“Şey!” dedi Aydın biraz da çekinerek, “Yani bu anlattıklarına gerçekten çok üzüldüm. Keşke hiç olmamış olsalardı ama dünkü konuşmanın üzerine kendime nasıl bir pay çıkarmalıyım?”
“Hayatıma daha fazla dahil olma konusunda mı?”
“Evet”
“Denemeye devam et” dedi Semiha gülerek. Aydın’da gülümsedi ama bu bir şeyler başladı demek miydi, yoksa biraz daha güven kazan demek miydi tam anlayamadı.
“Güveni kazandım ama değil mi?”
“Evet kazandın!”
“Seni kazanmam gerekiyor yani şimdi!”
Semiha durup onun yüzüne baktı bir süre, Aydın heyecanla cevabı bekliyordu.
“Beni de kazandın” dedi Semiha mahcup bir şekilde.
“Neyi deneyeyim istiyorsun o halde!” derken Aydın’ın yüzüne kocaman bir gülümseme yayılmıştı bile.
“Benimle yaşamayı tabi ki!”
“Hah! Ondan kolay ne var!” diyerek yerinden kalktı Aydın, Semiha’nın önünde diz çöktü “Emrinizdeyim buzlar kraliçesi”
Semiha kahkaha atında, doğruldu hafifçe ona doğru yaklaştı ve dudaklarına küçücük bir öpücük kondurup geri çekildi. Semiha beklemediği bu yakınlık yüzünden kıpkırmızı oldu bir anda.
“Haddimi aştıysam, çekinme söyle!” dedi Aydın gülerek.
Bu defa Semiha eğilip öptü onu dudaklarından küçücük.
“Artık eve dönmem gerek!” dedi sonra, birlikte masayı topladılar, sonra oteli kapatıp çıktılar. Eve kadar el ele yürüdüler. Öpücükler, söylenecek başka söz bırakmamış gibi sessizdiler ikisi de.
“Seni hayal kırıklığına uğratmak hiç istemiyorum” dedi Aydın ayrılmak için durduklarında, “Ama ben de insanım ve biraz da ayarsızım sanırım. Umarım bana güvenine layık olabilirim!”
Semiha’nın içine bir hüzün oturdu, “Ben senden değişmeni ya da olduğundan başka biri gibi davranmanı istemiyorum. Şimdiye dek nasıldıysan, öyle kal! Benim güvenimi de bu sağladı zaten. Ayrıca! Hayal kırıklığına uğrayan sen de olabilirsin değil mi? İkimizin de aynı hassasiyete sahip olması gerek!”
“Ben de seni olduğun gibi sevdim!” dedi Aydın onu kucaklayarak, sonra kaldırıp, etrafında çevirdi neşeyle, “Soğuk nevale bir kadın tam benim tipim!”
“Mustafa çok sevinecek!” dedi Semiha, “Nurgül daha da fazla! Onlar seni çoktan aldılar içlerine, annem de öyle tabi!”
“Artık ailede herkes beni seviyor desene!”
“Evet sanırım öyle!”
“Haydi git dinlen büyük güne az kaldı. Ben her zaman yanında olacağım. Tabi mesai saatlerim dışında!”
“Aydın!” dedi Semiha ayrılmadan önce, “Gerçekten ortak olmak ister misin?”
“Hayatına mı, otele mi?”
“İkisine de!”
“Emin misin?”
Başını salladı Semiha gülerek, “Açılıştan önce cevabını ver, yoksa hepsi bana kalsın isteyebilirim!”
“Yarın istifamı vereceğim!” dedi Aydın gülerek
“Bundan pek hoşlanmaycaklar!”
“Ben de orada sensiz olmaktan hoşlanmıyorum”
Semiha Aydın’a küçük bir öpücük daha verdikten sonra evdekilerin uzun süredir görmediği mutlu bir ifadeyle girmişti içeri. Mustafa olanları tahmin ettiği için sırıtmaya başladı hemen.
“Siz ikiniz bize de bir açıklama yapacaksınız herhalde!” dedi Emine hanım. Mutfakta akşam çayından kalanları kaldıran Nurgül koşup geldi hemen.
“Aydın ile ben…” dedi Semiha daha, evdekiler hep bir ağızdan “İşte bu!” diye bağırmaya başlayınca, ağabeyinin yüzüne baktı hemen. Mustafa bir gün önce konuştuklarını çıtlatmıştı evdekilere.
“Ne yapayım ama!” dedi Mustafa gülerek, “Biliyordum zaten böyle olacağını!”
“Ortak oluyoruz!” dedi Semiha ellerini beline koyup hınzır hınzır gülümsedi.
“Yani aşk yok mu?” dedi Nurgül yüzünü asarak.
“Hem hayata, hem otele!” dedi Semiha bu sefer kıyamadı onun haline. Sonra ağabeyine dönüp, “Sen de yırttım zannetme! Sen de orada olacaksın, bu boş boğazlığını da ödeteceğim ayrıca!”
Aydın eve gitmiş, pencerenin önüne oturmuş, akşamı düşünüyordu o sırada. Sonra telefonu eline alıp, mesajlarına bakarken annesinin aradığını gördü. Semiha ile birlikteyken bölünmemek için telefonu sessize almıştı. Gülümseyerek çevirdi numarayı ve annesi açar açmaz “Semiha’ya kalbimi açtım” dedi neşeyle.
“Ben de seni merak ettim açmayınca. Geç bile kaldınız. Harika olmuş çok sevindim.”
“Bir şey daha var!”
“Nedir?”
“Ben istifa edeceğim yarın!”
“Anlamadım!”
“Otele ortak olacağım Semiha ile!”
“A Fevzi bak oğlan otele ortak oluyormuş!” diye seslendi annesi telefonu bırakıp kocasına.
“Anne! Hemen söylemeseydin!”
“Canım ne var, ben gelince ona dedim zaten böyle olacağını! Parayı hazırladık bile!”
“Anne!”
“Ne yapacaksın ya oğlum ortaklık aşkla olmaz ki sadece, hem iş, hem aşk sizinki! Zaten Emine hanım aradı, açılışa çağırdı bizi, gelirken parayı da alır geliriz. Artık kendi otelimize geliyoruz nasılsa!”
“Nasıl ya! Emine teyzeyle de bunları konuşmadınız herhalde!”
“Yok artık abart sende! Yarın ararım ben Emine hanımı şimdi geç oldu!”
“Anne daha Semiha ile bu gece konuştum ben açıp ne diyeceksin kadına”
“Geliyoruz diyeceğim ayol, sen de beni ne sandın acaba? Biz otelde kalacağız zaten babanla konuştuk, senin evin küçük!”
“Tamam öyle olsun!” dedi Aydın gülerek ve kapattılar telefonu. Başını koltuğun arkasına yaslayıp gülümsedi gökyüzüne doğru.
İstifa etse bile onun da ayrılmadan bir süre çalışması gerekecekti şirkette ama olsundu. Artık hem işi, hem de.. Müstakbel bir eşi vardı galiba.
Aydın’ın annesi ve babası menü testine gelemediler ama açılış sabahına yetiştiler. Fevzi beyin bankadaki parayı çekmesi biraz zaman aldı. Gerçi Aydın ve Semiha böyle bir miktarı hiç konuşmamışlardı ama Fevzi bey avukatla görüşüp bir şeyler hesaplatmıştı. Bu kez müstakbel dünürler olarak gelmişlerdi Akçakale’ye.
Semiha’nın ardında gelen Aydın’ın istifası şirkette hiç hoş karşılanmamıştı ama Aydın umursamıyordu sonuçta buna hakkı vardı. Yasal süre boyunca çalışacak ve ayrılacaktı, yine de genel müdüre, yeni yardımcılar gelince destek olabileceğini söyledi nezaketle ama adam cevap bile vermedi. İhanete uğramış gibi davranmaya başlamıştı. Aydın öyle mutluydu ki hiç oralı olmadan işlerini bir süre daha yapmaya devam etti. Otelin ilk müşterileri annesi ve babası olmuşlardı. Semiha sizden ücret alamam diye tuttursa da Fevzi bey, parası neyse ödemekte ısrar etti.
“Esnaflık böyledir kızım!” dedi gülümseyerek Semiha’yı da ailesini de sevmişti, “Siftah bizden olsun, uğur bereket getirsin inşallah!”
Mustafa Aydın’da ayrılıp geleceği için bakkalı devredene kadar bakkalda durmaya devam edecekti. Komşular açılışın ertesi günü yine siftah diyerek topluca akşam yemeğine geldiler. Tanıdıklarla da olsa otel ilk günden işlemeye başlamıştı. Önceden rezervasyon için arayanlara da dönüşler yapılmış bir kısmı rezervasyonlarını kesinleştirmiş, bir kısmı tarih ayarlayıp haber vereceklerini söylemişlerdi.
Açılışa Ahmet ağadan bir çelenk gelince, Semiha’nın yüzü asıldı biraz ama Mustafa ile Aydın hemen yok ettiler çelengi.
“Nezaket göstermişler!” dedi Emine hanım her zaman ki iyi niyetiyle. Nurgül ile ikisi durmadan otelin içini geziyorlar, ne kadar güzel olduğunu söyleyip duruyorlardı. Aydın’ın ailesi iki gece kaldı otelde, sonra yeniden görüşmek üzere diyerek ayrıldılar. Henüz aileler arası bir konuşma yapılmamıştı ama bundan sonra sık görüşecekleri açıktı. Aydın onlar varken para konusunu da hiç açmadı Semiha’ya, sonra nasılsa baş başa konuşurlardı.
Bir ay sonra otel rezervasyonları iyice artmıştı, tanıdıklardan da gelen oluyordu, Aydınların İstanbul’daki tanıdıklarına da söylenmişti otel haberi. Gelenler asıl Semiha’yı görmeye geliyor olsalar da hiç bir şey belli etmiyorlardı. Anlaştıkları tur şirketi, misafirleri istedikleri yerlere götürüyorlar etrafı gezdiriyorlardı. Akşama yorgun argın dönenler yemeklerini yedikten sonra avluda sohbet ediyorlardı. Nurgül akşamları evde Emine annesi ile kalırken, Mustafa dükkanı kapatır kapatmaz otele geliyordu.
Semiha onun, çalışanlardan bir kızla nasıl sohbet ettiğini fark etmişti. Ağabeyini ilk defa bir kızla böyle içten konuşurken gördüğü için çok mutlu olmuş, hemen Aydın’a çıtlatmıştı. Mustafa bir şeyler hissediyorsa Semiha’ya değil Aydın’a söylerdi muhtemelen. Aydın’ın yüz ifadesinden, ikisinin çoktan konuştuğunu anlayınca, yüzüne bir gülümseme yayıldı Semiha’nın.
(devam edecek)
Gülseren Kılınç ile arkası yarın hikayeleri sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.