“Yılın son sabahından selamlar herkese, şimdiden yeni yılımız kutlu olsun!“
Parla son sınava geldiğinde artık o kadar berbat görünüyordu ki sadece Atlas değil, bir kaç kişi daha fark etti durumunu. Göz altları mosmor olmuş ve şişmişti ağlamaktan. Annesinin geldiği hâl babasının yaptıklarından daha çok üzmüştü onu. Asuman hanım haklıydı belki, sadece şoktan kaynaklı geçici bir durumdu belki de. Ne olursa olsun onu bir doktora götürmesi gerekiyordu. Oysa daha başlarını sokacak bir yerleri bile yoktu. Annesi bu haldeyken sokaklarda kalsalar kim bilir başlarına daha neler gelirdi. Uyuyamıyordu, artık ağlayamıyordu bile. Sürekli midesi ve başı ağrıyor ne yese hemen kusuyordu. Böyle giderse annesine bakacak dermanı da kalmayacaktı ama elinde değildi. İyice çıkmaza düşmüştü. Bu artık son sınav olduğu için kendini zorlayıp gelmişti. Geçmek zorundaydı. Sınıf tekrarı yapacak, okulu bırakacak ya da alttan ders alacak lüksü yoktu. Bir an önce mezun olmalıydı artık.
Atlas son bir kaç gündür onu görmediği için zaten endişeliydi, son halini görünce artık kendini iyice çaresiz hissetti ve koşup girdi koluna. Sanki onu tutmasa yere yuvarlanacakmış gibi hissetmişti ki haksız da değildi.
Parla başını kaldırıp, kolunu tutanın o olduğunu görünce “Hâlâ bana yardım etmek istiyor musun?” diye inledi çaresizce.
“Evet, yalvarırım söyle neye ihtiyacın var! Bir doktora gitmeliyiz sanki önce!”
“Benim değil, annemin doktora ihtiyacı var ve kalacak bir yere!”
“Tamam! Tabi!” dedi Atlas sorunu tam anlamasa da, “Nesi var annenin?”
“Bilmiyorum ama çok ağır bir travma geçiriyor, aklı başında değil! Yarından sonra sokakta kalacağız! Bize bir süre kalacak yer bulabilir misin?” dedi ve ağlamaya başladı artık.
Atlas o kadar üzülmüştü ki, “Halledeceğim merak etme!” diyebildi sadece ve onu sınıfa sokup, her zaman ki yerine oturttu, “Bekle geleceğim!” diyerek dışarı fırladı sonra ve hemen cebinden telefonunu çıkartıp, en yakın arkadaşlarından birini aradı, Cenk’in kuzeni Tolga’nın babası nörologdu ve bir muayenehanesi vardı. Cenk ile işini hallettikten sonra hemen bir başka arkadaşını aradı ve sonra koşa koşa sınıfa geri döndü. Gidip Parla’ya hallettiğini anlatacakken sınav asistanları sınıfa girince mecburen geçip yerine oturdu. Parla’nın göz yaşlarının akmaya devam ettiğini görebiliyordu. Zavallı kız iki büklüm olmuş kağıda odaklanmaya çalışıyordu. Bir yandan telefonla konuşurken bir yandan da toparlansın diye ona ayran almıştı ama asistanlardan önce yetişemediği için verememişti. Parla kağıdını vermek için kalkmaya çalışınca hemen kendi kağıdını aldı ve onun yanına gitti.
“Ne oluyor?” dedi asistan hemen.
“O biraz hasta, kağıdını teslim etmesine yardım ediyorum, buyurun bu da benim ki!” diyerek yarısını cevaplamadığı sınav kağıdını uzattı asistana
“Gidip masaya koyun, geçmiş olsun!” dedi sonra Parla’ya eğilip, onun halini görünce bir şey dememişti zaten. Atlas Parla’nın kolunu boynuna dolayarak ona destek olmaya devam etti ve çıktılar sınıftan.
“Otur şuraya haydi!”, dedi onu koridordaki kaloriferin üzerine oturtarak, sonra elinde tuttuğu ayranı açıp uzattı, “İç şunu!” diyerek ayranı içmesine de yardım etti, “İçerken beni dinle! Bir nörolog ayarladım. Arkadaşım arabayla gelip önce bizi alacak sonra da gidip anneni alırız!”
“Gerçekten mi?” dedi Parla hayretle.
“Evet sana bir ihtiyacın olduğunda bana söylemeni tembihlemiştim değil mi? Yapamayacağım bir şeyi neden söyleyeyim. Daha iyi misin?”
“Evet ayran iyi geldi teeşekkür ederim.”
“Arkadaşım arayana kadar kantine gidelim ister misin? “
“Hayır burada duralım lütfen!” dedi ve Asuman hanımın açacağını bildiği için annesinin numarasını çevirdi hemen ve doktora gidecekleri için annesini giydirmesini rica etti. Kapatınca “Komşumuz!” diye açıkladı Atlas’a, “Bir kaç gündür bizi evine aldı ama yarın kocası geleceği için ayrılmak zorundayız!”
“Bana açıklamak zorunda değilsin!” dedi Atlas onun ne kadar zor durumda olduğunu anlatmasına gerek yoktu, son on günde yaşadığı değişim kaldıramayacağı şeyler olduğunu gösteriyordu zaten. Annesinin doktora gidebileceği haberi onu rahatlattığı için kaloriferin sıcağı ile gevşedi iyice, ayran da uykusunu getirdiğinden beklerken içi geçti ve başı önüne düşüverdi. Atlas onun bayıldığını sandığı için endişelendi önce ama uyduğunu anlayınca düşmesin diye yanına oturup sarıldı beline ve başını kendi omuzuna dayadı. Sınavdan çıkan arkadaşları onları görünce kıkırdayıp geçiyorlardı yanlarından. Atlas’ın ona olan ilgisini ve nişanlıyız söylemlerini ve karşılığında Parla’nın onu azarlayıp uzak durduğunu bildikleri için sonunda kavuştuklarını sanıyorlardı. Parla’nın saçları yüzüne döküldüğü için uyuduğunu anlamamıştı kimse. Atlas’ın arkadaşı geldiğini haber vermek için arayınca sıçradı Parla ve kaldırdı başını. Hemen dışarı çıkıp arabaya bindiler.
“Bu Tolga, en yakına arkadaşımın kuzeni, bu da Parla okul arkadaşım!” diye onları tanıştırdı Atlas ve hemen Ayşegül hanımı almak için eve gittiler. Atlas daha önce onu eve kadar takip ettiğini anlamasın diye Parla yolu tarif ederken hiç karışmadı.
“Yaşar evladım annenler nerede keşke onlar da gelseydi!” dedi Ayşegül hanım arabaya biner binmez. Atlas bozuntuya vermeden yanıtladı hemen “Annemler de akşama gelecekler teyzeciğim!”
“Aman ne iyi olur, özledim epeydir görüşmedik!” dedi Ayşegül hanım ve araba hareket edince başını çevirip dışarıyı seyretmeye başladı.
Parla doktorun yanına annesiyle yalnız girdiğinden, Tolga ve Atlas dışarıda bekliyorlardı. Tolga “Kız arkadaşın mı?” diye sorunca Atlas hemen “Nişanlım!” diye yanıtlamıştı. Muayene sona erince, Yücel bey Atlas’ı da içeri çağırdı. Cenk amcasını ararken arkadaşımın nişanlısının annesi dediği için söyleyeceklerini Atlas’ın da duymasının iyi olacağını düşünmüştü. Parla yaşadıklarının özetini doktora anlattığı, Atlas’ta durumlarının bildiği kadarını özetlediği için, Ayşegül hanımı bir arkadaşının açtığı kliniğe gönderecekti. Yaşadıkları yüzünden kafası çok karışmıştı, gönderdiği klinikte ona iyi bakacaklarına inanıyordu. Kliniğin sahibi Yücel beyin sınıf arkadaşı Burak beydi ve onu arayıp Ayşegül hanımı alabileceklerinin teyitini almıştı.
“Ben şimdi bu kliniği karşılayamam ama!” dedi Parla mahcup bir şekilde.
“Tamam sorun değil!” dedi Atlas.
“Tabi hiç sorun değil, Atlas bizim aileden sayılır!” dedi Yücel bey, “Atlas oğlum hiç oyalanmadan gidin bence, Ayşegül hanım da bir an önce sağlığına kavuşsun inşallah!”
“Annenin eşyalarını almak için eve uğramak ister misin?” dedi Atlas Yücel beyin yanından çıkınca, Tolga onları kliniğe de götüreceği için yanlarından ayrılmıyordu.
“İyi olur, orada kalacaksa eşyalarına ihtiyacı olacaktır!” dedi Parla ve gerisin geri Asuman hanımın evine döndüler.
Atlas yolda Parla’nın da eşyalarını alıp inmesini söylediği için artık robot gibi her söylenileni yapan Parla hiç sorgulamadan, Asuman hanıma veda edip, zaten açmadıkları çantaları alıp aşağı inmişti. Asuman hanım kapı aralığında elinde iki yüz lira tutuşturup, “Al cebinde dursun, benim de bu kadarcık saklı param vardı!” deyince Parla yine ağlamaya başladı. Ona yardım etmek için evin kapısında bekleyen Atlas’ın içi parçalandı yine.
Ayşegül hanımı odasına yerleştirip çıktıklarında “Akşama ne yapayım?” diye sordu sadece arkalarından, “Kuru fasulye ve pilav!” dedi Atlas elinde olmadan. Gülümseyerek el salladı Ayşegül hanım. Çıktılar. Annesini içeride bırakıp çıkmak iyice sinirlerini bozdu Parla’nın. Orada iyi olacağını Atlas’ın mucize gibi sorunlarını anında çözdüğünü biliyordu ama kendini tutamıyordu bir türlü. Kliniğin merdivenlerinden inip arabanın yanına gelince katıla katıla ağladı yarım saat. Atlas Tolga’ya geleceklerini işaret edip, onu arabanın biraz ilerisine götürdü rahatça içini boşaltması için. Sonra yeniden arabaya bindiler ve Atlas’ın söylediği bir adrese doğru yola çıktılar.
(devam edecek)
Günaydın Gülseren hanım yeni yıl herkese sağlık mutluluk huzur getirmesini diliyorum
BeğenLiked by 1 kişi
Yeni yılínız kutlu olsun
BeğenLiked by 1 kişi
Gülseren Hanım, mutlu bol hikayeli sağlık dolu bir yıl diliyorum size sevgiyle…
BeğenLiked by 1 kişi
❤
BeğenBeğen