Doğru Zaman – Bölüm 25

Devam eden üç hafta boyunca arada gelip gitti Suat dükkana, her geldiğinde kolayca başlayan sohbet, ikisinin de saat sınırı yüzünden hiç bitirmek istemedikleri kadar derinleşiyordu. Aslında çok benzediklerini fark ediyorlardı birbirlerine. Artık geçmişi de konuşabiliyorlardı rahatça. Merve ona, o Merve’ye anlatıyordu kendi eskilerini. Ferhunde hanım kızın izin günlerinde gitmemesini tembihlemişti. Onun da kendine ayıracak zamana ihtiyacı vardı, dostluk kurmak güzeldi ama hayatı işgal etmek iyi bir şey değildi.

Çocuk gibi nasihat dinlemekten hiç hoşlanmasa da hak vermişti Suat annesine. Merve ile bu kadar yakınlaşmışken, onu bıktırmak hiç istemiyordu. Avuçlarımda duran bir serçe gibi şimdi diye yazmıştı yeniden başladığı günlüğüne. Çok sıkarsam ölecek, serbest bırakırsam uçup gidecek sanki. Kendi uydurduğu bir metafor değildi bu ama hissettiklerini en güzel yansıtan cümlelerdi sanki.

Merve’nin başkası ile evlenmesinin ardından başlamıştı aslında yazmaya günlüğe. İçindekileri yazarsa, biraz olsun kalbinin yükünün hafifleyeceğine inanıyordu. Kendisi evlenene kadar da devam etmişti. Merve’ye aşkından kurtulabilmek için yazdığı satırlar şimdi onu dost olarak hayatına dahil etmişti tuhaf bir şekilde. Şimdi de onu yeniden kaybetmek istemediği için yazıyordu. Onunla aşkı değil dostluğu paylaşmanın ne kadar değerli olduğunu fark ediyordu. İlk görüşte aşk değil de dostlukla gidebildiği yere kadar gitmek en iyisiydi. Yine de eski duygularının coşup her şeyi mahvetmesini istemediği için dönmüştü günlüğe. Kendi sesini de dinlemek için elbette. Kalem kağıda değince, kendisi çıkıyordu aradan sanki de kalbi yazıyordu doğrudan. Kalem olmayınca duyamıyordu kalbinin asıl sesini, o yüzden ihtiyacı vardı bu dönemde.

Üç haftanın sonunda doktorun da onayıyla kendi evine geçebildi. Evine geçmeden önceki gün geldi yine Merve’ye.

“Artık akşamları kaçacak delik araman gerekmiyor o zaman” dedi Merve, aslında kendisi de söylerken içi sızlamıştı nedense.

“Tam aksine” dedi Suat, “Eve geçmeyeceğim ki sadece, işime de döneceğim ve işten sonra kaçacak deliğe her zaman ihtiyacım olacak. Yani benden kurtulacağını düşünüyorsan fazla heveslenme”

Öyle bir gülümsedi ki Merve ikisinin kalbinde aynı anda çırpınan kelebekler, dükkanın içine dolup renklendirdiler karanlığı sanki. Bir kaç saniye gülümseyerek baktılar birbirlerine.

“Biliyor musun” dedi Merve, “Bazen seni sanki kırk yıldır tanıyor gibi hissediyorum”

“Ben de seni ilk gördüğümde hissetmiştim bunları ama şimdi seninle vakit geçirdikçe kırk yıl daha tanımak istiyorum” diye dökülüverdi Suat’ın dudaklarından. Merve kıpkırmızı oldu Suatta avucunu fazla sıktı ve serçesini korkuttu diye pişman oldu o anda.

“Af edersin” dedi hemen, “Yani demek istediğim dostluğun açısından, bu günlük hep ayağıma dolaşacak galiba benim”

“Hangi günlük?” dedi Merve hastanedeki son konuşmalarını hatırlatarak ve güldü.

“Haklısın hangi günlük?” dedi Suat böylece ikisi açısından da konu şakaya vurulup kapandı kolayca.

Merve o gece başını yastığa koyduğunda, geri geldi sözler saklandıkları yerden. O an yüzünü kızartan o sözleri şakaya vurmasa Suat kalbinin nasıl hızlı attığını duyacak, fark edecek diye paniğe kapılmıştı aslında. Ona bir aşkın olmayacağını ama dost kalabileceklerini ikna etmeye çalışırken, kendisi aşık olmuyordu herhalde.

“Hiç ilgisi yok” diyerek diğer yanına döndü hemen. Zaten Suat’ın aşkı da geçmişte kalmıştı. Tam şimdi güzel bir dostluk kurulurken, yaraları kanatır gibi böyle şeyler hissedilmezdi. Zaten de hissetmiyordu. Bir dostla yaşanan güzel paylaşımların heyecanıydı bunlar. O kadar uzun zamandır böyle rahat rahat sakınmadan sohbet etmiyordu ki kimseyle. Dedesiydi en son bu kadar yakın arkadaşı ve yine bu dükkanın içindeydi o sohbetler. Belki de o dükkana geldiğinde özlediği o günler canlanıyordu içinde o yüzden heyecanlanıyordu. Hatta tabi ki öyleydi başka ne olacaktı?

Ferhunde hanım da oğlunun yaşamına kaldığı yerden devam edecek olmasına seviniyordu ama evde alıştığı varlığının yeniden eksilecek olmasına hüzünleniyordu içten içe. İnsan anne olunca, hele bir de kaybetme korkusu yaşayınca, dizinin dibinden ayırmak istemiyordu tabi. Yaşlanıyordu da bir yandan yalnız kalmaktan da korkuyordu belki. Oğluna geçmişte yüklediği onca sorumluluktan sonra bunun sorumluluğunu da yükleyecek değildi elbette. Bu kendi başına aşması gereken bir korkuydu. O da artık geç kaldığı hayata karışmalıydı biraz belki de. İş ve oğlu dışında bir şeylere bakmalıydı biraz. İşten güçten dünyayı gezmeyi hiç akıl edememişti mesela. Hazır Suat tekrar işe dönmeye hazırlanıyorken o da bu fırsatı değerlendirebilirdi. Oğlunun bu işe ne kadar devam etmek istediğinden de emin değildi zaten artık. En azından Suat kendi yolunu bulana kadar ki hiç karışmayacaktı artık, o da biraz hayatı ve dünyayı keşfedebilirdi. Bunu tek başına da yapmak istemiyordu aslında. Yeni insanlar tanımak, yeni yerler görmek güzeldi ama aslında o da hayatın acemisiydi hâlâ. Suat artık iyi olduğuna göre Necmi beyi biraz ondan çalabilirdi belki artık. O ve karısını da yanına katıp dünyayı görmek onlar için de harika olmaz mıydı? Kabul eder miydi bilmiyordu ama teklif edecekti. Adamcağız ailenin bireyi olmuştu artık, onlar yüzünden de karısından epeyce ayrı kalmıştı. Tabi ikisini de bir yerlere gönderebilirdi aslında hediye gibi ama peşlerine takılmasına ses etmezlerse, bal gibi de birlikte gidebilirlerdi. Öyle hoşuna gitti ki bu düşünce yüzünde güller açtı ama nedense kendi başına karar veremedi yine de.

“Ben en iyisi Merve’ye danışayım” derken buldu sonra kendini. Gene gülümsedi. Oğlu izin günlerinde gitmediğine göre, Merve’den bir yarım gününü olsun bu konuyu konuşmak için ziyarete gelmesini isteyebilirdi.

Merve, Ferhunde hanımdan gelen bu ziyaret teklifini ret edecek değildi o kadar desteğin ardından, “Memnuniyetle gelirim” dedi hemen.

“Ana oğul hayatından eksilmeye pek niyetli değiliz gördüğün gibi” dedi Ferhunde hanım Merve geldiğinde.

“Şikayetim yok, mutluyum” dedi Merve, “Aslında ben de görmek istiyordum sizi iyi oldu. Zor zamanında yanımda olduğunuzu ömrüm boyu untmayacağım.”

“Unutsan iyi olur çünkü artık zor gün dostu değil, doğrudan dostun olmayı hedefliyorum”

“Her zaman” dedi Merve’de gülümseyerek.

Kahvaltıya davet etmişti onu ve harika bir masa kurulmuştu ikisi için.

“Suat’ı davet etmedim” dedi Ferhunde hanım yaramaz bir kız çocuğu edasıyla, “Zaten o çalışıyor artık biliyorsun. Hem de o olmadan seninle konuşacaklarım var dahası danışacaklarım”

“Estağfurullah” dedi Merve ama Suat’la ilgili bir konu olduğunu düşündü hemen, temkini ele aldı ister istemez.

Ferhunde hanım ona düşüncesini açınca da rahatladı hemen, “Ne harika düşünmüşsünüz”

“Bana da öyle geliyor ama hem onları rencide edecek bir şey yapmak istemiyorum hem de karı koca mı gitseler acaba diye çekiniyorum”

“Rencide olacakları bir şey olduğunu sanmıyorum. Necmi bey tanıdığım kadarıyla sizin ailenizin bir parçası gibi zaten sizi çok uzun zamandır tanıyor, böyle hissetmesi için bir neden yok. Karı koca mı gitmek isterler kısmına gelince, onlar sizin gibi dil bilmiyorlar gitseler bile oralarda idare edebilirler mi?”

“Yani tabi bir turla da gönderebilirim onları? Ama ben öyle gezmek istemiyorum. Yani bir yerel rehber tutabiliriz tabi gittiğimiz yerlerde ama bir kalabalığın içinde oradan oraya koşturup duracak da pek halim olmaz sanırım”

“Kendi turunuzu teklif ediyorsunuz onlara bence pek çok mutlu olurlar. Siz olmasanız hayatları boyu böyle bir imkanları olmayacak belki. Düşünsenize ne harika bir şey bu!”

“Düşündüm de” dedi Ferhunde hanım sonra, “Neden seni düşünmedim acaba diye düşündüm yani? Sen hiç yurt dışına çıktın mı?”

“Ben mi yok hayır ama bence siz Necmi beyi düşünmeye devam edin”

“Başlangıç olarak evet ama neden bir sonraki seyahati seninle yapmayalım”

“Çok teşekkür ederim. Çok naziksiniz ama bunu kabul edemem, zaten yeterince şey yaptınız”

“Ah canım kızım bana bakıcılık etmeni istiyorum aslında farkında değil misin, bende olan sende, sende olan bende yok. Bu bir rica ayrıca tabi gelmek istemezsen seni zorlayacak değilim”

“Yapmayın sizin bir bakıcıya ihtiyacınız olduğunu düşünmüyorum bir yol arkadaşı istediğinizi düşünüyorum sadece”

“Evet tam olarak onu istiyorum ama inan bana kendi sosyal çevremden istemiyorum bu yol arkadaşını. Ben de hayatı yeniden öğreniyorum şu yaşımda ve hayatı benden iyi tanıyan insanlar istiyorum yanımda, Necmi bey ve eşi ile senden başkası da yok bu tanım uyan şimdi. En azından ben cesaret kazanana kadar bana eşlik ederseniz, ben de sonrasında kendi başıma ya da bir turla devam ederim belki.”

Koskoca bir şirketi tek başına yıllarca ayakta tutmuş bir kadından bunları duymak hem üzdü, hem de mutlu etti Merve’yi. Şimdi karşısında o zenginliğin sahibi güçlü kadın değil de, hayatı merak eden, heyecanlı küçük bir kız var gibiydi. Aslında çok da güzel olabilir diye düşündü bir an için ama kendi gücü olduğunda eşlik etmek isterdi daha çok.

“Sen yine de düşün bu yaşlı kadının teklifini” dedi Ferhunde hanım

(devam edecek)


Gülseren Kılınç ile arkası yarın hikayeleri sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Yorum bırakın