Kör Kurşun – Bölüm 3

Semiha üniversiteye başlayana kadar yaşamında olup bitenler böyleydi. Babasının ölümünün ardından Nurgül’ün de hayatlarına dahil olması ile yeni bir döneme girmişlerdi.

Üniversitenin ikinci yılında ise Semiha’nın yaşantısına yepyeni biri girdi Lokman. Lokman’da semiha gibi bölgenin insanıydı. Midyat’lı bir toprak ağasının üçüncü çocuğuydu. Ondan büyük olan ağabeyi, babası ile toprak işlerine girince, Lokman farklı bir şey yapmak istemiş Turizm okumaya karar vermişti. Ablası Songül ise Semiha ve Lokman tanıştıklarında henüz bekardı.

Lokman, Semiha’dan iki yaş büyüktü ama üniversite sınavını ancak üçüncü girişinde kazandığı için aynı sınıftaydılar. İlk yıl birbirlerini fark edememiş olsalar da, ikinci yıla başladıklarında Lokman, Semiha’yı ilk yıl sınavlarda en yüksek notları alan öğrenci olarak gösterildiğinde fark etti. Semiha okuldan çıkar çıkmaz, dükkana ağabeyine yardıma gittiği için okulun sosyal alanlarında fazla gözükmüyor, sadece derslere girip, koşturarak dükkana gidiyordu. Lokman ise ona göre çok daha sosyaldi. Bölümdeki hemen herkesle bir iletişim kurmuş, Semiha ile ilk sene neredeyse hiç konuşmamışlardı. Yaşamı ve heyecanı seven Lokman ilk sene onu fark etmemiş olmasının nedenini bölümün çalışkan ve silik tipleri arasında olmasına bağlıyordu içinde ama elbette Semiha’nın yüzüne karşı bunu hiç söylememişti.

İkinci sınıfın başlarında, Lokman’ın etrafındakiler Semiha’nın varlığından söz etmeye başlayınca, Lokman’ da bu kızın kim olduğunu merak etti. Bir önceki yıldaki başarısından dolayı herkes onun ders notlarına ulaşmak istiyordu. Semiha’yı ilk gerçekten gördüğünde, yakın arkadaşı Muzaffer dersten sonra onu yakalayıp not istemesi ile gerçekleşti. Semiha hemen fırlayıp gittiği için Muzaffer girmedikleri o dersin bitiş saatinde bölümün kapısının önüne dikilip beklemeye karar vermişti. Lokman’da kızı merak ettiği için peşine takılıp onunla gelmişti. Bölümde her ders için devam mecburiyeti olmadığından, sık sık dersleri asıp, grupları ile bahçede ya da okula yakın yerlerde takılıyorlardı. Lokman ağa çocuğu olduğu için parasının çok olduğunu bilen bir sürü arkadaşı vardı ve başka illerden gelip de, biraz rahat yaşamak isteyenler çevresini çoktan sarmıştı.

Dersin sona ermesinin ardından Semiha kapıdan ilk çıkanlardan oldu. Onun kim olduğunu Lokman’dan önce keşfeden Muzaffer, Semiha kapıdan çıkar çıkmaz karşısına dikildi.

“Semiha selam, beni hatırladın mı?” dedi hemen.

Semiha, delikanlının yüzüne baktı ama bölümde arkadaşlık fazla kurmadığı için tanıyamadı.

“Ben Muzaffer daha önce bir kez konuşmuştuk. Şey, bu dersi kaçırdık da! Acaba ders notlarının fotokopisini çektirebilir miyiz?”

İkinci sınıfa başladıktan sonra arkadaşlarının ders notu istemesine alışık olan Semiha, saatine bakıp, “Tamam ama çabuk olun!” diyerek elindeki defteri Muzaffer’e uzattı. Muzaffer defteri kapar kapmaz, “Siz bekleyin ben çektirip geleyim!” diyerek hızlı adımlarla Lokman ve Semiha’nın yanından uzaklaştı.

“Ben de Lokman!” dedi Lokman Muzaffer’in gidişinden fırsat bularak.

Semiha bakıp gülümsedi.

“Midyat’lıyım!” dedi Lokman muhabbet ilerlesin hem de buralı olduğunu anlasın diye.

“Sahi mi? Ben de Akçakale’liyim!” diye yanıtladı Semiha.

“A ne tesadüf ikimiz de buralıymışız, bölümde pek yok! Sen de benim gibi memleketin turizm kısmına mı takılmaya karar verdin yoksa?”

“Evet aslında öyle! Ailem de esnaflık var zaten!”

“Benim babam da ağa ama benim gözüm toprakta değil!” diyerek hafifçe böbürlendi Lokman.

“Evet, senin şansın benden fazla görünüyor! En azından babanın daha çok imkanı var!”

“Senin baban ne iş yapıyor?”

“Babamı kaybettik, bir bakkal dükkanımız var, ağabeyim işletiyor!” diye yanıtladı Semiha

“Ah çok üzüldüm gerçekten! Başınız sağ olsun!” dedi Lokman hemen

“Teşekkür ederim!”

“Seni fazla görmedim geçen yıl, okuldan sona pek takılmıyorsun herhalde!”

“Hayır, ağabeyime yardım için dönüyorum!”

“Vay canına, seni gerçekten takdir ettim! Bizim buralardan senin gibi bir kızın çıkması gurur verici!”

Semiha kız, erkek ayrımına gönderme yapıldığını düşündüğü için diklendi hemen

“Ne demek istiyorsun kız veya erkek fark eder mi?”

“Hayır yani o anlamda söylemedim ama biliyorsun işte, kızlar günümüze kadar pek değer görmediler buralarda. Seni de aileni de takdir ettim!”

“Teşekkür ederim!” dedi Semiha tekrar.

Onlar konuşurken fotokopileri çektiren Muzaffer soluk soluğa gelip verdi Semiha’nın defterin, o da çantasına koyduğu gibi vedalaşıp ayrıldı yanlarından.

“Bizim buralıymış bu kız baksana!” dedi Lokman o gider gitmez, “Baya da hoş bir kızmış ben nasıl fark edememişim!”

“Hadi oradan her kuşun eti yenmez! Yürü arkadaşların yanına gidelim de Semiha’dan not kaptığımızı söyleyelim. Yarın da başkası gelsin alsın! Arsız gibi görünmeyelim!”

“Ne alaka oğlum, kız benim hemşerim diyorum! Ben gelirim yarın not istemeye! Bana verir!”

Muzaffer gülümsedi cevap vermedi. Birlikte arkadaşlarının yanına döndüler ve ertesi gün Lokman tek başına geldi bölümün kapısına. Semiha onu görünce anladı gene not istemeye geldiğini.

“Acaba derslere mi girseniz her gün burada dikileceğinize!” dedi görür görmez.

“Gireceğim.” dedi Lokman gülümseyerek, “Senin başarını görünce, özendim doğrusu. Bu günlük notlarını alayım yine ama yarından itibaren seninle derse girip, nasıl bu kadar iyi not tutup başarılı olduğunu da görmek istiyorum açıkçası. Babama toprak yerine turizmi seçişimi destekletmem lazım. Notlarım henüz çok yüksek değil!”

Semiha gülümsedi, “A desene sana iyi örnek olmuşum!”

“Evet hemşerimin azmini görünce etkilendim doğrusu, madem aynı mesleği yapacağız, bakarsın birlikte bir iş kurarız gelecekte. Fena mı olur, memleket faydalanır!”

“Tamam, tamam!” dedi Semiha defteri çıkarıp, onunla birlikte gitti okulun içinde fotokopi çekilen merkeze. Sohbetleri beş on dakika da olsa orada biraz daha ilerledi.

Ertesi gün Lokman gerçekten de söylediği gibi girdi bütün derslere ve sonraki günlerde de. Hepsinde de gelip Semiha’nın yanına oturdu. Arkadaşları kızla tanıştıktan sonra okulun kıymetini anlayan Lokman ile dalga geçse de, o hiç umursamıyordu. Semiha’dan hoşlanmıştı gerçekten. İkinci sınıfta başlayıp ilerleyen arkadaşlıkları ancak üçüncü sınıfın sonlarına doğru sevgili olmaya dönüştü. Semiha, okuldan sonra hemen çıkıp gittiği için Lokman ona istediği kadar yaklaşamamıştı ama her gün birlikte oldukları için en azından ders aralarında sohbetleri ilerlemişti. Semiha’da onun arkadaşlığından hoşlanıyordu ama duygularını henüz ön plana çıkarmak istemediği için kalbindeki kıpırtıları fark etmemiş gibi yapıyordu. Ağabeyi ile annesine değil ama üçüncü sınıfın başında Nurgül’e ondan bahsetmeye başladı.

“Ablacım zaten buralıymış ne güzel işte, evlenirsiniz!” demişti Nurgül hemen olanca saflığıyla.

Semiha kıpkırmızı olmuş ama “Yok canım abartma sen de, ikimiz de buralıyız diye niye evlenelim hemen!”

“E niyesi var mı, memleket aynı, gelecek beklentiniz aynı, buralardan gitmek istemiyorsunuz, e sen de beğeniyorsun belli ki Lokman ağabeyi!”

Aslında Nurgül’ün sözlerinden sonra anlamıştı Semiha’da ona karşı boş olmadığını daha doğrusu kendine itiraf edebilmişti. Sonraki zamanlarda, Lokman ona çıkma teklif edene kadar ikisi fısıldaşıp durdular aralarında. Nurgül ne Emine hanıma, ne de Mustafa’ya Semiha’nın bu tatlı sırrından bahsetmedi.

Üçüncü sınıfın son dönemine geldiklerinde, Lokman, “Semiha ben senden hoşlanıyorum galiba!” dedi pat diye ders arasında. Aynı memleketli oldukları halde, tatil dönemlerinde de hiç görüşemiyorlardı. Semiha’nın telefon numarasını da almıştı ama aramaya çekiniyordu. O yüzden duygularını açıp, artık aralarında bir ilişki olsun, okul dışında da görüşsünler istemeye başlamıştı.

“Galiba derken?” dedi Semiha aslında kalbi pır pır atmaya başlamıştı.

“Galiba değil!” dedi Lokman hemen gülerek, “Ben seni göremeyince özlüyorum. Sen yokken hem seni düşünüyorum. Yani galiba değil, kesin senden hoşlanıyorum, hatta neredeyse aşığım bile diyebiliriz!”

Semiha mahcup mahcup gülümsedi sadece ama o konuşmadan sonra Lokman elini tutunca da geri çekmedi.

(devam edecek)


Gülseren Kılınç ile arkası yarın hikayeleri sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Yorum bırakın