Doğru Zaman – Bölüm 23

“Ben” dedi Suat, “Bu günlükte yazanları unutmanızı istiyorum”

“Tabi elbette!” dedi Merve, “Zaten geçmişe ait duygular bunlar, hâlâ var olduklarını düşünmek için bir neden yok değil mi?” diyerek elinde olmadan Suat’ın gözlerine baktı, nedense içine burkmuştu sözleri.

“Nedeni bu değil” dedi Suat, “Evet geçmişe ait satırlar bunlar. Ne siz, ne de ben artık o kişiler değiliz.”

“Doğru”

“Arkadaş olabiliriz” demiştiniz bana diyerek gülümsedi sonra.

“Her şeyi duydunuz değil mi?”

“Her şeyi mi bilmiyorum ama birazını duymuşum sanırım, işe girişinizi heyecanınızı bunları bölük pörçük hatırlıyorum. Bana nasihat verişinizi, geri gelmem için sunduğunuz nedenleri.”

“Kendi kendime konuştuğumu sanıyordum”

“Ben de rüya gördüğümü sanıyorum aslında!” diyerek yeniden güldü Suat, Merve’de güldü bu kez, “Yani demek istediğim, sizi ilk gördüğümde başka biriydim belki, yani tamamen değil elbette ama yaşananlar insanı dönüştürüyor. Annem biraz bahsetti başınıza gelenlerden, birazını da ben uyurken anlattıklarınızdan biliyorum zaten. Yani ikinci karşılaşma da pek eşit şartlarda olmadı ama bir üçüncüsünü denemek isterim açıkçası siz de isterseniz. Yani gerçekten tanışmak, tanımak ve arkadaş olmak için diyorum”

“Tabi elbette, neden olmasın. Ben annenize de çok şey borçluyum zaten. Sizi ve ailenizi hayatımdan çıkarmak ve bir görev sona erdi demek için bir nedenim yok. Aslına bakarsanız zaten yaşadıklarımdan sonra pek de çevrem yok galiba”

“Harika!” dedi Suat sevinçle, “Bu günlükte yazanlar yüzünden yani, buna sıcak bakmayacağınızdan korkmuştum açıkçası”

“Hangi günlük?” dedi Merve yüzüne komik bir ifade vererek ikisi de gülmeye başladılar.

“Ben sanırım bir süre işime geri dönmeyeceğim ama evde annem ve Necmi ağabey ile sürekli de yaşayabileceğimi pek sanmıyorum, annem eve dönmeme izin verene kadar işim zor yani. Bir de sizin dükkanınız bana dedemi de hatırlatan çok özel bir yer, günlüğü unuttuk zaten. Yani izin verirseniz arada bir gelip ben de size yardımcı olabilirim belki. İkimizin de dedesinin müzikten bizim anladığımızdan fazlasını anladıkları kesin. Bu açıdan şansımı da denemek isterim demek istiyorum. Yani ortak olayım falan değil, ben de kendimi geliştireyim anlamında”

Merve şaşırmıştı bu sözlere “Şey. Ben zaten çalışıyorum yani sadece akşamlarım var biliyorsunuz. Zaten onu da dükkanda geçiriyorum, gün sonunda evden kaçmak için bahane etmek isterseniz beklerim tabi neden olmasın. Henüz açmak istesem de bunu sağlayacak koşullarım yok, ben de o arada kendimi geliştirmeye öğrendiklerimi hatırlamaya çalışıyorum. Yani gördüğünüz gibi çalmayı bile bilmiyorum” dedi sandalyeye dayanıp bırakılmış sazı göstererek.

“O halde ben Necmi ağabeyden öğrendiklerimi size öğretirim ne dersiniz, siz de bana sazları öğretirsiniz”

“Tamam anlaştık!” dedi Merve.

“Ne zaman çıkaracaklarmış sizi?”

“Sanıyorum yarın, nihayet! Bu hastanede büyük kısmını hatırlamasam da daha fazla kalmak istemiyorum ama tabi ki sizin gününüzü paylaştığım oda değil burası.”

“Gerçekten beni duyduğunuza inanamıyorum şimdi, umarım çok aptalca şeyler söylememişimdir”

“Tüm o anlattıklarınız bağladı beni hayata, sizin gündelik dediğiniz o hikayeler benim için ne kadar değerliydi düşünsenize”

“Ah abartmayalım o kadar! Bence siz zaten iyileşme sürecindeydiniz büyük ihtimalle ben sadece denk geldim”

“Patates soymayı seviyor musunuz hâlâ?”

“Ah evet elbette seviyorum ama eve gelip yeniden kendim için soymak biraz sor geliyor tabi, size taşıdığım yemek kokularını da almadınız umarım üzerimden!”

“Hayır, koku yok merak etmeyin sadece sesinizi duydum”

“İyi bari!” dedi Merve omuzlarını kaldırarak gülümsedi yeniden. Artık gerçekten rahatlamış hissediyordu kendini. Günlük aradan çıkmış, geçmişin ağırlığı üzerlerinden kalkmış gibiydi.

“O zaman” dedi devam ederek, “Ben artık gideyim, bu akşam da biraz dükkanda vakit geçireyim siz gelmeden kendimi biraz daha ilerletmiş olayım”

“Tamam” dedi Suat, “Ben de Necmi ağabey ile derslere hemen başlayayım ama tabi nota da bilmek gerek herhalde!”

“Doğru” dedi Merve, “Ben de bilmiyorum, niye çalamadığım anlaşıldı!”

“Gelmenize de hediyeye de çok sevindim. Beni buradan sonrası için kurtaracağınız için de, ikinci kez hayata geri döndürmek gibi bir şey olacak çünkü.”

“Anneniz sizi gerçekten çok seviyor, eminim evde size bebek gibi bakmaya devam edecek”

“Korktuğum da bu ya, yeniden bebek sanılmak!”

“Neyse, kendinize iyi bakın, eve geçtiğinizde ve kendinizi iyi hissettiğinizde bekliyorum, telefonum annenizde var!”

“Tamamdır” dedi Suat ve ayağa kalktı o da, Merve’yi odanın kapısına kadar geçirdi. Ferhunde hanım ve Necmi bey koridorda oturmuş bekliyorlardı. Merve ve Suat çıkınca onlar da kalktılar ayağa.

“Necmi götürsün seni istersen” dedi Ferhunde hanım.

“Hayır teşekkür ederim. Ben giderim. Görüşmek üzere” dedi ve ayrıldı yanlarından. Sokağa çıktığında yüzünde kontrol edemediği bir gülümseme vardı. Havayı içine çekip, otobüs durağına doğru yürüdü.

“Bu kız gerçekten inanılmaz, şu getirdiği hediyenin üzerine roman bile yazılır!” dedi Ferhunde hanım oğluyla odaya girdiklerinde.

“Benim yazdığım günlüğü yeterince sürükleyici bulmadın sanırım” dedi Suat.

“O günlük!” dedi Ferhunde hanım, “Sanırım hepimizi dönüştürdü. Neler konuştunuz? Görüşeceksiniz değil mi?”

“Arkadaş olarak” dedi Suat gözlerini açarak, annesinin bir anlam yüklemesini istemiyordu bu görüşmelere.

“Tabi, tabi arkadaş olarak diyorum ben de” dedi Ferhunde hanım manalı manalı. “Sen şu sazı eline al ben göreceğim o arkadaşlığı” diyordu içinden o sırada. Bu kez karışmıyordu elbette, iki genç bundan sonrasını kendileri diledikleri gibi şekillendireceklerdi ama bu onun gönlünden ikisi adına güzel şeyler geçirmesine engel değildi. Ayrıca Merve’nin babası ve annesi arasındaki o kanunun yüklendiği anlamı çağrıştıran bir sazı getirmesi de boşa değildi muhtemelen. Kendisi bile farkında olmasa da, bu saz tam olarak o kanununun anlamına denk düşüyordu. İki aşığın arasındaki nameleri üreten bir sembol. Bu defa çalan Suat olacaktı, dinleyen de Merve. Kanunun yaptığını, saz yapacaktı şimdi. Derin bir iç geçirdi. Babası ve oğlunun yaşadığı bu anlam dolu aşkı hiç yaşamamıştı o, yaşanabileceğine de hiç inanmamıştı ama işte şimdi bir kez daha gösteriyordu ona hayat. Aşkın anlamsız, var olmayan bir duygu olduğu sonucuna nasıl varabilmişti anne ve babasını gördüğü halde, kendi de bilmiyordu. Bir daha tekrarlanmayacağına inandığı için mi kapatmıştı kendini acaba, anne ve babasının aşkı gibi bir aşk olamaz diye mi inandırmıştı kendini, bu aşkın ortasında.

“Nerelere daldın Ferhunde hanım?” dedi Suat sessizleşen annesine bakıp.

“Hayat çok garip diye düşündüm” dedi Ferhunde hanım iç çekerek, “Bir o kadar da güzel!”

Biraz daha kalıp, Necmi beyle eve döndüler sonra. Sabahtan yeniden gidilip, Suat eve getirilecekti, evlenmeden önceki odası hazırlanmıştı çoktan. Ferhunde hanım hiç bozmamıştı oğlunun odasını. Eve girince doğrudan girdi odaya, yatağa oturdu. Suat’ın hayatını mahvedişinden önceki haline aitti bu oda ve Merve’ye olan aşkını, hayallerini yaşadığı yerdi. Şimdi yeniden gelecekti bu odaya ve bu kez Merve’yi tanıyordu. Bakalım film geri sararken, devamında neler değişecekti bu kez. Keşke kendi hayatında da filmi geri sarıp değiştirebilseydi bazı şeyleri. Keşke anne ve babasının ona gösterdikleri güzellikleri görebilseydi gerçekten. Keşke kocasını mantığıyla değil kalbiyle sevebilseydi ve keşke o kumar bağımlısı olurken anlayabilse ve onu Merve’nin Suat’ı kurtardığı gibi kurtarabilseydi de hayatları bu hale dönüşmese, o da oğlunu istemediği bir evliliğe zorlamamış olsaydı. Ama olan olmuştu onun için, Suat için ikinci bir şans vardı en azından şimdi.

(devam edecek)


Gülseren Kılınç ile arkası yarın hikayeleri sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Yorum bırakın