Kör Kurşun – Bölüm 9

Artık düğüne bir hafta kalmıştı. Nurgül ile Semiha, Semiha’nın eşyalarını toplayıp bir kısmını yeni eve götürmüşlerdi. Evin içinde hem bir hüzün, hem de tatlı bir telaş yaşanıyordu. Emine hanım gelinlik eve gelip de kızını beyazlar içinde görünce göz yaşlarını gene koyuverdi.

“Abla! Melekler gibi oldun vallahi!” diyordu Nurgül hayranlıkla.

Ahmet ağa gençlere söz verdiği gibi ikisini de işe koyacaktı. Nikahtan önce ikisini de ayrı ayrı başlayacakları yere götürüp tanıştırdı. Başvuru formları dolduruldu. Ay başında başlamaları için de anlaşmalar yapıldı. Düğünden sonra karı koca on gün baş başa olacaklar sonra da çalışmaya başlayacaklardı. Aslında Lokman balayına gitsinler istiyordu ama Semiha, biraz birbirlerine, evlerine alışıp sonra gitmeleri için ısrar etmişti. Bunca yorgunluğun telaşın ardından seyahate hiç gerek yoktu şimdi. Biraz dinlenirler, evliliğe alışırlar, sonra da çalışmaya başlarlardı. Nasılsa bir ömür beraber olacaklardı tatiller kaçmıyordu ya.

Safire hanım yine boş durmamış, Emine hanımı arayıp, düğünden bir gün önce gelmelerini rica etmişti. Akşam eve kadınlar arasında bir kına yapacaklardı Semiha’ya ertesi gün de zaten düğün konak da olacağı için sabah kalkar hep beraber hazırlanırlardı.

“Vallahi çok mahcup ediyorsunuz bizi Safire hanım, hiç masraf da ettirmediniz. Her şeyi siz yaptınız zaten!” dedi Emine hanım.

“Bacım çocuklar mutlu olsun biz her şeylerini tam yapalım. Artık aile olduk sizi bizi kalmadı” diye ikna etti Safire hanım onu. Öncesinde iki evlat evlendirmiş tecrübe kazanmıştı, evleri müsaitti bu mutlu günlerde ellerinden geleni yapmayacakları da ne yapacaklardı.

Mustafa dükkanı yine esnaf arkadaşlarına emanet etti bir gün önce sabahtan çıktılar yola. Kadınlar misafir evinde kına yapacaklar, erkekler de konak da kendi aralarında sohbet edeceklerdi. Gülistan’ın kocası Ertuğrul, Mustafa’yı çok sevmişti. Ne zaman bir araya gelseler yanından ayrılmıyordu. Mustafa’da birden bire fazla samimi olmaktan hoşlanmadığı, zaten de çekingen olduğu için kıramıyor sessiz sessiz oturuyordu.

Akşam kına olduğundan, erkekler ile kadınlar gündüzden ayrıldılar birbirlerinden Mustafa gene Ertuğrul’un yanında oturmak zorunda kaldı. Safire hanım eve kuaför çağırmış kızların saçlarını yaptırmıştı. Semiha’ya akşam giymesi için, Safire hanımın kendi kınasında giydiği bindallı ayarlanmıştı. Semiha, her yanı işlemeli lacivert bindallıyı görünce, gözlerine inanamadı. O kadar güzeldi ki, yıllardır sandıkta beklediğine kimse inanmazdı. Semiha’ya biraz büyük geldiği için hızlıca kenarlarından içine alındı.

Sonunda herkes giyinip hazır olunca, kadınlardan oluşan bir saz ekibi de misafir evine geldi. Bir müddet şarkılar, türküler, ikramlarla geçtikten sonra hazırlanan kına ortaya çıktı. Semiha’yı ortaya oturtup ellerinde mumlarla bekar kızlar etrafında dönüp şarkılar söylediler. Nurgül hayatında ilk kez kına görüyordu. Bir yandan elindeki mumlara sahip çıkarken, bir yandan da olana bitene merak ve heyecanla bakıyordu. Safire hanım şarkılar bitince, gelininin önüne oturdu, avucuna koyduğu kınanın içine bir büyük altın yerleştirip dualarla elini kapattı. Sonra sırayla herkesin avucuna kınalar konduk ve müzik yeniden başladı.

“Emine anne ne zaman yıkayacağız!” diye sordu durdu Nurgül, eğlencenin bu kısmı nişandan, düğünden daha çok hoşuna gitmişti.

Kadınlar kendi aralarında eğlenip kınayı koyarken, erkekler kendileri için hazırlanmış masanın etrafında sohbet ediyorlardı. Mustafa kimseyi fazla tanımadığı, pek de konuşkan olmadığı için yine sessiz sessiz duruyordu.

“Mustafa yarın içeceğiz değil mi beraber?” dedi Ertuğrul kulağına eğilip.

“Yok ben hayatımda hiç içmedim” dedi Mustafa şaşkın şaşkın.

“Olur mu koçum kız kardeşin evleniyor yarın içilecek!” diye ısrar etti Ertuğrul, “Merak etme babamlar bir şey demez. Bizim düğünde de içildi.”

“Yarın ola, hayrola!” dedi Mustafa.

Herkes yarın evleniyor diye Lokman’a takılıyor, kendi düğünlerinde, evlilik hazırlıklarında olan anıları anlatıyorlardı. Büyükler gençler rahat etsin diye yemekten sonra ayrı bir odaya geçtiler. Gençler masada sohbete devam etti.

Kına yakın akraba olanlarla yapılmıştı, fazla kalabalık değillerdi. Gelenler çoğunlukla Lokman’ın kuzenleri, amcaları, halaları, teyzeleriydi. Yabancı olmayınca, kınadan sonra kadınlar da konağa geçince, biraz da beraber sohbet edilip, herkes odalarına çekildi.

Lokman fırsatını bulup, Semiha’yı bir kenara çekmişti, ertesi gün için çok heyecanlı olduğunu söylüyordu. “Yarından sonra artık hep beraberiz” diyerek dudaklarına bir öpücük kondurunca, Semiha kıpkırmızı kesildi ama artık evleniyorlar diye de sesini çıkarmadı. Annesi, Nurgül, o bir odada yatacaklardı ve evlenmeden önce ailesi ile geçireceği son gece olduğundan fazla oyalanmadan odaya gitti.

Nurgül elindeki kınayı seyredip duruyordu. Emine hanım geceliğini giymiş yatağın içine oturmuştu.

Semiha’da geceliğini giyince, iki kız Emine hanımın yatağının yanlarına iliştiler.

“E abla bu son gecemiz!” dedi Nurgül neşeyle.

“Vallahi nasıl geldi bu güne kadar hiç anlamadım” dedi Semiha

“Heyecanlı mısın?”

“Hiç bitmedi ki heyecan başından beri!”

“Dinlenirsiniz evinize geçince, artık hayat başlıyor ikiniz içinde. Allah sonuna kadar bir yastıkta kocatsın inşallah!” dedi Emine hanım.

Sarmaş dolaş biraz sohbet ettikten sonra hepsi yataklarına girdiler. Ertesi gün erkenden kalkılacak yine heyecan dolu, bir telaşe yaşanacaktı. Semiha’yı bir süre uyku tutmadı. Biraz babasını düşünüp ağladı, biraz gelecek günleri düşünüp gülümsedi sonunda uykuya daldı.

Sabah giyinip aşağı indiklerinde ev halkı çoktan ayaklanmış, kahvaltı sofrası hazırlanmıştı. Kahvaltıdan sonra Lokman ağabeyi ile gelin arabasını süslemeye götürecek, kızlar da kuaföre gidecekti. Safire hanım ile Emine hanım da evde kalıp hazırlıkları organize edeceklerdi. Kuaföre gidecek kız ekibine başkanlık yapma görevi de Gülistan’a verilmişti. Gülistan artık karnı büyümeye başladığı için kıyafetlerin üzerinde istediği gibi durmadığından yakınıp duruyordu. Akşama giyeceği kıyafeti bulana kadar epeyce dolanmak zorunda kalmıştı.

Ertuğrul kahvaltıda gelip yine Mustafa’nın yanına oturmuştu. Diğer yanında oturan karısını bırakıp, habire Mustafa’ya sarıyordu. Niyeyse Mustafa’nın içi pek ısınmamıştı bu adama ama ayıp olmasın diye de sesini çıkaramıyordu.

Kızlar, toparlanıp gidince, erkeklerin bir kısmı da kahvelerini içmek için salona geçti. Lokman ile Merdan araba için çıkınca, Mustafa gene Ertuğrul’a kalmıştı. Allah’tan ev kalabalıktı, sürekli de gelen oluyordu da, ikisi muhabbet etmek zorunda kalmıyorlardı.

Lokman ile Merdan arabayı süsletecekler, sonra gidip kuaförden gelini alıp, fotoğraf stüdyosuna geçecekler oradan da eve geleceklerdi. Gülistan kızların makyajını yapsın diye bir de makyaj uzmanı getirtmişti. Nurgül her zaman ki gibi itiraz edince, o hariç herkese makyaj yapıldı. Semiha makyaj uzmanı illa kirpik takacağım diye ısrar edince itiraz edememiş, işlem bittikten sonra da aynada beğendiği kirpikler gözünde fazlalık hissettirdiği için sürekli gözlerini kırpıştırmaya başlamıştı. Makyajı bitince saçının sargısı açılmadan odaya sokulup gelinliği giydirildi. Saçları da yapıldıktan sonra kuaför salonundaki herkes esmer güzeli bu geline uzun uzun “Maşallah çekti!” zaten kaşı gözü kara, güzeller güzeli olan Semiha’ makyajı da yapıldıktan sonra iyice güzelleşmişti.

“Abla film artistleri gibi oldun vallahi, Lokman ağabeyim seni görünce küçük dilini yutacak!” dedi Nurgül, “Hele Emine annem hiç tanıyamayacak seni!”

“Dalga geçip durma!” diye kıkırdadı Semiha, o da bu kadarını beklemiyordu. Aynada kendini görünce gerçekten çok mutlu olmuştu.

Lokman, ağabeyi ile salonun önüne gelince, önde Semiha çıktılar kuaförden. Lokman’ın sahiden gözleri büyümüştü müstakbel karısını görünce, bir süre donup baktı sadece. Ağabeyi arkasından dürtünce yürüdü ona doğru.

“O kadar güzel olmuşsun ki, bu gece senden başka bir şeyi görmeyecek gözüm yemin ederim!” dedi heyecanla.

Semiha kızardı yine ama gülümsedi tatlı tatlı. Kızların bir kısmı eve döndü, Gülistan ile Nurgül fotoğraf stüdyosuna gittiler gelin ve damatla. Bir saat süren çekimden sonra da hep birlikte eve döndüklerinde, misafirlerin büyük çoğunluğu çoktan gelmişti bile.

(devam edecek)


Gülseren Kılınç ile arkası yarın hikayeleri sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Yorum bırakın