“Annem nereye kayboldu. Biriyle tanıştım, dışarıda falan dedi az önce. Kimden bahsediyor sen biliyorsundur?” diye sordu Suat.
“Ha Evet!” dedi Necmi bey bocalayarak, “Gelirler şimdi merak etme, annen doktoruna bir şey soracakmış. Sorsun gelirler şimdi”
“Kim olduğunu sen de mi söylemeyeceksin Necmi ağabey. Gizemli biri mi yoksa söylesene, annem bir işler mi çeviriyor?”
“Yok yok kimsenin bir iş çevirdiği yok” diyerek güldü Necmi bey, “Gözünü açar açmaz bu kadar meraklı olma sen de! Kadıncağız sevinçten ne yaptığını bilemiyor zaten. Ben işine karışmayayım. Bir kaç gün kalacak mısın öyle mi?” diyerek konuyu değiştirdi hemen.
Ferhunde hanım nefes nefese doktoru bulmuş, ayak üstü hızlıca durumu özetlemişti hemen, oğlunun heyecan duyacağı bu duruma karşılık nasıl bir bedensel tepki vereceğini bilemediği için endişelendiğini söylemişti.
Doktor aylardır gelip giden ziyaretçiden haberdardı zaten ama hikayenin özetini duyunca küçük bir şaşkınlık yaşadı.
“Hanımefendi yanındaydı zaten uyandığında” dedi, “Hatırlamıyor mu?”
“Hatırlıyor ama ihtimal vermediği için rüya sanmış”
Gülümsedi doktor, “Bunca zaman yaşadığı uykudan sonra çok aşırı heyecan yaşamasını önermem aslında ama rüya olmadığını anlayınca belki biraz daha sakin karşılar. Bir anda değil de hazırlayarak alın kızcağızı içeri bari.”
“Tamam tamam” dedi Ferhunde hanım, “Ona iyi geleceğinden eminim ki zaten geldi de bunca zamandır. Yine de insan bilemiyor tabi, heyecanın yorgun bedenine ne yapacağını.”
“Genç bir delikanlı o, kalbi aşk heyecanını taşır diye düşünüyorum” dedi doktor yine gülerek ve Ferhunde hanım yüzüne yayılan kocaman bir gülümseme ile hızla ayrıldı yanından ve Merve’yi buldu koridorda.
“Sen bekle, ben gireyim sonra seni çağırayım olur mu kızım?” dedi gülümseyerek ona, doktorun yanından ayrıldığından beri yüzünden taşıdığı gülümsemeydi bu aslında.
Merve’de kendini çok tuhaf hissediyordu beklerken, içeri girince ne olacaktı, ne yapması gerekiyordu, Suat ne tepki verecekti o da bilmiyordu. Bilinmezliğin ağırlığı çöküyordu yüreğine ve aslında yapmasa mı diye de düşünüyordu ama Ferhunde hanımın yaşadığı bu heyecanın güzelliğini de bozmak istemiyordu. Başını salladı sadece ve Ferhunde hanım kapıyı açıp girdi odaya. Necmi bey refkleks olarak kalktı sandalyeden hemen, oyalama görevinin sona erdiğini anlamıştı.
“Ben sizi yalnız bırakayım, tekrar hoş geldin evlat” diyerek çıktı dışarı.
Ferhunde hanım oğlunu fazla heyecanlandırmadan, Merve’nin dışarıda olduğunu ve aylarca onu ziyaret edip, gözlerini açtığında da gördüğünün rüya olmadığını oğluna nasıl söylemesi gerektiğini hesaplıyordu kafasında.
“Hani biri vardı sanki yanımda demiştin gözlerini açtığında, anlatmayacak mısın kim olduğunu?” dedi gülümseyerek.
“Ha! Aslında eski bir arkadaş ya!” dedi Suat.
“Ben senin arkadaşlarını tanırım oğlum, gözünü açar açmaz onu yanında gördüğüne göre, değerli de bir arkadaş herhalde.”
“Bir rüya işte boş ver!”
“Güzel bir rüya mı peki?”
“Anne? Neyin peşindesin sen?” diye çocuk gibi güldü Suat. “Gizemli misafirler, meraklı sorular sen anlat asıl bakalım kimmiş bu dışarıda bekleyen?”
“Çok tatlı, çok düzgün bir insan” dedi Ferhunde hanım oğluna itiraf ettiremeyeceğini anlayınca, “Necmi bey sayesinde tanıdum ben de”
“Allah Allah onun akrabası falan mı?”
“Yok akrabası değil, deden zamanından bildiği biri”
“Dedem mi?”
“Evet. Hayat çok tuhaf değil mi? Ben yeni tanıma fırsatı bulabildim.”
“Onun da hastası mı varmış burada?”
“Yoktu aslında ama oldu.”
“Ne demek o?”
“İşte senin başına gelenleri duyunca, sık sık ziyaret etti seni aslında, bana çok destek oldu. Tanıştığımızda hayatında sıkıntılı bir dönemden geçiyordu ben de kısa bir süre senin evinde konuk ettim onu”
Suat’ın gözleri açıldı iyice, “Benim evimde mi kaldı?”
“Merak etme düzenini bozmamak için neredeyse bir şeye dokunmadan yaşadı kızcağız?”
“Kızcağız derken?”
“Hani şu gözlerimi açtığımda yanımda biri var diyordun ya?”
“O mu vardı?”
“Evet, uyandığında yanında o vardı, o yüzden sorup duruyorum kimi gördün diye?”
“Ha ben onu eski bir tanıdığa benzettim o zaman!”
Boğazını temizledi Ferhunde hanım, “Evet eski bir tanıdık. En iyisi ben çağırayım da sen görünce tanıyacak mısın bak bakalım”
Suat’ın kalbi çarpmaya başladı, o Merve’yi gördüğünden emindi ama annesinin anlattığı bu Necmi beyin bulduğu hayatının zor dönemindeki kızın o olmadığı kesindi.
“Anne?” dedi biraz endişeyle, “Ben uyurken bana birini ayarlamaya çalışmadın değil mi?”
“Ah! Yok artık!” dedi Ferhunde hanım, “Oğlum yeniden gözlerini aç diye dualar ederken, sence hayatını kendi ellerimle mahvetmeyi planlıyor olabilir miyim? Allah yazdıysa bozsun!” dedi Ferhunde hanım elinde olmadan, “Öyle bir şey değil bu!”
“Nasıl bir şey ya?”
“Dur dur bu konu uzadıkça yüzüme gözüme buluşacak, en iyisi ben çağırayım da siz ikiniz karar verin nasıl bir şey olduğuna” diyerek kalktı Ferhunde hanım ve kapıya yönelip araladı.
“Gel kızım, Suat seni merak ediyor” dedi gülümseyerek ama kalbi yerinden çıkacak gibiydi, oğlu gereğinden fazla heyecanlanır mı diye.
Merve dudaklarını ısırarak yaklaştı kapıya, Suat’ın gözleri kapıdan girecek kişiye odaklanmıştı.
“Merhaba” dedi Merve girer girmez başını kaldıramadan.
Suat’ın yüzüne yerleşen ifade donmuş gibi oldu, zaman donmuştu sanki. Adını bile bilmediği ve yıllardır kalbinde sakladığı, gözlerini açtığında rüya sandığı ve uyuduğu dönemde birlikte olduğunu sandığı kişi o muydu gerçekten.
“Sen?” diye döküldü dudaklarından, “Uyandığımda sen mi vardın yanımda?” dedi şaşkın şaşkın, “Siz yani” diye toparladı sonra kendini yatakta da toparlandı elinde olmadan, “Siz nasıl?”
Merve rahat görünmeye çalışarak gelip sandalyeye oturdu. Ferhunde hanım kapı aralığından ayrılamamış, olacakları izliyordu. Oğlunda en ufak bir rahatsızlanma görse doktora koşacaktı hemen.
“Uzun hikaye” dedi Merve, “Yeniden gözünüzü açtığınıza çok sevindim, anneniz çok üzülüyordu”
“Siz ve annem nasıl bir araya geldiniz? Beni tanıyor musunuz?”
“Aslında tanımıyordum. Anneniz beni buldu.”
“Necmi ağabey?” diye inledi Suat ama hâlâ tam bağı kuramamıştı.
“Necmi bey çok iyi bir insan gerçekten, annenizin yanından hiç ayrılmadı, beni de uzun zaman getirip, götürdü.” diyerek durakladı, “Yani hastaneye!”
“Siz Necmi ağabeyi mi tanıyordunuz, nasıl kuruldu bu bağ inanın bir anlam vermekte zorlanıyorum. Üç ayda bilmediğim epeyce şey olmuş anlaşılan”
“Bunu size annenizin anlatması daha doğru olur sanırım.” dedi Merve başı önüne eğikti hâlâ kafasını kaldırıp Suat’ın gözlerinde istemediği şeyler görmek istemiyordu.
Ferhunde hanım yeniden girdi içeri ve Merve’nin arkasına geçip, ellerini onun omuzlarına koydu destek vermek ister gibi.
“Sanırım sana sen yokken olanları kısaca anlatmak bana düşüyor, Merve yapamayacak belli ki. ” dedi iç çekerek ve Necmi beyin Merve’den bahsedişini, onu gidip buluşunu, onun kırmayıp gelişini, onun evinde kalışını ve her gün hastaneye gelip gidişini hepsini elinden geldiğince kısa bir şekilde anlattı oğluna.
Suat kıpkırmızı olmuştu mahcubiyetinden, Merve yıllar önce başlayan içindeki yangını biliyordu demek. Adının Merve olduğunu bile aslında şimdi öğreniyordu. Kendi gibi güzeldi adı da.
“Ben…” dedi sesi tereddütle doluydu, “Ben size minnettarım” diye tamamlayabildi, “Şu an kendimi o kadar tuhaf hissediyorum ki, çok mahcubum bir yandan, bir yandan nezaketinizin altında ezilmiş hissediyorum”
“Ah hayır!” dedi Merve, “Ben annenizin inandığı şeye inandım onunla birlikte. Anneniz şimdi size anlatmadı o kısmı ama benim hayatımı kurtardı denebilir. Ben de elimden geleni yapmak istedim sadece ve çok şükür açtınız gözlerinizi.”
“Siz ağlıyordunuz” dedi Suat bir an boş bulunup, hatırlamıştı gözlerini açtığı anı tam olarak, “Siz ağlıyor ve konuşuyordunuz benimle.”
“Hatırlıyor musunuz?” dedi Merve yine dudaklarını ısırarak.
(devam edecek)
Gülseren Kılınç ile arkası yarın hikayeleri sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.