Kör Kurşun – Bölüm 5

Safire hanımın telefonundan sonra evde bir telaş başladı. Emine hanım, kızı kıymetli rağbetli gitsin diye dik durmuştu durmasına ama dünürcülerin geleceği haberini duyunca da eli ayağına karışmıştı. Semiha annesinden de heyecanlıydı. Lokman onları ziyaretinin akşamı babasıyla konuştuktan sonra hemen aramış “Kusura bakma aslında evlenme teklifi edeyim de öyle olsun isterdim ama annen birden sorunca ben de mecburen açıklamak zorunda kaldım” dedi.

“Olsun!” dedi Semiha, “Annem öyle konuşunca yüreğim ağzıma geldi benim de, sen kusura bakma!”

“Annenin hakkı var! O yüzden biz de adını koyalım rahat edelim. Senin için her şeyi yaparım ben!”

Ana kız heyecandan ne yapacaklarını bilemeyince, “Temizlik yapalım önce!” dedi Nurgül heyecanla, zavallının da bildiği sadece ve işi olunca aklına o gelmişti yapacak.

Üçü birden evin altını üstüne getirdiler bir hafta da. Mustafa akşamları gelince, “Ne yapıyorsunuz anlamadım ki, sanki gelip yatakların altına mı girecekler!” dese de onu dinleyen olmadı. Olmadığı gibi bir de temizlenen yeri dağıtıp, kirletmesin diye de sürekli azar işitti. Üç kadınla baş edemeyeceğini bildiği için o da sessiz sessiz oturdu bir kenarda.

İş temizlikle bitmiyordu tabi, üst baş da almak lazımdı, özellikle Semiha’ya.

“Öyle süslü şeyler istemem ya! Nasılsam öyle görsünler beni!” dediyse de annesine söz geçiremedi. Bir tane Nurgül’e, bir tane de Semiha’ya söz de giyilecek güzel elbiseler alındı. Daha önce hiç böyle elbisesi olmayan Nurgül’ü aynın karşısından ayırmak zor oldu.

Semiha, “Ben senin makyajını da yaparım” dese de, Nurgül annesinin sürekli adamlar için makyaj yaptığını hatırlayınca istemedi.

Lokmanın ailesinin geleceği sabah sanki günlerdir hazırlık yapılmıyormuş gibi, her şey yeniden gözden geçirildi. Akşamdan dolmalar sarılmış pişirilmiş, fırına sürülecekler tepsiye dizilmişti. Emine hanım kaç kişi geleceklerini sormayı akıl edemediği için bir orduyu doyuracak şey hazırlamıştı kızlarla beraber. Aslında evdeki yemek hazırlığına en sevinen Mustafa’ydı. Misafir gider gitmez kalanları istediği gibi yemeyi planlıyordu.

Sabahtan kızlar kuaföre gönderildi. Emine hanım da, tabağı, çanağı parlatma işine girdi.

Öğleden sonra Lokmanların arabası kapıda durduğunda, evdekiler son iki saattir hazır vaziyette bekliyorlardı. Lokman yoldan arayınca, Mustafa’da dükkanı komşu esnafa emanet edip eve geldi. Evin erkeği olarak orada bulunması şarttı, Emine hanım da öyle demişti. Baba olmayınca, görevi ağabey üstlenecekti.

Semiha’nın heyecandan eli ayağı buz gibiydi. Nurgül aynanın karşısında elbisesinin ne kadar güzel olduğuna bakıp duruyordu. Emine hanım pencerenin önünde dualar mırıldanıyordu ki kapı çaldı. Mustafa “Ben açayım” diyerek öne çıkınca, diğerleri de arkasından dizildiler. Terlikler dizilmiş misafire hazır bekliyordu. Aceleden ayakları terliklere dolanınca, hızlıca düzelttiler. Fırında pişenlerin kokusu evi sarmıştı.

Önde Ahmet bey, arkasında karısı Safire hanım, onların arkasında da Lokman’ın ağabeyi, ablası, ve Lokman girdiler içeri.

Tokalaşma, tanışma faslı kapıda olduktan sonra salona geçildi.

“Biz büyük bir aileyiz ama sizi de yormayalım diye çekirdek ailemizle geldik!” dedi Ahmet bey.

“Hoş geldiniz, başımızın üzerinde yeriniz var.” dedi Emine hanım, sanki o heyecandan eli ayağı dolanan kadın o değil gibi, soğukkanlı ve dik duruyordu. Lokman ile Semiha göz göze geldikçe, Nurgül gülümsüyordu. Lokmanın ablası Gülistan ile ağabeyi Merdan sessizdiler. Çocukla zor olur diye Hüsman’ı da getirmemişlerdi.

Lokmanın getirdiği çiçeklerle, gümüş tepside çikolatalar salondaki masanın üzerine konuluverince, Nurgül hemen bir vazo bulup, çiçekleri yerleştirdi.

“Eviniz çok güzelmiş, sağlıkla oturun” dedi Safire hanım konu açmak için.

“Rahmetli beyim sağ olsun, zamanında almıştı da başımızı sokacak bir yerimiz var çok şükür!” dedi Emine hanım.

Bakkaldan, işlerden biraz konuşulduktan sonra, Safire hanım aslında nasıl koşturmalı günler yaşadıklarını ama Lokman’ın da işini duyunca çok sevindiklerini, her şeyi hayırlı ve güzel olmasını dileyerek söyledi.

“Amin!” dedi Emine hanım

“Çocuklar zaten birbirlerini tanımış sevmişler” diye konuya girdi Ahmet bey lafı gelince. O sırada Semiha ve Nurgül mutfakta kahve pişirme telaşındaydılar. Kulakları salonda konuşulanda olduğu için Ahmet bey beklediklerinden erken konuya girince iyice telaşe kapıldılar. Kızlar kahvelerle geri gelince Ahmet beyin sözü yarım kalmış oldu, fincanlar alındı, ilk yudumlar höpürdeterek çekildi ve Ahmet bey yeniden girdi konuya.

Daha Emine hanım ile Mustafa ağızlarını açamadan, Safire hanım kocasından devraldı lafı.

“Nişanı, düğünü biz yapacağız, size hiç yük olmayacağız. Adetiniz neyse onları da yerine getireceğiz ki zaten hemşeriyiz ortak adetlerimiz var. Tabi daha zaman var bunları konuşmak için erken ama içiniz rahat olsun diye söyleyeyim istedim”

“Sağ olun” dedi Emine hanım sonra konuşsun diye oğluna baktı.

“Biz de üzerimize düşeni elbette yapacağız” dedi Mustafa boğazını temizleyerek, aslında böyle zamanlarda ne konuşulur, ne yapılır bilmediği için esnaftan biraz akıl almıştı gelmeden.

“Semiha bizim kıymetlimizdir, o okusun diye hepimiz arkasında durduk. Biz de kız da erkek de kıymetlidir!”

“Bizde de öyledir gözünüz arkada kalmasın” dedi Ahmet bey, “Zaten çocuklar okullarını bitirene kadar evlenmeyecekler diye kendi aralarında da konuşmuşlar. Doğrusu da bu. Biz adını koyalım, sizi tanıyalım diye geldik”

“O zaman kardeşim de istiyorsa” dedi Mustafa Semiha’ya bakarak. Semiha kıpkırmızı olunca devam etti konuşmaya “Bize de hayırlı olsun demek düşer, değil mi anacığım.”

“Öyle, hayırlı uğurlu olsun inşallah. Allah tamamına erdirsin” dedi Emine hanım.

“Allah tamamına erdirsin” diye tekrarladılar Ahmet bey ve Safire hanım.

Çocuklar kalkıp elleri öpünce, Ahmet bey de “İzin verirseniz en büyük olarak çocukların yüzüklerini ben takayım!” deyince

Gülistan’ın torbasından küçük işlemeli saten bir yastıkla kurdele ile bağlanmış söz yüzükleri çıkarıldı. Dualar edildi, kurdele kesildi ve söz tamamlanmış oldu. Öpüşmeler, gülüşmeler eşliğinde bu kez ikramlara başlandı.

İki aile yabancılıklarını atmaya çalışarak bir iki saat daha oturduktan sonra da vedalaşıp kalktı Lokman ve ailesi.

“Biz de bekliyoruz inşallah, Lokman gelir alır sizi!” dedi Safire hanım giderken, “Madem artık aile olduk, nikah olana kadar gidip gelebiliriz siz de isterseniz!”

“Tabi, inşallah!” dedi Emine hanım ve ayrıldılar.

Semiha ve Lokman yüzükler de takılınca hiç ayrılmak istemediler ama aileler olmadan artık rahatça görüşebilecekleri için hasretle bakışarak ayrıldılar.

Onlar gidince, “Haydi hayırlı olsun!” diyerek dükkana geri döndü Mustafa, Emine hanım ile kızlar da artan dünyanın hazırlığını tabaklarına doldurup, bir posta daha çay demlediler, akşama kadar aile, nişan, düğün hakkında konuşup durdular. Ev yiyecek dolu olduğundan, Mustafa’ya da aynı tabaktan hazırlandı akşam gelince. Zaten pasta, börek yemek canına minnet olan Mustafa’da doya doya yedi televizyon karşısında. Ertesi gün dükkanda yemek için de paket hazırlattı kız kardeşine.

O yaz bitmeden Merdan’ın düğünü yapıldığı için Semiha ve ailesi de davet edildi düğüne. Emine hanım, gitmek uygun olur mu olmaz mı karar veremese de, Safire hanım, oğluyla gönderdiği davetiyeden ayrı, arayıp mutlaka bekliyoruz, misafirimiz olacaksınız gece de dönmeyin eğlence geç biter deyince mecburen gitmek zorunda kaldılar. Lokman gelip akşam aldı onları, gece de konağın misafir evinde ağırlandılar.

Düğün Merdanların konağında yapıldı. Eğlenceler, oyunlar, ikramlarla çok gösterişli, güzel bir düğün oldu. Nurgül sürekli, Semiha’ya eğilip, “Seninki de böyle olacak abla baksana masal gibi” dedi durdu. Erkekler ile kadınlar ayrı eğlendiklerinden Semiha ve Lokman düğün zamanı fazla görüşemediler. Ancak ertesi sabah Safire hanım yeni dünürlerini kendi konaklarında kahvaltıya alınca, bolca görüştüler. Küçük kardeş Hüsman ile de tanıştılar. Öğlen kahveler içildikten sonra da izin isteyip ayrıldılar konaktan.

Lokman yine evlerine kadar getirdi onları. Emine hanım da çok etkilenmişti düğünden ve ailenin zenginliğinden. Kızını iyi yere verdikleri için çok mutluydu. Sadece zenginlik değil, Ahmet bey de Safire hanım da, çocukları da çok düzgün insanlardı.

(devam edecek)


Gülseren Kılınç ile arkası yarın hikayeleri sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Yorum bırakın