Doğru Zaman – Bölüm 17

“O senin için geri geldi” dedi Necmi bey mahcup bir gülümsemeyle sonra kaçırdı gözlerini.

Hemşire ve arkasından Necmi beyin söyledikleri yaşadığı mucizenin üzerine düşen birer gölge gibi saplandı göğsüne. Onu uyandırmanın sorumluluğunu almıştı ama sonrasının sorumluluğunu istemiyordu şimdi. Bir annenin oğluna kavuştuğuna, bir mucizenin içinde yer almış olmaya inanmak istiyordu. Ona sahip olmak için geri gelmesini istememişti, hayatın mucizelerine, o doğru zamanların gelişine şahitlik etmek istemişti sadece. Etmişti de, inanılmaz iki gün yaşamıştı, hayatı boyunca yaşamadığı, daha doğrusu bastırma ihtiyacı duymadan yaşamaya izin verdiği duygusal patlamalar olmuştu içinde. Suat’ın hayata tutunmasına şahitlik etmişti, geri gelişine. Onun hayata tutunmak için hissettiği azmi ona geçirmek istemiş ve bunu da başarmıştı. Sonrası için ne Suat’ın onun elinden tutup her şeyi daha güzel yapmasını, ne de onun Suat’ın elinden tutup “Haydi şimdi o beklediğin büyük kavuşma geldi” demeyi düşünmüştü. Aslında ona yapılan yardım sonucu bir karşılık vermek, bir başkasının hayatına dokunmayı denemek istemişti ve farkında olmadan Ferhunde hanım ve Suat’ın hayatı kendi yaralarına ilaç olmuştu. Suat’ı değil de kendini iknaya uğraşıyor gibi davranmıştı farkında olmadan. O karanlıktan geri çağırdığı Suat değildi sadece kendiydi aynı zamanda. Ve başarmıştı, Suat henüz ölçüsünü bilmese de geri gelmişti. Tıpkı onun da hapsolduğu karanlıktan çıkıp, kendine dönmesi gibi. Doğru zamanda bunu başarabilmesi için çıkmıştı Suat karşısına o buna inanıyordu. O da doğru zamanda çıkmıştı onun karşısına bu yüzden. İşte mucize buydu, aşktan ziyade. Suat zamanı geldiğinde onu karanlığın içinden çekip alması için aşık olmuştu bir zamanlar Merve’ye, onun bir gün hayattan vazgeçmesine engel olacağını hissetmişti belki de. Merve de bir gün hayata yeniden tutunması gerektiğinde ona varlığı ile güç verecek olması için fark etmemişti onu. Şimdiye birlikte olup birbirlerini tüketmiş olsalar asla böyle yardımcı olamazlardı hayatlarına.

“Ah mucize işte burada” dedi elinde olmadan yüksek sesle, “İşte doğru zaman tam burada!”

Necmi bey, onu rahatsız ettiğini düşündüğü için uzaklaşmıştı yanından ve neyse ki duymamıştı söylediklerini. Bir köşede gözlerini silerek bekliyordu içinden dua eder gibi.

Ferhunde hanım on dakika sonra çıktı dışarı.

“Ah güzel kızım” diyerek oturdu yanına ve ellerini tuttu, “Henüz konuşamıyor ama konuşacak” dedi doktoru. Çok uzun zamandır kaybettiği günlük davranışlarını yeniden kazanması için zamana ihtiyacı olacakmış. Yeniden güçlenmesi ve ayağa kalkması için de. Sadece göz kapaklarını açabilecek gücü bulması bile benim için öyle değerli ki. Az önce onun özlediğim o kahverengi gözlerinin içine baktım. Daha önce hiç bakmadığım kadar derinlere bakıyormuşum gibi hissettim. Kendi oğluma neden daha önce hiç böyle bakmamış olduğuma inanamıyorum” diyerek ağlamaya başladı sonra.

Merve’nin göz yaşları kurumamıştı zaten, sarıldı Ferhunde hanıma, “Bu gerçekten bir mucize” diyebildi sadece.

Doktor Suat’ın yanından çıkıp, “Odasını değiştireceğiz, servise alacağız, biraz dinlenmesine izin vermenizi istiyorum. Servise geçtiğinde onu yeniden görebilirsiniz. Biz o zamana kadar başka testler yapmak zorundayız!” dedi.

“Elbette, elbette” dedi Ferhunde hanım hıçkırarak, “Onu o kadar özledim ki, yeniden gözlerine bakmak için biraz daha sabredebilirim, yeter ki yeniden kapatmasın!”

“Kapatmayacak merak etmeyin, durumu gayet iyi şu anda!” dedi doktor sevgiyle omuzuna dokundu Ferhunde hanımın ve “İsterseniz gelininizle kafeterya da biraz dinlenin. Servise geçtiğinde size haber veririz” diyerek ayrıldı yanlarından. Doktor gelininiz derken, Ferhunde hanım kuvvetlice sıkmıştı Merve’nin elini.

“Elim ayağım titriyor” dedi Ferhunde hanım gülümseyerek, “İnsan ikinci kez aynı çocuğun annesi olabiliyormuş demek ki, ne tuhaf! Sanki onu yeniden doğurmuşum da az sonra kucağıma alıverecekmişim gibi hissediyorum ne tuhaf'” dedi sesi titreyerek.

Necmi bey yaklaşıp onun koluna girdi ve kalkmasına yardım etti. Birlikte kafeteryaya indiler ve bir masaya oturdular. Necmi bey de onlara içecek bir şeyler almak için uzaklaştı yanlarından. Merve çok garip hissediyordu şimdi kendini. Bir saat önce bu ailenin hayatındaki rolünü az çok oturtmuşken, şimdi nereye koyacağını bilmiyordu kendini.

“Nasıl oldu anlatsana?” dedi Ferhunde hanım ona merak ve heyecan dolu gözlerle bakarak.

“Şey ben ona inandığım şeyleri söyledim, yani geri gelmesi için. Çok hatırlamıyorum aslında” dedi utanarak. Onun yanında nasıl ağlayıp, bir mucize yaratıp geri gelmesi için nasıl yalvardığını anlatmak istemedi, “Çok özel bir andı benim için” dedi gözlerini kaçırarak, “Duygusal bir patlama yaşadım sanırım ve o da bana cevap verdi galiba!”

“Genç bir adamın hayatını kurtardın sen az önce” dedi Ferhunde hanım, “Sana ömrümün sonuna kadar borçlandım canım kızım.”

“Hayır, bana bir şey borçlu değilsiniz, her şey olması gereken zamanda oldu sanırım. Yani böyle olduğuna inandım”

Ferhunde hanım yine uzanıp sıktı elini. Necmi bey ikisine de birer su ile sıcak çay alıp gelmişti. Masaya bıraktı ve yan masadan bir sandalye çekti oturmak için.

“Gel Necmi” dedi Ferhunde hanım, eliyle kendi masalarındaki bir sandalyeyi işaret ederek, “Onun gözlerini açmasında senin desteğini de asla unutmayacağım. Biz artık patron, çalışan değiliz seninle. Sen hep yanımızda oldun. Suat sana çok güvenirdi her zaman, oğlumun seçimlerine karşı bu kadar kör kaldığım için ikinizden de özür dilemek zorundayım”

Necmi bey “Estağfurullah hanımefendi o nasıl söz, hepimiz insanız” diyebildi adamcağız kıpkırmızı olmuştu mahcubiyetinden. Merve bir şey söylemek istemiyordu galiba, ne söyleyeceğini bilmiyordu daha da doğrusu. Ferhunde hanım göz yaşlarına boğuldu yeniden. Merve de sessizce ağladı ona bakarken. Necmi bey sağa sola bakıyormuş gibi yapmaya çalışıyordu ağlamamak için belli ki. Sonra duramayıp, “Ben çıkayım da bakayım alıyorlar mı odaya” diyerek sessizce kalktı yanlarından.

Suat’ın bakışlarını düşünüyordu Merve o sırada. Gözlerini açtığı o ana şahitlik edememişti üzerine kapaklanıp ağladığı için. Gerçekten kendini kaybetmişti herhalde o anda. Şimdi daha temkinli ve geride kalmak istediğini hissediyordu sadece. Artık Suat gözleri kapalı bir yatakta her şeyden habersiz yatan o adam olmayacaktı. Onun kalbinin içini okumuş aslında farkında olmadan onun kalbindeki kendini de görmüştü. On dokuz yaşında gencecik kız halini izlemişti onun kalbinden. Aynı kişi hiç değildi şimdi. Günlüğün devamını okumadığı için Suat’ın da kim olduğunu bilmiyordu artık. Hâlâ aynı duyguları taşıdığına inanmak için bir neden yoktu, taşısa bile şimdi konumları on dokuz yaşındaki halinden çok çok başkaydı. Kalkıp eve gitse olmazdı ama kalmalıydı ama anne oğulun kavuşmalarına gölge olmadan kalmalıydı. Bir yakınına destek olmaya gelmiş biri olmalıydı şimdi. Hikayenin ana kahramanı değil.

Ne hissetmişti acaba Suat onu dinlerken veya gözlerini açtığında, duyduğu için mi gelmişti yoksa zaten olacak olan mıydı yaşanan. Derin bir nefes aldı.

“Sorgulama şimdi” dedi içinden kendine, “Yaşadığın ve yaşamak istediğin bir mucizeydi, bozma bunun büyüsünü. Madem inandın bir doğru zamana, o zaman bundan sonra da her şeyin doğru zamanda doğru şekilde olacağına güven” dedikten sonra sakinleşti kalbi.

“Henüz bir oda ayarlamaya çalışıyorlarmış” dedi Necmi bey gelip, “Belki sabaha kalabilirmiş”

“Konuşmuş mu?” diye sordu Ferhunde hanım heyecanla, “Bir şey söylemiş mi?”

“Bilmiyorum onu sormak aklıma gelmedi, gidip sorayım mı?” dedi Necmi bey, hepsi bekledikleri şeyin beklenmedik bir anda olmasının şaşkın mutluluğunu yaşıyorlardı aslında. Hepsi onun uyanmasını beklemiş ama uyandığı anda olacakları hiç planlamamışlardı.

(devam edecek)


Gülseren Kılınç ile arkası yarın hikayeleri sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Yorum bırakın