“Haydi o zaman hoş geldin” diyerek kendi termos bardağını ona doğru uzattı, “Dikkat et içindeki çok sıcak, birden yanmanı istemiyorum”
“Tamam” diyerek kendi bardağının içme yerini açmaya çalıştı Merve ama beceremeyince, Suat alıp ona yardım etti ve sonra geri uzattı. İkisinin serinlikten hafifçe üşümüş parmakları değdi birbirine, farkında değilmiş gibi yaptılar ama o küçük dokunuşun kalplerine gönderdiği sinyal dağ gibi büyüdü içlerinde. Bardaklarını tokuşturup birer yudum aldılar.
Suat aceleyle yere bıraktıklarına eğilip, bir paket uzattı Merve’ye, hissettiklerini saklamak için telaşla hareket etmesi gerek gibi hissediyordu. Merve bardağı bacaklarının arasına sıkıştırıp aldı paketi içinde tatlı bir çörek vardı. Bir parça ısırıp, “Vay canına bu harikaymış” dedi gülerek.
“Çok severim, senin de sevmene sevindim. Ne çok sevmek dedim değil mi?” diyerek kendine aptalca gelen bir kahkaha patlattı. İşler iyice sarpa sarıyordu, heyecanından hem aptalca konuşuyor hem de aptalca davranıyordu.
“Disk çaları da getirdim bu arada ama arabada kaldı” dedi yine susamadığı için.
“Teşekkür ederim, bu akşam için de gerçekten manzara harikaymış”
“Evet manzara gerçekten harika” diye mırıldandı Suat ama baktığı manzara değil Merve’ydi o anda.
Merve’de kendini ele vermemek için Suat yerine manzaraya çeviriyordu yüzünü.
“Ferhunde hanım nasıl?” diye sordu konuyu dağıtmak için.
“Annem her zaman ki annem işte, her gün arayıp iyi miyim diye soruyor. Aslında bu gün ondan gizli çıktım arabayla. İşe giderken Necmi ağabey getirip, götürüyor beni. İyice çocukmuşum gibi davranmaya başladı. Aslında hoşuma gitmeyen yanları yok değil tabi de, araba kullanırken korkacağımı düşünüyor nedense”
“Allah korusun!” dedi Merve’de elinde olmadan, “Bu akşam ilk miydi yoksa kazadan sonra”
“Evet ama anneme söyleme!”
“Yok söylemem!”
“Tedirgin olmadın değil mi? Korkum falan yok benim, annem öyle sanıyor. Ayrıca o kaza benim hatam değildi ki, iyi bir şoförüm ben Necmi ağabey öğretti bana araba kullanmasını. Allah’tan o annem gibi düşünmüyor, çık tabi korkacak bir şey yok diyor ama annem onu tembihlediği için de peşimden ayrılamıyor”
“Gerçekten Necmi beyle tam bir aile gibi olmuşsunuz.” dedi Merve Ferhunde hanımın gezi planını hatırladı ama söylemedi Suat’a
“Öyleyiz çok iyi bir insan gerçekten.”
“Ne güzel böyle insanlar tanımak ben de sayenizde tanıdım”
Nihayet ikisinin de heyecanı biraz yatıştığı için keyifle Suat’ın getirdiklerini yiyip, içtiler ve koyu bir sohbete daldılar dükkandaki gibi. Hava giderek serinlediği için Merve battaniyeye iyice sarılmıştı.
“Benimkini de vereyim mi?” dedi Suat
“Hayır, iyiyim şimdilik”
Sonra kalkıp, aralarına dizdiği ve bir çoğunu tükettikleri çöpleri toplamaya başladı ve onları bir torbaya koydu, hızlanan rüzgar, onları da uçurmaya başlamıştı yavaş yavaş. Torbanın ağzını bağladıktan sonra, sandalyesini Merve’nin sandalyesinin hemen yanına yerleştirip oturdu.
Merve yüzünü yine manzaraya çevirmişti, az önce değen parmaklarının yarattığı heyecanı tekrarlamak istemiyordu. Suat’ta hem onu ürkütmemek hem de biraz daha yakınında olmak istiyordu.
Ay yükselmiş ve küçülmüştü, gökyüzünde hızla hareket eden bir kaç parça bulut, aşağıdaki manzaranın içinde akan trafikle yarış eder gibiydi. Bir süre sessiz sessiz oturdular yan yana ve manzaraya baktılar.
“Gerçekten iyi geldi bu akşam bana, ne kadar uzun süredir gökyüzüne bakmadığımı, hatta gece ve gündüzü bile ayırmadığımı farkettim”
“Ben de uzun zamandır ilk defa gökyüzüne bakıyorum” dedi Suat, “Kaçırdığım üç ay boyunca hiç değişmeden beni bekleyen bir gökyüzü olduğunu düşünüyorum şimdi”
“Keşke her şey beklese bizi aklımız, ruhumuz başka yerlerdeyken değil mi?”
“Evet keşke” dedi Suat derin bir iç çekerek, “Zamanı geri almak ister miydin?” diye sordu sonra.
Merve biraz düşündü cevap vermeden, “Sanırım, yani her anını değil ama belki birazını”
“Ne kadarını mesela?”
“Bilmem öyle çok anım var ki hatırlamaktan keyif aldığım, bir o kadar da hatırlamak istemediğim tabi”
“Ben hangi kısmındayım?” deyiverdi Suat ama bu sefer kaçış aramadı nedense.
“Farkında olmadığım kısımları var tabi seninle geçmişimizin ve aslında kendimi yeniden bulduğum iyi bir kısmındasın”
“Benim de seni yeniden bulduğum yer o kısım”
Merve elinde olmadan dönüp baktı onun yüzüne, Suat’ın gözlerine yansımıştı yüksekteki ayın ışığı, rüzgar alnına düşen saçlarını hafifçe uçuruyordu.
“Çok uzun ama çok kısa bir geçmişimiz var aynı anda değil mi?” dedi Merve gözlerini çekmedi onun gözlerinden.
“Benim için çok uzun, senin için çok kısa” diye yanıtladı Suat.
“On dokuz yaşındaki Merve değilim artık ama sen zaten o Merve’yi hiç tanımıyorsun” dedi ama “Tanımadığın o Merve’yi seviyorsun” diyemedi.
“Ben on dokuz yaşındaki Merve’yi unuttum sanırım çoktan, şimdi yanımda olan Merve’yi tercih ederim”
Küçük bir gülümseme yayıldı Merve’nin yüzüne.
“Açık hava çarptı galiba bizi ne dersin?”
Suat geri çekilip yaslandı sandalyesine ve gökyüzüne baktı gülerek, “Açık hava mı dersin sadece?” diyerek derin bir nefes aldı.
“Sana bakınca çok eskiden beri tanıdığımı hissediyorum aslında artık. Sanırım o günlüğü okurken oldu bu.”
“Bence” dedi Suat yeniden ona döndü biraz daha yaklaştı yüzüne, “O Merve ve Suat’ı, hayatımızdaki tüm o rastlantıları benzerlikleri unutalım. Şu anda, burada olan Merve ve Suat’a odaklanalım. Şu manzaranın karşısında, burada ikimizden başka kimse yok. Ben çok mutluyum gerçekten. Geçmişe dair bir hasret duymuyorum içimde. Pişmanlıklarım hatta neredeyse bütün geçmişim yok gibi şu anda.”
Merve’nin kaşları kalktı hafifçe bu fikir hoşuna gitmişti aslında, hiç bir bağlayıcılığı yoktu geçmişin. Aklının içinde dolanan geçmiş hikayelerinden çok daha güzeldi şu anda yaşadıkları.
“Merhaba ben şu andaki Suat!” diye elini uzattı Suat ona tokalaşmak için.
Merve’de uzattı elini neşeyle, “Merhaba ben de şu anda ki Merve!” diye tekrarladı.
Elleri birbirine kavuşunca kalplerindeki heyecan yine sardı bedenlerini.
“Ellerin üşümüş” dedi Suat ve bir anda Merve’nin elini iki avucunun içine aldı, sonra uzanıp, diğer elini de birleştirip, avuçlarının sıcaklığı ile sardı. Gözleri artık dünyanın geri kalanını unutacak kadar kenetlenmişti birbirine.
Suat biraz daha yaklaştı ona doğru, şimdi o kadar yakınlardı ki, nefesleri değiyordu yüzlerine. Sonra biraz daha yaklaşım dudaklarını değdirdi onun dudaklarına elleri hâlâ avuçlarının içindeydi. Sıcacık ve kısa bir öpücüğün arkasından geri çekildi.
“On dokuz yaşındaki haline aşık olduğum ama şimdi karşımdaki halinin o aşkı unutturacağı bir kadına bakıyorum” dedi fısıldar gibi.
“Korkan bir kadına bakıyorsun” dedi Merve.
“Korkan kadın burada değil unuttun mu, sildik geçmişi az önce tanıştık daha ve bizden öncesi hiç yaşanmadı”
“Yaşanmadı mı sahiden?”
“Hayır yaşanmadı. Tam olarak şimdi burada başladı hikaye.” diyerek bir kez daha öptü onu.
Merve artık teslim olduğunu biliyordu ve içinde gerçekten hiç bir korku kalmamıştı sanki. Sonra Suat geri çekildi sandalyesini ona biraz daha yaklaştırdı ve sonra kolunu onun sırtına dolayıp kendine doğru çekti. Merve’de uzun zamandır ihtiyacı olanı yaptı kolayca, başını güvenle birinin omuzuna bırakmayı o kadar özlemişti ki.
“Şimdi hiç bir şey düşünme ve söyleme” dedi Suat, “Sadece şu anın tadını çıkaralım”
“Tamam” dedi fısıldayarak Merve.
Yarım saat daha öyle oturduktan sonra Merve’nin artık titremeye başladığını hissedince toparlandı Suat.
“Haydi bakalım, hasta olacaksın artık gidelim”
Yine “Tamam” dedi Merve ve kalktılar. Eşyaları toparladılar ve paylaştılar. Suat onun elini tuttu ve battaniyeyi sırtından indirmesine izin vermeden onu iyice sardı ve arabaya doğru yürüdüler.
Arabaya bindikleri Suat o daha fazla üşümesin diye ısıtıcıyı açtı hemen, “Şimdi ısınırsın merak etme! Yatmadan sıcak bir şey iç mutlaka” dedi sonra bir anne gibi. El ele geldiler dükkanın önüne kadar.
“Bu gece” dedi Suat o inmeden, “Hayatımın en güzel gecesiydi ve bunun için sana teşekkür ederim, hatta varlığın için teşekkür ederim” diyerek gökyüzüne baktı.
Merve küçük bir kız çocuğu gibi utangaç ve heyecanlı hissediyordu kendini.
“Korkma” dedi Suat sonra, “Eğer pişmanlık duyarsan bunu anlayabilirim” diyerek eğildi ve onu alnından öptü.
Sonra inip arabanın kapısını açtı ve “Battaniye sende kalsın” diyerek onu evin kapısına kadar götürdü.
“İyi geceler” dedi sevgi dolu bir sesle, “İyi geceler” diye tekrarladı Merve bir rüyada gibi ve içeri girdi.
(devam edecek)
Gülseren Kılınç ile arkası yarın hikayeleri sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.