı içinden Merve ama söyleyemedi, “Getir tabi”
“Hani sana öğretecektim ya, o yüzden.”
“Evet”
“Tamam o zaman yarın gelirim yine, seni daha fazla yormayayım” diyerek bardağı bıraktı masaya ve kalktı oturduğu yerden. Merve’de kalktı onunla birlikte. Kapıya yöneldiler ve kapının önüne birbirlerine baktılar aslında hasretle ama şaşkınlıklarından ne yapacaklarını da bilemeyerek.
Suat hafifçe eğilip öptü Merve’nin yüzünü, dudağı ile yanağı arasında bir yerden ve “İyi geceler” dedi sevgi dolu bir sesle. Merve’de tekrarladı “İyi geceler”
O kapıdan çıkınca kapattı kapıyı ama camdan arabası gidene kadar bekleyip el salladı yeniden.
Bir hafta boyunca her akşam geldi Suat, bazen Merve hazırladı yemekleri, bazen Suat getirdi. Her gün biraz daha rahatlayıp, eski sohbetlerine döndüler. Suat sazını getiriyordu gelirken, Merve’ye nasıl tutması gerektiğini göstermek bahanesi ile hafifçe sarılıyordu arkasından, Merve sırtını ona yaslayıp, dikkatini saza bile veremese de dinliyordu anlattıklarını. Bir kaç kez dudakları birleşti, bir kaç kez elleri birleşti ve masal gibi bir hafta geçirdiler.
“Anneme söylemek istiyorum, biliyorum çok sevinecek ama annem işin içine girerse ve yani şey.. Biliyorsun anneleri, beklentiye girecektir. Ben seni böyle bir duruma sokmak istemiyorum. Biz hiç konuşmadık çünkü. Yani ben senin ne düşündüğünü bilmiyorum aslında bizim için. Seninle sadece an’ı yaşamadığımı bildiğini düşünüyorum ama sen.. Yani.. Sen ne düşünüyorsun diye sormaya da korkuyorum galiba biraz” dedi Suat sonunda.
Merve gülümseyerek baktı Suat’ın yüzüne, aslında o da bilmiyordu tam olarak. Bunu Ferhunde hanımdan gizli yaşamaları çok saçma olurdu, iki yetişkin insandılar sonuçta ama ona söylediklerinde Ferhunde hanımın ilişkiyi hızlandırmalarına dair bir isteği olacağından onun da şüphesi yoktu, anneydi sonuç olarak Suat’ın da dediği gibi. Ama Suat’ın belki de hâlâ tam olarak göremediği kadar da değişmişti annesi.
Merve cevap veremeyince, “Söylemek zorunda değiliz elbette, çocuk değilim nihayet. Sadece sormak istedim.” dedi onu rahatlatmak istediği için.
“Söyleyelim” dedi Merve, “Bence annen düşündüğün gibi davranmayacaktır”
“Beraber söyleyeyim mi o zaman?”
“Olur tabi, beraber söyleyelim.”
“Yarın akşam olur mu? Acele mi etmiş olurum”
“Hayır, yarın akşam söyleyebiliriz”
Böylece ertesi akşam Ferhunde hanıma birlikte gidip söylemeye karar verdiler. Ferhunde hanım ikisinin birlikte onu ziyaret edecek olmasına çok memnun oldu. Aslında o da bir haftadır oğlunu görememişti ve bunun nedenini de az çok tahmin ettiği için bir şey demiyordu.
Suat işten çıkınca, gidip aldı Merve’yi, Merve iş yerinden dönerken bir kutu tatlı almıştı eli boş gitmemek için, Suat’ta bir annesine bir de Merve’ye çiçek yaptırmıştı.
“Kız istemeye gidiyor gibiyiz?” diye güldü yolda giderken, “Oysa istediğim tam yanı başımda”
Ferhunde hanım çok büyük bir neşeyle karşıladı onları. Güzel bir masa kurdurmuştu o akşam için. Daha kapıyı açar açmaz yüzlerinden anlamıştı söyleyecekleri şeyi ama hiç sesini çıkarmadı.
Birlikte yemeğe oturdular ve biraz günlük hayattan bahsetmeye başladılar. Suat konuya girmek için fırsat kolluyordu. Merve’de biraz utangaç davranıyordu. Sanki ikisi de on dokuz yaşındaydılar yeniden.
(devam edecek)
Gülseren Kılınç ile arkası yarın hikayeleri sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.