Bir hafta geçtikten sonra Merve Suat’ı ve Ferhunde hanımı ziyaret edip, elindeki emanetleri teslim etmenin uygun olduğuna karar verdi. Günlüğü ve müzik kutusunu güzelce paketledi. Bu bir haftada her akşamı dükkanda geçirmişti ve sazı kendisinin bile anlamadığı bir şekilde onarmayı başarmıştı ama çalmayı bilmiyordu. Suat’ın dedesinin kanuna olan düşkünlüğünü hatırlayınca, Suat’a kendi elleri ile tamir ettiği bir sazı hediye etmenin uygun olup olmadığını düşündü bir süre. Sadece Suat’a değil Ferhunde hanıma da, aslında o saz Merve’nin yeni hayatının ortaya koyduğu ilk değerli ve başarılı sonuçtu ve bunu bir şekilde onlara borçluydu. Suat’ın aşkının öznesi olmaya aday olmasa da, bir kanunla başlayan bu hikayenin içinde kanunun gerçek sahibi olan büyükanne öznesine benzetildiği için sazın her iki taraf içinde büyük anlamı olduğunu düşündü. Tereddüt etse de giderken sazı da dükkanda bulduğu bir kılıfın içine koyup yanında götürdü. Saz sadece kendi hikayeleri açısından değil, Anadolu’nun türküleri bu türkülere aracılık etmiş bir kültür mirası olarak da çok değerliydi onun gözünde. Bunları dedesinden öğrenmişti. Çok sembolikti bu yüzden, çok da heyecan verici bir hediyeydi Merve’nin gözünde.
Suat toparlanmaya başlamış doktoru onu sürekli takip ederek artık kalan süreci evde toparlamasına uygun hâle geldiğini söylemişti. Tabi Ferhunde hanım tam toparlanana kadar onu evine değil, kendi yanına kendi yaşadığı eve götürecekti. Bir süre daha gözünün önünde olmasını istiyor geçen üç ayın hasretini de biraz olsun giderebileceğine inanıyordu. Merve ile telefon haberleşmesi yaptıkları için Merve’de Suat’ın hastaneden çıkma hazırlığında olduğunu biliyordu. Eve gidip özellerine daha fazla girmektense, hastaneden çıkmadan gitmek onun da işine geliyordu bu yüzden. Yani bu hikayenin içine ne kadar girmiş olsa da, devamında kendine bir yer edinme çabası olsun istemiyordu. Eve gitmek sonrasında da hayatınızın içinde kalacağım mesajı olur gibi düşünmüştü.
Bir gün önce Ferhunde hanımı arayarak onun da orada olduğu bir zaman gelmek istediğini söyledi. Sadece Suat’ı görmeye gitmiş gibi anlaşılsın istemiyordu. Ferhunde hanım zaten günün tamamını oğluyla geçirdiği için istediği saat gelebileceğini söyledi. Merve rahat hareket edip elindekilerle bir de işe gitmek istemediği için zaten izin gününe denk getirmişti ziyaret gününü.
Sabahtan sazı ve paketleri alıp evden çıktı ve doğruca hastaneye gitti. Ferhunde hanım artık rahatlıkla oturan oğluyla yatağın üzerine oturmuş sohbet ediyordu. Kapı açılıp içeri girince ikisinin de yüzünde büyük bir aydınlanma oldu. Gelmesini bekliyorlardı elbette haberleri vardı ama onu görmekten ne kadar mutlu olduklarını da yüzlerindeki ifade söylüyordu.
Merve’nin üzerindeki çekingenlik bu sıcak ifadelerle azaldı hemen. Sanki Suat’ın uyuduğu dönemlerde ki gelişi gibi bir huzurla girdi içeri.
“Sizi böyle görmek ne kadar güzel ana oğul” dedi gülümseyerek.
“Ben de her gün şükrediyorum inan!” dedi Ferhunde hanım.
Suat’ın yüzündeki sağlıklı gülümseme devam ediyordu.
“Gerçekten iyi görünüyorsunuz, bir haftada epeyce yol kat etmiş gibisiniz” dedi Merve oan bakıp.
“Annem sağ olsun bana bebek gibi bakıyor, tabi hastane personeli de öyle ama annemin yanında onlar sönük kalır”
“Ne kadar güzel ve ne kadar şanslısınız”
“Canım kızım gel otur şöyle” dedi Ferhunde hanım sonra elindeki saz kılıfına gözü takılınca, “Hayırdır bu da ne böyle?” diye sordu.
“Şey” dedi Merve, “Ben aslında bunu size getirdim. Yani bu saz dedemin dükkanında kalmıştı bir kenarda ben de akşamları onunla biraz uğraşayım dedim, epeydir elim değmemişti işlere. Galiba da becerip onardım ama açıkçası çalmayı da bilmediğimden başarımı ölçemiyorum” diyerek güldü mahcup bir şekilde.
“A biz bilmiyoruz ama Necmi bilir, dur çağırayım” dedi hemen Ferhunde hanım telefonuna uzanıp, Merve’nin sazı test edebilmek umuduyla getirdiğini sanmıştı.
Merve’de anladı öyle anladığını ama yine de sesini çıkarmadı, sazın test edilmesini o da isterdi.
“Geliyor şimdi” dedi Ferhunde hanım neşeyle, “Biraz müzik şenlendirir hepimizi iyi ki alıp gelmişsin!”
“Ben aslında, bunu size hediye olarak getirdim” dedi Merve, “Yani bana yaptıklarınız sayesinde şimdilik akşamları da olsa kendi evimde, kendi dükkanımdayım ve bu saz da benim ilk kez kendi başıma onardığım bir iş, yani benim için anlamı büyük.”
“Ah canım kızım ne kadar incesin” dedi Ferhunde hanım yine. Suat hayran hayran onu izliyordu.
“Şey içinde” dedi sonra Merve biraz daha utanarak, “Yani sizin bizim dükkana gelişinize neden olan şey bir başka sazdı ya, bende benim hayatıma kattıklarınız için size yine bir müzik aleti getirmenin hem de benim ortaya koyduğum ilk emek olan bir aleti getirmenin anlamlı olacağını düşündüm”
Suat dudaklarını kıpırdattı bir an bir şey diyecek gibi oldu diyemedi, annesi gördüğü nezaketin de üzerinde bu inceliğe oğlu cevap versin istediği için gülümseyerek Suat’a dönmüştü.
“Bu o kadar anlamlı oldu ki benim için, şu an ne diyeceğimi bilemiyorum” dedi Suat.
“Necmi sana çalmayı da öğretir ne dersin, evde toparlanırken de sıkılmazsın!” dedi Ferhunde hanım, aslında babası ve annesinin bağını temsil eden o kanundan sonra bu sazın anlamının Suat için ne demek olduğunu biliyordu, Merve’nin bunu bu kadar ince ve nazik bir şekilde düşünüp sunması ise ayrı bir güzellikti. İkisinin arasında adı aşk olmayan bu elektrik bütün odayı doldurmuştu aslında. Suat’ın Merve’yi daha tanımadan sevmesinin nedenini daha iyi anlıyordu şimdi. Bu iki gencin arasında söylenmemiş ama sanki adı çok önceden konmuş bir şeyler var gibiydi.
Tam o sırada kapı açıldı içeri Necmi bey girdi.
“Gel Necmi gel! Bak burada ne var!” dedi Ferhunde hanım sazı göstererek, “Bu sazı güzel kızım kendi elleri ile onarıp, bize hediye getirmiş ama aramızda çalmayı bilen bir tek sensin!”
“Bakın bakalım olmuş mu?” dedi Merve sazı kılıfı ile Necmi beye uzattı.
Necmi bey sazı kılıfından çıkarıp şöyle bir tarttı, sonra sandalyeye oturup akordunu kontrol etmeye başladı. Hepsi sanki sazdan mucize bir melodi yükselecekmiş gibi ona bakıyorlardı.
Biraz uğraştıktan sonra sazdan beklediği sesleri alınca, başını salladı ve aklına gelen ilk melodiyi çalmaya başladı.
Merve’nin yüzündeki heyecan o kadar büyümüştü ki, herkesi unutup, kendi elleriyle başardığı işten çıkan bu güzel sesi dinliyordu. Suat ise onun yüzünü izliyordu sadece. Necmi bey başını önüne eğmiş saza odaklanmış, Ferhunde hanım ise bir Merve’ye bir oğluna bakıyordu. Necmi bey türküyü sonuna kadar çalmadan bıraktı sazı, “Ellerinize sağlık, dedenizden çok şey öğrendiğiniz belli, rast gider inşallah!” dedi gülümseyerek.
“Eve geçinde Suat’a öğretirsin artık!” dedi Ferhunde hanım, “Bu hediye ona dedesi gibi müziğin yolunu açar herhalde”
“Kesinlikle öğreneceğin” dedi Suat, “Gerçekten çok teşekkür ederim hayatımda aldığım en anlamlı hediyelerden biri oldu bu”
“İlki her zaman o kanun değil mi?” dedi Ferhunde hanım.
“Artık iki tane oldular, sanırım biraz daha işi büyütürsem, sahne almaya da başlarım yakında!” diyerek güldü Suat, “Sazlar birer birer çoğalıyor”
“Bunlar da” dedi Merve yanındaki pakete uzanarak, “Bana getirdiğiniz emanetler!” diyerek Ferhunde hanıma uzattı. Ferhunde hanım Merve’ye götürdüğü torbayı tanıdığı için anladı içinde neler olduğunu. Uzanıp aldı bir şey demeden, içinden defteri çıkarıp, Suat’ın kucağına koydu, “Buz zaten başından beri senindi” dedi, “Ama ben dedenin bu müzik kutusunu senin de böyle yapmak isteyeceğini düşünerek Merve’ye hediye etmiştim. Sanırım senin onayın olmadan bunu kabul etmek istemedi”
Merve hediyeyi iade ederek bir ayıp işlediğini anladı o anda ama asıl niyeti bu değildi.
“Ben hediyenizi çok değerli buldum elbette, lütfen yanlış anlaşılmasın” dedi utanarak.
“Ama” dedi Ferhunde hanım, “Şu konuda haklısın, bunu sana kutunun yeni sahibi hediye etmeli” diyerek onu da oğlunun kucağına bıraktı ve hafifçe yataktan doğrulup, Necmi’ye onu takip etmesi için işaret etti ve odadan çıktılar.
“Annem haklı” dedi Suat, “Ben de bunun siz de kalmasını isterdim ve hâlâ da istiyorum. Bunu getirdiğiniz saza karşılık bir hediye olarak değil, ailem ve benim için yaptıklarınıza karşılık tıpkı sizin getirdiğiniz gibi sembolik bir hediye olarak kabul edin”
“Tamam” dedi Merve uzanıp aldı kutuyu yeniden, “Gerçekten o kadar güzel ki, uyumadan önce mutlaka dinliyorum”
(devam edecek)
Gülseren Kılınç ile arkası yarın hikayeleri sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.