Kör Kurşun – Bölüm 4

Semiha dördüncü sınıfa başlamadan önceki yaz döneminde Lokman yaz tatilinde de görüşmek isteyince, mecburen ağabeyine ve annesine de konuyu açmak zorunda kaldı. Emine hanım çocuğun niyeti ciddi mi diye hemen sorguya geçse de, kızına Midyat’lı bir ağanın oğlunun talip olmasına da sevinmişti aslında. Zaten kardeşi için hep daha iyisini isteyen Mustafa’da sevindi bu habere ama o da annesi gibi oğlanın asıl niyetini merak ediyordu. Lokman o yaz henüz ailesine bir şey söylememişti çünkü ablasının istemeye geleceklerdi. Evdekiler, özellikle de babası düşkün olduğu kızını isteyenleri önce bir araştırmak istemiş, netice iyi çıkınca da kızı da istiyorsa vermeyi kabul etmişti. Eskinin ağaları gibi bir adam değildi Lokman’ın babası Ahmet bey, ailesine, çocuklarına önem verirdi. Büyük oğlu da okumak istese onu da üniversiteye yollardı ama Merdan istememişti. Merdan’da nişanlanmıştı yaz gelmeden, arkasına kız kardeşi Gülistan’ın da istemesi girince, ailenin aklı fikri düğün telaşlarına kaymıştı. Lokman’da bu karmaşanın içinde bir kız arkadaşı olduğunu diyememiş, önce Semiha’nın ailesi ile de tanışıp sonra konuyu babasına açmaya karar vermişti.

Üçüncü sınıfın bittiği yaz Lokman iki kez geldi Akçakale’ye. Birinde dükkana gelip Mustafa ile tanıştı, ikincisinde de Emine hanım da görmek istediği için evlerine geldi. Semiha hayatında ilk kez erkek arkadaşı olduğu ve onu ailesiyle tanıştırdığı için çok heyecanlanmıştı. Mustafa olanca uysallığı ile meraklarına rağmen çok iyi karşıladı Lokman’ı bir kaç saat dükkanda oturup sohbet ettiler, sonra Semiha ile Lokman gözden uzaklaşmadan dükkanın önünde oturdular iki saat daha ve Lokman ayrıldı yanlarından. İkinci de oğlundan dinledikleri olumlu haberler üzerine oğlanla tanışmak isteyen Emine hanım sayesinde oldu. Semiha, Lokman’ın gelip annesi ile tanışmaya sıcak bakıp bakmayacağından emindi değildi ama Lokman beklediğinden daha heyecanlı ve iyi karşıladı bu fikri ve hemen ertesi gün çıkıp geldi evlerine.

Girer girmez Emine hanımın elini öptü, eli de boş gelmemiş, bir kutu tatlı yaptırıp getirmişti. Semiha ile Nurgül mutfakta “Tatlısı ile gelmiş, sanki isteyecek hemen” diye kıkırdaşıyorlardı.

Emine hanım ise daha mesafeli durmayı tercih ediyordu daha bir sene okuyacaklar sonra Lokman bir aylığına da olsa askere gidecekti. Başında babası da olmayınca öyle kolay değildi kız vermek. Dahası oğlanın niyeti evlenmek mi daha onu anlamamıştı.

Önce Lokman’ın kimlerden olduğu ile ilgili epeyce sorular sordu. Lokman gayet efendi bir şekilde hepsini cevapladı. Sonra Semiha’nın gözlerinin büyümesine aldırmadan pat diye konuya giriverdi.

“Bak oğlum, beyim vefat etti, geldin ailemizi tanıdın. Daha çok gençsiniz, hayat ne getirecek belli değil. Benim kızım kıymetlimiz söylemeye gerek yok, senin ailen için de sen kıymetlisin belli ki. Arkadaşlık iyi hoş ama böyle gelip gideceksen, mahallede laf söz olur, babaları başlarında değil kızları geziyor derler. Bizim de düşünmemiz gereken bir durumumuz var. Daha bir yıl okuyacaksınız. Senin niyetin ne baştan söyle biz de ona göre durumu bilelim!”

Lokman, Semiha’nın yüzünde şaşkınlığı ve tedirginliği görüp, gülümsedi. Ailesinin ağabeyi ve ablası için düğün hazırlıkları içinde olduğunu anlattı önce, “Kaygınızı anlıyorum” dedi nazikçe, “Ama bilin isterim ki niyetim ciddi, kızınıza çok değer veriyorum. Eğer sizi çok huzursuz ettiysem özür dilerim, babama açılır, dilerseniz bizim de yüzüklerimiz takılsın diye konuşurum.” deyince Emine hanımın yüzüne bir rahatlama yayıldı.

“Yani ailenin durumunu anlıyorum, hayırlı uğurlu olsun, güzel telaşlar bunlar. Ama senin de dediğin gibi böyle görüşmeler olacaksa, bir adı olsun isterim ben de. Sana kızımı gönül rahatlığı ile emanet edebileyim.”

“Tamam efendim, anladım” dedi Lokman, “Size söz veriyorum babamla konuşacağım bir adını koyacağız kısa zamanda!”

Semiha’nın kalbi yerinden çıkacaktı neredeyse, daha bir evlilik teklifi almamıştı ama annesi daha ilk görüşte konuyu bağlayıvermişti hemen.

Lokman yine el öperek ayrıldı yanlarından ve en kısa zamanda ailesi ile geleceğini söyledi.

Emine hanım da ciddi bir yüz ifadesiyle “Bekliyoruz evladım haber et yeter!” dedi gönderirken.

“Anne ne yaptın sen?” dedi Semiha ağzı kulaklarındaydı bir yandan, Lokman çıkarken konuşma fırsatı da bulamamışlardı ama Lokmanın annesine verdiği cevaplar o kadar hoşuna gitmişti ki, ikisi konuşmasa da niyetinin ciddi olduğunu böylece anlamış oldu

“Ne yapılması gerekiyorsa onu yaptım!” dedi Emine hanım mağrur bir şekilde.

“İyi, hoş çocuk eyvallah! Ama bir yıl daha gelip gidecek, gezip, dolaşacaksa bunun bir adı olması lazım kızım. Oyalamasın seni de bizi de. Bizim mangalda kokmuş etimiz yok, gül gibi kızımız var. Baban olsa o benden de sert konuşurdu.”

“Abla çocuk ailesi ile gelecek, gelin gidiyorsun!” dedi Nurgül sevinçle, “Çok da yakışıklıymış sahiden!”

“Yakışıklıkla devran dönmüyor küçük hanım, aklınızı başınıza toplayın!” dedi Emine hanım da ağırlığını koyarak.

“Emine anne, Semiha ablam da dünya güzeli, bak şu kaşa göze, esmerin en güzeli vallahi. Çok yakışmıyorlar mı birbirilerine.” dedi Nurgül neşeyle konuşmaya devam ederek.

“Bak sen cimcimeye!” dedi Emine hanım gülerek, “Darısı sana olsun inşallah, kıymetinizi bilecek yerlere düşün ikinizde. Kolay değil evlilik bu zamanda öyle, kimin iyi, kimin kötü olduğu da belli değil. Varlıklı, iyi çocuk ama mutlu edecekse kızımı beri gelsin, yoksa bozulsun!”

“Amin!” dedi Nurgül içten bir şekilde. Semiha heyecan ve mutluluktan yere göğe sığmıyordu. Evde biraz daha kalıp, hem belki Lokman arar diye, hem de dükkanda olan ağabeyine müjdeyi vermeye koşa koşa dükkana gitti.

“Annem beğenmiş bence!” dedi Mustafa, “Yoksa daha sert konuşurdu, baksana ailen gelsin demiş doğrudan!”

“Ay çok heyecanlıyım” diyordu Semiha bir yandan da arar mı, mesaj atar mı diye telefonunu kontrol ediyordu sürekli.

“Semiha bak okulu bitirin öyle tamam mı?” dedi Mustafa ciddileşerek, “Aileler araya girdi evlendik falan yapma bak bozuşuruz sonra!”

“Yok ağabey!” dedi Semiha mutlulukla, “Olur mu öyle şey, ikimiz de okulu bitireceğiz önce!”

Lokman, Emine hanımla konuştuktan sonra mecburen babasına açılmak zorunda kaldı döndüğünde. Ahmet bey, Merdan ile Gülistan’ın hayırlı işleri ile uğraşırken bir de Lokman’ın ki çıkınca şaşırdı biraz.

“Az daha bekleyemedin mi oğlum!” dedi gülümseyerek, “Hangi birinize yetişsin bu baban!”

“Baba sadece tanışma söz olacak, zaten okul bitince evleneceğiz. Annesinin içi rahat etsin diye!” dedi Lokman hemen.

“Tamam annenle konuş, da kadıncağızı arasın gün belirlesinler madem!” dedi Ahmet bey, “Ama önce kimlerdenmiş tam söyle ben bir araştırayım!”

“Çok iyi bir aile baba, babaları rahmetli olmuş ama ağabeyleri var başlarında, görünce anlayacaksın sen de, dünya iyisi hepsi”

Ahmet bey yine de yaş tahtaya basmak istemiyordu, karısı, Emine hanım ile konuşmadan önce hemen haber salıp araştırttı aileyi. Lokman’ın dediğinden daha iyisi geldi haber olarak araştıranlardan.

Lokman’ın annesi Safire hanımın da iki ayağı bir pabuca girdi böylece. Bir yandan büyük oğlunun düğün hazırlıkları, bir yandan kızının nişan hazırlıkları şimdi bir yandan da Lokman’ın sözü girmişti devreye.

“Babana, sana kolay tabi söylemesi. Sıraya girdiniz peş peşe!” dedi gülümseyerek ama evlatlarının evlenip mutlu olmasını o da çok istiyordu. Kocasıyla çok iyi bir hayat yaşamıştı, Allah var Ahmet bey hiç ezmemiş, ezdirmemişti onu kimseye. Evlatlarını da en iyi şartlarda büyütmüşler, karısı yorulmasın diye köylüden yardımcılar gelmişti eve. Bir tane daha erkek çocuk vardı geride, Hüsman. O daha orta okula gittiği için hayırlı iş sırasına girememişti neyse ki büyükleri gibi.

Kocasından onay gelince, aradı Emine hanımı. Telefonda görüşecekleri günü belirlediler. Hem tanışma hem de çocukların yüzüklerini takma niyetiyle diye belirtti güzelce.

(devam edecek)


Gülseren Kılınç ile arkası yarın hikayeleri sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Yorum bırakın