Mustafa telaş ve korku içinde tüm resimleri bahçenin diğer ucuna taşıdıktan sonra, Gültekin ile bir gün önce karar verdikleri gibi evin tadilat görmeyecek deposunun anahtarını cebinden arayıp buldu. Orası çalışma alanından uzak ve kuru bir yer olduğundan resimler kargo yapılana kadar orada güvende olacaktı. Resimler için sitede belirtilen gönderim zamanına on beş gün vardı. Handan’ın kendi resimlerinin yetişmeyeceğinden endişe etmesinin nedeni de buydu. Kargo için verilen zaman sadece iki haftaydı ve bu iki hafta içinde resimleri kargoya vermemiş olursa yarışmaya katılma hakkını kaybedecekti. Seren her bir resmi bir defada yapıp bitirmek yerine, her biri üzerinde sırayla çalışıyordu. Aslında bitmeleri için bir kaç küçük dokunuş kaldığını Handan anlamadığı için hiç biri tamamlanmış gibi duran resimlerin yetişmeyeceği paniğine kapılmıştı.
Seren sabah uyandığında o gün bahçeye çıkmak istemediğini ve odada çalışacağını söyledi. Mustafa resimleri aldığı için işleri halletmeden gelmeyecekti. Seren de içeride kalıp uzun zamandır ne olup bittiğini biraz takip etmeye karar verdi. Dilek ve Handan onun dinleyecek kadar aklı başında olduğunu bilmedikleri için kendi aralarında rahat rahat konuşuyorlardı. Bir yandan Handan’ın resimleri için çalışırken bir yandan evin içindeki hareketleri takip etmeye çalıştı ama beklediği gibi bilgiye erişemedi. Ancak bir kaç gün sonra evin içinde çalışmaya devam ederken Hakan’ın sesini duydu ve hemen kulak kabarttı. Hafta sonu ve saat henüz erken olduğundan annesi ve Handan evde ve salonda kahvelerini içiyorlardı.
Hakan’ın geldiğini görünce Dilek ondan haz etmediği için kalkıp odasına çıktı. Seren’i kendi kızı gibi göremediği için onu da damat olarak sevmesi gerekmiyordu. Aksine Handan’ın aklını çelip durduğu için ona kızgındı. Seren ile görüşmeye başladıklarından beri Handan ile bir türlü baş baş başa kalamayan Hakan ise artık sabrı tükendiği için Dilek çıkar çıkmaz hemen sevgilisine sarılmak istedi ama Handan onu iterek elinden kurtuldu.
“Kız kardeşinle evlenmemi istediğinden beri benden uzak duruyorsun? Amacın benden kurtulmak mı merak ediyorum!” dedi Hakan gerilerek.
“Hayır elbette değil ama kız kardeşime evlenme teklif etmeden evdeki çalışanların ikimizi oynaşırken yakalamasını istemezsin herhalde değil mi?”
“Niye umurumda olsun ki, evlendikten sonra görmeyecekler mi sanki?”
“O zaman bu evde yaşayacaksın ve daha farklı çözümler üreteceğiz böyle ortalık yerde değil!” diyerek diklendi Handan.
Seren odasının kapısını aralamış, konuşulanları parça parça da olsa duyabiliyordu. Bu sözleri duyunca beyninden vurulmuşa döndü. Mustafa’nın söylediğinden de fazlası vardı ortada ama nedenini hâlâ anlayamamıştı. Fazlasını duyabilmek için sessizliğini koruyarak kulak kabartmaya devam etse de Hakan, sevgilisinden fırçayı yiyince, daha fazla konuşmadan onun odasına yöneldi. Seren’in hızla sandalyesine geçip fırçasını eline aldığı sırada kapıyı tıklatarak içeri başını uzattı.
“Ah sen mi geldin?” dedi Seren doğal olmaya çalışarak ama içinde yükselen öfke ve hırs yüzünden kalbi hızlı hızlı atıyordu.
“Ne yapıyor yetenekli ressamım bakalım? Dışarı çıkmamışsın bu gün iyi misin merak ettim!” dedi Hakan en sevimli halini takınarak. Sonra sanki her zaman ki halleriymiş gibi, gelip sandalyesinin tam arkasında durdu ve başını eğip onun yanak hizasından çalıştığı resme bakmaya başladı. Seren başını çevirse onunla burun buruna gelecekti. Nefesini neredeyse teninde hissediyordu. Eğer yüreğindekileri serbest bırakacak kadar ona güveni devam etse, başını çevirmek için en ufak bir tereddüt duymayacağını düşününce iyice gerildi ve başını oynatmadan resme bakmaya devam etti. Hakan ondan beklediği yakınlığı bulamayınca, geri çekildi.
“Yorgunsun sanırım, sana masaj yapmamı ister misin?” dedi bu sefer, ona daha yakın olmak için elini çabuk tutmak istiyordu.
“Hayır teşekkür ederim, resimleri bitirmeye çalışıyorum. Rahatsız edilmemek için odaya kapattım kendimi!” diye yanıtladı Seren gülümsemeye çalışarak.
Hakan onun imasını ve sesindeki gerginliği fark edip onu yumuşatmak için farklı taktikler denemeye başlasa da Seren ona şimdi bir şey belli etmemesi gerektiğini biliyordu. Az önce duyduklarının şokunu atlatamadığı için kendini toparlayıp, normal davranamıyordu bir türlü. Ablası neden onu sevgilisi ile evlendirmeye çalışıyordu. Üstelik onunla evlendirip ilişkilerini gizli gizli sürdürmeyi planlıyorlardı. Bunun tek nedeni mirası onun aracılığı ile elinden almak istemelerinden başka bir şey olamazdı. Kazadan sonra avukatla görüşme şansı olmadığından on sekizine girdiğinde mirastan payını alabileceğini bilmiyordu. Bu yüzden neden Hakan’ı kullanmaya çalıştıklarını anlayamamıştı. Emin olduğu tek şey bu planın onun iyiliği için olmadığıydı.
Hakan elinden geleni yapıp ondan yüz bulamayınca, kötü bir gününde olduğunu var sayıp, üzerine gitmeme kararı aldı. Şu lanet resimler bittikten sonra onun dikkatini çekmek daha kolay olacaktı. Hatta o zaman onu alıp dışarı çıkarırsa, Seren’in ona ne kadar minnet duyacağını tahmin etmek zor değildi. Onu romantik yerlere götürüp, sonunda evlenme teklif ederse, kız onu kurtarıcı kahramanı olarak görecekti. Düşüncesinin işe yarayacağından emin bir halde onu yormak istemediğini söyleyerek ayrıldı yanından.
Seren onun fazla uzatmadan çekip gitmesine sevinmişti. Aklı karmakarışık ve geçmeyen baş ağrısı ile resimler üzerinde çalışmaya devam etti. Hakan’ın gittiğini duyan Dilek yeniden kızının yanına indi, “Bu adamdan hiç hoşlanmıyorum Handan!” dedi sinirli sinirli, “Bu evlendirme planına ihtiyacımız olduğundan hiç emin değilim!”
“Anne konuştuk ya ondan kurtulmanın tek yolu bu! Daha doğrusu ikisinden birden kurtulabileceğiz bu sayede!”
“Tamam da biz Seren’i yeniden uyuşturacağız şu resim işi bitince, o zaman bu adamla nasıl evlenecekler söylesene! O ilaçları almaya başladıktan bir hafta sonra yeniden boş boş bakmaya başlayacak! On sekizine girmesine günler kaldı. Eğer onu uyuşturmazsak, avukatı payını yönetemeyecek kadar aklı olmadığına nasıl ikna edeceğiz. Adam o yaşını tamamlayınca yasal süreci başlatmak için kapımıza dayanacak!”
“Uyuşuk olması bizim için daha iyi değil mi, evlenme teklifini kabul etmeyeceğini düşünmenize gerek yok! Avukat geldiğinde de zaten halini görecek, sen de raporu aldıktan sonra bunu düşünmemize gerek kalmayacak!”
“Handan! Bu adam sonra başımıza bela olabilir, ondan kurtulmak için başka bir yol bulamaz mısın? “
“Nasıl bulayım? Bu arada senin şu damat adayın hâlâ aramadı beni? Asıl o aramaz ve o iş olmazsa Hakan başımıza yok yere kalmış olacak! O zaman her iki kızın da beğenmediğin oto kuaförüne kalacak!”
Dilek de, Handan gibi Gönül hanımın oğlunun neden hâlâ ortaya çıkmadığını anlayamıyordu. Gönül hanımın konuşmalarına bakılacak olursa şimdiye çoktan buluşmuş ve tanışmış olmaları gerekiyordu. Kızının söylediği gibi eğer Handan o aileye gelin olmazsa, Hakan riskini boşu boşuna almış oluyorlardı.
“O zaman o ortaya çıkana kadar Hakan olayını askıya alalım!” dedi düşünceli bir sesle.
“Bütün planı Hakan’a anlatıp, onu dahil ettikten sonra bunu nasıl yapacağız acaba? Kız kardeşimle evlenip, mirasın ona kalan kısmını senin yönetmenden vazgeçtik mi diyelim?”
“Of!” dedi Dilek sıkıntıyla ve yakın zamanda Gönül hanımla bir buluşma ayarlamak için telefonunu aldı eline.
Seren içeriden onların sesini duyunca yeniden dinlemeye geçmişti. Neler olduğunu anlamaya çalışıyordu. On sekizine girdikten sonra mirastan kendi payına düşeni alma hakkına mı sahip oluyordu yani? Bunu engellemek için resimleri verir vermez onu yine ilaçlarla uyuşturacaklardı! Hakan ile evlendiğinde de mal varlığını Hakan yönetecekti ama neden kendileri değil de onun yönetmesini istiyorlardı orayı tam anlayamamıştı.
(devam edecek)